Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/323 E. 2021/214 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/323
Karar No
2021/214
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/455 KARAR NO: 2024/1668 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/11/2021 NUMARASI: 2021/323 E. - 2021/214 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şeker sektöründe en başarılı ve en sevilen kalite markalarından birisi olduğunu, ... markasının, kırmızı yazı etrafına beyaz bulutsu hat ile yapılan yerli ve yabancı marka başvurularıyla tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde birçok markasının mevcut olduğunu, söz konusu markaların şekerleme endüstrisi alanında hak sahibi müvekkili tarafından halihazırda kullanıldığını, davalının, zaman içerisinde logosunu müvekkili logosuna yanaşarak özellikle çocuklar nezdinde karışıklık yaratacak girişimlerde bulunduğunu, davalının daha sonra yaptığı başvurularda da markaların şekli unsurunu müvekkilinin markasına bir adım daha yaklaştırılması amacıyla kırmızı kabartmalı yazı etrafına beyaz bulutsu çerçeve eklediğini ve işbu ibarenin tali unsur olarak kullanıldığını, tarafların hitap ettiği tüketici kitlesinin çocuklar olduğunu, karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde bu hususun dikkate alınması gerektiğini, davalının, müvekkilinin markasına Türk Patent nezdindeki başvurularla yanaşmaya başladığını, fakat 2020'deki başvurusunun tescil sonucunu beklemeden fiili kullanıma da geçtiğini, davalının dürüstlük kurallarına aykırı fiillerinin haksız rekabet oluşturduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, açıklanan gerekçelerle, davalının yakınlaşma fiillerinin tecavüz olduğunun tespitine ve durdurulmasına, davalının dürüstlük kurallarına aykırı fiillerinin haksız rekabet olduğunun tespitine ve men'ine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çeşitli ürünleri için kullandığı farklı marka ve ambalaj tasarımlarının bulunduğunu, ... ibareli markası açısından da pek çok marka tescilinin bulunduğunu, müvekkili şirkete ait mezkur tertip tarzındaki kullanımların tarihlerinin davacı yandan önce olduğunu ve markaların benzer olmadığını, taraf markaları arasındaki kelime unsurlarının bütünüyle farklı olduğunu, zira yazı fontları farklı olduğu gibi bütünüyle farklı kelimeler oluşunun genel intibada markaların farklılaşmasını sağladığını, ambalajların benzer olmadığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır hem Türkiye'de üretim yaptığını, hem de başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde ... markası altında ürünlerinin satışını yaptığını, müvekkili şirket tarafından ... markası için çok sayıda marka ve tasarım tescili yapıldığını, dolayısıyla davacı yanın uzun süredir, kendisi ile aynı sektörde var olan müvekkili şirkete ait markasal kullanımlara ve tescillere sessiz kaldığını ve hak kaybına uğradığını, kırmızı rengin iştah açıcı olma özelliği nedeniyle pek çok gıda markası tarafından kullanıldığının bilindiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanının kılavuz unsuru da olan kervan markasının da kırmızı beyaz renklerini havi olduğundan, müvekkilinin ... markasında da bu renk kombinasyonunu kullanmayı tercih ettiğini, davacı yanın sessiz kalmış olmasına ve birlikte var olmalarına rağmen müvekkili şirket ile özdeşleşen marka ve tertip tarzı aleyhinde dava ikame etmiş olmasının, hakkın kötüye kullanması mahiyetinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda taraf markalarının yer aldığı ürün ambalajlarının kıyaslamasında; markaların ürünler üzerinde yukarıda ve büyük formda konumlandırıldığı, bu markalar arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle ambalajların ayırdediciliğinin arttığı, söz konusu ambalajlarda farklı şekil unsurlarının yer aldığı (kola aromalı ürünlerde davalı ambalajında göz, kaş ve ağızla karakterize edilmiş kola şişesi varken davalı ambalajında kola şişesinin ... etiketiyle orjinal hali ile yer aldığı, davacı ambalajında ayrıca bir karikatürize ayı görseli ile davacı ürün sloganı olan "..." ibarelerinin yer aldığı, marşmelov aromalı ürünlerde ise davalı ambalajının pembe, davacı ambalajının mor olduğu, marşmelov figürlerinin birbirlerinden tamamen farklı karakterize ve formda oldukları) bu hali ile davalının davacı ticari takdim şekli ve ambalajına yakınlaştığından bahsedilemeyeceği ve haksız rekabet unsurlarının oluşmadığı, Davacının davasının REDDİNE, " karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Kararın eksik yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak verildiğini, bilirkişilerin sadece harfsel bir karşılaştırma yaparak sadece "..." harfinin ortak olduğunu dair yetersiz bir inceleme yaptıklarını, Bilirkişiler, davalının ... markasını, müvekkiline ait ... markasına yıllar geçtikçe görsel olarak ne kadar yakınlaştırdığına dair herhangi bir teknik inceleme yapmadıklarını, Davalının 1997 yılına ait ... markası ile yine davalının 2020 yılına ait ... görselinin birbirinden ne kadar farklı olduğu ve 2020 tarihli ... görseli ile müvekkile ait olan ... markasının birbirine ne kadar benzediğinin tartışmasız olduğunu, bilirkişilerin işbu marka görsellerini renk, şekil ve biçim bakımından hiçbir şekilde teknik incelemeye tabi tutmaksızın sadece harflerin benzerliğine ilişkin bir değerlendirme yaparak hatalı sonuca vardıklarını, Davalı ilk kırmızı kullanımını 2006 tarihinde ... şeklinde yaptığını, ... numaralı ambalajın şekil ve ... kelimesinden oluştuğunu, başvurusunda ... şeklinde değiştirildiğini, müvekkilinin dikkatini çekmemek amacı ile işbu marka başvurusunda ... ibaresi asli unsur olarak kullanılmadığını, Marka başvurusunda ... ile özdeşleşen içi dolu "..." harfinin "..." üst şapka şeklinde değiştirildiğini, kullanılan renk müvekkil markalarında kullanılan renge yakınlaştırıldığını ve harflerin çevresinde müvekkili markalarında olduğu gibi farklı bir renk kullanılarak belirgin hale getirildiğini, Davalı daha sonra yaptığı başvurularda da markaların şekli unsurunu müvekkilinini ... markasına bir adım daha yaklaştırılması amacıyla kırmızı kabartmalı yazı etrafına beyaz bulutsu çerçeve eklenmiş ve işbu ibarenin tali unsur olarak kullanıldığı 02.05.2019 tarihinde ... numaralı ambalaj, 22.03.2016 tarihinde ... numaralı ambalaj ve 11.03.2020 tarihinde ... numaralı marka başvurularında bulunduğunu, başlarda ... şeklinde kullanılan markaların yavaş yavaş renk, şekil ve stil olarak müvekkili markasının bir taklidi olarak değiştirildiğini, son olarak da, harfler hariç adete ... markalarına dönüştürülen ... olduğunu¸ davalının bir sonraki adımının ise yazı karakterini tam olarak benzetmek olacağını, Davalının zaman içerisinde kırmızı yazı etrafında yazı rengine ulaştığını, iki adet ambalaj tescili yaptığını, fakat tek başına kırmızı kabartmalı yazı etrafına beyaz bulutsu olarak bir marka tescili olmadığını, müvekkilinin birçok marka başvurusuna sahip gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında tanınmış müvekkili markalarına karıştırılma amacıyla oluşturulan aynı kompozisyonlu başvuruların yapılmaya devam edilmesi sebebiyle mevcut durumun ortadan kaldırılması ve gelecekteki kullanımların da engellenmesi gerektiğini, -Her iki markanın da 6 harften ve 2 heceden (...-...) oluştuğunu, vurgularının yoğunlaştığı ve oluşturuluş biçimi bakımından dikkati çeken ... harfinin her iki markada da ortak olduğunu, “...” harfinin dikkatin toplandığı kelime sonunda yer aldığını, her iki markanın kırmızı ile yazılmış ve etrafında aynı kalınlıkta beyaz hat bulunduğunu, kırmızı yazıların kabartmalı olduğunu, zaman içerisinde davalı markasının sert çizgilerini müvekkilinin markası gibi yumuşattığını, bütün bu maddelerin hiçbir şekilde bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığını, görsel ve fonetik bakımından hiçbir şekilde teknik inceleme yapılmadığını, bilirkişilerin, Türkiye şekerleme piyasası ve marka hukuku bakımından örnek teşkil edebilecek böylesi bir dosyada, teknik olarak bir hayli yetersiz incelemenin yapılmasının yanı sıra, teknik incelemeden çok hukuki değerlendirmeler yapılarak adeta mahkeme kararı yönlendirildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının yine aynı bilirkişilerden ek rapor alınarak giderilmeden nihayete erdirildiğini, -Davalının bilinçli olarak müvekkilinin markasına yakınlaşmak yönündeki girişimlerinin açıkça dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, Davalının, müvekkilinin dünya çapındaki tanınmışlığından haksız bir şekilde menfaat elde etmeye çalışmakta ve markalarını müvekkil markasına yakınlaştırarak karıştırılma amacı gütmekte olduğunu, somut olayda hem fiili olarak karıştırılma ihtimali olduğunu, hem de durdurulmazsa davalının gelecekteki girişimlerinin karıştırılmayı artıracağını, müvekkilinin tanınmış markasının sulandırıldığını, -Davalının müvekkilinin markasına yaklaşarak oluşturduğu iltibasın marka hukuku anlamında kötüniyetli olduğunu, Davalıya ilgili husustaki eylemlerine son vermesi için ihtarname gönderildiğini fakat yine de karışıklık yaratmaya yönelik fiilileri devam ettiğini ve kötü niyeti sabit olduğunu, uyuşmazlık, ... ve ... markalarının metin olarak karşılaştırılmasından çok zamanla ambalajlarındaki fiili kullanımı müvekkilinin markasına yakınlaştırması olduğunu, çocuk tüketiciler nezdinde oluşturduğu karıştırma ve yakınlaşma fiilleri durdurulmazsa bu karıştırmanın giderek artacağını, Davalının sadece markaları benzetmekle kalmadığını, ürünleri ve sunuş biçimlerini de benzettiğini, haksız rekabet ve marka hukuku genel kabulü olarak kötüniyet varsa zamanaşımı işlemeyeceğini, davalının yıllardan beri müvekkilininden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, tamamen müvekkili ile benzeşmek için bu adımları attığını, konu beyaz üzerine kırmızı yazı olmadığını, kırmızı etrafına beyaz hat, bulutsu bir figür oluşturulması olduğunu, kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyada bilirkişiler tarafından inceleme yapıldığı, ... ibaresi ile ... ibaresi karşılaştırıldığında bu ibarelerin ... harfi dışında tamamının farklı harflerden oluşması, sadece ... harfinin şekilsel unsurunun benzerliği baz alınarak değil bütünsel görünüm, okunuş, yazılış unsurları birlikte değerlendirildiğinde ürün alıcısı olan çocuk veya yetişkinler nazarında iki ibare arasında iltibas yaratacak bir benzerliğin söz konusu olmayacağı, diğer ambalaj ve şekil unsurlarıdan renklerin, ambalaj takdim şeklinin, ürün ambalajları üzerindeki yazı unsurlarının bu ambalaj ve ürün şekillerinde iki tarafın da farklı markaları ile birlikte kullanılması nedeniyle genel bütünsel bakış itibariyle ürünlerin alıcısı çocuklar ve yetişkinler nezdinde karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik taşımadıkları, ilgili iddiaların mevcut bulunmadığı, davacı markasındaki "..." kelimesinin Türkçe olmaması buna karşın davalı markasının Türkçe algılanarak anlamlandırılması dolayısıyla tüketici nezdinde markalar daha da ayrışmakta ve karıştırma ihtimali ortadan kalktığı, markalarda bulunan renk ve yazım stili gibi benzerlikler ise kelime unsurları arasındaki farklılıkları geçerek benzerlik yaratabilecek dikkat çekicilik ve orijinallikte olmadığı, bu durumda taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunmadığı, markaların ürünler üzerinde yukarıda ve büyük formda konumlandırıldığı, bu markalar arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle ambalajların ayırt ediciliğinin arttığı, söz konusu ambalajlarda farklı şekil unsurlarının yer aldığı (kola aromalı ürünlerde davalı ambalajında göz, kaş ve ağızla karakterize edilmiş kola şişesi varken davalı ambalajında kola şişesinin ... etiketiyle orijinal hali ile yer aldığı, davacı ambalajında ayrıca bir karikatürize ayı görseli ile davacı ürün sloganı olan "..." ibarelerinin yer aldığı,tespitlerine yer verildiğini, Müvekkilinin kullanmış olduğu “...” ibaresi ile davacının “...” markaları kelimesel olarak birbirlerine benzediğini, müvekkilinin “...” ibareli ilk marka başvurusu 31.12.1 97 tarihli ... numaralı markası olup, kırmızı renkli “...” yazımını içeren ilk marka başvurusu ise 13.07.2006 tarihli ... numaralı markası olup, “...” ibareli ilk markalarının 2009 tarihli olduğunu, salt olarak bu sebeple bile davacının “...” ibaresinin “...” markalarına benzer olduğu iddiasının reddedilmesi gerektiğini, “...-...” kelimelerinin benzer olmadığını, “...” kelimesi “...” yani “...” kelimesinden türemiş iken “...” nun herhangi bir anlamı bulunmadığını, yiyecek içecek sektöründe de “...” rengin kullanımı oldukça önemli olduğunu, davacının “...” yazım üzerinde hak iddia etmesinin olağan hayat koşullarında mümkün olmadığını, yazım tarzının da birbirleri ile benzer olmadığını, karşı yanın pek çok kullanımı bulunmakta olup ambalajların görünümüne göre yazımlarını değiştirdikleri basit bir internet Araştırması sonucu dahi görülebildiğini, Örneğin; https://www...com/... Https://www..../... Ayrıca Müvekkilinin kullanımının 2015 tarihine dayandığını, karşı tarafın dava dilekçesinde mesnet gösterdiği ... tertip tarzına ait markaların hiçbirinin 2015 tarihinden önce tescillenmediğini, müvekkilinin kullanımlarının git gide davacı yanın markalarına yanaştığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, tertip tarzlarının da birbirleri ile benzer olmadığını, bir an için markalarının tanınmış olduğu kabul edilse bile olsa bile sulandırma koşulları için her şeyden önce markaların karıştırılabilme ihtimalinin mevcut olması gerektiğini ancak böyle bir durum mevcut olmadığını, 2015 yılından beri Müvekkilinin ilgili kullanımı mevcut olduğu göz önüne alındığında da böyle bir durumun söz konusu olamayacağını, “...” ve “...” kelimeleri benzer değil iken kullanımların benzer bulunma ihtimali de bulunmadığını, hiçbir türlü kabul anlamına gelmemek ile birlikte Müvekkilinin kullanımları davacı yanın kullanımlarına benzer olsa dahi; davacı taraf kullanım tarihlerini ispat edemediğinden ötürü söz konusu bu iddianın değerlendirilmemesi gerektiğini, müvekkilinin “...” kullanımları 1997 yılına ve ... kullanımı 2015 yılına dayandığını, sessiz kalma yolu ile hak kaybı yaşandığını, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır. Bilirkişiler 12/10/2021 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında; "Marka hakkına tecavüz yönünden; ... ibaresi ile ... ibaresi karşılaştırıldığında bu ibarelerin O harfi dışında tamamının farklı harflerden oluşması, sadece O harfinin şekilsel unsurunun benzerliği baz alınarak değil bütünsel görünüm, okunuş, yazılış unsurları birlikte değerlendirildiğinde ürün alıcısı olan çocuk veya yetişkinler nazarında iki ibare arasında iltibas yaratacak bir benzerliğin söz konusu olmayacağı, Haksız Rekabet Yönünden; ambalaj ve şekil unsurları gerekse dosya kapsamındaki diğer ambalaj ve şekil unsurlarından renklerin, ambalaj takdim şeklinin, ürün ambalajları üzerindeki yazı unsurlarının bu ambalaj ve ürün şekillerinde iki tarafın da farklı markaları ile birlikte kullanılması nedeniyle genel bütünsel bakış itibariyle ürünlerin alıcısı çocuklar ve yetişkinler nezdinde karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik taşımadıkları" hususlarını rapor ettikleri görülmüştür. Davacının "..." şekil ve kelime markalarından oluşan seri markaları bulunduğu, davalının ise ...; ...; ...; ... sayılı şekil ve kelime markası bulunduğu, ... sayılı markasının ise başvuru aşamasında olduğu anlaşılmıştır. Dava, davalının “...” kullanımlarının kendi markasal haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiası ile ikame edilmiş olup, davalının kullandığı ...; ...; ...; ... sayılı markaların tescilli olduğu, hükümsüzlüğünün talep edilmediği, başvuru aşamasındaki ... sayılı marka yönünden marka hakkına tecavüz oluştuğu gerekçesiyle istinaf isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafından kendi adına tescilli ve tanınmış markasına davalının tecavüz ettiğini belirterek tecavüzün önlenmesini talep etmiş olup, 12/10/2021 tarihli Marka Patent Vekilinin içinde bulunduğu heyet tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere, ... ve ... ibaresi karşılaştırıldığında bu ibarelerin ... harfi dışında tamamının farklı harflerden oluştuğu, sadece ... harfinin şekilsel unsurunun benzerliği baz alınarak değil bütünsel görünüm, okunuş, yazılış unsurları birlikte değerlendirildiğinde ürün alıcısı olan çocuk veya yetişkinler nazarında iki ibare arasında iltibas yaratacak bir benzerliğin söz konusu olmadığı, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte, iltibas bulunmaması nedeniyle tanınmışlığa ilişkin değerlendirmenin bu dosya yönünden yerinde bulunmadığı anlaşılmış olmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2021 tarih ve 2021/323 E., 2021/214 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/323, K. 2021/214, T. 13.07.2006, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-323-e-2021-214-k-354de79c085a