Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/53 E. 2024/466 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/53
Karar No
2024/466
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1484 Esas KARAR NO: 2025/112 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/06/2024 NUMARASI: 2021/53 E. - 2024/466 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 29/01/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde; dava dışı ... ile kentleşme mevzuatı çerçevesinde kat karşılığı inşaat yapılması için ön anlaşma yaptıklarını, anlaşmaya göre kendisine ödenecek kira bedellerinden mahsup edilmek üzere 15.000,00 TL borç aldığını, daha sonra komşularının onay vermemesi üzerine yaptıkları anlaşmanın geçersiz hale geldiğini ve başka müteahhit ile anlaşma üzerine ...'in kendisine verdiği 15.000,00 TL'ye karşılık bir senet istediğini, ancak ...'in istemi ve iş ortağı olduğunu söylemesi üzerine senedin davalı ... lehine düzenlendiğini, senedin bedel kısmının açık kaldığını, kendisinin de senet işleme konulmayacağından bedel yerini açık bıraktığını, parasını faiziyle birlikte ödediği zaman senedin kendisine iade edileceğinin söylendiğini, ...'in de senedi ... isimli birisine ciro etmesi üzerine senedin takibe konulup ödeme emrinin tarafına tebliği üzerine olayı öğrendiğini ve eldeki davayı açmak zorunda kaldığını, senedi işleme koyan davalı ...'ın ... ve davalı ... ile danışıklı bir ilişkisinin olup olmadığını şu an için bilmediğini, bu durumu öğrendiğinde ayrıca bu şahıs hakkında gerekli yasal işlemler için başvuruda bulunacağını, ...'in veya senedin asıl alacaklısı olarak görünen ...'nun hiçbir teminat almadan 150.000,00 TL gibi büyük bir meblağı borç vermesinin hayatın normal akışına aykırı olduğunu, ...'in senedi takibe koyan ...'a ciro etmesinin senedin danışıklı bir şekilde işleme koyulduğunu gösterdiğini, dava dışı ... ile ...'in iş ortağı olmaları nedeniyle havadan para kazanmak için suç ortağı olarak hareket ettiklerini, zira ...'in ...'den 15.000,00 TL borç aldığını ve bunun inşaatın yapılması halinde tarafına ödenecek kiralardan mahsup edileceğini bildiğini, dava dışı ...'in kendisine olan 15.000,00 TL'lik alacağı karşılığı meblağ kısmı boş olan senede 150.000,00 TL olarak yazıp, ... isimli şahsa ciro etmesi ve onun da takibe koyması hususunda güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçunu müştereken işlediklerini iddia ederek, yargılamanın yapılarak 15.000,00 TL'nin haricinde kalan 135.000,00 TL'lik borcunun bulunmadığının tespitine, takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAPLAR: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin yanlışlıkla vekil olarak tarafına çıkarıldığı, vekil olarak 05/02/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, tebligatın usulsüz olduğunu, usulsüz tebligata rağmen süresi içerisinde müvekkili adına cevap dilekçesi verildiğini, görevsizlik itirazlarının olduğunu, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava konusu bononun müvekkiline iyi niyetle devir edilmiş bir senet olduğunu, senetlerin sebepten mücerret olduğunu, keşideci ile lehtar arasındaki itiraz veya defilerin iyiniyetli 3. kişi müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin davacı ile senet lehtarı arasındaki ilişkiyi bilemediğini, davacının dava dilekçesinde senetteki imzasına itiraz etmediğini ve keşideci olarak lehtarla arasında bir sözleşme olduğunu ikrar ettiğini, senede karşı senetle ispat kurallarına göre de davacının müvekkili ile davacı veya lehtar arasında iyi niyeti ortadan kaldıran senet için bir borç olmadığını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğinden bahisle, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, takibe konu senedin hukuki bir sebebe istinaden müvekkiline verildiğini, müvekkilinin de senedi borçlu olduğu diğer davalı ...'a ciro ederek devir ve temlik ettiğini, senetlerin sebepten mücerret olup davacının bu senedin borçlusu olmadığını yine yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, senet metninde de herhangi bir tahrifat vs. olmadığını, esasen davacının da senedin 15.000,00 TL'lik kısmını kabul ettiğini, müvekkili aleyhine Cumhuriyet Savcılığına yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığından bahisle, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. GÖREVSİZLİK KARARI: Davanın tevzi edildiği İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/05/2016 tarihli 2016/20 Esas - 191 Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiş ve yargılamaya bu mahkemede devam olunmuştur. MAHKEME İLK KARARI: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 30/11/2017 tarihli 2016/771 E. - 2017/1105 K.sayılı kararıyla; "... davacı tarafça dava dilekçesinde dava dışı şahıstan aldığı borca karşılık bedeli boş olarak düzenlenen senedi davalılardan ...'e verdiği, söz konusu davalı tarafından da senedin cirolanarak diğer davalı İbrahim'e verildiği, aldığı borç miktarının 15.000,00 TL olmasına rağmen bedel kısmının 150.000,00 TL olarak doldurulduğundan bahisle 135.000,00 TL için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı ... tarafından iyiniyetli hamil olduğundan bahisle, davalı ... tarafından senedin davacı ile aralarındaki hukuki bir sebebe binaen tarafına verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün alacaklı olan davalıda olmakla birlikte, alacağın senede dayanması halinde ispat yükünün yer değiştirerek borçlu olmadığını iddia eden davacıya geçtiği, eldeki dava bakımından da davalıların alacağının kambiyo senedine dayalı olması nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacı tarafça senedin 15.000,00 TL karşılığında verildiği ancak 150.000,00 TL olarak doldurulduğu iddia edildiği, söz konusu iddianın senedin anlaşmaya aykırı dolduğuna ilişkin olduğu, dolayısıyla iddianın içeriği ve senet bedeli dikkate alındığında davacının iddiasını kesin delil ile ispatlaması gerektiği, davacının her ne kadar ilk derece mahkemesine sunduğu delil listesinde yemin deliline dayanmış ise de, ilk derece mahkemesince yemin ettirilip ettirilmeyeceğine ilişkin beyanda bulunulması istenilmesine rağmen davacı tarafça yemin teklifinde bulunulmadığı, dolayısıyla da davanın ispat olunamadığı kanaatine varıldığı, davacı vekilince sunulan 23/10/2017 tarihli dilekçede senedin bedel kısmında tahrifat olduğu belirtilerek bilirkişi incelemesi yapılması istenilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde bedelin sonradan gerçeğe aykırı olarak doldurulduğunun iddia edilmesi ve tahrifattan bahsedilmemiş olması dikkate alındığında davacının son sunduğu dilekçesi ile iddiasını genişlettiği ve değiştirdiği, davalı ... vekilinin duruşmada muvafakatinin bulunmadığını beyan etmesi ve diğer davalının da iddianın genişletilmesine açıkça muvafakatinin bulunduğuna dair herhangi bir beyanın bulunmaması da dikkate alındığında ispat olunamadığı, gerekçesiyle davanın reddine, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararı uygulanması nedeniyle dava değeri 135.000TL'nin %20'si oranında belirlenecek kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile takip alacaklısı davalı ...'a ödenmesine, kararın niteliği dikkate alınarak, ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak ilgili icra müdürlüğüne tedbirin kaldırılmasına ilişkin olarak müzekkere yazılmasına..." karar vermiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir. KALDIRMA KARARI: Dairemizin 15.01.2021 tarihli 2018/583E. - 2021/35K.sayılı kararıyla; "...Davalı vekilinin cevap dilekçesinin davacı yana tebliğe çıkarılmadığı, (keza bu hususun İstanbul Anadolu 2.ATM'nin 16.03.2017 Tarihli duruşma tutanağına da bağlandığı) davacı vekilinin 15.04.2016 Tarihli beyan dilekçesinde senedin 150000 TL olan bedel kısmındaki 0 rakamının sonradan eklendiğini iddia ettiği, görevli mahkemece ön inceleme duruşmasının 06/06/2017 tarihinde gerçekleştirildiği dikkate alındığında HMK'nun 141/1 maddesinde yer alan; "taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler" şeklindeki açık düzenleme gereğince davacı iddiası yönünden bilirkişi raporu alınması gerekirken bu husus değerlendirilmeden esas hakkında karar verilmesi yerinde değildir. Kabule göre ise; davacı 150.000TL bedelli bononun 135.000TL'lik kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, ancak 15.000TL üzerinden harç yatırmış olmakla davacı yana Harçlar Kanunu 30.md göre harcın tamamlanması için mehil verilerek yargılamaya devam olunması gerekirken eksik harç ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 355 ve 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına..." karar verilmiştir. KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 06/06/2024 tarihli 2021/53 E. - 2024/466 K.sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; takibe konu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebi olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde dava dışı şahıstan aldığı borca karşılık bedeli boş olarak düzenlenen senedi davalılardan ...'e verdiği, söz konusu davalı tarafından da senedin cirolanarak diğer davalı İbrahim'e verildiği, aldığı borç miktarının 15.000,00 TL olmasına rağmen bedel kısmının 150.000,00 TL olarak doldurulduğundan bahisle 135.000,00 TL için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı ... tarafından iyiniyetli hamil olduğundan bahisle, davalı ... tarafından senedin davacı ile aralarındaki hukuki bir sebebe binaen tarafına verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görüldüğü, mahkememizce kaldırma ilamı doğrultusunda işlem yapıldığı, öncelikle dava değeri 135.000,00-TL olmakla eksik bedel ve harç tamamlattırılmış, akabinde senet aslı, tarafların istiktab tutanakları ve tatbike medar imzalar doğrultusunda davacının iddiasının araştırılması amacıyla senet metnindeki bedelin rakamla yazıldığı son sıfır rakamının sonradan eklenip eklenmediği hususlarında Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmış, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 14/12/2023 tarihli raporda davaya konusu alacaklısı ..., borçlusu müteveffa/davacı ... olan, 05/04/2015 düzenlenme, 07/08/2015 ödeme tarihli, 150.000 TL bedelli senetteki; ön yüzde borçluya atfen atılı imzalar ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığı, bu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senette sorulduğu üzere miktarın rakamla belirtildiği bölümde herhangi bir tahrifat saptanamadığının rapor edildiği, davaya konusu senedin ön yüzündeki "..." ibaresindeki "..." harfinin üst çizgisi bir kalem, diğer tüm ön yüz yazıları ve borçluya atfen atılı imzalar farklı fiziki evsafta ikinci bir kalem ile yazılmış olduğu, inceleme konusu senet ön yüz yazıları ve özellikle sorulduğu üzere "150.000" ibaresi ile ...'nun mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ...'nun eli ürünü olduğunun belirtildiği, mahkememizce de İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 14/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış, ezcümle davacının iddia etmiş olduğu gibi senetteki bedeli oluşturan rakamlarda hiç bir tahrifat olmadığı, sonradan ekleme tahrifat vb. bir durum bulunmadığı, son sıfırın diğer rakamların ve ön yüzdeki tüm yazı ve rakamların davalı lehdar ...'nun eli ürünü olduğu, keşideci imzasının da davacı-müteveffa ...'nin olduğu, davaya konu bonoyu davalı ...'nun düzenlediği ve davacı-müteveffanın da imzaladığı ve bono sebebi ile soyut borç ikrarı altına girdiği, bononun sıhhatinin tam olduğu, geçerli olduğu mahkememizce anlaşılmış ve açılan davanın reddine karar verilmiş, İİK'nın 72/3.madde ve fıkrasında yer alan "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenleme de dikkate alınarak verilen tedbirin kaldırılmasına ve davalı alacaklı yararına tazminata karar verilmesi gerektiği yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın REDDİNE, 2-Mahmememizce ihtiyati tedbir kararı uygulanması nedeniyle dava değeri 135.000 TL'nin %20'si oranında belirlenecek kötü niyet tazminatının davacı mirasçıları ..., ..., ... ve ...'dan miras payları oranında tahsili ile takip alacaklısı davalı ...'a ödenmesine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davaya konu senet üzerindeki imzaya itiraz etmediklerini, Senet üzerindeki rakamla yazılan 15.000 TL bedelin sonuna bir sıfır daha eklenerek 150.000 TL olarak değiştirildiğini iddia etmelerine rağmen bu konuda yeterli incelemenin yapılmadığını, En sondaki "0" rakamının diğer "0" rakamlarından farklı olduğunun çıplak gözle dahi görüldüğünü, ...'in davayla ilgili yazı ve imza örneklerinin alınmadığını, Senet üzerindeki "..." kelimesindeki "..." harfinin üst çizgisinin başka kalemle yazıldığının raporda belirtilmesine rağmen, bu delilin davanın kabulü için gerekçe yapılması gerektiği halde, davanın reddine karar verilmek için gerekçe yapıldığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına 188.494.150,53 TL'nin yatırıldığını, buna rağmen yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesinin usul, yasa ve uygulamaya aykırı olduğunu, Davacının kötüniyetle hareket ettiğine dair herhangi bir delil ve emare bulunmamasına rağmen kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de usul, yasa, uygulama ve yargısal kararlara, dosya içeriğine aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu şubesinden alınan raporun yetersiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek, bildirdikleri istinaf nedenleri ve resen nazara alınacak nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı ... tarafından davacı ... aleyhine 150.000,00-TL asıl alacak, 6.774,66-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 156.774,66-TL'nin tahsiline yönelik 11/01/2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından 13/04/2016 tarihinde icra takibine itiraz edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu senedin incelenmesinde; davacı ...'nin keşideci, davalı ...'nun lehtar olduğu, arkasında ...'nun cirosunun bulunduğu ve davalı ...'ın son hamil olduğu, rakam ve yazı ile bedelinin 150.000,00-TL olarak yazıldığı ve vadesinin 07/08/2015 olduğu görülmüştür. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 14/12/2023 tarihli, ... numaralı bilirkişi raporu incelendiğinde; "... İnceleme konusu senet ön yüzde borçluya atfen atılı imzalar ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senette sorulduğu üzere miktarın rakamla belirtildiği bölümde herhangi bir tahrifat saptanamadığı, İnceleme konusu senet ön yüz "..." ibaresindeki "..." harfinin üst çizgisi bir kalem, diğer tüm ön yüz yazıları ve borçluya atfen atılı imzalar farklı fiziki evsafta ikinci bir kalem ile yazılmış olduğu, İnceleme konusu senet ön yüz yazıları ve özellikle sorulduğu üzere "150.000" ibaresi ile ...'nun mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ...'nun eli ürünü olduğu..." yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E: Dava, İİK’nun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece davanın reddine ve alacağın %20’si kadar tazminatın davacılardan miras payları oranında alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar, davaya konu bononun 15.000,00 TL bedelli olmasına rağmen, bedelin rakamla yazılan kısmının sonuna "0" rakamı eklenerek 150.000,00 TL bedelli olarak değiştirildiği iddiasıyla borçlu olmadıklarının tespiti davası açmışlarsa da, bono üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından yapılan incelemede herhangi bir tahrifat tespit edilmediği gibi, tüm yazıların ve borçluya ait imzanın aynı kalemle yazıldığının, yalnızca "..." kelimesinde "..." harfi üzerindeki üst çizginin farklı bir kalemle yazıldığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime uygun ve yeterli olduğu, bono üzerindeki yazıların kim tarafından yazıldığının tespiti sonuca etkili olmadığından, dava dışı ...’in imza ve yazı örneklerinin alınmasına da gerek olmadığı, HMK’nun 326/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davada haksız çıkan davacı tarafa yüklenmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması nedeniyle İİK’nun 72/4. maddesi uyarınca alacaklının alacağını geç almasından dolayı tazminata hükmedilmesinin de yerinde olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 29/01/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/53, K. 2024/466, T. 15.04.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-53-e-2024-466-k-fd052996e561