Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/62 E. 2021/289 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/62
- Karar No
- 2021/289
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/498 KARAR NO: 2024/1800 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI: 2021/62 E. - 2021/289 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yaptığını, Türkiye ve dünyada birçok noktaya ihracat gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 2003 yılından bu yana "..." ibaresini marka olarak ...sayı ile tescilli ettirdiğini, "..." markasını piyasada saygın bir marka haline getirmek için büyük emek ve sermaye harcadığını, söz konusu müvekkili markasının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, ancak hal böyle iken davalının, müvekkiline ait tescilli "..." ibaresini ticari unvanında kullandığını, bu unvanı TTK ve SMK'ya aykırı olarak oluşturduğunu ve davalı yanın söz konusu fiillerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, davalının müvekkilinin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinde kullanımının durdurulmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya ilişkin herhangi bir cevap vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının ticaret unvanının tescilinin (14 Ekim 1994), davalının Ticaret unvanının tescilinden 11 Mart 2010) daha önceki tarihli olduğu, davacının "..." esas unsurlu ilk marka tescilinin (... - başvuru tarihi 31/01/1996) davalının ticaret unvanının tescilinden daha önceki tarihli olduğu, dolayısıyla davacının gerek ticaret unvanı tescili, gerekse de marka tescili açısından tarihsel önceliğinin olduğu davalının tescilli unvanını, tescil ettirmekten başka bir markasal kullanımının bulunmadığı anlaşılmıştır. Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2020 tarih ve 2019/1692 Esas - 2020/3239 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere SMK'nın 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabilecektir. Zira m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceği hükme bağlanmıştır. Marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilen işaretin markasal olarak kullanılmasıdır. Diğer taraftan, SMK'nın 7/3-e maddesinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B. Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedilmiş olup, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre, ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde olup, tek başına ticaret unvanının tescil ettirilmiş olması marka hakkına tecavüz teşkil etmez. Ayrıca, davalının "..." sözcüğünü ticaret unvanın da kullandığı tarihten, tescilden dava tarihine kadar geçen yaklaşık onbir yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu tesciline sessiz kalması ve arada bunca zaman geçtikten sonra dava açması TMK m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğundan, davacının davasının reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; Davacının davasının REDDİNE,"şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve Dünya’nın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, müvekkil şirket, 2003 yılından bu yana “...” ibaresini marka olarak ... sayı ile tescil ettirdiğini, müvekkil şirket, bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullanmış, hizmet kalitesi haklı bir üne kavuşmuş ve sektöründe bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, ... markası, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “Tanınmış Marka” olarak da kayıt altına aldığını, davalı şirketin müvekkil şirkete ait "..." isimli tescilli markayı ticari unvanında kullandığını, ... ibaresini müvekkil şirketin izni olmaksızın kullandığını, bu hareketin tecavüz olduğunu ve haksız rekabete yol açtığını, müvekkil şirkete ait yaklaşık 100 adet tescilli marka bulunmakta olup, bunların yaklaşık 30 adedinde "..." ibaresi yer almakta, bu tescilli markalardan birisini de... tescil nolu tanınmış marka tescili oluşturduğunu, müvekkil şirket sahibi olduğu markanın tanınırlığını artırmak için yıllar boyu yatırım yaptığını, seri markalar oluşturduğunu ve her sınıfta korunurluğunu sağlamak üzere tanınmış marka tescilini aldığını, müvekkil şirkete ait marka tescillerini, Bilirkişi tarafından yerinde inceleme de yapılmasına rağmen kendisinin de hakim olduğu üzere markasal kullanımda en güçlü delilleri oluşturan fatura, ticari defterler ve kayıtlar inceleme dışı tutulduğunu, bilirkişi raporuna dahil edilmediğini, davalı şirketin müvekkil şirkete ait tanınmış tescilli markası koruması altındaki "..." ibaresi ile birebir aynı ibarenin ticari unvan olarak tescil etmek suretiyle müvekkil şirkete ait markanın ile iltibas yaratmak amacıyla kullanıldığını ortaya konulduğunu Davalı tarafın dava konusu ticari unvanı TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturduğunu ve "..." ibaresini müvekkil şirketin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanmaya devam ettiğini, SMK 7/3-(e) hükmü uyarınca, ticaret unvanı ve işletme adının terkinini talep etmek için unvan veya işletme adının markasal kullanılmasının zorunlu olmadığını ticaret unvanı tescilinin marka tecavüzü teşkil etmesi için karıştırılma ihtimali olmasının yeterli olduğunu kaldı ki, ticaret unvanı tescilinin davalının ticari faaliyetlerinde tecavüz konusu markayı kullandığını gösterdiğini bu sebeplerle Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/62 esas sayılı dosyasında verilen 21.12.2021 tarihli 2021/289 karar sayılı davanın reddi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP Davalı vekili istinafa cevap sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu markaya tecavüzünün önlenmesi, men'i, davacının tescilli markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesi, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılması, davalının davacının tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinde kullanımının durdurulması talebidir. TPMK kayıtlarına göre, davacı adına 1996 yılından itibaren 25. Sınıfta tescilli "..." unsurlu bir çok markasının bulunduğu,... sayılı ... tanınmış markasının 21/01/2011 tarihinde tanınmış marka olarak tescil başvurusunun yapıldığı ayak giysileri emtiasında tanınmış olduğu anlaşılmıştır. ..., "...+ŞEKİL" ibareli markanın 19/12/2013 tarihinde davacı adına tescillidir. Davalının İstanbul Ticaret Odasına ... Sicil Numarası ile 11 Mart 2010 tarihinde "... " olarak kaydedildiği ve faaliyet alanının “Ayakkabı terlik çanta cüzdan kemer ve tekstil ürünlerinin toptan ve perakende satışı ithalat ve ihracatını yapmak işleri)” şeklinde yer aldığı anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış 29/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; görevlendirme kapsamında gidilen inceleme adresinde, davalının faaliyette bulunmadığı, halihazırda ... isimli kişinin “...” olarak faaliyet sürdürdüğü, iş yeri içinde ve dışında "..." ibareli herhangi bir markasal ya da unvansal kullanıma rastlanmadığı, dosya içinde davalının “...” ibaresini davacı markalarına tecavüz edecek şekilde “ticaret unvanından ayrı olarak” marka şeklinde kullandığına dair davacı tarafça sunulmuş başka bir belge ya da delil bulunmadığı, mevcut duruma göre markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edecek bir davalı kullanımına rastlanmadığı belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalının tanınmış markasına tecavüz ettiğini ileri sürmüş ise de inceleme adresinde, Davalının faaliyette bulunmadığı, halihazırda ... isimli kişinin “...” olarak faaliyet sürdürdüğünün tespit edildiği anlaşılmakla davacı iddiasının ispat edememiştir. Dosya içinde de, Davalının “...” ibaresini, davacı markalarına tecavüz edecek şekilde “ticaret unvanından ayrı olarak” marka şeklinde kullandığına dair bir delil de bulunmamaktadır. Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih ve 2021/62 E. 2021/289 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/11/2024