Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/349 E. 2022/124 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/349
Karar No
2022/124
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/1338 Esas KARAR NO:2025/216 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:01/07/2022 NUMARASI:2021/349 E. - 2022/124 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava talepli dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1988 yılında saat sektöründe faaliyet göstermek üzere kurulmuş, istikrarlı büyüme neticesinde yetmişten fazla ülkede faaliyet gösteren bir şirket konumunda bulunduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." markasının tescilli sahibi olduğunu ve kuruluşundan 2017 yılına kadar kullanmış olduğu ticaret unvanının "..." markasının müvekkili tarafından ortaya çıkarıldığını, müvekkilinin öncelikli hak sahipliğini açıkça gösterdiğini, ancak hal böyle iken, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markada, açık olarak müvekkili şirkete ait "..." ibareli markanın kullanıldığını, davalı markası ile müvekkili markası arasında markaların esas unsurları ve şekil unsurları yönünden birebir benzerlik söz konusu olduğunu, davalının bu eyleminin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına...no ile tescilli "..." ibareli bareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili markası ile davacı markalarının emtialarının birbirlerine benzemediğini, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin marka görseli ile davacı marka görseli arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasında esas unsurun "..." olduğunun ortada olduğunu, davacı markasının bir yer olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davacı markasının bir yer ismi olduğunu, "..." markasının İsviçre'nin Romanshorn şerhinin telaffuz ediliş şeklinin birebir aynısı olduğunu, bu nedenle de davacı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini gerektiğini, ayrıca davacının bu markayı kanunda belirtilen süre içerisinde de kullanmadığını iddia ederek, öncelikle müvekkili aleyhine açılan asıl davanın reddini, davacının markalarının ülkemizde kullanmaması nedeniyle iptalini ve davacı adına tescilli... ve... tescil numaralı "...+şekil" ibareli markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Yukarıdaki tüm açıklamalar doğrultusunda asıl davada, davacının davasının kabulüne; karşı davada, karşı davalıya ait ...tescil numaralı marka dava tarihi itibariyle müddet olduğundan bu marka hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve kullanılmama nedeniyle iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine" şeklindeki gerekçeleri ile; ASIL DAVADA:-Davacının davasının KABULÜ ile;-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, KARŞI DAVADA:-Karşı davalıya ait ... tescil numaralı markanın dava tarihi itibariyle müddet olduğu anlaşıldığından, söz konusu marka hakkında karar verilmesine yer olmadığına,-Karşı davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve kullanılmama nedeniyle iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davalı/ karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilince, müvekkili adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, karşı dava ise, davacı/karşı davalı adına tescilli ... ve ... tescil numaralı "...+şekil" ibareli markaların kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğü ve iptali talepli dava açıldığını, mahkemece, davacının davasının kabulüne karşı davanın reddine karar verdiğini, müvekkili markası ile davacı markaları ile emtiaları birbirine benzediğini, bu nedenle hükümsüzlük şartları oluşmadığını, karşılaştırmada telaffuz, biçim, anlam ve diğer bütün unsurlar bir arada olmak kaydıyla bir değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkili markası ile davacı marka görsellerine bütünüyle bakıldığında ortada bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili marka görseli davacı marka görseli ile herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacı markasındaki esas unsur 'un ...+şekil halinde ortaya çıktığını, müvekkili markasında ... ibaresinin yanında ... kelimesi de yer aldığını dolayısıyla davacı markasından ayrıldığını, her iki markada okunuş ve görsel ve anlam itibariyle bir benzerlik olmadığını, müvekkilin ... tescil numaralı "..." markası, 14. sınıfta: “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)” ürünleri için tescilli olduğunu, davacının ... markası emtiası 18. Sınıfta “Kart mahfazaları, el çantaları, cüzdanlar, para çantaları, evrak çantaları, valizler, seyahat çantaları, omuza asılan çantalar, sırt çantaları ve seyahat için saplı üstü açık el çantaları”; ... marka emtiası 14. sınıfta “kol saatleri” olduğunu, davacının... sayılı markası emtiası ise sadece kol saatleri olduğunu, bu açıdan bakıldığında sadece kol saatlerinde tescilli bir marka ile müvekkili markası emtiası arasında da en ufak bir bağlantı bulunmadığını, ilk olarak kuyumculuk eşyaları, altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, heykeller, biblolar emtiası ile kol saatleri arasında en ufak bir benzerlik olmadığını, kol saatleri ile saatler ve zaman ölçme cihazları arasında bir benzerlik bulunmadığını, davacı markası sadece kol saatlerinde tescilli olduğunu, saatlerin ve zaman ölçme cihazları bundan çok daha geniş ve bağlantı kurulamayacak nitelikte farklı emtialar olduğunu, müvekkili markası emtiasının farklılığı dolayısıyla da davanın reddi gerektiğini, davacının markası kol saatlerinde tescilli olduğu ve ayrıca davacının tanınmışlık iddiasında bulunduğuna göre ilgili halk kesiminde karıştırma ihtimali bulunmadığını, davacı taraf, son derece afaki beyanlarla müvekkilinin kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, davacının markasının ülkemizde kullanılmadığı Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/468 Esas & 2020/46 Karar sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davacı/karşı davalının markaları kullanılmadığını, 206286 sayılı markanın hiç kullanılmadığı bilirkişilerce tespit edildiğini, karşı dava bakımından davacı/karşı davalı markalarının malın coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verdiğini, karşı dava bakımından verilen bu karar da somut olaya uygun olmadığı gibi, hukuka aykırı olmakla istinaf sebepleri ve dairenizce resen dikkate alınacak hususlar çerçevesinde kaldırılması, talebi yönünde davacı/karşı davalı markalarının iptaline/hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiğini, ... kelimesi, İsviçre’de ve diğer yerlerde ... şeklinde telaffuz edildiğini, davacı/karşı davalı markası, halkta malın coğrafi kaynağı konusunda bir yanıltmaya sebebiyet verdiğini, ve bu husus davacı/karşı davalı tarafından sürekli bir şekilde devam ettirildiğini, davacı/karşı davalının iş, işlem ve eylemleri bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu şekliyle bakıldığında, halkta yanılgıya sebebiyet verildiğini, davacı/karşı davalının eylemleri süreklilik arz ettiğini, Bu eylemleri bütünüyle ele alındığında da, İsviçre saati imajı verdiğini, markanın tescili aşamasından sonra da bu kullanımlarına devam ettiğini, başta İsviçre’nin bir şehrinin marka ismi olarak seçildiğini, tescilden sonra ise saatlerde sürekli olarak “...” “...” ibaresi kullanıldığını, malın menşei, coğrafi kaynağı noktasında bu suretle halkı yanıltmaya devam ettiğini, davacı/karşı davalı firma Kore firması olduğunu, ve saatlerin hiçbirisinin İsviçre ile uzaktan yakından alakası olmadığını, davacı/karşı davalının İsviçre’den saat ürünlerine ilişkin herhangi bir ithalat yapıp yapmadığının sorulması talep edildiğini, davacı/karşı davalı taraf, böylelikle halkta malın menşei, coğrafi kaynağı konusunda halkı yanılttığını, beyan ederek Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/07/2022 Tarih, 2021/349 Esas ve 2022/124 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı/karşı davalının asıl davasının reddine, karşı davanın kabulü ile davacı/karşı davalı adına tescilli ... sayılı ...+şekil ibareli ve ... sayılı ...+şekil ibareli markaların hükümsüzlüğü ile iptaline, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davacı/ karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı/karşı davacı taraf müvekkili şirketin ... ibaresinin başına ... ibaresini eklediğini, dava konusu markada, müvekkili şirketinin markası olduğu gibi kullanıldığı ve markalar arasında görsel, sessel ve biçimsel anlamda benzerlik bulunduğunu, karşı taraf, müvekkili şirket markasının İsviçre'nin ... şehrinin okunuşundan ibaret olduğu iddiası ile zayıf marka olduğunu ve böyle bir ifadenin tek bir kişinin inhisarına bırakılamayacağını ve marka sahibinin markasının kullanılmasına itiraz edemeyeceğini ileri sürdüğünü, markalar arasında sınıfsal benzenlik olduğunu, aynı zamanda her iki marka da saat sektöründe faaliyet gösterdiğini, belirtilen emtialar tek tek incelendiğinde de ayniyetin söz konusu olduğunu ve davalı markasının müvekkili şirket markasına iltibas yaratacak derecede benzediğini, bu sebeple markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, kuyumculuk eşyaları, takılar, zaman ölçme cihazları vs. birbiri ile yakın ilişki içindeki sektörler olduğunu, müvekkili şirket markası tanınmış marka olduğunu, ve ortalama tüketici nezdinde karşı tarafın satışa sunduğu markalar ile karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, markanın başına getirilen ek anlamı itibariyle de müvekkili şirket markası ...'un nitelemekte, "..." anlamını ortaya çıkararak açıkça ... markasının üst sınıf bir ürün grubuna çağrışım yaptığını, müvekkili şirketin markasının Türkiye'de kullanıldığını, tarafça açılan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/468 E. 2020/46 K. sayılı kararında, hükümsüzlüğü talep edildiğini, ".." ibareli markanın tescilli olduğunu, "saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)" emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiğini, ... web sitesinde ... ibaresi ile arama yapıldığında Türkiye'nin önde gelen e-ticaret sitelerinden ..., ..., ve ... gibi web sitelerinde ürünlerin satıldığına ilişkin içerikler görüldüğünü saat sektöründe faaliyet gösteren karşı tarafın ... markasını bilmemesi gibi bir durum söz konusu olamayacağını, karşı tarafça amaçlanan, müvekkili şirket markasına önemsiz ve tüketici nezdinde hiçbir anlam ifade etmeyecek bir ek eklemek suretiyle,müvekkili şirketin marka değerinden haksız olarak yararlandığını, karşı tarafın ... markasından haksız şekilde faydalanmayı amaçladığını, karşı tarafın, müvekkili şirketin halkı ürünün menşei ile ilgili olarak yanılttığı yönündeki iddiaları tümüyle gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markası "... şekil", 06.07.1999 tarihinde... no ile 14. Sınıfta, 04.02.2000 tarihinde ... no ile ise 18. sınıfta tescil edildiğini, tescil edildiği günden bu yana müvekkili şirket markaları kullanmakta, Türkiye'de ... markası ile saat sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... markası ile saat satışları devam ettiğini ...sitesinde ... ibaresi ile arama yapıldığında Türkiye'nin önde gelen e-ticaret sitelerinden ...,... ve ... gibi web sitelerinde ürünlerin satıldığına ilişkin içerikler görüldüğünü, davalı/karşı davacı tarafın, müvekkili şirketin halkı ürünün menşei ile ilgili olarak yanılttığı yönündeki iddiaları tümüyle gerçek dışı ve ispata muhtaç durumda olduğunu, müvekkili şirket isviçre'de üretmediği hiçbir saatin üzerine "..." ibaresi yerleştirmediğini, müvekkili şirket markası..., dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de ayırt edicilik kazanmış ve yüksek bilinirliğe ulaşmış tanınmış marka olduğunu, yerel mahkemenin asıl dava bakımından kabul, karşı dava bakımından red kararı yerinde olduğunu, davalı/karşı davacı tarafın hem esas hem de karşı dava bakımından hukuki dayanaktan yoksun istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davanın konusu; davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, karşı davanın konusu ise, davacı/karşı davalı adına tescilli ... ve .. tescil numaralı "...+şekil" ibareli markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini ve markaların kullanmama nedeniyle iptali davasıdır.TPMK kayıtlarına göre; ... ve ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacı/karşı davalı adına, ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın 22/07/2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı/karşı davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. düzenlemesi yer almaktadır.6769 Sayılı SMK'nın 9. Maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Mülga 556 Sayılı KHK'nın 14. Maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptaline ilişkin gerekçeli kararın 06 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanması ile 6769 Sayılı SMK'nın 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında, 10/01/2017 tarihinden sonra açılan iptal davalarında, 5 yıllık sürenin hesabında aradaki bu günlük 4 günlük boşluk nedeni ile 6769 Sayılı SMK'nın yürürlüğünden önceki dönemde geçen sürenin de hesaba katılması gerekir. Zira 06/01/2017 tarihine kadar markanın kullanılmamasının bir yasal yaptırımı mevcuttur ve marka sahipleri de bunu bilmektedir.Türkiye'nin taraf olduğu Paris Sözleşmesi'nin 5/c maddesi ile TRIPS Anlaşmasının 19. Maddesinde de, markanın kullanılması koşulu düzenlenmektedir. Her ne kadar 6769 Sayılı kanunda, bir geçici madde ile 4 günlük boşlukla ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de, 06/01/2017 tarihinden önceki kullanmama sürelerinin yok sayılması mümkün değildir. Sonuçta halen yürürlükteki yasal düzenlemeye göre tescilden itibaren 5 yıl kullanılmayan marka iptal edilir. SMK'nın 26. Maddesinin SMK önceki dönemde tescil edilmiş, fakat kullanılmayan markalar yönünden de uygulanması, kanunların geçmişe yürümeme ilkesine de aykırı değildir. Zira geçmişe etki yasağı mutlak olmayıp, hak sahiplerinin belirli bir hukuki duruma olan güveni objektif olarak haklı ise geçmişe etki yasağından söz edilemez. (Bakınız Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Bası, S.983 vd) Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/11/2020 tarih ve 2020/1133 Esas 2020/5023 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı. 06/12/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Asıl dava açısından; -Davacının markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... (...) no ile tescilli olduğu, ... no’lu markanın dava tarihi itibariyle tescilinin düştüğü (müddet olduğu),Davalının markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ...no ile(...) tescilli olduğu,Dosya kapsamında yer alan belgelerin davacının ... markasının 14. Sınıfta yer alan emtialar açısından davalı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen ... no ile tescilli... markasının tescili için yaptığı başvuru tarihi olan 22.07.2016 tarihi itibariyle “Tanınmış Marka” olarak tespitine ilişkin yeterli olmadığı ve fakat ... markasının 14. Sınıfta yer alan “Saatler” için SEKTÖREL olarak bilinen bir marka olduğu, davacının ... markasının 14. Sınıfta yer alan emtialar için ilk ve gerçek hak sahibi olduğu,Taraf markalarında yer alan şekil unsurunun benzer olduğu, ... kelime unsurlarının ise aynı olduğu, sessel, görsel ve kavramsal açıdan benzer oldukları, Davacı markalarının 14 . Sınıfta yer alan emtialar için tescil edildiği, davalı markasının da 14. Sınıfta yer alan emtialar için tescil edilmiş olduğu , sözkonusu malların orta düzeyde tüketiciye hitap eden emtialar , markalar arasında iltibas ihtimalinin tespiti yapılırken markaları yan yana konularak karşılaştırılmasının yapılamayacağı, davacı tarafın markasını uzun süredir kullandığı ve sektörel olarak bilinirlik sağlamış olduğundan bu durumun tüketici algısı ve hafızasındaki yerini de etkilediği markaları aynı anda yan yana göremeyen orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa düşme ihtimalinin mevcut olduğu,Davacı şirketin ...Şti olarak 1988 yılında kurulduğu, ancak marka sicil kaydından tespit edildiği üzere 31.05.2006 tarihinde unvan değişikliğinin sicile işlendiği, davacının ticaret ünvanının davalı-karşı davacının marka tescil başvurusunda bulunduğu tarihte tescilli ticaret ünvanının sunulan ... Ltd olmadığı, ... Ltd olduğu, bu nedenle SMK 6/6 uyarınca nisbi red nedeninin mevcut olmadığı,Davalı-karşı davacının ... no ile tescilli marka başvurusunu kötüniyetle yaptığı kanaatimizin olduğu ve fakat bu konudaki nihai değerlendirme ve takdir hakkının Sayın mahkemenize ait olduğu Karşı Dava Açısından;6769 sayılı SMK’nın 5/1 ( c ) ve (f) bendi uyarınca davacı adına ... no ile tescilli ...+ şekil markalarının hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı,Davacının Turk Patent nezdinde ... no ile tescilli markasının ise 06/07/1999 tarihinde tescil edildiği, Davalı-Karşı davacı tarafından hükümsüzlük davasının 26/01/2021 tarihinde yani sözkonusuhükümsüzlüğü talep edilen markaların tescil tarihlerinden 5 yıl geçtikten sonra açıldığı, davalı-karşı davacının tacir olduğu, basiretli davranma yükümlülüğünün olduğu, davacının ...+şekil markaları ve ürünlerinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, dolayısıyla Davalı-Karşı davacının sözkonusu hükümsüzlük davasını açma hakkını uzun süre sessiz kalarak kaybetmiş olduğu, Davacı-karşı davalının ... no ile tescilli markasının tescil tarihinin davacının 06/07/1999 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibariyle tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmekle davacının markasını tescil kapsamında ciddi biçimde kullanma mükellefiyeti mevcut olup, davacı-karşı davalının dava tarihi olan 16/01/2021 tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde sözkonusu markasını tescil kapsamında ciddi şekilde kullandığını ispat etme yükümlülüğü olduğu, Dava dışı şirketin, dava konusu markaya yönelik ürün satışlarının, yıllık satış ciroları üzerinde önemli bir paya sahip olduğu, davalı tarafın dava konusu markayı 14. sınıfta sayılan; “Kol saatleri”nde yoğun- ciddi biçimde kullandığı, Bu nedenle davalı tarafından davacı adına ... no ile tescilli ... markasının ciddi biçimde kullanmama nedeniyle iptali koşullarının mevcut olmadığı, " belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller ve bilirkişi heyet raporu da birlikte değerlendirildiğinde; asıl dava yönünden davalı adına ... no ile tescilli "..." ibareli markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları, tescilli oldukları emtia sınıflarının da aynı olduğu, markaların karıştırılabileceği, SMK m.6/1 kapsamında davalı markasının hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece davalının dava konusu markayı tescil ettirmesinin SMK m.6/9 kapsamında “kötüniyetli tescil” olarak kabul edilmiş ise de, Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı).Davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin koşullar oluşmamıştır.Mahkemenin bu konudaki gerekçesinin düzeltilmesi gerekmektedir.Karşı dava yönünden kullanmama nedeniyle iptali talep edilen ... Tescil nolu “...” markasının;14. sınıfta; “kol saatleri" emtialarında ciddi biçimde kullanıldığı bilirkişi heyet raporu ile de saptandığından ve diğer dava konusu olan ... tescil nolu marka karşı dava tarihinden önce müddet olduğundan ve geçersiz hale geldiğinden bu marka yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar hukuken yerindedir.Karşı dava yönünden istinafta markanın zayıf unsur olduğu İsviçre'de yer adı olduğu ileri sürülmüş ise de bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına düzeltilmiş gerekçe ile yeniden hüküm kurulmasına, Karar verilmesi gerektiği gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesİnin 01/07/2022 tarih, 2021/349 E., 2022/124 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- -ASIL DAVA YÖNÜNDEN:-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına ... no ile tescilli "..." ibareli bareli markanın tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, -KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;-Karşı davalıya ait ...tescil numaralı markanın dava tarihi itibariyle müddet olduğu anlaşıldığından, söz konusu marka hakkında karar verilmesine yer olmadığına, -Karşı davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve kullanılmama nedeniyle iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; ASIL DAVA YÖNÜNDEN:4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, yatırılan 54,40 TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 561‬ TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4/b-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c-Davacı tarafından yapılan 108,80 TL dava ilk masrafı, 99,00 TL posta/tebligat masrafı ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.707,80 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4/ç-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN:4/d-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, yatırılan 60,00 TL peşin harcının mahsubu ile bakiye 555,4‬0 TL harcın, davalı/karşı davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4/e-Davacı/karşı davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen ... sayılı markanın hükümsüzlük talebi yönünden 7.375,00 TL vekalet ücretinin, davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, (kazanılmış hakkı saklı tutularak) 4/f-Davacı/karşı davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen ... sayılı markanın kullanmama nedeniyle iptal talebi yönünden 7.375,00 TL vekalet ücretinin, davalı/karşı davacıdan alınarak, davacı/karşı davalıya verilmesine,(kazanılmış hakkı saklı tutularak) 4/g-Davacı/karşı davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre karar verilmesine yer olmadığına karar verilen ... sayılı marka yönünden 7.375,00 TL vekalet ücretinin, davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, (kazanılmış hakkı saklı tutularak) 4/h-Davalı/karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4/ı-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı/karşı davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı/karşı davacı tarafından yapılan 441,4‬0 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 135,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 576,9‬0 TL'nin davacı/karşı davalıdan tahsiliyle davalı/karşı davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/349, K. 2022/124, T. 16.07.2008, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-349-e-2022-124-k-7f7fca13570c