Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/6 E. 2021/903 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/6
Karar No
2021/903
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/205 Esas KARAR NO: 2024/1537 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI: 2021/6 E. - 2021/903 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkilin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... (...) Esas sayılı dosyasının söz de borcun aslı ve ferilerinden dolayı borçlusu olmadığının tespitin, Şile Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/837 Esas sayılı dosyasıyla kötü niyetli davalı müvekkile ait mülkü haksız olarak sattırmak istemekte olduğundan ve bunun sonuçlarının müvekkil aleyhine büyük bir haksızlık ortaya çıkaracağı malum olduğunu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin " tedbiren yargılama sürecine geçici olarak durdurulmasına" Mahkemeniz aksi kanaatte ise Şile Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ki 2019/837 Esas sayılı dosyadan dolayı satış olması halinde icra dairesine, icra dairesine para ödenmesi halinde, icra dairesinde ki paranın karşı tarafa verilmemesi yönüyle İİK 72 uyarınca, teminatı söz konusu olası satış sonrası ödenmek üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava sonucunda ise İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibinin tüm hüküm ve sonuçları ile iptalin, mahkeme aksi kanaatte ise usulsüz tebligatlar sebebi ile tebligatların usulsüzlüğünün tespiti ile icra takibinin eski hale iadesine ve tüm faizlerin iptaline, davalının haksız icra takibi başlatmasında kötü niyetli ve hafta suça konu bir olay olması, müvekkilin okuma yazma bilmemesini fırsata çevirip bundan dolayı haksız kazanç elde etmeye çalışması, bu sebeple müvekkilin mirastan kalan taşınmazlarını sattırabilmek için ortaklığın giderilmesi davası açmış olması sebebiyle davalı aleyhine kötü niyetin yoğunluğu ve bilinçli olarak zarar verme kastından dolayı takdiren icra dosyasında toplam miktarın iş bu dava tarihi itibarin ile "toplam sözde borç miktarı üzerinden %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine mahkeme aksi kanaatte olursa %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine..." karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının borçlu olmadığı yönündeki iddiası yerinde olmadığını, dava dilekçesi usule uygun olmadığını, zorunlu arabulucuya gidildiğini, dava hak düşürücü sürede açılmadığını ancak dava zaman aşımını uğradığını, davacı iddialarını kanıtlayacak hiçbir delil sunmadığını, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davalarında tedbir verilemeyeceğini, senede karşı davacının senetle aksini kanıtlaması gerektiğini, bu nedenle davanın reddi ile davalının % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak icra takip tarihi itibarıyla davacının davalıya borçlu olup olmadığı borcu varsa saptanması için bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişinin düzenlediği 23.09.2021 tarihli 3 sayfadan ibaret raporunda özetle; “Neticeten, dava konusu edilen 55.000,00 TL miktarlı 13.07.2007 tanzim tarihli senedin dosya içeriğinde yer almadığı, bu senedin davacı tarafından davalı yana neye karşılık verildiği dosya içeriğindeki belge ve bilgilerden belirlenemediğinden davacının bu senetten dolayı davalı yana borçlu olup olmadığı belirlenemediği” Sonuç ve kanaati ile raporunu sunmuştur. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, getirtilen icra dosyası, davacı ve davalıların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; Huzurdaki dava konusunun, davacı yanın davalının hesabından tahsil ettiği senetten dolayı borçlu olmadığı iddiası ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... (...) E. Sayılı dosyasının söz de borcun aslı ve ferilerinden dolayı borçlusu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği iddiası üzerine çıkmış bulunmaktadır. Davacının Ticari Defter Bilgileri; Davacı yan vekili 02.07.2021 tarihinde yapılan incelemeye gelmemiş ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Davalının Ticari Defter Bilgileri; Davalı yan vekili 02.07.2021 tarihinde yapılan incelemeye gelmiş ancak ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Davalı, tarafından davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı (...) dosyası ile takip başlatılmış, dosya yenilenerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarasını almış ve takibe devam ettiği anlaşılmıştır. Ödeme emrinde takip dayanağı olarak "55.000,00 TL miktarlı 13.07.2007 tanzim tarihli senet" belirtilmiştir. Ancak dosya içeriğinde bu senedin yer almadığı senetin icra dosyasında olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan davacı takip dayanağı senetteki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ederek iradesinin fesada uğratılması ile senet imzalatıldığı ve takibe girişildiğini iddia etmiştir. Ancak davacı irade fesadının ne şekilde oluştuğu konusunda hiçbir delil ve emare sunamamıştır. Her ne kadar davalının haksız icra takibi başlatmasında kötü niyetli ve hafta suça konu bir olay olması, davacının okuma yazma bilmemesini fırsata çevirip bundan dolayı haksız kazanç elde etmeye çalışması, bu sebeple davacıya mirastan kalan taşınmazlarını sattırabilmek için ortaklığın giderilmesi davası açmış olması sebebiyle davalı aleyhine kötü niyetin yoğunluğu ve bilinçli olarak zarar verme kastının varlığını kanıtlamaz. Bu talepteki amacın satış aşamasına gelen dosyada satışın iptalini sağlamak için açılmış bir dava olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu açıklamalardan belirlendiği üzere," davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesi'nin taraflarının dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu hususları dikkate almadığını, bu yönde araştırma yapmadığını, -Kötü niyetli Davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı (...) dosyası ile takip başlatıldığını, dosya yenilenerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarasını aldığını ve takibe devam edildiğini, haksız olarak başlatılan bu takibe müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu menfi tespit davasının açıldığını, takip açıkça usule aykırı olduğu gibi takibin hiç bir hukuki dayanağı olmadığını, davalı ile müvekkili arasında borç ilişkisine konu olacak şahsi, hukuki ve ticari hiç bir ilişki ve sair iş ilişkisi veya bu denli yüksek miktarda olabilecek borç ilişkisi mevcut olmadığını, Davalının, müvekkilinin okuma yazma bilmemesinden ve tecrübesizliğinden haksız yere faydalanarak, müvekkili neye imza attığını bilmeden ( kaldı ki imza atmamıştır sadece bir takım karalamadan ve gelişi güzel işaretten ibarettir.) , müvekkilinin iradesini sakatlamak suretiyle kandırarak site yöneticisi olması sebebi ile, site ile ilgili bir evrak, aidat borçlarının ödenmesi hakkında bir makbuz olduğunu söyleyerek takibe koyduğu senede bir şekilde imza ( karalama) attırdığını, oysa müvekkilinin imza atabilmesinin mümkün olmadığını, bu anlamda takibe konu bono kambiyo senedi vasfı da taşımadığını, Davalı hakkı olmayan gerçek ve hukuk dışı bir alacağın tahsiline uğraştığnını ve kötü niyetli olduğunu, aynı zamanda suça konu bir eylem olup buna yönelik şikayet haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin icra takip konusu borcu hiç doğmadığını ve bu sebeple de böyle bir borcu olmadığını, Menfi Tespite konu bononun okuma yazma bilmeyen müvekkiline iradesini sakatlamak suretiyle imzalatıldığını, müvekkilinin iradesinin ortaya konulan beyanlar ve deliller neticesinde sakatlanıp sakatlanmadığının değerlendirilmediğini, sunulan Burhaniye ... Noterliğinin 10.02.2020 tarih ... Yevmiye numaralı vekaletnameden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin okuma yazması olmayan bir kimse olduğunu ve herhangi bir kayda imza atmak suretiyle borçlu ve sorumluluk sahibi olduğunun söylenemeyeceğini, bu hususun her türlü devlet dairesinden, seçim kurulundan, noter, mahkeme vs. sorulacak evrak ile kolayca ortaya konulabilecekken İlk Derece Mahkemesinin gerekli araştırmayı yapmayarak müvekkilinin Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlaline sebebiyet verdiğini, -taraflar arasında tam 12 yıl önce 55.000 TL değerinde bir alışverişin olmasının da imkansız olduğunu, aynı sitede olan ve site yöneticisi olarak kendini tanıtan davalının, sitenin bir takım idari işlerini yapmak dışında müvekkili ile arasında hiç bir bağ ve ilişkisi olmadığını, bugünün şartları ile en az 250.000 - 300.000 TL civarına denk gelen böylesi bir paranın veya alışverişin nasıl olduğu ve borcun kaynağının izahının yapılamadığını, borcun kaynağını açıklayamadığını, -Davalı, tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, dosya yenilenerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarasını aldığını ve takibe devam edildiğini, ancak söz konusu 10.09.2008 tarihli ödeme emrinin her ne kadar müvekkiline tebliğ edilmişse de bu tebliğin geçersiz olduğunu, Tebligat Kanunu madde 24 "Kendisine tebliğ yapılacak kimse imza edecek kadar yazı bilmez veya imza edemiyecek durumda bulunursa, komşularından bir kişi huzurunda sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ yapılır." hükmü uyarınca yapılan tebliğ usule aykırı olduğunu, Müvekkilinin, davalı tarafından ne imzalatıldığını bilmediği gibi hangi konuda kendisine tebliğ yapıldığını da bilecek durumda olmadığını, ilgili kanun maddesinin 5.fıkrası uyarınca "Okur yazar bir komşu bulunmaz veya bulunan komşu imzadan imtina ederse, tebliğ memuru o mahalle veya köyün muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birini veyahut bir zabıta memurunu, tebliğ sırasında hazır bulunmak üzere davet eder ve tebligat bunların huzurunda yapılır." hükmü esas altına alındığını, -Müvekkilinin, okuma yazma bilmediğinin ekli vekaletname uyarınca ortada olduğunu, senedin kesin delil sayılabilmesi şartının yerine getirilmediğini, okuma yazma bilmeyen müvekkiline, iradesi sakata uğratılarak hukuka aykırı bir biçimde senet imzalatıldığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında mahkemenin müvekkilinin imza bilmediğine dair araştırma yapması gerektiğinin belirtildiğini, taraflarının itirazlarının bononun bedelsizliğinden ziyade borcun müvekkilinin iradesini sakatlamak yoluyla ortaya çıkarılması sebebiyle hiç doğmadığına ilişkin olduğundan, ispat külfeti alacaklı davalıda olduğunu, kararın kaldırılarak kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı takip dayanağı senetteki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ederek iradesinin fesada uğratılması ile senet imzalatıldığı ve takibe girişildiğini iddiası ile işbu davayı açtığını, kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmekle birlikte temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı ve kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını bildirdiğini, bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edildiğini, bu nedenle davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek olmadığını, menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı alacaklıya düşeceğini, ancak borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme vb. bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşeceğini, bononun, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğunu, bir illete bağlı olması gerekmediğini, davacının bu iddiası yerinde olmayıp, iddiasını ispatlayacak herhangi bir delilde sunulamadığını, davacı/borçlu tarafından açılan işbu dava kötü niyetli olup satışın iptalini sağlamak amacıyla açıldığını, Şile Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/837 Esas sayılı dosyası ile satışa konu arsa üzerinde ki ortaklığın giderilmesi için dava açıldığını, Davacı/borçlu tarafında ise bu davanın açılması neticesinde menfi tespit davası açmış olup bu dosyasının Şile Sulh Hukuk Mahkemesi’nden bu dosyanın bekletilmesi talep edildiğini, bu nedenle Şile Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2019/837 Esas sayılı dosyasının bekletilerek uzamasına neden olduğunu, tüm bunlar gözetildiğinde işbu menfi tespit davasının kötü niyetli olarak açıldığını davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacının senetten dolayı borçlu olmadığı iddiası ile açılmış menfi tespit davasıdır. Davalı, tarafından davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı (...) dosyası ile takip başlatılmış, dosya yenilenerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarasını almış ve takibe devam ettiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde 55.000,00-Tl asıl alacağa % 27 Reeskont faizi tutarı 14.350,00-TL ile birlikte toplam 69.350,00-Tl için takip yapıldığı, takibin kambiyo takibi olduğu, ödeme emrinde takip dayanağı olarak "55.000,00 TL miktarlı 13.07.2007 tanzim tarihli senet" belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davanın irade fesadına ilişkin delil bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça okuma yazma bilmediği ve imzanın zorla attırıldığına ilişkin iddiasının bulunulduğu, Dava konusu takip kambiyo senedine dayalı olarak başlatıldığından 6102 sayılı Kanun hükümlerinin de dikkate alınması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 756 ncı maddesinde poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerektiğinin, el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamayacağının düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta; dava konusu senette davacıya imza bulunmakta ise de, öncelikle okuma yazma bilmemesi nedeniyle imzanın geçerli olmadığının iddia edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 756 ncı maddesi gözetilerek aynı Kanun'un 776 ncı maddesinde düzenleyenin imzasının bulunmasının bononun bir unsuru olarak sayıldığı ve 777 nci maddesinde ise düzenleyenin imzasının bulunmadığı bir senedin bono sayılamayacağının belirtildiği, 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesinin noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlandığı da dikkate alındığında, bonoda davacının eli ürünü bir imzasının kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiği, Davacı, takip dayanağı senedi kabul etmekle birlikte imzanın okuma yazma bilmemesi nedeniyle kendisine ait olmadığını iddia etmiş olup, bir kişinin okuma-yazmayı bilmediğini iddia etmiş olmasının, gerçekten o kişinin okuma-yazma bilip bilmediğinin ispatı olamayacağı, bu durumda; okuma-yazma bilmediğini iddia eden kişinin başkaca kişi ve kurumlara vermiş olduğu beyan ve imzalarını incelenmesi gerektiği, buna göre varsa ilgili Kaymakamlık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Seçim Kurulu, Nüfus Müdürlüğü kurumlarından ilgili belgelerin toplanarak , okuma yazma bilip bilmediğinin tespitinin yapıldıktan sonra, senedin geçersizliği, okuma yazma bildiği sonucuna varılır ise ATK'dan rapor alınarak zorla imza attırıldığına dair delil bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle, davacının istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarih, 2021/6 E. 2021/903 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/6, K. 2021/903, T. 13.07.2007, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-6-e-2021-903-k-45a5426e3151