Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/332 E. 2022/151 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/332
- Karar No
- 2022/151
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1599 - 2024/1873 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1599 KARAR NO : 2024/1873 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2021/332 E. - 2022/151 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2021/332 E. - 2022/151 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 2020/18571 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin 2004/46009,2007/42620,2008/61373,2017/19917,2017/65068, 2018/20723, 2019/111200, 2019/118116, 2019/65693 sayılı ve "..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiğini, davalının bu ret kararına karşı davalının yeniden inceleme talebinin YİDK kararı ile kabul edildiğini 2017/65068 sayılı markaya dayalı olarak müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, oysa söz konusu taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalarda ayırt ediciliği düşük unsurların benzerlik değerlendirmesinde devre dışı bırakılması gerektiğini, davacının markasının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin ayırt edici olmadığını, tanımlayıcı bir ibare niteliğinde bulunduğunu, "..." ibaresinin 30. sınıfta yer alan mallar yönünden sıklıkla kullanılan bir ibare olduğunu, davalının kendi internet sitesinde de arama yapılan bölümde markasının ibaresi olarak "..." ibaresinin belirtildiğini, müvekkili başvurusunun ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresi ile "..." ibaresinin benzer olmadığını, nitekim dava konusu edilen kararda davalının "..." ibareli markaları ile müvekkili başvurusunun benzer kabul edilmediğini, ortalama tüketicinin markaları karıştırma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-6304 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili markası ile davacının başvurusuna konu marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı şirketin 2020/18571 sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davalının redde mesnet 2017/65068 sayılı "... ..." markasının benzer olduğu, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 30. sınıf malların tamamının, redde mesnet markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olacak şekilde yer aldığı, buna göre iltibas tehlikesinin davacı şirketin 2020/18571 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun kapsamında yer alan tüm mallar yönünden oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece karşılaştırmaya konu işaretlerin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini ancak değerlendirmenin bu şekilde yapılmadığını, zira kararda, davalının redde mesnet markasının asıl unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu düşünüldüğü durumda dahi markaların benzer olduğunun, markaların "..." ve "..." şeklinde aynı sesler ile başladığının açıklandığını, bu şekilde hiçbir dayanağı olmaksızın müvekkilinin "..." ibareli markasının bölünerek "..." ibaresinin esas unsurmuş gibi incelendiğini, oysa "..." ibaresinin tek başına ayırt edici bir ibare olmadığını ve markanın esas unsuru olarak kabul edilemeyeceğini, "..." ibaresine eklenen kelimenin, üçüncü kişilere ait markalardan ayırt edilmesini sağlayacağını ve markaları farklılaştıracağını, müvekkilin "..." ibareli markası ile redde mesnet gösterilen marka arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, çünkü davalı markasında yer alan "..." ibaresinin tanımlayıcı olup, esas unsur olarak kabul edilemeyeceğini, buna göre müvekkiline ait "..." markası ile davalının markasının esaslı unsuru olan "..." ibaresi arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, zaten davaya konu YİDK kararında da davalıya ait tek başına "..." ibaresinden oluşan markalar ile müvekkili başvurusunun benzer görülmediğini, davalı Kurum nezdinde "..." ibaresi ile başlayan çok fazla sayıda markanın tescilli olmasının da markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını ortaya koyduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "... ..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, her ne kadar davacı tarafça redde mesnet markayı oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin olmadığı, "..." ibaresinin ise ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı ileri sürülmüş ve esasen bu hususlar yerinde ise de dava konusu başvuruyu oluşturan ibarelerin de aynı şekilde ayırt ediciliklerinin düşük bulunduğu, bir bütün olarak tertip tarzı itibariyle dava konusu başvuru ile redde mesnet markanın benzer olduğu, en azından ürünlerin ortalama tüketicilerince, markaların ilişkilendirileceği ya da dava konusu başvurunun, davalının seri markası olarak algılanabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.