Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/5964 E. 2022/1022 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/5964
- Karar No
- 2022/1022
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/752 KARAR NO : 2024/1946 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2018 (Dava) - 16/10/2020 (Karar) NUMARASI : 2018/1384 Esas - 2020/514 Karar DAVA : İstirdat BAM KARAR TARİHİ : 19/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/10/2020 tarih ve 2018/1384 Esas - 2020/514 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... nolu hesap ile davalı banka müşterisi olduğunu, iş bu hesabın emekli maaş hesabı olduğunu, bugüne de maaş üzerine herhangi bir haciz işlemi uygulanmadığını, davalı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesinin akdedildiğini, şirket yetkilisi ...'un davacının kardeşi olduğunu, bu sebeple kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, dava dışı şirketin borcunu ödememesi üzerine davalı bankanın icra takibi başlattığını, hacizler sebebiyle müvekkilinin eczanesini kapatmak zorunda kaldığını, davalı bankanın derdest icra dosyaları olmasına rağmen icrai işlem tesis etmek yerine davacının emekli maaş hesabına bloke koyduğunu, bankanın doğrudan bloke koymasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı banka nezdinde bulunan emekli maaş hesabındaki blokenin kaldırılarak 8.404,30 TL'nin faizi ile birlikte iadesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine kara verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yerleşik Yargıtay içtihatları ve yasal mevzuatın bankaya tanıdığı hak ve yetkiler gereğince müşterinin talimatına istinaden emekli maaşına bloke konulduğunu, davacının bankaya vermiş olduğu yetkinin haksız şartın bertarafı anlamına gelmediğini, genel kredi sözleşmelerinin incelenmesi ile de anlaşılacağı üzere davacı ... tarafından ilgili sözleşmenin tüm sayfalarının iradi olarak imzalandığını ve bankaya takas-virman-mahsup taahhüdünde bulunduğunu, haksız, yersiz ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmayan davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...dosya içinde ki davacı ... tarafından davalı bankaya 30/03/2009 tarihli bankanın ... şubesine yazılan muvafakat name yazısı imzalanmış, açık biçimde; davalı banka nezdinde bulunan tüm şubelerde Emekli Sandığı, SGK, Bağkur maaşları ile vadeli-vadesiz, yatırım hesaplarında virman-mahsup yoluyla para çekilmesine hiç bir itirazı olmaksızın muvafakat ettiğini kabul beyan ettiğinden, bankada bu taahhütü teminat kabul ederek söz konusu kredi kullandırılmış, davalı banka ile, dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş firması arasında imzalanan sözleşme Genel Kredi Sözleşmesi olup, davacı kredi sözleşmesinin her sayfasını imzalayarak ayrıca iradi olarak sözleşmenin tüm sayfaların imzalayan ve bankaya 30/03/2009 tarihinde takas-virman-mahsup bulunan davacının, bankadan alınan kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir, davacının taksitleri maaşından ödenmesini itirazı kayıtsız kabul edip, sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcunun ödenmemesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat ön gören hükümlerin sözleşmeye koyulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak gösterilmesi mümkün değildir. Davacının sonradan dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz(TMk madde 2).Kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş durumuna göre borcunun ödeyebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğuracaktır. Ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği..." gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 31/05/2019 tarihli bilirkişi kök raporu ve 10/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının dayanak göstermiş olduğu virman yetkileri bulunan talimatnamenin açıkça muvafakatname'nin yasal koşullarını taşımadığının tespitinin yapıldığını, İİK'nun 83/a maddesi gereğince; borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşmanın geçerli olmadığını, haciz sırasında ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceğini, muvafakatnamenin şekil şartları geçerli olduğu takdirde muvafakatnamenin geçerli olacağını, kredi sözleşmesi ile bilikte verilen kesinti talimatlarının geçersiz olacağını, davalının, icra dairesi marifeti ile müvekkilinin emekli maaşını haczetmemiş onun yerine SGK tarafından davalı bankaya yatırılan emekli maaşının tamamını hukuka aykırı olarak yedinde bloke edildiğini, davalının, müvekkilinin maaşı için yapmış olduğu bir icra işlemi bulunmadığını, davalının yaptığı işlemlerin tamamının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının emekli maaşında bulunan blokenin kaldırılarak, haksız olarak tahsil edilen kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen ticari kredi sözleşmesi ve eklerinden davacının uyuşmazlığa konu kredi sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında davalı banka nezdinde bulunan emekli maaşının yatırıldığı hesaba ilişkin mahsup - takas, virman yapılması hususunda davalı bankaya yazılı yetki ve muvafakat verildiği görülmektedir. Borçlu iktisadi ve sosyal açıdan varlığını sürdürebilmek için şahsi emeğini ortaya koyarak bir gelir elde etmişse bunun üzerine borcun tamamı kadar haciz koymak 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesindeki “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” düzenlemesine aykırılık teşkil edecektir (Yavaş, M.: Maaş ve Ücret Haczi, TBB Dergisi, Sayı 84, 2009, s.94). Nitekim 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 83. maddesi;“Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilâma müstenid olmayan nafakalar, tekaüd maaşları, sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.a) 82 ve 83 üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.” hükmünü içermektedir. Buna göre maaş veya ücretten borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan miktar icra müdürü tarafından takdir ve tespit edilerek dörtte birinden daha az olmamak kaydıyla kalanı haczedilebilir. Geçim için zorunlu ücret miktarı borçlunun ve ailesinin sosyal, sağlık ve tahsil durumları gibi hâller gözetilerek belirlenmelidir. Borcun ifa edilerek alacaklının tatmini asıl olduğundan, borçlu, malvarlığında ücret olarak yer alan meblağın kanun koyucunun yukarıdaki madde hükmüyle öngördüğünden daha fazlasını kullanarak da borcunu ödemeyi tercih edebilir. Ancak bu hâlde haczedilemezlikten feragate ilişkin önceden yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğuna ilişkin 83. maddenin (a) bendi düzenlemesi gözden kaçırılmamalıdır. Önceden feragatin geçersizliğinin nedeni, borçlunun hacizden önceki bir dönemde böyle bir anlaşmanın sonuçlarını ve hacze gelindiğinde kendisine yükleyeceği yükün ağırlığını tahmin edemeyeceğinin varsayılmasıdır. Bu hâlde, borçluyu bizzat kendisine karşı koruma gereği vardır (Kılıçoğlu, E.: İcra Sözleşmeleri, İstanbul 2005, s. 130- atıf yapan; Yavaş; s.106). Ancak haciz veya daha sonraki bir aşamada borçlunun maaş veya ücretinin tamamının haczine olanak sağlayan bir irade açıklamasında bulunulması mümkündür. Ayrıca 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93'üncü maddesi “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez.” hükmünü haiz olup, madde hükmü ile emekli maaşlarının devir ve temliki yasaklanmıştır. Bu durumda, emekli maaşı alan sigortalılar tarafından yapılacak olan herhangi bir muvafakat işleminin kanunun emredici hükmü karşısında geçerliliği bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme eki olan "muvafakatname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı" hükümleri irdelendiğinde az yukarıda değinildiği gibi davalı bankaya her türlü hesap üzerinde takas, mahsup, rehin ve hapis hakkının verildiği görülmektedir. Davacı tarafından yukarıdaki madde kapsamında davalıya verilen yetkinin İİK’nın 83/a maddesi anlamında geçerli sayılıp sayılmayacağının belirlenmesi gerekir. Söz konusu düzenleme, temerrüde düşen borçlu davacının, davalı nezdindeki maaş hesapları yönünden, henüz hakkında herhangi bir icra takibi yapılıp kesinleşmeksizin verdiği haczedilemezlikten feragat anlamını taşımakla, yukarıda açıklandığı üzere, Kanun’un 83/a maddesinin açık hükmü gereği geçerli kabul edilmemelidir. Davacının takibin kesinleşmesinden sora emekli maaşından virman, mahsup yoluyla borç hesabına para aktarılması yönünde bir talimatın bulunmadığı çekişmesizdir. Bu durumda taraflar arasındaki "muvafakatname, taahhütname, virman, takas ve mahsup talimatı" nın temerrüt hâlinde Banka’ya takas mahsup yetkisi veren hükümleri İİK’nın 83. maddesinin (a) bendi gereğince geçersizdir. Yargıtay 11. HD nin 11/02/2022 tarih ve 2021/5964 E. 2022/1022 K. gerekse YHGK'nun 10.02.2022 tarih ve 2019/11-565 E. 2022/108 K., 24.06.2021 tarih ve 2017/(13)3-1980 E. 2021/829 K. sayılı ilamlarında da; sözleşmelerin imzalanması sırasında davalı bankaya, anılan sözleşmelerden doğan mevcut ve müstakbel borçların teminatı olarak davacının banka nezdindeki maaş hesaplarından bloke, rehin, hapis, virman ve mahsup işlemleri suretiyle alacağını tahsil yetkisini veren sözleşme hükümleri, İİK’nın 83/a maddesi gereğince geçerli olmadığı kabul edilmiştir. Bu sebeple davalı banka tarafından davacının maaş hesaplarına bloke konulmasının hukukî dayanağı bulunmadığı gibi geçersiz sözleşme hükümlerine dayalı ve İİK’nın 83. maddesine aykırı bir şekilde tahsil edilen meblağın davacıya iadesi gerektiğinden davacının istinaf itirazları haklı bulunmuş, mahkemece davacının maaş hesabında yapılan kesintiler belirlenerek sonucuna bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1384 Esas - 2020/514 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024