Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/629 E. 2024/954 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/629
- Karar No
- 2024/954
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA N: 2021/629 Esas
KARAR NO: 2024/954
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/12/2020
NUMARASI: 2020/301 Esas, 2020/812 Karar
KARAR TARİHİ:19/09/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 2015 yılından itibaren yönetim kurulu üyesi oldukları davalı kooperatifin 14.03.2020 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında alınan 6 numaralı karar ile bilançonun, yıllık faaliyet raporunun ve denetim raporunun tasdik edilmemesine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, zira söz konusu her üç belgenin de eksiksiz bir şekilde tüm yasal unsurları içerdiğini, yine aynı genel kurulun 7 numaralı kararı ile müvekkillerinin, hiçbir haklı sebep bulunmaksızın genel kurul tarafından ibra edilmediğini, oysa müvekkillerinin yönetim kurulu üyeliği görevlerini daha önceki yıllarda olduğu gibi 2019 faaliyet yılında da hukuka uygun bir şekilde yürütmelerine rağmen genel kurul tarafından ibra edilmemelerinin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Divan Heyetinin toplantıyı keyfi tutum ve davranışlarla, objektiflikten uzak şekilde yönettiğini, Divan Heyeti tarafından kanunun öngördüğü usule uyulmadan genel kurul gündemine "..." maddesi eklendiğini, kooperatif ana sözleşmesine göre, genel kurul tarafından ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin, genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine tekrar aday olamadığını, bu nedenle ibra etmeme kararının, müvekkillerinin kusurlu hareketlerinden ziyade mevcut yönetimin değişmesi yönünde karar alınmasını kolaylaştırmak için başvurulan bir yol niteliği taşıdığını, ibra etmeme kararının hiçbir haklı gerekçesinin olmadığını, müvekkillerinin sorumluluk davası riskiyle karşı karşıya kalması sebebiyle sorumlu olmadıklarının tespiti ile hükmen ibraları doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, yalnızca ibra edilmeme kararının iptal edilmesi halinde her ne kadar söz konusu kararın hukuki sonuçları ortadan kalkacak olsa da, yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerinin genel kurul tarafından ibra edilmiş olmayacağını, bu bakımdan ibra etmeme kararının iptali yeterli olmadığından aynı zamanda müvekkillerinin objektif olarak da ibra edilmelerinin gerekli olduğunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek müvekkillerinin hükmen ibra edilmesi ile genel kurulda alınan 6 ve 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulun 6. ve 7. maddelerinin iptalini talep eden davacıların, bahse konu kararlara ilişkin herhangi bir muhalefet şerhini genel kurul tutanağına işletmediğini, bu nedenle davanın usul bakımından reddi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin, ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini haklarında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava edebilmelerinin mümkün olmadığını, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, yine yerleşik Yargıtay uygulaması çerçevesinde hükmen ibra olgusu mevcut olmadığından sadece ibra edilmemeye ilişkin genel kurul kararının koşulları varsa iptali ile yetinilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; sorumluluk kararı ve davası için makul bir sürenin geçmesi beklenilmeden eldeki davanın bu aşamada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davanın açıldığı tarihten sonra davacı hakkında sorumluluk davası açılması için karar alındığına ilişkin tarafların bir iddia ve savunması da bulunmadığından hükmen ibra talebinin yerinde olmadığı, ayrıca davacı toplantıda hazır bulunduğuna göre 6 ve 7 nolu gündem maddesi ile alınan kararlara olumsuz oy vermesinin ve oylamadan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirmesinin zorunlu olduğu, oysa ki TTK'nun 446/1 maddesi gereğince alınan karara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmayan davacının iptal davası açma hakkı bulunmadığı gerekçelerine istinaden hükmen ibra talebinin reddine, davalı kooperatifin 14/03/2020 tarihli genel kurulunun 6 ve 7 nolu gündem maddelerinde alınan kararların iptali talebinin özel dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerinin muhalefet şerhinin bulunmadığı Mahkemece kabul edilmiş ise de genel kurul toplantısının nasıl gerçekleştiğinin dikkate alınmadığını, zira söz konusu toplantıda, müvekkillerinin konuşmalarının engellendiğini, çıkan olaylar sebebiyle toplantıda duraksamalar olduğunu, tartışmalar yaşandığını, bu nedenle salt bu tutanak esas alınarak hüküm verilmesinin son derece hatalı olduğunu, ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53/1-3 maddesi ve 6102 sayılı TTK'nun 446/1-d maddesi gereğince müvekkillerinin söz konusu genel kurul kararlarının iptalini talep edebilmeleri için anılan kararlara muhalefet şerhi işlemelerinin gerekli olmadığını, yönetim kurulu üyeleri ibraya ilişkin oylamada oydan yoksun olduğundan söz konusu oylamada olumsuz oy kullanmalarının ve muhalefet şerhi işlemlerinin mümkün olmadığını, Mahkemece, yürürlükte bulunmayan eski Ticaret Kanununun 341. madde hükmüne dayanarak sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, oysa dava tarihi itibariyle yürürlükte olmayan bir hükme dayanarak müvekkillerinin dava açma hakkının sınırlandırılmasının Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetine de açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Yargıtayın da yeni TTK döneminde eski uygulamasına devam etmediğini, kanunun, ibra etmeme kararının iptalini ve hükmen ibrayı yönetici hakkında bir sorumluluk davası açılması şartına bağlamamışken bu koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle iptal ve hükmen ibra isteminin reddedilmesinin tamamen hukuk vicdanına aykırı olduğunu, zira yerel mahkemenin genel kurul kararının iptaline dair koşulları incelemediğini, Yargıtay içtihatlarında aranan sorumluluk davası açılması için makul süre şartının huzurdaki davada sağlanmış olduğunu, makul süreninin ne olduğunun belirsiz olduğunu, bu bakımdan bir dava açma hakkının başlangıçtan beri mevcut olduğu gibi kanunda olmayan belirsiz bir süre ile bu hakkın sınırlandırılmasının mümkün olmadığını, diğer yandan davaya konu olan genel kurul gerçekleştiği tarih olan 14.03.2020 tarihinden işbu istinaf başvurusunun yapıldığı güne değin herhangi bir sorumluluk davasının da açılmış olmadığını, müvekkilleri tarafından hükmen ibra talep edilemeyeceği sebebiyle verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, gerek usul gerek esas yönünden huzurdaki davanın tüm hukuki koşularının sağlandığının açık olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davalı kooperatifin 14/03/2020 tarihli genel kurulunun 6 ve 7 nolu gündem maddelerinde alınan kararların iptali ve davacıların hükmen ibra edilmesi istemine ilişkindir.Davalı kooperatifin 14/03/2020 tarihinde yapılan 2019 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında, ortaklar listesinde kayıtlı 465 ortaktan 183 ortağın asaleten 67 ortağın ise vekaleten olmak üzere hazır bulunduğu ve haziran cetveline göre söz konusu genel kurula davacı ...'un ne asaleten ne de vekaleten katılmadığı görülmüş ise de sunulan tutanaklarda adı geçtiğinden genel kurulda hazır bulunduğu, diğer davacıların ise asaleten katıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen davalı kooperatifin 14/03/2020 tarihli genel kurulunun 6 ve 7 nolu gündem maddelerinde alınan kararların iptali ile birlikte aynı zamanda davacıların hükmen ibrasına kararı verilmesi talep edilmiştir.Davacılar tarafından dava konusu edilen davalı kooperatifin 14/03/2020 tarihli 2019 olağan genel kurulunda 6 numaralı karar ile, bilanço, yıllık çalışma raporu ve denetim kurulu raporu oylamaya sunulmuş olup 10 evet oyuna karşılık 118 hayır oyu ile oyçokluğuyla reddedildiği; 7 numaralı karar ile ise, yönetim ve denetim kurulunun ayrı ayrı ibrasının oylamaya sunulduğu, yönetim kurulunun ibrası için 7 kişinin evet 127 kişinin ise hayır oyu kullandığı ve yönetim kurulunun oyçokluğuyla ibra edilmediği anlaşılmıştır. Öncelikle davacılar tarafından açılan davanın dinlenebilmesi için, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde açılıp açılmadığının tespiti gerekir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların geçersiz olması (yokluk) hali, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için toplantıya katılan ortağın ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açması gerekmektedir. "...Bu madde (1163 sayılı Kanununun 53. maddesi) metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, kooperatif genel kurul kararlarına karşı dava açabilecek pay sahipleri ve diğer kişilerin muhalefet ettikleri kararlara karşı muhalefet ettiklerini tutanağa geçirtmeleri yeterli olup, ayrıca birde muhalefet gerekçelerini yazdırmaları veya ayrı bir muhalefet şerhi içeren dilekçe vermeleri gibi bir zorunluluk aranmamaktadır. Kaldı ki, böyle bir şartın aranması hak arama özgürlüğünü zorlaştıracağında kuşku bulunmamaktadır..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/23-121 Esas 2013/1674 Karar sayılı ilamı). Buna göre muhalefet şerhinin mutlaka gerekçeli olması şart olmayıp muhalefet iradesinin tutanaktan anlaşılması yeterlidir.1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 45/3 maddesi uyarınca, yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır. Kanunun 51/1. maddesine göre ise, kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur. Somut olayda, ortaklar listesinde kayıtlı 465 ortaktan 183 ortağın asaleten 67 ortağın ise vekaleten olmak üzere toplam 250 ortağın genel kurul toplantısında hazır bulunduğu, iptale konu kararların oylanmasına geçmeden önce yeniden yapılan üye sayımında 154 üyenin/vekilin toplantıda hazır bulunduğunun tespit edildiği, iptale konu kararlar nitelikli nisap ile alınması gerekli kararlar olmadığından toplantı ve karar nisabının sağlandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar dava 14/03/2020 tarihli genel kuruldan itibaren yasal 1 aylık süre geçtikten sonra 21/05/2020 tarihinde açılmış ise de 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında corona virüs sebebiyle yargı alanında alınan önlemler kapsamında süreler durdurulduğundan davanın süresinde olduğu ve kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacılar vekili toplantıda çıkan olaylar sebebiyle gerek sözlü gerek yazılı bir şekilde müvekkillerinin kendilerini ifade etme haklarının engellendiğini ileri sürmüş ise de, davacılar genel kurul toplantısına katılmış olup davacılara oy kullandırılmadığına yada davacıların muhalefet şerhlerinin yazdırılmasının engellendiğine yönelik genel kurul tutanağına yansıyan bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki dava konusu olmasa da gündeme madde eklenmesi teklifinin kanuna aykırı olduğundan bahisle muhalefet iradelerine ilişkin tutanak tutan davacıların bu iddialarına itibar edilemez. Bu durumda dava konusu genel kurulun 6. maddesi ile alınan kararın kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı bir yönü bulunmadığı gibi yokluk yada butlan halleri de söz konusu olmadığından Mahkemece anılan kararın iptali talebinin özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Davacılar, davalı kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri olup dava konusu genel kurulun 7. maddesi ile, yönetim kurulu üyeleri oy çokluğuyla ibra edilmemiştir. Mahkemece, bu madde yönünden de davacıların muhalefet şerhi bulunmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. "...Davacı, kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olup, ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması kararının, kişisel sorumluluğu gerektirdiği kuşkusuz olup, kendi hukukunu etkileyecek bu kararın alınması sırasında Kooperatifler Kanunu'nun 50. maddesi gereği oy kullanma yasağı olduğundan bu karara muhalefet şerhi koymuş olması şartı aranmaksızın aynı Kanunun 53/3. maddesi uyarınca iptal davası açma hakkı bulunmaktadır..." (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2014/262 Esas 2014/5863 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, iptali talep edilen 7 numaralı madde yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olup ibra edilmeme yönünde alınan karar davacıların şahsi sorumluluklarını ilgilendirmektedir. Ayrıca eski yönetim kurulu üyesi olan davacılar 1163 sayılı Kanunun 50/1 maddesi gereğince bu oylamaya katılamazlar. Bu nedenlerle davacıların bu madde bakımından muhalefet şerhi koymuş olmaları şartı aranmaksızın 1163 sayılı Kanunun 53/3 maddesi uyarınca iptal davası açma hakkının bulunduğunu kabul etmek gerektiğinden Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmamıştır. Ancak davacıların muhalefet şerhi aranmaksızın iptal davası açma hakkının bulunduğu kabul edilse bile anılan madde yönünden iptal davasını açmakta hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Zira dava konusu genel kurulun 7. maddesinin iptali, toplantı ve karar nisabına aykırılık gibi şekli nedenlere değil esasa ilişkin nedenlere dayalıdır. Bu iddiaların ise davalı kooperatifin, eski yönetim kurulu üyeleri olan davacılar aleyhine açılmış/açılacak sorumluluk davasında yada makul bir süre geçmesine rağmen böyle bir dava açılmamış ise daha sonra ibra edilmeyen davacıların açacağı hükmen ibra davasında değerlendirilip karara bağlanması gerekir. Her dava açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinden davacıların ibra edilmemelerine ilişkin genel kurul kararının 14/03/2020 tarihinde alındığı eldeki davanın ise makul bir süre geçmeden 21/05/2020 tarihinde açıldığı, bu durumda iki tarih arasındaki süre dikkate alındığında davacıların genel kurulun 7 numaralı kararına yönelik iptal talebi bakımından hukuki yararı bulunmadığından davanın bu sebeple usulden reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca aynı gerekçelerle davacıların hükmen ibra talepleri bakımından da hukuki yarar bulunmamakta olup aynı zamanda genel kurulun yerine geçerek hükmen ibra kararı verilmesi de mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından -özel dava şartı- 14/03/2020 tarihli genel kurulun 6 nolu gündem maddesine yönelik iptal talebinin HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine; 14/03/2020 tarihli genel kurulun 7 nolu gündem maddesinin iptali ile hükmen ibra kararı verilmesi taleplerinin ise hukuki yarar yokluğundan HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/301 Esas, 2020/812 Karar ve 23/12/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından -özel dava şartı- 14/03/2020 tarihli genel kurulun 6 nolu gündem maddesine yönelik iptal talebinin HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,b)14/03/2020 tarihli genel kurulun 7 nolu gündem maddesinin iptali ile hükmen ibra kararı verilmesi taleplerinin ise hukuki yarar yokluğundan HMK'nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince her bir davacı bakımından ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL harçtan her bir davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın her bir davacıdan ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, e)Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince her bir davacı bakımından ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL harçtan her bir davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın her bir davacıdan ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Kararın kaldırılma nedeni göz önüne alındığında davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından sarf edilmeyen miktarın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361.1 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19.09.2024