Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/444 E. 2021/264 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/444
- Karar No
- 2021/264
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/654 KARAR NO: 2024/1909 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI: 2021/444 E. - 2021/264 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ... esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, ..., markasının özellikle tekstil-giyim, kot(jeans) giysiler sektöründe, çok uzun bir geçmişe sahip bir marka olduğunu, yurtiçinde ve yurtdışında bilinen ve tanınan bir marka olduğunu, davalı tarafın, Merter semtinde toptan giyim ürünleri satışı yapan bir mağaza işletmesi olduğunu, mağazada ... markalı giyim ürünleri sattığı bilgisinin alındığını, ürünlerden bir miktar delil olması için satın alındığını, talepleri üzerine Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/26 değişik iş sayılı dosyası ile tespit yapılarak rapor alındığını, raporda "işyerinde yapılan incelemede, tespit edilen mavi renk pantolonlarda, ..., ... + ... ŞEKLİ biçiminde markasal kullanım mevcut olduğu, buna göre tespit edilen ürünlerde tespit isteyenin 25.sınıfta pantolon emtiasını kapsar şekilde tescilli markaların esas/yegane unsuru olan ... ibaresinin kullanıldığı tespit edilmiştir" görüşüne yer verildiğini, davalı hakkında eylemlerinin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/9485 soruşturma nolu dosyası ile işlem başlatıldığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin markasının benzerinin kullanılması nedeniyle mağduriyetinin söz konusu olduğunu, maddi tazminat talep hakları saklı tutularak 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile; davacının kötüniyetli olarak hareket ettiğin, kendisinin batık haldeki firmaların marka haklarını alıp, daha sonra bu firma battığında adeta ava çıkar gibi firmanın satış yaptığı toptancılara giderek markaya tecavüz iddiası ile maddi manevi tazminat toplamaya çalıştığını, dava konusu ürünleri beş yıl önce ... firmasından parti malı olarak satın aldığını, parti malı olduğundan pek çok ürün arasında bu ürünlerin de bulunduğunu, davacının iddialarının kabul anlamına gelmemek kaydıyla, her ne kadar dava dilekçesinde davacının markasının benzerinin kullanılmasından ötürü manevi mağduriyet yaşadığı ileri sürülmüşse de, bu markanın hiçbir üretimi bulunmadığını, piyasaya yeni ürün tedarik edemeyen, üretimi olmayan bir markanın ne tür bir manevi mağduriyet yaşadığının anlaşılmadığını, tazminat tutarının fahiş olduğunu, delil tespitinde de belirtildiği üzere işyerinde 58 adet pantolonun depoda bulunduğunu, bu ürünlerin satışının piyasada mümkün olmadığını, bu yüzden teşhir dahi edilmediğini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davacının davasının KABULÜ ile: davalının, davacıya ait "..." esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile men'ine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir. Davalı asil istinaf dilekçesinde özetle; -tekstil işiyle iştigal ettiğini, dükkanı olduğunu, vergi mükellefi olarak söz konusu dükkanı işletip toptan satış yaptığını, piyasadan parti olarak mal satın aldığını, bu mallara toptan olarak alıcılara sattığını, dava konusu malları ... isimli firmadan aldığını, dava konusu malları satın aldığı tarihte bu malların patentinin ... isimli firmaya ait olduğunu, daha sonradan kendi bilgisi dışında davacı tarafın sözkonusu ...isimli firmaya patent davası açtığını ve patentini iptal ettiğini ancak bu durumdan kendi bilgisinin olmadığını, ayrıca davacı taraf daha önceden tanıdığı ve iş yaptığı kişi olduğunu, davacının kayınpederinin de müşterisi olduğunu, bu malları ... isimli firmadan satın alırken bizzat davacı tarafın da bilgisinin olduğunu, bu konuda uyarmadıklarını, Mahkemece öncelikli olarak kendisinin bu malları satın aldığı ve daha önceki patent sahibi olan ... isimli firmayı davaya dahili davalı olarak dahil etmesi gerektiğini, ancak Mahkemece bu firmanın davaya dahil edilmediğini, asıl olayın davacı ile patenti iptal edilmeden önce bu malları tarafına ve piyasaya satan ... isimli firma olup, üçüncü şahıs konumunda olduğunu, -davacının manevi ızdırap çektiğini gösterir hiçbir emare olmadığını, kendisi maddi açıdan zarara uğramadığını fakat buna rağmen manevi açıdan zarara uğradığını iddia ettiğini, Mahkemece herhangi bir bilirkişi raporu tanzim edilmeden aleyhe verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın kapanan firmaları takip ettiğini ve bunların patentini alarak bu kapanan firmaların mallarını satan diğer firma sahiplerine ve özel kişilere dava açtığını, Mahkemece davacının hangi firmaların patentini hangi tarihlerde satın aldığı ve kimlere nasıl dava açtığıda tespit edilmediğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalının davacının "..." esas unsurlu markasından doğan haklarına tecavüzün tespiti, men'i ve manevi tazminat talebine yöneliktir. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/26 değişik iş sayılı dosyasında tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda; "22/01/2021 tarihinde "... Mah. ... Sk. ... İş Merkezi No:... Güngören/İstanbul" adresinde bulunan "Yamaç Tekstil" tabelalı işyerinde yapılan incelemede, tespit edilen mavi renk pantolonlarda ..., ... + ... şekli biçiminde markasal kullanımın mevcut olduğu, buna göre tespit edilen ürünlerde tespit isteyenin 25.sınıfta pantolon emtiasını kapsar şekilde tescilli markaların esas/yegane unsuru olan "..." ibaresinin kullanıldığı, tespit isteyenin bazı markalarında yer alan "..." ibaresindeki 1992 yılın da tespit edilen pantolonların düğmeleri üzerinde yazılı olduğu, yine pantolonların dış etiketlerinde "... + yıldız şekli" markasal kullanımının altında "..." yazdığının görüldüğü" rapor edilmiştir. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2021/182 esas sayılı dosyasının tetkikinde; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/9485 soruşturma, ... nolu iddianamesi üzerine şüpheli ... aleyhine SMK 30/1 maddesi, TCK'nun 53 ve 54.maddeleri gereği cezalandırılması amacıyla davanın açıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile "Dosyaya sunulan taklit ürün etiketli ürünle, kök raporda inceleme konusu edilmiş değişik iş dosyasında yer alan ürünlerin aynı olduğu, dosyada tespit edilen markasal kullanımların “... ŞEKLİ” şeklinde olduğu, müştekiye ait tescilli markalarda yer alan “... asıl unsuru ve tüm markalarda yer alan yıldız görseli ile sanığın markasında yer alan asıl unsuru oluşturan “...” ibaresinin aynen kullanıldığı, söz konusu kullanımın iktibas suretiyle kullanım olduğu, markasal kullanımlar arasında ayırt edilemeyecek ölçüde benzerlik bulunduğu, marka hakkına tecavüz oluşturacak nitelikte kullanımlar olduğu ve ortalama tüketicinin her iki marka arasında bağlantı olduğu izlenimine varabileceği, ve Sanığın “...* ... ŞEKLİ” şeklindeki markasal kullanımın tüketiciyi yanıltabileceği, bu nedenle marka hakkının ihlalinin oluşacağı" hususlarının tespit ve rapor edildiği görülmüştür. Davacıya ait TPE kayıtlarında; ... esas unsurlu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... sayılı markaların bulunduğu görülmüştür. ... ibareli markanın TÜRKPATENT kayıtlarına göre Şahin Kol adına kayıtlı olduğu, Bakırköy 1. FSHM 2018/49 sayılı dosya ile açılan dava sonucunda markanın hükümsüzlüğüne ve kayıtlardan terkinine karar verilmiştir. SMK m.29/I-c uyarınca markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka hakkına tecavüz sayılır. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini...." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davalı taraf, dava konusu malları ... isimli firmadan 2015 tarihinde aldığını, dava konusu malları satın aldığı tarihte bu malların patentinin ... isimli firmaya ait olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının da aynı o tarihlerde aynı markalı ürünlerinin bulunduğu ayrıca tespit tarihinin 22/01/2021 tarihi olduğu, 2021 tarihi itibariyle de tecavüzün gerçekleştiği, ayrıca yıllardır teksil işi ile uğraşan ve davacıyı tanıyan davalının, markanın davacıya ait olduğunu bilmesi gerektiği, bu konudaki isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan davalı tarafından gerçekleştirilen eylemde, markaların benzer olması, benzer şekilde kullanılması, davalının ... ibaresini ön plana çıkartarak kullanması, yıldız şekli tescilinde olmamasına rağmen davacının markasını taklit etmek için yıldız şeklini kullanması, davacıyı tanıması ve her şeye vakıf olunması, davalının haksız, kusurlu eylemleri ile çok sayıda ürün üretmesi dikkate alındığında, eldeki davada, davacının manevi zarara uğradığının kabulü ile, Mahkemece hükmedilen 10.000 TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun düştüğü anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı asilin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/12/2021 tarih ve 2021/444 E., 2021/264 K. sayılı kararına karşı davalı asil tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 171,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 511,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024