Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/257 E. 2021/358 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/257
- Karar No
- 2021/358
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/383 KARAR NO : 2024/645 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2021 NUMARASI : 2021/257 E. - 2021/358 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2021 Tarih ve 2021/257 Esas - 2021/358 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 9. Sınıfta “...” ibareli markaları ile dava konusu “... para card” şeklindeki markanın benzer olduğu, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin 2007 yılından bu yana www...com.tr alan adını kullandığını, burada bankasının “...” markalı ürünleri ile ilgili yayınlar yaptığını, dava konusu markadaki tek farkın “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin yeterli ayırt edicilik sağlamadığını, müvekkili markasında yer alan şekil unsurunun da markaları farklılaştırmadığını, davalının, müvekkilinin ... markasının tanınmışlığından haksız yarar elde etme arzusunun olduğunu ileri sürerek 2016/00202 sayılı “... para card” markasının hükümsüzlüğünü ve 2017-M-6827 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin yüksekliği göz önüne alındığında, emtia arasındaki dolaylı/doğrudan ilişki nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği gerekçesiyle YİDK iptal talebi yönüden davanın kısmen kabulü 2017-M-6827 sayılı kararın, manyetik optik okuyuculu kartlar makina ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar yarı iletkenler elektronik devreler entegreler yongalar (cipler) diyotlar transistörler manyetik kafalar saptırıcılar; elektronik kilitler fotoseller elektronik açma kapama mekanizmaları algılayıcılar (sensörler) birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları mentoronomlar yönünden iptaline, fazlaya dair talebin reddine, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlükle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından, dayanak olarak bildirilen 2010 33327, 2011 102614, 2011 101391, 2004 38318, 2011 33332, 2011 33326, 2011 33328, 2011 78337 numara ile tescilli markaların değerlendirilmediğini, her ne kadar davalı başvuru sahibi markasını tescil ettirmemiş ise de, davada hükümsüzlük talebi bulunmakta olup; bu talebin davada bildirilen tüm markalar yönünden incelenmesi gerektiğini, mahkeme tarafından markanın başvuru yapıldığı mal ve hizmetler ile ilgili olarak yapılan değerlendirmenin hatalı ve eksik olduğunu, davaya dayanak tüm markalar incelenip değerlendirilerek davalının marka başvurusundan tüm malların çıkartılması gerekirken sadece bir kısım mallar bakımından YİDK kararının hukuka aykırı olduğuna dair tesis edilen yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının dava konusu başvuru ile kısmi redde dayanak gösterilen markaların, 2011 102614, 2011 101391 sayılı/başvuru numaralı ve "...", "..."" ibareli markalar ile itiraz üzerine çıkartılan mallar üzerinde bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, başvuru kapsamında kalan mallarla aynı veya aynı tür malların itiraz gerekçesi markaların kapsamında bulunmadığını, dolayısıyla “çifte benzerlik koşulu”nun sağlanmadığını, "..." ibaresinin ayırtediciliğinin düşük olduğunu, davaya konu başvurunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak davacının markalarından farklılaştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvurusuna konu “...” markası ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasın bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davalı ...vekilinin istinaf itirazlarına gelince, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; davalının başvurusuna konu “...” markası ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." esas unsurlu markaları arasında ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle karıştırılma ihtimali bulunmadığı, zira "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimalinin de daha düşük olacağı, yani, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanının daha dar bulunduğu, böyle durumlarda, küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, bu bağlamda markaların ihtiva ettikleri farklı unsurlar göz önünde bulundurularak bir bütün olarak markalar arasında yapılan incelemede, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmış, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince aksi yöndeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair karar vermesi doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı Türk Patent ve Marta Kurumu vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen karar ile dava konusu edilen marka tescil edilmediği için hükümsüzlük tabeli ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, bu karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük kararına yönelik olarak Dairemizce bir inceleme yapılmamış, aşağıda gösterildiği şekilde önceki hüküm aynen korunmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 16/11/2021 gün ve 2021/257 Esas - 2021/358 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Türk Patent ve Marka Kurumunun 2017-M-6827 Sayılı YİDK Kararının iptaline ilişkin davanın REDDİNE, 4-Hükümsüzlük davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 396,20.TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davalı ... ile davalı ...kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine, 7-Davalı ...tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 24,50 TL dosya masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 52,40 TL dosya masrafı, 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı toplamından oluşan 239,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalı ... verilmesine, bakiyelerinin anılan davalılar üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı ... peşin olarak alınan 59,30.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan taraflara iadesine, 12-Davacıdan alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...