Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1030 E. 2024/570 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1030
- Karar No
- 2024/570
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1508 KARAR NO:2025/43 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/06/2024 NUMARASI:2022/1030 E. - 2024/570 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin “emtia blok abonman sigorta poliçesi” ile teminat altına aldığı, sigortalısı dava dışı ....ŞTİ. şirketine ait valf cinsi emtianın davalının sorumluluğuna... TIR aracı ile Almanya-Türkiye (Gebze) taşıması sırasında hasarlandığını; Yapılan tespitler gereğince 21.445,00 Euro (asıl alacak) hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini ve TTK m.1472 gereği sigortalısına halef olduğunu, ayrıca sigortalısının hasar nedeniyle üçüncü kişiler üzerindeki haklarını devraldığını; ... şirketinin CMR belgesine göre taşıyıcı/... sıfatı olmasından dolayı davanın yöneltildiğini, emtianın, tır aracının brandasının delik, eski ve deformasyonuna bağlı olarak ıslanmasından dolayı hasar meydana geldiğini, CMR belgesine “34 palet ürün araç içerisinde ıslanmış olup, kolilerde ezilme ve yırtık olduğu tespit edildi” şeklinde hasar şerhi düşüldüğünü; davalının gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması ve ağır kusurlu olması neticesinden dolayı hasarın meydana geldiğini; müvekkili şirketin davalı şirketten olan 22.737,06 Euro alacağına ilişkin başlatmış olduğu ... sayılı dosyasında ki icra takibine karşı itirazının haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin Euro üzerinden devamına; işbu talebin kabul edilmemesi halinde davaya alacak davası olarak devamına, müvekkili şirketin sigortalına yaptığı ödeme tarihinden itibaren alacakları üzerinden kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat için ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Müvekkili şirketin fili taşıyıcı sıfatının bulunmadığını, yüklerin taşınmasının ... firması tarafından yapıldığını, asıl taşıyıcının da bu firma olduğunu, bu şirket tarafından müvekkili şirkete navlun faturası kesildiğini, söz konusu malların müvekkili şirketin himayesine geçmeden doğrudan bu firmanın zilyetliğinde taşındığını ve alıcıya bu firma tarafından teslim edildiğini; bu nedenle müvekkili şirkete bir kusur atfının söz konusu olmadığını; davanın CMR m.32 gereği zamanaşımı süresi içinde açılmadığını; davacının halefiyet iddiasının gerçekleşmediğini, hasarın sigorta güvencesi altında olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini; zararın ve miktarının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, müvekkili şirketin sorumluluğunun CMR hükümlerine tabi olduğunu ve bu hususun bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi gerektiğini, alacağın likit olmadığını;savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı sigorta şirketi tarafından ... Poliçesi ile sigortalısı ... Şti.'ye ait bir kısım emtianın davalı sorumluluğunda Almanya'dan Türkiye'ye kara yolu ile taşınması sırasında hasara uğradığı; hasar nedeni ile davacı tarafından sigortalısına ödenen tutarın rücuen tazmini istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Davacı tarafından dava dışı sigortalısına dava konusu miktar ödendiğinden halefiyet ilkesi gereğince davacının huzurda görülen davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı tarafından mahkememize süresinde sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. Dava konusu taşıma işinin uluslararası kara yoluyla gerçekleşmesi nedeni ile uyuşmazlığın çözümünde CMR hükümlerinin uygulanması gerekir. CMR’nin 32/1. maddesinde sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise üç yıl olarak belirlenmiştir. CMR’nin 32/3. maddesi ile zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukukunun uygulanmasının gerektiği düzenlenmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığa uygulanacak zamanaşımının hesaplanmasında TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup yapılan inceleme sonunda düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda; yükün taşınması sırasında ıslanması veya tenteli araç kullanılmasının pervasızca davranış kusuru için yeterli olmadığı; bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce de bilirkişi raporundaki bu görüşe iştirak edilmiş olup davanın 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiştir.Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154. maddesinde belirlenmiştir. Buna göre borçlu borcunu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa yada rehin vermiş veya kefil göstermişse; alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa; icra takibinde bulunmuşsa yada iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir. TBK'nın 157/2. maddesine göre zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.Takip işlemleri, taraflarca yapılıp takibi bir ileri aşamaya geçiren işlemler olarak tanımlanabilir. İcra müdürlüğünün takibi durdurma kararı zamanaşımını kesen bir işlem değildir. Diğer yandan borcun, borçlu tarafından ikrar edilmesi zamanaşımını keser. (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/451, K. 2022/1718 sayılı kararı) Borçlu tarafından borca itiraz edilmesi de zamanaşımını kesen nedenlerden biri değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2004/2121, K. 2004/11482 sayılı kararı) Dosya kapsamında emtianın antrepoya alınması sırasında 14/12/2020 tarihinde hasarın tespit edildiği; itirazın iptali davasına konu icra takibinin 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde 13/10/2021 tarihinde açıldığı; bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin kesildiği; icra takibinin açılmasından arabulucuya başvuru tarihi olan 17/10/2022 tarihi arasında zamanaşımını süresini kesen başkaca usulü bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. İcra takibinin başlatıldığı tarih ile arabulucuya başvuru tarihi arasında 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine; davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek ..." gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava konusu taşımanın uluslararası taşıma olduğundan uyuşmazlığa CMR Konvansiyonun uygulama alanı bulunduğunu, mahkemenin ilgili hükümleri uyguladığını, icra takibinin CMR 32.maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinde başlatıldığının tespit edildiğini, zamanaşımının kesilmesi ve yeniden işlemeye başlaması noktasında TBK 154 vd maddelerin uygulama alanının olacağını, icra takibinde bulunulduğunda zamanaşımının kesildiğinin açıkça hüküm altına alındığını, somut olayda icra takibi ile zamanaşımının kesildiğini, CMR'de düzenlenen bir senelik sürenin kesilmiş olduğunu, bu sürenin tekrar işlemeye başlaması için TBK 156 veya 157 hükümlerin yer bulmasının gerektiğini, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın TBK 157/2 anlamında alacağın takibine yönelik bir işlem olmadığından yeniden sürenin işlemeye başlamayacağını, iş bu uyuşmazlıkta TBK 157/2 uyarınca zamanaşımının yeniden işlemesine sebep olan kanunda sayılan bir alacak takip işlemi bulunmamakta olduğunu, itirazın iptali davasının süresinde açıldığını, hasarın taşıma aracının brandasındaki yırtık/delik nedeniyle ıslanma sonucu gerçekleştiğini, davalının aracının taşıma için yeterli donanımda olmamasının ağır kusurlu olduğuna işaret ettiğini, CMR 32. madde gereğince üç senelik zamanaşımının dikkate alınması gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ... Poliçesi kapsamında uluslararası karayolu ile gerçekleştirilen taşımadan kaynaklanan hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı sigorta şirketine sigortalı dava dışı ... Şirketinin Almanya'daki mukim şirketten satın almış olduğu ürünlerin Almanya - Gebze arasındaki taşımasını davalı şirketin gerçekleştirdiği, ürünlerin 14.12.2020 tarihinde antrepoya tahliyesi öncesinde Almanya'dan ithalatı yapılan emtianın ıslaklarının tespit edildiği, ıslanma şeklinde hasarlanan 24 palet/470 koli emtianın kapalı sahada bekletildiği, karton kolilerde ıslanmadan kaynaklı ezilme ve yırtılma şeklinde deformasyonlar oluştuğu ve hasar tespiti sonucunda davacı şirket tarafından emtia hasar bedelinin 09.02.2021 tarihinde sigortalıya ödendiği, 13.10.2021 tarihinde davalı şirketten ödenen bedelin rücuen tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun takibe 27.10.2021 tarihinde itiraz ettiği, davacı alacaklının 17.10.2021 tarihinde arabuluculuk sürecini başlattığı, 09.11.2022 tarihinde arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığı, davacının İİK 67.maddesi gereğince 18.11.2022 tarihinde itirazın iptali davasını açmış olduğu, davacının rucüen alacak talebi ile ilgili olarak ... sayılı dosyasında 22.737,06 EURO karşılığı 237.306,70 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla döviz kuru üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, iş bu davada, CMR 32.madde gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, iş bu uyuşmazlıkta üç yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.Mahkemece, rapor ve ek rapor alındıktan sonra yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın zamanaşımına nedeniyle reddine karar verilmiştir.Dava konusu uyuşmazlıkta taşıma, Almanya - Türkiye Kocaeli/Gebze arasında karayolu ile gerçekleştirilmiş olduğundan CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiştir. Taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda kural olarak davadaki talebin bir yıllık süre içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Emtianın 14.12.2020 tarihinde teslim edilmesi nedeniyle zamanaşımı süresi bu tarihte işlemeye başlar ve davanın en geç 14.12.2021 tarihinde açılması gerekir. Davacı tarafça icra takibi başlatılmıştır. İcra takip tarihi 13.10.2021'dir. TBK'nın 154/2 maddesi gereğince, icra takibi zamanaşımının kesilmesine neden olmuştur. Aynı Yasa'nın 157/2 maddesinde zamanaşımının icra takibi ile kesilmesi durumunda alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Somut olayda, takip talebinden sonra alacaklı tarafça takibe ilişkin herhangi bir işlem gerçekleştirilmemiştir. 13.10.2021 tarihinde kesilen zamanaşımı sonrasında yeniden TBK'nın 156/1 fıkrasında belirtildiği üzere zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır.17.10.2022 tarihinde arabulucuya başvurulmuştur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-15.maddesinde, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği düzenlenmiştir. Arabuluculuk süreci 09.11.2022 tarihinde bitmiştir. Süre yeniden işlemeye başlamış ise de arabuluculuğa başvuru tarihi 17.10.2022 tarihine kadar icra takip tarihi olan 13.10.2021 tarihi arasında zamanaşımı süresini kesen herhangi bir işlem gerçekleştirilmemiştir. Takip tarihi ile arabuluculuğa başvuru tarihi arasında bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Dava 17.11.2022 tarihinde açılmıştır.Arabuluculuğa başvuru tarihinde zamanaşımı dolmuş olduğundan mahkemenin davanın zamanaşımı nedeni ile red kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca dava konusu taşıma nedeni ile oluşan zararda taşıyıcıya atfedilebilecek kasti veya bilerek kötü hareket niteliğindeki davranışı mevcut olmadığından, CMR'nın 32. maddesi kapsamında üç yıllık zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır. Davacı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.01.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.