Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2021/790 E. 2024/845 K.

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/790
Karar No
2024/845
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/790

KARAR NO: 2024/845

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/12/2020

NUMARASI: 2020/46 E. - 2020/567 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirketten satın almış olduğu fatura içeriklerinde belirtilen ürünler nedeni ile borcu bulunduğunu, borcun ödenmemesi nedeni ile davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün .. Esas sayılı dosyasında icra takibine başlandığını, itiraz edilmesi nedeni ile takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı yanın müvekkili olan davalı şirketten alacağı olduğu iddiasını somut ve yazılı delillerle ispatlayamadığından usûl ve yasaya aykırı şekilde müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddine, takip konusu edilen tutarın hesaplama gerektirmesi ve likid olmaması sebebi ile müvekkili şirket aleyhine talep edilen icra inkar tazminatının reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının davalıdan alacağı bulunduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) -muayyen- mahiyette bulunduğu gözetilerek; İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak (35.948,33-TL) üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup davanın tarafı olan tacirler arasındaki ticari ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu gerçeği karşısında takibin ticari faiziyle devamına dair... " gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takibe yapılan itirazın iptaline, duran takibin 35.948,33 TL üzerinden ticari faiziyle devamına, asıl alacak olan 35.948,33 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının cari hesap alacağına ilişkin herhangi bir hizmetin verildiğini ispat edemediğini, taraflar arasında temel bir borç ilişkisi veya sözleşmesel bir ilişki bulunmadığını, cari hesaba ilişkin verildiği iddia edilen hizmetin hangi tarihlerde ve nerede verildiğinin belirtilmediğini, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, bilirkişi raporunun mail ve yazışmalar başlıklı incelemede mail içeriklerinin kabulünün mahkemenin takdirine bırakıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte icra takibindeki işlemiş faizi kapsayacak şekilde karar verildiğini, gerekçeli kararda hangi sebeplerle işlemiş faiz bakımından karar verildiğinin açıklanmamasının hatalı olduğunu, cari hesap alacağının vadesinin geldiğinin ve müvekkili şirketin temerrüte düşürüldüğünün ispata muhtaç olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık; davacının cari hesap alacağının olup olmadığı, davacı iddiasının ispat edilip edilemediği, takip konusu faiz alacağına ve icra inkar tazminatına karar verilmesinin isabetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına çok sayıda e -fatura düzenlendiği, sevk irsaliyelerinin mevcut olduğu, bir kısmının imzalı olduğu, faturaların havlu, sabun, çöp poşeti, el sabunu vb temizlik ürünlerine ait olduğu, davacı şirkete ait cari hesap ekstresinin 17.07.2019 tarihi itibariyle 35.948,33 TL olduğu, davalı şirket tarafından 12.07.2019 tarihinde davacı şirket adına düzenlenen mutabakat metninde 35.948,33 TL borç bakiyesine mutabık bulunduklarının ifade edildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 17.07.2019 tarihinde 35.948,33 TL asıl alacak, 1.209,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.158,26 TL alacağın tahsili amacıyla cari hesap kayıtlarından kaynaklanan alacak için ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket tarafından borca ve ferilerinde süresinde itiraz edildiği, davacı şirketin ise İİK'nın 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içeresinde dava konusu asıl alacağı ilişkin olarak itirazın iptali davası açmış olduğu anlaşılmıştır. 21.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin e- defter mükellefi olduğu, davalı şirketin de incelenen dönemde e- defter mükellefi olduğu, davacı şirketin yasal defterlerinde davalıdan olan alacağının alıcılar hesabında takip edilmekte olduğu, takip tarihi olan 17.07.2019 tarihinde davalıdan 35.948,33 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin yasal defterlerinde davacıyı satıcılar hesabında takip ettiği, davalıya ait muhasebe kayıtlarından elde edilen verilere göre, söz konusu ekstrede bakiye yer almamakta olup, taraflarınca oluşturulduğu, buna göre, davalı yasal defterlerinde takip tarihinde davacının 35.948,33 TL alacaklı olduğu, davacı yanca keşide edilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların mutabık olduğu, taraflarca 12.07.2019 tarihinde imza altına alındığı görülen mutabakat mektubunda davalı şirketin 12.07.2019 tarihi itibariyle, mektupta belirtilen 35.943,33 TL borç bakiyede mutabakat bulunduğumuzu bildiririz dediği ve davalı şirketin mutabakat mektubunda kaşe ve imzasının bulunduğu, mutabakat mektubunun davacı şirket çalışanları tarafından davalı şirkete iletildiğini, davalı şirket yetkilileri ve davacı şirket yetkilileri yazışmalarının olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve cari hesap ilişkisine dayalı olarak çalıştıkları, her iki taraf yasal defterlerinin de incelenmek üzere ibraz edildiği ve tarafların yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde yapıldığı, kazıntı ve silntiye rastlanmadığı ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı yanca keşide edilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı ve tarafların mutabık oldukları, takip tarihi olan 17.07.2019 tarihinde davacının 35.948,33.-TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura düzenlenmesi fatura konusu alacağın varlığını tek başına ispata yeterli değildir. Fatura konusu mal bedelinden davalıyı sorumlu tutmak için faturaların tebliğinin ve malların tesliminin kanıtlanması gerekir. Somut olayda, takip konusu cari hesaba ilişkin faturalar, gerek davacı, gerekse davalının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı gibi, taraflarca düzenlenen mutabakat mektubu da mevcuttur. Bu durumda, davacı tarafın takip konusu alacağını ispat etmiş olduğunun kabulü yerinde olacaktır. Ayrıca davacı, takip konusu işlemiş faizi dava konusu yapmamıştır. Davalı tarafın istinaf konusu yapmış olduğu iddiaların yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.841,73 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23.05.2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/790, K. 2024/845, T. 23.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2021-790-e-2024-845-k-25da9f4545df