Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/371 E. 2022/327 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/371
- Karar No
- 2022/327
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : .... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI .... DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2022 tarih ve 2021/371 E. - 2022/327 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 33. sınıfta tescilli 2019/37450 sayılı ve "... ..." ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markada geçen "..." ibaresinin müvekkilinin çatı markası olması sebebiyle markada korunan asıl unsurun "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin müvekkilinin 2021/030522 sayılı ve "... ..." ibareli markası ile de korunduğunu, "..." ibaresinin "alkollü içecekler" bakımından vasıf bildirici, tanımlayıcı, jenerik ya da anonim kullanımı olan bir kelime olmadığını, zira "..." ibaresinin "çayın renk ve koku vermesi için kaynar suda bekletilmesi" anlamına geldiğini, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2020/85391 sayılı ve "Yeni ... ... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-8819 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa söz konusu markada "..." ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, davalı markasının müvekkilinin tescilli markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, taraf markalarının birbirine benzediğini ve aynı zamanda aynı emtialarda kullanılacağını, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiği müvekkilinin markasını kendi adına tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, davalı firmanın iddialarının aksine, damıtma/... işlemi ile ... işlemlerinin farklı olduğunu, "..." ibaresinin "..." emtiası açısından vasıf bildirici olmadığını, ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-8819 sayılı kararının iptalini, yargılama esnasında tescile bağlanması halinde de dava konusu markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin dava konusu edilen markayı kullandığı ürünlerinin, standart 48 saatlik bir damıtım yerine 72 saatlik bir damıtım işleminden geçirildiğini, bu esnada ürünün 1 kez suma ve 4 kez bakır imbik distilasyonu olmak üzere 5 kez damıtımdan geçtiğini, "... ..." adının ürünün normalden ... bir sürece sokulmasından geldiğini, davacının iddialarının aksine ... emtiasının da "..." edilerek yani damıtılırak/demlenerek yapılan bir ürün olduğunu, dava konusu edilen markanın müvekkilinin tanınmış "Yeni ..." ibareli seri markalarının devamı niteliğinde olduğunu, bu yüzden de ilgili tüketicilerinin taraf markalarını karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin "Yeni ... ... ..." markasının şimdiden tanınmış marka haline geldiğini, zaten de taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında ortak olarak geçen "..." ibaresinin, “alkollü içecekler” açısından da, belli bir üretim işlemini ifade ettiği tespit edildiğinden, markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu , böyle, ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri kendilerine marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği, davacının ayırt ediciliği düşük/zayıf olan bu ibareye, "..." emtiasında Türkiye sınırları içinde kullanım sonucunda davacı adına belirli bir ayırt edicilik kazandırmış olduğunun, işaretin koruma kapsamının arttığının yani davacının "..." ibaresine, yoğun ve ciddi ticari faaliyetler neticesinde korunması gereken bir ekonomik değer kattığının ispatlanamadığı, davacının bu somut ayırt edici niteliği zayıf ibarenin marka hüviyetinde başkaca aktörler tarafından alkollü içecekler/... sektöründe kullanılmasını engelleyebileceği bir hukuki korumanın gerektiği sonucuna varılamadığı, nitekim somut olayda da, dava konusu edilen markadaki gibi, çatı markasıyla birlikte kullanılmış olması nedeniyle "ticari dürüstlük kuralları" içerisinde kalan bir şekilde, kullanılan "... ..." ibaresinin, bu markayı davacının mesnet markasıyla görsel açıdan benzer kılmaya yetmediği, markaların işitsel bakımdan da farklı olduğu, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının ise gerçekleştiği, markalardaki farklılıklar nedeniyle dikkat/özen/bilinç seviyesi "18 yaş üstü genel" olan tüketici kesiminin bu markalar altında sunulan "..." emtialarının aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin bulunmadığı; dava konusu markanın kötü niyetli tescil tescil edildiğinin ispat olunamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ... ibaresine ilişkin hukuki mütalaanın kararın hukuka aykırılığını ortaya koyduğunu, "..." ibaresinin rakılar bakımından zayıf bir ibare olarak kabulünün mümkün olmadığını, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi alamında iltibas koşullarının oluştuğunu, "..." ve "..." işlemlerinin aynı olduğu yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, ne ..., ni distilasyon, ne de dinlendirme aşamalarının ... olarak kabul edilemeyeceğini, bu hususun uzman görüşünde kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklandığını, "..." ibaresinin ... emtiası için markasal özelliğinin bulunmadığını, zayıf marka değerlendirilmesi ve buna bağlı sonuçların hatalı olduğunu, markaların aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, mahkemece gerektiği şekilde bir hükümsüzlük incelemesi yapılmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, bu ibarenin alkollü içecekler açısından da belli bir üretim işlemini ifade ettiği ve bu nedenle markasal ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, zira ... üretiminde bir aşama olan ... işleminin katı bir maddeyi daha yumuşak hale getirmek için o maddeyi ıslatma işlemi olduğu ve katı maddenin içinde bulunan istenen bileşenleri sıvı ortama çıkarmak için kullanıldığı, bir ekstraksiyon (özütleme) yöntemi olduğu, demlemenin de aynı ... gibi bir özetleme tekniği olduğu, yine damıtma işleminden sonra dinlendirmek için rakıların fıçılarına götürüldüğü ve bu dinlendirmenin de ... olarak yorumlanabileceği; dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markalarında yer alan diğer unsurların ise taraf markalarını yeterince farklılaştırdığı, çekişmeli mal ve hizmetlerin tüketicilerinin dava konusu markaya gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği ve taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı, öte yandan, davacı tarafça istinaf aşamasında sunulan uzman görüşünün ise HMK'nın 357/1. maddesi gereğince dikkate alınamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.