Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2021/617 E. 2024/604 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/617
- Karar No
- 2024/604
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/617
KARAR NO: 2024/604
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1076 Esas
KARAR NO: 2020/314
KARAR TARİHİ: 09/07/2020
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı arasında 05/01/2016 tarihli sponsorluk sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca davalı tarafından müvekkili şirkete davalının reklam satış ve pazarlama haklarına yasal olarak sahip olduğu ... 96'da yayınlanan radyo programının sponsorluğu , radyo reklamı kullanım hakkı ve davalının satış pazarlama hakkına sahip olduğu ... festival de yardımcı sponsorluk verilecektir. Müvekkili şirketin bunların karşılığında davalıya 235.000 USD ödemeyi kabul ettiğini, taraflar arasında 05/01/2016 tarihli sponsorluk sözleşmesinin eki olarak 18/03/2016 tarihli protokol imzalandığını, bu protokol uyarınca müvekkili şirkete 235.000 USD tutarında teminat çeki verildiğini, protokolde açıkça söz konusu çekin imza tarihinde 235.000 -USD 'nin teminatının 31/05/2016 tarihinden itibaren 176.250 USD 'nin teminatının 31/05/2017 tarihinde itibaren 117.500- USD 'nin teminatı ve 31/05/2018 tarihinden itibaren 58.750,00 USD'nin teminatı olacağının belirtildiğini müvekkili şirketin sözleşme uyarınca 235.000 USD'nin tamamını 23/03/2016 tarihinde ödeyerek sözleşmeye ilişkin kendi yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin 6.2 maddesine dayanarak sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin feshedildiğine ilişkin Beşiktaş ... Noterliğinin 08/11/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihbarnamesi gönderildiğini, sözleşme gereği davalıya ödenen 235.000 USD den bakiye kalan 178.750 USD nin müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini belirttiği, ihbarnamenin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, erken feshe ilişkin ihbara rağmen davalının borcunu ödemeye yanaşmaması üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile işlemiş faiz ile birlikte toplam 193.559,32 USD alacak miktarı üzerinden takip başlatıldığını , ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, borçlunun 06/02/2018 tarihli dilekçesiyle borca, takibe tüm ferilerine , faiz oranına , faiz miktarına işlemiş faize itiraz ettiğini, davalının borca itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, açıklanan nedenler ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin asıl alacak ve işlemiş faiz ile devamına , takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden borçlu aleyhine takibe konu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı şirkete çıkartılan tebligatın, muhatabın belirtilen adreste tanınmadığından iade edilmesi üzerine davalı şirkete TK 35. Maddesi uyarınca tebligat çıkartılırak davalının yokluğunda yargılamaya devam olunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı tarafın sözleşmenin 6.2 maddesine dayanarak 08/11/2016 tarihinde Beşiktaş Noterliğinden göndermiş olduğu ihtarname ile sözleşme gereğince ödemiş olduğu bedelden geriye kalan 178.750 USD'yi talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davalı aleyhine açılan davanın kabul ile İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, % 20 icra inkar tazminatı olan 146.009,53 TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; gerek dava dilekçesinin gerekse gerekçeli kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapılan fiili haciz sırasında 08/02/2021 tarihinde davadan haberdar olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında düzenlenen sponsorluk sözleşmesinin davacı tarafından tek taraflı feshi nedeniyle önceden peşin ödenen bedelden bakiye kalan kısmın iadesi istemine ilişkindir. Davalı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde gerek dava dilekçesinin gerekse gerekçeli kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, savunma hakkı tanınmadan yapılan yargılamanın usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Dosya kapsamına göre; Dava dilekçesinin, davalının ticaret sicile kayıtlı ''... Mah. ... Sk No: ... Sarıyer/İstanbul '' adresine göre davalıya çıkartılan tebligatın " muhatabın belirtilen adresinin kapalı olduğundan muhatap isimden imtina eden en yakın komşudan soruldu. Muhatabın belirtilen adreste TANINMADIĞI komşunun sözlü beyanından anlaşıldığından ilgili mahalle muhtarı onay ve tasdiki ile çıkış mercine iade " edildikten sonra mahkemece aynı adrese TK 35 .madde uyarınca davalıya çıkartılan tebligat sonrası yargılamaya devam olunduğu, gerekçeli kararında aynı adrese göre TK 35. Maddesi maddesi uyarınca tebliğe çıkarıldığı (Sarıyer Posta Dağıtım Merkezi Müdürlüğü'nün 11/02/2021 tarihli yazısı uyarınca gerekçeli kararın aynı mahalde No: ... kapı numarasına 35. Maddeye göre yapılması gerekirken sehven 13/B kapı numarasına tebliğ yapıldığı, yapılan hatanın anlaşılması üzerine tekrar dağıtıcı adrese gidildiğinde tebligatın çocuklar tarafından yırtıldığı tespit edilmekle tebligatın yapılamadığı ) anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. (Ek : 6/6/1985-3220/12 md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin 4. fıkrasına göre tebligat yapılabilmesi için borçlunun Ticaret Sicil adresine usulüne uygun bila tebliğ işleminin yapılmış olması gerekir. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; ''Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.'' ve yine yönetmeliğin 31. maddesinde; ''(1) Tebliğ memuru; a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları, b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması, c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması, hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder...'' hükümleri düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2014 tarih 2013/12-644 E. 2014/284 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere " ...Burada Yönetmeliğin 30.maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hâkim tarafından denetlenebilir. Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti halinde ise Yönetmeliğin 30.maddesinin 2., 3., 4.fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.Bu itibarla; Yönetmeliğin 30/1.maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, şayet imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek; muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1.maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. " Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalıya çıkartılan bila dönen ilk tebligatın, beyanda bulunanın isim ve imzası alınmadan muhatabın belirtilen adreste tanınmadığı belirtilerek iade edilmiştir. Bu itibarla Tebligat Yönetmeliği'nde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları alınmadan, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilmeden ilk çıkartılan tebligat usulsüzdür. Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin 4. fıkrasına göre tebligat yapılabilmesi için borçlunun Ticaret Sicil adresine usulüne uygun bila tebliğ işleminin yapılmış olması zorunlu olup usulüne uygun bila tebliğ işlemi yapılmadığından Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesinin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı şekilde yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasının engellenmesi, açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru hukuki dinlenilme hakkıdır. Anayasamızda yer alan hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi ancak yargılamanın her iki tarafına da iddia ve savunma haklarını yeterince ve tam olarak kullanmalarına imkan tanınması halinde mümkündür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile, mutlaka dava ve duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi, ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden sonra karar verilmesi gereklidir. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemdir. Bu nedenle 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri tamamen şekli olup kanunun amacı, tebliğin muhatabına ulaşması sonucu tebliğin konusu ile ilgili olarak muhatabın bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Bu itibarla; Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak, davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, dosyada taraf teşkili tamamlandıktan ve savunma ve delillerini bildirme olanağı tanındıktan sonra işin esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili yöntemince tamamlanmadan, hukukî dinlenilme hakkı göz ardı edilerek, davalının savunma ve delillerini bildirmesine olanak tanınmadan, Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacak biçimde işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Sonuç olarak, davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için usuli koşullar tamamlanmadan verilen ve bu nedenle usul hatası içeren ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, eksiklikler tamamlanmak suretiyle davanın yeniden görülmesi için dosyanın, ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemenin 2018/1076 E. 2020/314 K. sayılı 09/07/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 bendi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2024