Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/631 E. 2024/1024 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/631
Karar No
2024/1024
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/631

KARAR NO: 2024/1024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)

TARİHİ: 14.12.2020

NUMARASI: 2018/270 Esas - 2020/360 Karar

DAVA: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin gemi makinalarının imalatı,bakımı ve onarımı hizmetini verdiğini, davalı tarafın maliki olduğu ... isimli gemisinin onarım ve tadilat işlerinin yapılmasının talep edildiğini ve müvekkili tarafından işlemlerin yapıldığını, davalı şirket tarafından 31.990,00 USD faturanın düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davac ı tarafından 31.500,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye alacağın ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 tutarında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili, savunmasında özetle; iş bu dava konusunun ... Gemisi ve donatanı ... Denizcilik ile ilgili olmasının davanın konusunun deniz ticareti hukuku alanında ihtisas gerektiren bir konu olmasının alacağın gemi alacağı olması, alacağın gemi alacağı olması sebebiyle davanın denizcilik ihtisas mahkemesinde görülmesi gerektiğini,bu sebeple davanın görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın ... tarafından ... gemisinde yürütülen tamir ve bakım işini ayıplı ve eksik şekilde ifa edildiğini, İstanbul 17 ATM'nin 2016/14 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de davacı tarafın geminin bakımında salt kusurlu olduğunun tespit edildiğini, geminin N:3 Dizel Jeneratörünün hasarlanması olayında yaşanan hasarın tamirci firma ... Tic. Ltd. Şti 'nin kusurundan kaynaklandığı kanaatine varıldığını, yine davacı ... tarafından hazırlanan gemi bakım raporunda da bu konuyla ilgili olarak yerleştirme aparatının kullanımından bahsedilmediğini, temel bir hataya düşülerek müvekkili şirketin zarara uğratıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini ve davalının %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamı itibariyle, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında gemi tamir ve bakımını konu alan, 2015 yılı Ağustos ve Eylül aylarında eser sözleşmelerinin akdedildiği, geminin klas kuruluşunun onayından geçip sörvey ve bakım onarımlarının tamamlanması sonrasında çıktığı seferlerde 3 no.lu dizel jeneratörün yanı sıra, bakım ve onarımları yine davacı tarafından yapılmış olan geminin ana makinesinde de muhtelif sorunlar çıktığı, ayıbın geminin kullanılmaya başlanılmasından sonra, yani teslim sırasında değil de daha sonradan ortaya çıktığı, bilirkişi raporunda da hasarın zamanla ortaya çıkmasının mümkün olduğunun belirtildiği hususu dikkate alındığında gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosyamız arasına alınan 2016/4 D.İş sayılı dosyada mevcut gemi jurnal kayıtlarına göre, 3 no.lu dizel jeneratörün 04/09/2015 tarihinden 23/11/2015 tarihine kadar aralıklı olarak çalıştırıldığı ve stop ettiğinin, 11/12/2015 tarihinde sökülmeye başlandığının ve 12/12/2015 tarihinde ise değiştirildiği bilgisinin kayıt altına alındığı, 3 nolu dizel jeneratörün değiştirildiği tarihin ayıbın ortaya çıktığı tarih olarak kabul edilmesi halinde dahi bu tarihten 24 gün sonra, 05/01/2016 tarihinde davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye gönderilen mailde ayıpların davacıya ihbar edildiği görülmekle, TBK. nın 477/son maddesi uyarınca ayıbın ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ihbarda bulunma şartının yerine getirilmediği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına, koşulları oluşmadığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının borcunu ödememek için uydurduğu senaryonun gerçek olmadığı, borçtan kurtulma saiki ile eylemlerde bulunduğu, kendi defterlerinde kayıtlı olan, vergi istisna hükümlerinden yararlandığı faturadan kaynaklanan borcunu bilebilecek durumda olan davalının kötü niyetli hareket ettiği hususlarının sabit olduğunu, kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan davalının borcunu bilmiyor olmasının düşünülemeyeceğini, bu nedenle icra inkar tazminat talebimizin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile geminin 3 numararlı jeneratöründe gizli ayıbın olduğu tespit edilmiş olup, mahkeme tarafından da dava konusu olayda gizli ayıbın mevcut olduğunun hüküm altına alındığını, ancak, mahkeme tarafından gizli ayıbın ihbarı hususunda dosyada mübrez delillerin tasnifinde hataya düşüldüğünü, müvekkili ile davacı arasında geçen tüm yazışmaların hüküm verilirken dikkate alınmadığını, dava dosyası kapsamında açıkça ortada olduğu üzere, davacı tarafından yüklenilen edimin ayıplı olarak ifa edildiğini, dava konusu ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olduğunun ortada olduğunu ve müvekkili tarafından bu hususun defalarca davacıya ihbar edildiğini, ancak mahkeme tarafından tamamen hukuka aykırı olarak müvekkilinin haklı itirazı mesnetsiz gerekçeler ve eksik incelemeler ile reddedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında hukuka aykırı tespitler ve değerlendirmeler yapıldığını, bu sebeple hükme esas alınmasının kesinlikle mümkün olmadığını,

Dosyada mübrez 17.08.2020 tarihli ek rapor kapsamında yapılan 3 numaralı jeneratördeki ayıba ilişkin tespitler isabetli olduğunu, ancak, davacının yüklendiği diğer işlere ilişkin itirazlarımızın rapor kapsamı dışında bırakılmasının kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, cevap dilekçesinde ayıp itarızı yalnızca 3 numararlı jeneratöre ilişkin olmadığı gibi, müvekkili tarafından yapılan ayıp ihbarının da yalnızca bu hususla sınırlı olmadığını, Davacı tarafından müvekkili aleyhine ikame edilen huzurdaki dava konusu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkiline gönderilen ödeme emri içeriğinin bir kısmına değil, ödeme emrindeki borcun tamamına, faizine ve tüm ferilerine müvekkili tarafından itiraz edildiğini, bu ahvalde de, icra müdürlüğü tarafından takibinin tamamı bakımından durdurulmasına karar verildiğini, dolayısıyla cevap dilekçesi ve delilleri incelendiğinde açıkça görüleceği üzere, huzurdaki davada davacının vermiş olduğu hizmetlere ilişkin ayıp itirazı yalnızca 3 numaralı jeneratör ile sınırlı olmadığını, davacı tarafından yapılan diğer işler bakımından da müvekkili tarafından ayıp ihbarında bulunulmuş ve cevap dilekçesinde de bu hususun belirtildiğini, hal böyleyken, dosyadaki tüm deliller, cevap dilekçesi ve ilk derece mahkemesinin konunun tespitini göz ardı edilerek, bilirkişi heyeti tarafından dava konusunun yalnızca 3 numaralı jeneratörde meydana gelen arıza olarak kabul edilmesi incelemenin eksik yapıldığını gösterdiğini, tüm bu nedenlerle, davacının üstlendiği tüm işi eksik ve ayıplı bir şekilde ifa etmiş olması sebebiyle yalnızca 3 numaralı jeneratör bakımından yapılan hizmet kalemlerinin dava konusu faturadan tenzil edilmesi hakkaniyete uygun olmadığını, dava konusu faturada belirtilen tüm hizmetlerin tek tek itirazları ve delilleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken, ek raporda da eksik inceleme yapılmış olması sebebiyle müvekkili tarafından itiraz edildiğini, ancak, mahkeme tarafından itirazlarının değerlendirilmediğini, haksız ve hukuka aykırı bilirkişi raporları hükme esas alındığını, Müvekkilinin, davacının iş görme edimini ayıplı olarak ifa etmesi nedeniyle hasar gören ve kullanılamaz hale gelen 3 numaralı jeneratörün yerine yeni bir jeneratör almak zorunda kaldığını, ek raporda, 3 numaralı jeneratörün yerine yenisinin alınması gerektiğine ilişkin dosyada yeterli kanıt bulunmadığı haksız kanaatine varıldığını, zira, müvekkili tarafından 3 numaralı jeneratörün onarımının yapılması mümkün olsaydı, yeni bir jeneratör ikmal edilmeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, bir başka deyişle, ticari hayatın olağan akışında tamiri mümkün bir aksamın yerine yenisinin alınması abesle iştgal olduğunu, dolayısıyla, davacının kusurlu olarak icra etmiş olduğu bakım ve onarım işlemleri sonucunda artık kullanılmaz hale gelen ve yeniden tamiri mümkkün olmayan 3 numararlı jeneratör yerine müvekkili tarafından yenisi alınmak zorunda kalındığını, kaldı ki İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/14 D. İŞ sayılı dosyası ile davacının kusurlu hareketlerinin jeneratörü kullanılmaz hale getireceği açıkça tespit edildiğini, heyet tarafından yapılan bu hususta yeterli delil bulunmadığına ilişkin tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, bu ahvalde, davacının talep etmiş olduğu alacağının asla kabulü anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin ayıplı işlerin giderilmesi için yapmak zorunda kaldığı 92.000 TL'nin tamamının davacının iddia ettiği fatura tutarı içinden tenzil edilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının davalıya ait gemide yaptığı bakım onarım işleri kapsamında bakiye faturalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı davalı gemisine yapılan bakım onarım nedeniyle bakiye alacağının ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacı tarafından yapılan bakım onarım işlerinin ayıplı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin jeneratörü değiştirmek zorunda kaldığını ve zararlara uğradığını, bu nedenle davacının bakiye alacak talebinin reddi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporları içeriğindeki tespitler ile sunulu deliller ışığında, taraflar arasında gemi tamir ve bakımını konu alan eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, bakım onarımı davacı tarafından yapılan geminin 3 nolu jeneratörü yanında ana makinesinde de muhtelif sorunlar çıktığı, ayıbın geminin kullanılmaya başlanılmasından sonra yani teslim sırasında değil de daha sonradan ortaya çıktığı, bilirkişi raporunda da hasarın zamanla ortaya çıkmasının mümkün olduğunun belirtildiği hususu dikkate alındığında gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosya mevcut gemi jurnal kayıtlarına göre, 3 nolu dizel jeneratörün 04/09/2015 tarihinden 23/11/2015 tarihine kadar aralıklı olarak çalıştırıldığı ve stop ettiğinin, 11/12/2015 tarihinde sökülmeye başlandığının ve 12/12/2015 tarihinde ise değiştirildiği bilgisinin kayıt altına alındığı, 3 nolu dizel jeneratörün değiştirildiği tarihin ayıbın ortaya çıktığı tarih olarak kabul edilmesi halinde dahi bu tarihten 24 gün sonra, 05/01/2016 tarihinde davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye gönderilen mailde ayıpların davacıya ihbar edildiğinin kabulü ile TBK'nın 477/son maddesi uyarınca ayıbın ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ihbarda bulunma şartının yerine getirilmediği, buna göre davalının, eseri, olduğu gibi kabul ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı ayıp iddialarına değer verilemeyeceği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilip, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilince, diğer istinaf nedenleri ile birlikte ayıp ihbarı tarihine ilişkin mahkeme değerlendirmesinin doğru olmadığı, ihbar tarihi olarak kabul edilen 05.01.2016 tarihinden önce 13.12.2015 tarihli mail ile süresinde ihbar yapıldığını ileri sürerek istinaf etmiş, davacı vekilince ise karar inkâr tazminatı yönünden istinaf edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde, İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler ışığında, davacı tarafından davalı gemisine verilen bakım onarım hizmetlerinin gizli ayıplı olduğu kabul edilmiş ancak davalı yanca 05.01.2016 tarihli mail ile yapılan ayıp ihbarının TBK'nın 477/ son maddesi uyarınca süresinde yapılan ihbar olarak kabul edilemeyeceği kabulü ile sonuca gidilmiştir. UYUP üzerinden yapılan denetim sonucu, davalı vekilinin 16.01.2017 tarihli cevap dilekçinde taraflar arasındaki mail yazışmalarına delil olarak dayandığı, mahkemece kök bilirkişi raporu için dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edildiği anlaşılan 02.11.2018 tarihinden önce 01.11.2018 tarihli dilekçe ekinde delil olarak dayanılan taraflar arasındaki mail yazışmalarının ve baş mühendis rapor örneğinin dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere mahkeme kabulüne göre davacı tarafından davalı gemisine yapılan bakım ve onarımların gizli ayıplı olduğu kabul edilmekle birlikte, davalı yanca ihbarın süresinde yapılmadığı kabulü ile sonuca varıldığı gözetildiğinde, her ne kadar mahkemece ilk olarak ihbarın 05.01.2016 tarihli mail ile bildirildiği kabul edilmiş ise de davalının ihbara ilişkin olarak dayandığı ve delil olarak sunduğu 13.12.2015 tarihli mail değerlendirilmeksizin, davalının TBK'nın 477/son maddesi uyarınca ihbarın süresinde yapılmadığı kabulü ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.Mahkemece davalının ihbara dayanak olarak gösterdiği ve sunduğu 13.12.2015 tarihli mail yönünden değerlendirme yapılmaksızın ve bu yönüyle esasa ilişkin deliler yeterince değerlendirilip tartışılmaksızın hüküm kurulmuş olduğu gözetildiğinde, tarafların esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin, kararın, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesin dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.06.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/631, K. 2024/1024, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-631-e-2024-1024-k-e81c28753bc8