Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/280 E. 2021/433 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/280
- Karar No
- 2021/433
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2015 - 2024/1836 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2015 KARAR NO : 2024/1836 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2021 NUMARASI : 2021/280 E. - 2021/433 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2021 tarih ve 2021/280 E. - 2021/433 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından 2015/01456 işlem numaralı ‘...’ ibareli marka başvurusuna, 2011/67882 tescil numaralı “...” ibareli markası gerekçe göstererek itiraz ettiğini, itirazın davalı ..., Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının görsel ve işitsel açıdan benzer olduğunu, bahse konu markaların ilk bakışta iki farklı marka olarak algılanabilmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek, YİDK'nın 2016-M-5999 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin mülga 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/5 maddeleri anlamından gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili firmanın Ticaret Sicil Gazetesi’nde görüleceği üzere 2004 yılından beri “...” unvanı adı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkili adına kayıtlı www.....com.tr adlı web sitesinin bulunduğunu, ticaret unvanında yer alan “...” ile sektörde genel tamamlayıcı olarak çok yaygın olan “...” ibarelerinin birleşimi ile oluşan dava konusu marka üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, davacı ile müvekkilinin dava konusu marka ve mesnet markaları farklı sektörlerde kullandığını, taraf markalarının benzer olmadığını, tüketiciler nezdinde karışıklık ihtimali doğurmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru kapsamındaki 05. sınıfta yer alan; "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, tıbbi amaçlı deterjanlar." emtialarının ilgili tüketici kitlesinin doktor, eczacı, ilaç mümessili gibi nitelikli tüketiciler olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, “bebek mamaları; Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar;" emtiaların ise doğrudan farmasötik nitelik gösteren ürünler olmadıkları, ancak bu emtiaların da insan sağlığını tehdit eder nitelikteki emtialar olduğu göz önüne alındığında (söz gelimi zararlı bitkileri imha edici maddelerin insan vücuduna zarar verme ihtimali bulunduğundan) böyle bir ürünün satın alan, kullanan tüketicinin de ürün ile ilgili daha yüksek özen göstereceğinin değerlendirilebileceği, yine tüketicinin ortalama üstü bir dikkat sarf edeceği; bu ürünler yönünden de hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin sağlık sözkonusu olduğunda normalden daha yüksek dikkat seviyesi gösterdiği, araştırdığı, alacağı ürünü bir eczacıya veya sağlık sektöründen birine sorarak alacağı besin takviyeleri ek gıda ürünleri zayıflama amaçlı ürünler de de dikkat seviyesinin yüksek olacağı bebekle ilgili olan bebek mamaları, çocuk bezlerinde çocuğun sağlığı söz konusu olduğundan ebeveynlerin ortalama dikkat seviyesinden çok daha fazla dikkatli oldukları, dikkat seviyesinin yüksek olduğu, araştırma yaparak ürünleri aldıkları, ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin yüksek olduğu kalan ürünler yönünden de başvuru ve davacının tescilli markasındaki anlamsal farklılıkta göz önünde bulundurulduğunda karıştırmanın yaşanmamasının mümkün olmadığı, zira ortalama tüketicinin her iki işaret arasındaki anlam farklını kolayca fark edebileceği, davacı markasında ayırt edici niteliğe sahip unsur olan ''...'' ibaresinin anlamının dikkat düzeyi çok yüksek olmayan tüketiciler tarafından dahi anında algılanıp bilinebileceği, bugünkü ortalama tüketici nezdinde "..." ibaresinin sivilce anlamına geldiğinin kolaylıkla bilindiği, bu nedenle tüketicilerin her iki markanın farklı olduğunu herhangi bir araştırmaya gerek kalmadan anlamsal farklılık nedeniyle fark edebilecekleri ve ilişkilendirmeye gitmeyecekleri, dava konusu davalı markası ile davacı yan markası arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında ortak ibare salt "..." ibaresi olmadığından ve markanın bütününe yayılan bir benzerlik bulunduğundan, benzerlik değerlendirmesinin hatalı olarak yapıldığını, "C" ve "G" harflerinin görsel olarak birbirine benzediğini, markalar telaffuz edildiğinde iltibas yaratacak şekilde işitsel benzerlik oluştuğunu, hangi markanın kastedildiğinin dahi anlaşılamadığını, alıcıların iki farklı marka karşısında olduklarını anlayamayacağını, ortalama tüketici kitlesi olarak salt uzman ve dikkat seviyesi yüksek tüketici kitlesinin esas alınmasının yerinde olmadığını, davalı markasının müvekkili markasının muadili olarak kullanılması riskinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibaresinin çekişmeli mallar yönünden tanımlayıcı olduğu dikkate alındığında taraf markalarının esas unsurunun "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerin de sadece ilk ve son harflerinin aynı olduğu, bu nedenle dava konusu başvuru ile itiraza mesnet markanın görsel olarak benzer olduğundan söz edilemeyeceği, markaların kavramsal olarak da farklılaştıkları, zira "..." ibaresinin sivilce anlamına geldiği ve bu kelimenin anlamının da tüketiciler tarafından bilindiği, çekişme konusu emtianın tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin de yüksek olması nedeniyle başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, markaların iki harfindeki benzerliğin ve ayırt ediciliği bulunmayan "..." ibaresi ortaklığının iltibas ihtimali oluşturmaya yetmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/12/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.