Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/595 E. 2022/958 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/595
- Karar No
- 2022/958
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/162 KARAR NO: 2024/1186 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2022 NUMARASI: 2021/595 E. - 2022/958 K. DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş. tarafından, müvekkili aleyhinde, 100.000 TL bedelli, 10.02.2021 vadeli ve 23.10.2011 keşide tarihli senede istinaden, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine girişildiğini, ancak müvekkilinin davalı bankaya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili ... , dava dışı ... ile davalı ... A.Ş.'nin, Demirci Şubesi arasında imzalanan, 29.03.2011 tarih ve ... numaralı 100.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi'nde borçlu ... lehine kefil olduğunu ve bu sebeple, davalı banka lehine, kredi borcunun teminatı olarak, düzenleme tarihi 03.10.2011 olan takibe konu senedi verdiğini, müvekkilinin banka lehine verdiği senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu, davalı banka tarafından, senedin teminat senedi niteliğinde olması sebebiyle, bu durumu gizlemek ve bertaraf etmek için, senet alacaklısı (lehtar) olarak, kredi sözleşmesinde borçlu sıfatında olan ... gösterildiği, müvekkili ... ise senet borçlusu (keşideci) olarak gösterildiği bir bononun tanzim ettirildiğini, daha sonra da bu senedin kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan ... tarafından davalı banka lehine ciro edilmesinin sağlandığını, özetle davalı ... A.Ş. tarafından, senedin teminat senedi vasfında olmasının kendisine olan hukuki dezavantajlarından kurulmak için, müvekkilinin bu konudaki bilgisizliğinden de yararlanılarak, senedi önce 29.03.2011 tarih ve ... numaralı Genel Kredi Sözleşmesi'nin borçlusu ... lehine, müvekkili ... tarafından tanzim ettirildiğini, daha sonra lehine senet düzenlenen kredi sözleşmesinin borçlusu ... tarafından da bu senedin banka lehine ciro edilmesinin sağlandığını, ancak müvekkilinin, bu senedi, borçlu ... davalı bankaya olan borcuna kefil olmak için banka lehine teminat olarak verdiğini, müvekkili açısından davaya konu senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu, 29.03.2011 tarih ve ... numaralı 100.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesine bağlı 2 numaralı sözleşmede, müvekkili ...'un ... lehine kefil olduğunun anlaşılmakta olduğunu, 2 numaralı ek sözleşmenin imzalandığı tarihin 03.10.2011 tarihi olduğunu, senedin tanzim tarihinin de 03.10.2011 tarihi olduğunu, 29.03.2011 tarih ve ... numaralı 100.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında ... ... olan borcunun sona erdiğini, teminat senetlerinin diğer kıymetli evraklardan farklı olarak şarta bağlı senetler olduğunu, somut olayda şartın kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmesi olduğunu, ancak davalı ...'a kredi borcunun ödendiğini, dolayısıyla müvekkilinin teminat olarak verdiği senedin hükümsüz hale geldiğini ve bedelsiz kaldığını, buna rağmen davalı bankanın teminat senedini müvekkiline teslim etmediğini ve bedelsiz olan bu senedi İstanbul ... İcra Müdürlüğümün ... esas sayılı dosyası ile icraya koyduğunu, davalı banka tarafından icraya konulan senedin vade tarihine bakıldığında 10.02.2021 tarihi olduğunun görüleceğini, müvekkilinin teminat senedi olarak verdiği senedin tanzim tarihinin ise 03.10.2011 tarihi olduğunu, senedin tanzim tarihi ile vade tarihi arasında on yıllık bir sürenin olduğunu, on yıl vadeli senedin ticari hayatta bir ödeme aracı olarak kullanıldığı da göz önüne alındığında, bu durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığının görüleceğini, müvekkili ..., ... A.Ş. ile söz konusu teminat ilişkisi dışında senet vermesini gerektirecek başkaca herhangi bir ticari münasebetinin de bulunmadığını, gerek kredi sözleşme bedeli ile takibe konu bononun değerinin aynı olması, gerek genel kredi sözleşmesi ile takibe konu bononun tanzim tarihinin aynı olması, gerek müvekkilinin davalı banka ile bahse konu kefil olduğu kredi ilişkisinden başka hiçbir ticari ve ekonomik münasebetinin bulunmaması, gerekse hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde takibe konu bononun vade tarihinin düzenleme tarihinden on yıl sonra olmasının, müvekkili tarafından verilen senedin mahiyetinin teminat senedi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca davalı ... A.Ş. tarafından senet üzerindeki vade tarihi de sonradan doldurulmak suretiyle, teminat senedi niteliğinde ve bedelsiz olduğu bilinen davaya konu senedi icra takibine konu ederek T.C.K. madde 156 kapsamında düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinden bahisle müvekkili tarafından 15.03.2021 tarihinde şikayette bulunulduğunu, halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2021/49975 soruşturma numarasıyla soruşturmanın devam etmekte olduğunu, arabuluculuk bürosuna yaptıkları başvuru neticesinde, İstanbul Arabuluculuk Merkezinin ... arabuluculuk numarasıyla kayıtlı dosyadan, karşı tarafla yapılan görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını ve anlaşmama yönünde son tutanağın tutularak taraflarca imza altına alındığını iddia ederek, davanın kabulü ile davalı ...'a müvekkilinin herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurularak, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kötü niyetli davalının %20'de az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibe konu senette emre muharrer senet ibaresinin yer almakta olduğunu, söz konusu senedin teminat senedi olmadığını, kayıtsız şartsız borç ödeme vaadini içermekte olduğunu ve bu nedenle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerinde yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanmasının gerekmekte olduğunu, davacının iddialarını destekler nitelikte dava dilekçesine ekledikleri yazılı bir delilin bulunmadığını, davaya konu senedin teminat senedi özelliğini göstermemekte olduğunu, kambiyo senetlerinin karşılıklı temel ilişkiden tamamen bağımsız soyut borç ikrarları olduğunu, davaya konu senedin herhangi bir borç ilişkisine teminat teşkil etmemekte olduğunu, bir senedin teminat senedi olarak kabulü için, senedin teminat senedi olduğunun senet üzerinden açıkça anlaşılmasının ya da belirtilmesinin, senede atıf yapılarak ayrıca teminat senedine konu olan sözleşmenin de hazırlanarak, senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olmasının sağlanmasının gerektiğini, söz konusu bononun sözleşme kapsamında verilmiş olmasının kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği sonucunu doğurmayacağını, somut olayda takip dayanağı bononun teminat bonosu olduğu yönünde herhangi bir yazılı belgenin bulunmadığını, bononun teminat amaçlı verildiği yönünde alacaklının kabul beyanı da bulunmadığından, bononun sözleşmenin ödeme aracı olarak düzenlendiğinin kabulünün gerekmekte olduğunu, davacının senedin sonradan doldurulduğu iddialarının gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, buna göre geçerli veya tam bir temel münasebetin bulunmadığını veya bononun sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunun ispat yükünün ve bundan doğacak delilerin dermeyanın borçlu davacıya ait olduğunu, bu hususun H.M.K. 201. maddesi uyarınca ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini, davacı tarafından bu iddiaları kanıtlayacak herhangi bir belge veya başka bir delilin dosyaya sunulmadığını, davacının soyut iddialar ile mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının kötü niyet tazminatı talebinin hukuken kabul edilmesi mümkün olmayan bir talep olduğunu, kötü niyetin ve ağır kusurun varlığının ve ispatının gerekmekte olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu, müvekkili bankaya davaya konu olan senedin ciro ile teslim edildiğini, sadece senedi takibe koyması nedeni ile meşru hamil olan müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin ve yargılama giderleri yükletilmesinin mümkün olmadığını, kambiyo senetlerindeki sebepten soyutluk ilkesi gereğince, borçlunun senetten doğan borcunu ödediğini İİK 169/A niteliğine haiz bir belge ile ispat etmedikçe borçtan sorumlu olacağının açık olduğunu, bu sebeple davacının ödeme yaptığına ilişkin iddialarının hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, davacının takibe konu bono hakkında ödenmiş olma sebebine dayalı olarak menfi tespit talep etmekte olup, ödeme savunmasının ispatının davacıya ait olduğunu, davacının ödeme yaptığına ilişkin, dava dilekçesi ekinde herhangi bir belgenin sunulmadığını, davacı yanca icra takibinin teminatsız olarak durdurulması istense de menfi tespit davası icra takibinden sonra açıldığından ancak teminat yatırılarak icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmesinin engellenebileceğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; '' Davacı ... tarafından, .. emrine düzenlenmiş. 23.10.2011 tanzim tarihli, 10.02.2021 ödeme giinlü, 100.000 TL bedelli senet borçlu sıfatıyla imzalanmış ve asıl kredi borçlusu ... tarafından söz konusu senet ciro edilerek davalı ... A.Ş.'nin Demirci Şubesi'ne devir ve teslim edilmiştir. Dava dışı ... isimli şahıs da bu senedi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Dava konusu senet üzerinde "İşbu emre muharrer senedimiz mukabilinde 10.02.2021 tarihinde ... veya emri havalesine yukarıda yazılı yalnız 100.000 TL ödeyeceğiz. İşbu bono vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonoların da muacceliyet kesbedeceğini, ihtilaf vukuunda Manisa Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkisini şimdiden kabul ederiz" yazılmıştır. Buna göre senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için neye istinaden teminat olarak verildiğinin senedin üzerine açıkça yazılmasının gerektiği, takipte dayanılan 10.02.2021 ödeme günlü, 100.000 TL bedelli bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı, Davaya konu senedin ... kredi borçlarının tahsili için verilmiş bir borç senedi olduğu, davacının senede yönelik teminat senedi olduğu iddiasını da yazılı delil ile kanıtlayamadığı anlaşılmakla davacı tarafın senedin teminat senedi olarak verildiği ispatının yazılı delillerle yapılamadığı kanaatine varılmakla bu senet bakımından borçlu bulunmadığını ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek takibe konu edilen senede yönelik imza inkarında bulunulmadığı gibi ödeme yapıldığını da ileri sürülmediği anlaşılmakla davacının iddiasını ispatlayamadığı kanaati ile menfi tespit isteminin yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine(mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından İK'nun 72/4. maddesi gereği koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmeyerek) " karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin süresinde istinaf başvurusunda bulunduğunu, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Davacı asil 05/06/2024 tarihli ıslak imzalı dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. 6100 Sayılı HMK 311. Madde de "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükmü düzenlenmiştir. HMK m.310/2 maddesinde; "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." hükmünü haiz olmakla davacı asil tarafından 05/06/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinden, 6100 Sayılı HMK'nın 307/1, 309, 310, 311, 312 maddesi gereğince karar verilmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;,1-Davacı vekilinin istinaf isteminin, davadan feragat edilmesi sebebiyle İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA2-Davacı asilin davadan feragat etmesi nedeniyle; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih, 2021/595 E. 2022/958 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi gereğince feragat sebebiyle REDDİNE, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince 427,60 TL maktu karar harcının peşin alınan 1.742,26 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 1.314,66 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider ve delil avansının istek halinde ve hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,4/e-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin"...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.320,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi davadan feragat sebebiyle incelenmediğinden davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderinin, davacı üzerinde bırakılmasına 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/06/2024