Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/401 E. 2022/996 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/401
Karar No
2022/996
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/599 KARAR NO: 2024/1880 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2022 tarihli asıl karar ile 07.02.2023 tarihli ek karar. NUMARASI: 2021/401 E. - 2022/996 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusundan vazgeçilmiş sayılmasına dair verilen ek karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dosyası incelendi, gereği düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 23.03.2016 tarihinde emekli olduğunu ve emekli maaşını davalı bankadan aldığını, davalı banka tarafından, müvekkilinin ticari nitelikte olan kredi kartından kaynaklı borcu karşılığında, yatırılan emekli maaşı üzerine bloke konulduğunu ve her yatan maaşın %1/4'ne ve zaman zaman tamamına haciz konulduğunu, müvekkili ile davalı banka arasında 16.05.2014 tarihinde kurulan sözleşme ile ilişkinin başladığını, müvekkilinin 2016 yılında emekli olduğunu, emekli maaşı ödemelerinin müvekkilinin davalı banka hesabına yatırıldığını, müvekkilinin banka hesabına yatırılan emekli maaş ödemelerinin, ticari nitelikteki kredi kartından kaynaklı borcuna istinaden kesintiye uğratıldığını, 5510 ve 2004 sayılı kanun hükümleri uyarınca ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda emekli maaşlarının haczedilemeyeceğini, bu haczedilemezliğin istisnasının ise borçlunun hacze muvafakatine bağlı bulunduğunu ancak müvekkili ile davalı banka arasında işbu istisnayı sağlayacak hal ve şartların gerçekleşmediğini, müvekkili ile davalı banka arasında borcu doğuran ilişkinin, müvekkilinin emekli olmasından yaklaşık üç sene önce olduğunu, davalının, müvekkilinin emekli maaşını güvence görerek bu ilişkiyi kurmadığı gibi, müvekkilin de henüz hak kazanmadığı ve üzerinde tasarrufu bulunmayan emekli maaşının haciz edilebileceğine yönelik bir muvafakat de vermediğini, fakat davalı banka tarafından, 23.01.2017 tarihinden itibaren müvekkili hesabına yatan emekli maaşından düzenli olarak dört kesinti yapıldığını, tüm bu nedenlerle davalı banka tarafından, müvekkilinin emekli maaşından 23.01.2017 tarihinden itibaren kesintiye uğratılan 25.440,08 TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının ticari işletmesine yönelik olarak imzalanan temel bankacılık sözleşmesine istinaden müvekkili tarafından kredi kartı verildiğini ve davacının bu kredi kartını kullanarak harcamalar yaptığını, davacının müvekkili bankaya borçlarını ödemediğini, bu sebeple sözleşmede belirtilen adrese ihtarname gönderilerek hesabın kat edildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının, sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olduğunu, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi kartına ait borç taksitlerinin bankadan aldığı maaştan ödenmesi için onay verdiğini, davacı ile müvekkili arasında yapılan sözleşme gereği emekli maaşından kesinti yapılmasına engel bir husus bulunmadığını ve müvekkilinin, maaş kesintisini hukuka uygun olarak 1/4 oranında kesinti yaparak gerçekleştirdiğini savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 16.05.2014 tarihli Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi ve Ticari Kart Sözleşmesine istinaden, davacıya 17.250,00 TL limitli, ... no.lu İşletme Kredi Kartının verildiği, Kredi kartına ait 17.11.2015 hesap kesim tarihli borç tutarının asgari tutarı dahil, hiçbir ödeme yapılmadığı ve bu nedenle davacı hakkında 16.01.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ancak, icra takibi ile ilgili olarak davacının hesaplarına haciz kararı alındığına dair dosya kapsamında bir belgenin mevcut olduğu, davacının davalı banka nezdindeki ... nı.lu hesabına, 23.03.2016 tarihinden itibaren SSK Maaş Ödemesinin alacak kaydedilmeye başlandığını, davalı banka tarafından, SSK Maaş Ödemesinin yapıldığı 23.03.2016 tarihinden itibaren, Maaş tutarının 1/ 4 oranında (%25,00) kanuni takip hesabına kesinti yapılmaya başlandığı ve 22.06.2021 dava tarihine kadar 63 adette 27.023,32 TL'lık kesinti yapıldığı ve kesintilere dava tarihinden sonra da devam edildiği, davalı banka ile davacı arasında imzalanan 16.05.2014 tarihli Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi'nin 2.2 b maddesinde, davalı bankaya, davacının hesaplarında mevcut bulunan tutarları takas ve mahsuba yetki verilmekle birlikte, Yargıtay, 19. HD 25.09.2017 Tarih, 2016/10742 E., 2017/6219 K. sayılı emsal kararında, emeklilikten (23.03.2016) veya icra takibinden (16.01.2016) önce hesaplarından virman yapılmasına yetki verilmesinin, emekli Maaşından kesinti yapılacağı anlamına gelmediği, bu sebeple, ilk kesintinin yapıldığı 23.03.2016 tarihinden huzurdaki davanın açıldığı 22.06.2021 tarihine kadar yapılan kesintilerin davacı tarafından talep edilebileceği kanaati oluşmuş olup, davacı tarafından huzurdaki davada 23.01.2017 tarihinden itibaren emeklilik maaşından yapılan kesintilerin talep edildiğinden, tarafların tacir olmaları sebebiyle 3095 Sayılı Kanunun 2/2. maddesi gereği Ticari İşlerde Temerrüt Faizi esas alınarak T.C. Merkez Bankası Avans Faiz oranları üzerinden, taleple bağlı kalınarak yapılan hesaplama sonucunda, davacı tarafından davalı bankadan 23.234,24 TL anapara ve 6.872,61 TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 30.106,85 TL talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesi ile İİK' nın 83. maddesi uyarınca, emekli maaşının haczedilmesinin mümkün olmadığı, hacizden önceki bir dönemde haczi caiz olmayan bir malın haczedilebileceği hakkında alacaklı ile yapılan anlaşma geçerli olmadığı gibi davacının maaşı üzerinde haciz bulunmasa da davalı bankanın maaş hesabı üzerinde kesinti, bloke adı altında kesinti yapmak suretiyle uygulama yapmasının haciz sonuçlarını doğaracak nitelikte olup, kredi sözleşmesindeki önceye dayalı hükme ve taahhüte dayalı olarak davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin haksız ve geçersiz olduğu, kesinti uygulanan maaş miktarının davacıya iadesi gerektiği kanaatine varılarak... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk derece Mahkemesince, 19.01.2020 tarihli muhtıra ile; "...492 TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcı ile 396,79 TL İstinaf Karar Harcının işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine yatırılması, aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağınız hususu ihtar olunur." içeriğiyle düzenlenen muhtıra davalı vekiline gönderilmiştir. Muhtıra davalı vekiline 25.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça 27.01.2023 tarihli makbuzla 396,79 TL istinaf karar harcı mahkeme veznesine yatırarak makbuz sureti dosyaya ibraz etmiştir. İlk derece mahkemesinin 07.02.2023 tarihli ek kararında özetle; "Mahkememizin 30/11/2022 tarih 2021/401 E., 2022/996 K. sayılı kararı davalı vekilinin 18/01/2023 tarihli dilekçesi istinaf edildiği ancak istinaf harçlarının yatırılmadığı, davalı vekiline tebliğden itibaren 1 haftalık kesin süre içinde 492 TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcı ile 396,79 TL İstinaf Karar Harcının yatırılması için muhtıra yazıldığı, muhtıra ile kanun gereği verilen kesin süre içerisinde harçların yatırılmaması halinde istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun usulüne uygun ihtar edildiği ve muhtıranın 25/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 27/01/2023 tarihinde istinaf Karar Harcının yatırıldığı ancak verilen kesin süre içinde 492 TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının yatırılmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle, davalı vekilinin verilen yasal süreye rağmen istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 344. maddesi gereğince, istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına, karar verilmiştir. Davalı vekili 13.02.2023 tarihli dilekçe ile tavzih talebinde bulunarak sehven yapılan hata sonucunda muhtıra sonrasında istinaf karar harcının yatırıldığını, istinaf kanun yoluna başvurma harcının gözden kaçırılması sonucunda eksik yatırıldığının anlaşıldığını, bu kapsamda maddi hatanın düzeltilerek tavzih dilekçesinin kabulünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 16.02.2023 ek karar ile; davalı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin, davalı vekilini istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair ek kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, 07.02.2023 tarihli istinaf talebinden vazgeçilmiş sayılmasına dair ek karara karşı verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, kararın istinaf edildiğini, yargılama giderlerinden 396,79 TL istinaf karar harcının muhtıra sonucunda yatırıldığını ancak sehven yapılan hata sonucunda 492 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırılmadığını, mahkeme tarafından istinaf başvurusundan vazgeçilmesi şeklinde karar verilmiş ise de bu kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkili bankadan kredi kartı kullandığını ve kendisi aleyhinde başlatılan icra takiplerinin kredi kartına ilişkin olduğunu, emekli maaşından kesinti yapılması yönünde bir muvafakatının bulunmadığını ileri sürse de borcunu ödeyecek herhangi bir geliri olmayan borçlu bakımından uygulamada aksi yönde bir karar olduğunun açıkça görüldüğünü, davacının ticari işletmesine yönelik olarak kredi kartı talebi üzerine müvekkili tarafından tahsis edildiğini, kart kullanılarak harcama yapıldığını, sözleşme gereğince emekli maaşından kesinti yapılmasına engel bir husus bulunmamakla birlikte müvekkilinin maaş kesintisini hukuka uygun olarak 1/4 oranında yaptığını iddia ederek, ek kararın kaldırılmasına, asıl istinaf başvuruları doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bankacılık işleminden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekilince, başvuru sırasında istinaf harçlarının yatırılmamış olması nedeniyle, ilk derece mahkemesince davalı vekiline HMK'nın 344. maddesi gereğince muhtıra tebliğ edilmiş, muhtırada gösterilmesine rağmen başvuru harcının yatırılmamış olması nedeniyle, 07.02.2023 tarihli ek kararla, davalı tarafın istinaf başvurusunda vazgeçmiş sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, davalı vekili tarafından, HMK'nın 344-346 hükümleri uyarınca, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Bilindiği gibi, istinaf başvurusunun incelenmesi için gerekli olan harçların süresinde ödenmesi gerekmektedir. Harçlar Kanunu gereğince, harcın yatırılmaması hâlinde devam eden işlemler yapılamayacaktır. İstinaf yoluna başvuru sırasında maktu olan istinaf kanun yoluna başvuru harcının yanı sıra, dava değerine göre belirlenecek istinaf karar harcının, ya da dava niteliğine göre maktu karar harcının ödenmesi gerekir. Mahkemece, HMK'nın 344. maddesinin amir hükmü gereğince, istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının ödenmesi usulünce ihtar edilmesine rağmen, davalı tarafından yasal süresinde süresinde 492 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcını yatırmadığı anlaşılmıştır. Bu yönüyle, mahkemenin 07.02.2023 tarihli, davalının istinaf başvuru talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair ek kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiş, aynı nedenle esasa dair istinaf nedenleri de değerlendirilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/401, K. 2022/996, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-401-e-2022-996-k-dd2a7b108e62