Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1047 E. 2025/1792 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1047
Karar No
2025/1792
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1047

KARAR NO : 2025/1792

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/02/2022

NUMARASI : 2021/132 E. - 2022/67 K.

Taraflar arasındaki hisse devrinin tespitine ilişkin davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 22.06.2016 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı neticesinde davalı ...Teknolojileri San. Ve Tic. AŞ'de bulunan ve ... adlı şahsa ait olan hisselerinin tamamını (%50) bedelini ödeyerek devraldığını, bunun pay defterine işlenip yayınlandığını, bu haliyle dava dışı ... ve davacının %50'şer hisse ile şirketin ortağı olduğunu, daha sonra davacının şirket hisselerini devir etmek istediğini yönetim kurulu başkanına bildirdiğini, onun da hisselerin devri için daha öncesinde şirkette müdür pozisyonunda çalışmış ve şirkete katkı sunabilecek olan ... adlı şahsa devir yapılmasını önerdiğini, bunun üzerine davacının şirketteki hisselerini 100.000,00 - TL bedel karşılığında ... adlı şahsa Gaziantep 3. Noterliğinin 14.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu senede bağlanmamış anonim şirket pay devri sözleşmesi ile devrettiğini, davacının bununla birlikte yönetim kurulu görevinden de istifa ettiğini, istifanamesini Gaziantep 3. Noterliğinin 14.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile şirkete bildirdiğini, devir alan şahsın devir aldıktan sonra Kadıköy 32. Noterliğinin 22.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihbarnamesi ile şirketin %50 hissesini devraldığını bildirdiğini, bu sebepten dolayı yönetim kurulunun acil toplanması çağrısında bulunduğunu, ancak bu ihtarnamelerden bir netice alınamadığını, senede bağlanmış çıplak payın alacağın temliki hükümleri çerçevesinde devredilebileceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2014/11-801, K. 2014/891, T. 12.11.2014 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, hisse devrinin hukuka ve usule uygun bir şekilde yapılmasına rağmen devrin davalı tarafından şirket pay defterine kaydedilmediğini, Ticaret Sicil Müdürlüğüne bu hisse devrinin tescil ve ilan işlemlerinin de yaptırılamadığını, davacının hisse devri yapılmış olmasına rağmen halen şirkette ortak görünmesinin kamu kurumlarına ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna sebebiyet verdiğini ileri sürerek, davacının davalı şirkette bulunan %50 hissenin devredildiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; şirketin ... Hizmetleri Ve Telekom Teknoloji Çözümleri AŞ adı altında kurulduğunu, esas sözleşmesinin Eyüp 5. Noterliğinin 04.06.2013 tarih ve ... sayısı ile onaylandığını, şirketin 05.06.2013 tarihi itibariyle kurulmuş olduğunun 10.06.2013 tarihli TTSG'nde ilan edildiğini, şirketin unvanının 22.06.2016 tarihli değişiklik ile ...Teknolojileri San. Ve Tic. AŞ olduğunu, şirketin kurucu ortaklarından ...'e ait %50 hissenin unvan değişikliği ile aynı tarihte davacı tarafından devralındığını, davacının şirket işlerini vekili aracılığı ile takip etiğini, tüm yönetim kurulu toplantıları ve genel kurulların davacının yetkilendirdiği vekilinin katılımı ile gerçekleştirildiğini, şirket işlerinden haberdar olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, 14.03.2019 tarihli hisse devrinin geçerli olmadığını, anonim şirketlerde hisse senedinin ihraç edilmediği durumlarda "hisse devri" işleminin nasıl yapılacağının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nce ticaret sicil memurluklarına gönderilen 18 Aralık 1998 tarih ve TSM-001-251 sayılı Genelgesi ile açıklandığını, buna göre imzaları noter tarafından tasdik edilmiş devir sözleşmesi ile devre muvafakat edildiğini gösteren yönetim kurulu kararının noter tasdikli örneğinin ticaret sicil memurluklarına verilmesi gerektiğini, devre ilişkin müvekkili şirket yönetim kurulunca alınan bir muvafakat kararı olmadığı gibi söz konusu devir işlemi usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilmediğini, bu itibarla davacı tarafından kötü niyetle diğer pay sahiplerinin ön alım hakkına ilişkin talep ve dava hakkı da bertaraf edilmeye çalışıldığını, davalının o dönem sigortalı çalışanı olan ...'a davacı tarafından hisse devri işleminin muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini, devre ilişkin ... tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının dava dilekçesindeki, yönetim kurulu başkanının hisse devri için ...'ı önerdiği yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının şirketin ticari faaliyetleri sırasında şirkete herhangi bir katkı sağlamadığı halde yasal olarak ortak olduğundan şirketin gelirinden faydalandığını, şirket mal varlıklarını kendi şahsi amaçları için de kullandığını, şirketin ticari faaliyetlerinin kötüye gittiği dönemdeki tüm borç ve kredileri, bir diğer hissedar ... tarafından şahsi olarak ödendiğini, halen dahi ödenmeye devam edildiğini, davacı tarafın davalı şirketin içinde bulunduğu mali dar boğazdan tabiri caizse kendini kurtarabilmek adına usulsüz olarak şirket hisselerini dava dışı ...'a devretmeye çalıştığını, ancak devir işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan geçerli kabul edilemeyeceğini, anonim şirket olan tüzel kişiliklerde yapılacak iş ve işlemlerde öncelikli olarak TTK hükümleri uygulanacağını, 491/1 maddesinde "Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin." denildiğini, buna göre anonim şirketlerde hisse senedinin ihraç edilmediği durumlarda "hisse devri" işleminin nasıl yapılacağına Genelgede bahsedilen usule paralel olarak TTK'da pay devri için şirket onayının şart koşulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın, şirket hisse devrinin gerçekleştirildiğinin tespiti istemine ilişkin olduğu, davacının ...Teknolojileri San. Ve Tic. A.Ş.'nin ortağı iken Gaziantep 3.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı senede bağlanmamış Anonim Şirket pay devri sözleşmesi ile 14.03.2019 tarihinde 100.000,00-TL değerindeki hisselerinin tamamını dava dışı ...'a devretmştir. Devir hususunun, TBK 184. Maddeye göre pay bedellerinin tamamı ödenmiş ve pay senede bağlanmamışsa çıplak payın devri alacağın temliki hükümlerine göre yazılı şekilde yapılmalıdır. Pay bedellerinin tamamı ödenmiş paylarda alacağın devri tasarruf işlemi olduğu için devir ile çıplak pay devralana geçmektedir. Çıplak payın devri ile kazanmada, aslen kazanmada olduğu gibi ticaret siciline tescil zorunluluğu yoktur. Pay defterine kayıt açıklayıcı nitelik taşımaktadır. Fakat pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için pay defterine kaydı gerekir. Bedeli tamamen ödenmiş çıplak paylarda devir sözleşmesi ile bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak paylarda şirketin onayı ile çıplak pay devren kazanılmaktadır. Anonim şirketlerde gerek çıplak payın devrinde gerekse nama veya hamiline yazılı senetlerin devrinde ticaret siciline tescile gerek yoktur. Çıplak payın ve nama yazılı pay senedinin devrinde pay defterine kaydedildikten sonra pay sahibi paydan doğan haklarını şirkete karşı kullanma hakkına sahip olmaktadır. Dava konusu olayda ise davalı şirket esas sözleşmesinde bir bağlam kuralı yoktur. Dava konusu payların bedellerinin de ödendiği anlaşılmaktadır. Noterde yapılan devir işlemi ile pay devri gerçekleşmiştir. Muvazaa iddiasına dayanak bir delil dosyada mevcut değildir. Ayrıca davacı sadece hisse devrinin geçerli olduğunun tespiti için bu davayı açmıştır. Elbette davalı şirketin devri kabul zorunluluğu yoktur. Sadece usulüne uygun ( resmi biçimde devrin yapılması ve şirketin ana sözleşmesinde şahsi ya da fiili bir sınırlamanın bulunup bulunmadığı yönünden) tespitine ilişkindir. Yasa gereği şirket satın alanı kabul edebileceği gibi hisseyi ondan satın alabilir ya da 3. Kişinin alması için yönlendirebilir ya da şirketi feshe ve tasfiyeye götürebilir. Bu nedenle davalı savunmaları yerinde görülmeyerek geçerli hisse devrine binaen davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 871309-0 sicil numarası ile kayıtlı olan davalı şirketteki davacıya ait %50 hissenin 14.03.2019 tarihi itibariyle dava dışı ...'a devredildiğinin tespitine, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne 871309-0 sicil numarası ile kayıtlı olan davalı şirketteki davacıya ait %50 hissenin 14.03.2019 tarihi itibariyle dava dışı ...'a devredildiğinin tespitine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; anonim şirketlerde hisse senedinin ihraç edilmediği durumlarda "hisse devri" işleminin nasıl yapılacağının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nce ticaret sicil memurluklarına gönderilen 18 Aralık 1998 tarih ve TSM-001-251 sayılı Genelgesi ile açıklandığını, buna göre imzaları noter tarafından tasdik edilmiş devir sözleşmesi ile devre muvafakat edildiğini gösteren yönetim kurulu kararının noter tasdikli örneğinin ticaret sicil memurluklarına verilmesi gerektiğini, devre ilişkin müvekkili şirket yönetim kurulunca alınan bir muvafakat kararı olmadığı gibi söz konusu devir işlemi usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilmediğini, bu itibarla davacı tarafından kötü niyetle diğer pay sahiplerinin ön alım hakkına ilişkin talep ve dava hakkı da bertaraf edilmeye çalışıldığını, davalının o dönem sigortalı çalışanı olan ...'a davacı tarafından hisse devri işleminin muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini, devre ilişkin ... tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının dava dilekçesindeki, yönetim kurulu başkanının hisse devri için ...'ı önerdiği yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının şirketin ticari faaliyetleri sırasında şirkete herhangi bir katkı sağlamadığı halde yasal olarak ortak olduğundan şirketin gelirinden faydalandığını, şirket mal varlıklarını kendi şahsi amaçları için de kullandığını, şirketin ticari faaliyetlerinin kötüye gittiği dönemdeki tüm borç ve kredileri, bir diğer hissedar ... tarafından şahsi olarak ödendiğini, halen dahi ödenmeye devam edildiğini, davacı tarafın davalı şirketin içinde bulunduğu mali dar boğazdan tabiri caizse kendini kurtarabilmek adına usulsüz olarak şirket hisselerini dava dışı ...'a devretmeye çalıştığını, ancak devir işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan geçerli kabul edilemeyeceğini, anonim şirket olan tüzel kişiliklerde yapılacak iş ve işlemlerde öncelikli olarak TTK hükümleri uygulanacağını, 491/1 maddesinde "Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin." denildiğini, buna göre anonim şirketlerde hisse senedinin ihraç edilmediği durumlarda "hisse devri" işleminin nasıl yapılacağına Genelgede bahsedilen usule paralel olarak TTK'da pay devri için şirket onayının şart koşulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacının davalı anonim şirketteki payını dava dışı üçüncü kişiye devrettiğinin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı; davalı şirketteki % 50 hissesini 100.000,00 - TL bedel karşılığında dava dışı ... adlı şahsa Gaziantep 3. Noterliğinin 14.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu senede bağlanmamış anonim şirket pay devri sözleşmesi ile devrettiğini, ancak davalı yanca devrin pay defterine işlenmediğini ve sicilde ilan edilmediğini ileri sürerek, payını devrettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise; pay devrinin geçerli olmadığını, yönetim kurulunun onayı olmadığı gibi devrin tescil ve ilan da edilmediğini, devir bedelinin davacıya ödenmediğini ve devrin muvazaalı olduğunu savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan ve davacı yanca sunulan Gaziantep 3. Noterliğinin 14.03.2019 tarih ve ... yevmiye nolu senede bağlanmamış anonim şirket pay devri sözleşmesine göre, davacının davalı şirketteki 1000 hissesini 100.000,00 - TL bedel karşılığında dava dışı ... adlı şahsa devrettiği, sunulan surette tarafların imzalarının bulunmadığı görülmektedir. Dosya kapsamında bulunan Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi müzekkeresine ve davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunulan TSG ilanlarına göre; şirketin 05.06.2013 tarihinde 50.000 TL sermaye ile ... ve ... tarafından kurulduğu, davalı şirketi sermayesinin 11.07.2016 tarihli TSG ilanına göre 200.000 TL'ye yükseltildiği, 2000 paya karşılık geldiği, davacının ve dava dışı ...un 1000'er adet ve 100.000,00'er TL bedelli hissedar olduğu, arttırılan sermaye miktarının ortaklar tarafından nakden karşılandığı, davacının ve adı geçen ortağın davacının yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği halen dava dışı ... ile birlikte şirketin hissedarı olarak göründüğü anlaşılmaktadır. Davacı, davalı şirket hissesini dava dışı ...'a devrettiğini, ancak davalının bu devri pay defterine işlemediğini ileri sürerek payını devrettiğinin tespitine karar verilmesini talep ettiğinden şirkete husumet yöneltmesi yerinde olmakla birlikte eldeki davada, pay devrinin gerçekleştiğinin tespiti yapılırken pay devrinin geçerli olup olmadığının da tespiti gerekeceğinden, payı devralanın da bu davada yer alması gerekir. Somut olayda davacı davasını sadece şirkete yöneltmiş, payı devralan dava dışı ... 'e yöneltmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacıya, payı devralana karşı dava açmak üzere süre verilmesi, dava açılması halinde eldeki dava ile birleştirilmesi sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış ve kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 13.11.2025

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1047, K. 2025/1792, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1047-e-2025-1792-k-aa498fc6745b