Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/233 E. 2022/54 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/233
- Karar No
- 2022/54
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/1094 Esas KARAR NO:2025/30 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:06/04/2022 NUMARASI:2021/233 E. - 2022/54 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/01/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili firmanın tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, tescilli "..." markasını kullandığını, davalıların da tekstil ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili firmaya ait markayı taklit ederek "...", "...", "..." isminde markalarını kullandıklarını, bu durumun tüketici nezdinde karışıklıklara yol açtığını, davalıların firmanın bilinirliğini de kullanarak, aynı sektörde müşteri çevresi edinme amacı güttüğünü, davalı firmaya ait KDV iadeleri, çeşitli faturaların müvekkili firmaya gönderildiğini, davalıların kullandığı markaların, müvekkilinin tescilli markasına benzemesi ve anımsatması nedeniyle, davalıların fiilleri marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin, aynı zamanda TTK hükümlerine binaen haksız rekabet teşkil ettiğini, tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davalıların söz konusu ..., ..., ... tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğüne, hükmün ilanına, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek, davalıların mevcut fiili marka kullanımlarının müvekkili marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle , müvekkili ...Tekstil şirketi'nin harcadığı emek ve koyduğu sermaye ile markalarına ayırt edicilik niteliği kazandırdığını, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin ticari unvanının davacı tarafın ticari unvanından farklı olduğunu, müvekkili şirketin Türk Patent nezdinde markalarını tescil ettirerek koruma altına aldığını, müvekkili ...'ün, dava konusu markaları 2014 yılında başvurduğunu ve markalarını Türk Patent nezdinde tescil ettirdiğini, uzun yıllardır sektörde kullandığını, davacı yanın, 2014 yılında müvekkili şirketin marka başvurularına itiraz ettiğini, itiraz sonucunda davacı yanın benzerlik/karıştırılma ihtimali iddialarının haksız bulunduğunu, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacı yanın müvekkili markasından haberdar olmasına rağmen, bu tescillere ve kullanıma 6 yıl sessiz kaldığını müvekkili şirketin tescillerine istinaden mevcut kullanımlarının kanuna uygun olduğunu, davacı markasının tanınmışlığı bulunmadığını , gerçek hak sahipliği bulunmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak birbirlerinden farklı olduklarını, marka sınıflarının da farklı olduğunu, ... markasının bilinen bir marka haline geldikten sonra davacı tarafın işbu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu beyanla ,açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " Davacının davasının REDDİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalılara ait "..." markasının müvekkili markası ile iltibas yarattığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durum somut delillerle sabit olduğu halde mehkemece davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, müvekkili markaları ile davacı markalarının karıştırıldığını, davacı tarafından sunulan delillerden bu hususun anlaşıldığını, bilirkişilerin iltibas olmayacağı değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, müvekkili markasının, bir kumaş çeşidi ismi olması, markanın zayıf marka olduğu anlamına gelmeyeceği gibi marka korumasından yararlanamayacağı anlamına da gelmeyeceğini,TPMK nezdinde tescilli bir marka, hükümsüz kılınmadıkça korumadan yararlanacağını, koruma düzeyinin düşük tutulması, kanuna ve tescilin sağladığı korumaya duyulan güvenin sarsılmasına neden olacağı gibi, hukuk ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, müvekkilinin üretimini yaptığı ürünlerde ve ticari faaliyetlerinde "..." markasını kullandığını, markasını hem ticari hayatında hem ticaret unvanında ürünlerinde tescilli şekilde 10 yıldır kesintisiz olarak kullandığını, ciddi yatırımlar yaparak markasını sektörde tanıttığını, davalıların "..." markasını tescildeki haliyle değil de müvekkili markasına yanaşma amacıyla, fiili kullanımda "..." ve "..." şeklinde bölerek ve "..." ibaresini ön plana çıkarıp "..." ibaresini arka plana atarak kullanmasının, müvekkilin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, taraf markalarının tüketici kitlesine ilişkin olarak bilirkişilerce yapılmış değerlendirmenin hatalı olduğunu, taraf markalarının karıştırıldığını, taraf markalarının karıştırıldığından yanlış faturalar kesilerek müvekkiline ödemeler yapıldığını, mahkemece markanın sicile uygun kullanılmadığı ancak tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olmadığı yönüneki değerlendirmelerin hatalı olduğunu beyanla mahkemece verilen kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf talebinin süresinde olmadığını, bilirkişi raporunda, “...” kelimesinin tekstil sektörü bakımından tanımlayıcı ve zayıf bir ibare olduğunun tespit edildiğini, zayıf ibareyi marka olarak tescil ettiren kişinin markasının dar bir korumadan yararlanacağının vurgulandığını, taraf markalarında ortak olan patiska kelimesinden türetilen “...” ve “...” kelimelerinin yeterli düzeyde farklılaştığının kabul edildiğini, gerek markasal gerek faaliyet bakımından haksız rekabet ve tecavüze mahal verecek bir durumun da söz konusu olmadığı tespit edildiğinden mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla dacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, ıslah edilmiş haliyle, marka hakkına tecavüzünün tespiti, durdurulması ve önlenmesi talebine ilişkindir.Davacı vekili 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek, davalıların mevcut fiili marka kullanımlarının müvekkili marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesini talep ettiğinden netice-i talebini daraltmış olduğundan, ..., ..., ... tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğüne, 5.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın tahsili taleplerinin feragat nedeniyle reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, davacının tescilli "..." markasını kullandığını, davalının aynı tekstil ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini ve markayı taklit ederek "...", "...", "..." isminde benzer marka oluşturarak kullandıklarını, davalıların fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine , önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Bilirkişi kök raporu ve 16/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporununda; "Davacı adına kayıtlı ... numaralı "..." kelime markasının 25.sınıfta 01.07.2011 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davalı adına kayıtlı... tescil numaralı “...” kelime markasının 25. ve 35. Sınıf bakımından 18.08.2014 tarihinden itibaren tescilli olduğu, Davalı adına ayrıca ... tescil numaralı, ... başvuru numaralı ve... tescil numaralı markalarının da tescilli olduğu, Davalı tarafa ait marka kullanım şekillerinin markanın tescil edildiği yazım karakterinden farklı formda olduğu ... ibaresinin ... ibaresinden ayrı büyük ve küçük harfli punto karakter ve yazımında kullanıldığı; söz konusu kullanımda baskın ve öne çıkan kelimenin ... kelimesi olduğu ve ... kelimesinin ayrı ... kelimesini destekleyen ikinci yan bir kelime olarak yer aldığı ; Davalının tescilli markasındaki patiskhalife ibaresini ayrı ve bütün, büyük harfle ve küçük harfle yazılışına göre markanın anlamında bir farklılık yarattığı ; Ortalama Nihai tüketici algısında , tescilli markanın tescil edildiği şekli ile yazımında herhangi bir anlam ifade etmediği; Ancak tescilli markadaki ibarenin küçük puntolarla ve iki ayrı kelime algısında yazılmasının , markayı tek başına patiska hayatı anlamı yüklendiği, Her iki markanın da aynı sektörde ve hazır giyimde benzer ürün grupları için üretim yaptıkları ancak davacının ürün gruplarındaki ürünlerin model , kalıp ve kesimleri göz önüne alındığında ve davalının ürünlerindeki model, kalıp ve kesimler göz önüne alındığında ; model tarzlarının farklı ve hitap ettikleri hedef alıcı kitlelerinin farklı olduğu Davacı ve davalı markalarının türediği ... bir kumaş cinsi olduğu, ... kelimesinin ayırt ediciliğinin zayıf olması ve kullanıldığı mal veya hizmet sınıfına yakın olması nedeniyle bu kelime ve türevlerini içeren markaların baştan zayıf marka olduğu, Gerek davacı gerekse de davalı markasının ...” kelimesinin, "..." ve "..." şeklinde farklılaştırılmış şekilde yazılmış türevlerinden oluşması nedeniyle her iki markanın da zayıf marka olduğu, Davalının markasının asıl unsuru olan “...” ibaresininin, davacı markasıyla iltibas oluşturacak şekilde kullanmadığı, davacı markasına yanaşma gayretini gösterir bir kullanımın olmadığı, davalı markasında yer alan ... ibaresinin ... şeklinde boşluklu şekilde kullanılmasının da bu sebeple davacı markasına yanaşma olarak değerlendirilemeyeceği "..." tanımlayıcı işaretinden türetilmeleri nedeniyle zayıf marka olan taraf markalarının "..." ve "..." şeklinde yazılan ve "..." şeklinde okunan esas unsuru ortak şekilde içermeleri nedeniyle görsel, sesçil ve kavramsal açıdan orta düzeyde benzerlik söz konusu olsa da mevcut değişiklikler ile birlikte davalı markasının farklılaştığı ve farklı bir marka algısı yarattığı, taraf markalarının farklı algılanmaları nedeniyle iltibasın oluşmayacağı,Davalının markasal kullanımının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği , bu sebeple, yukarıdaki tespitler ışığında, davalının markasal kullanımının, TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.-.... numaralı, 01.07.2011 başvuru tarihli "..." markasının 25.sınıfta davacı adına tescilli olduğu,- ... tescil numaralı 18.08.2014 başvuru tarihli “...” markasının 25. ve 35. Sınıfta davalı ... adına tescilli olduğu, - Davalı adına ... başvuru numaralı ... markası ve ... tescil numaralı ... markasının 25. ve 35. Sınıfta tescil edildiği görülmektedir. Davacı ...’nın ... Şirketi’ nin ortak ve yetkilisi olduğu, Odaya kayıt tarihinin 21.05.2015 olduğu , faaliyet alanının tekstil sektörü olduğu, davalı ...‘nin Odaya kayıt tarihinin 05.08.2016 olduğu, faaliyet alanının tekstil sektörü olduğu tespit edilmiştir.Dosya kapsamına göre, davalının markası “...” şeklinde tescillidir. Davalının iş evrakları, tabela, sosyal medya hesapları ve ürünleri üzerindeki markasal kullanımları ise "..." ibaresi ilk harfi büyük devamı küçük harfle ön planda baskın unsur olarak , aynı şekilde ve ayrı yazılan " ..." kelimesi ise oldukça geri planda patiskha kelimesine göre küçük şekilde konumlandırılmış şekilde olduğu görülmektedir. Davalıya ait iş yeri tabelasında ayrı yazılan ... kelimesi patiskha kelimesinin altına yine daha küçük puntolarla konumlandırılmış , “...” ibaresinin üzerinde tescilli marka olduğunu gösteren "r" işareti konulmuştur. Kelime markaları arasında benzerlik araştırması yapılırken markaları oluşturan esas unsurların göz önüne alınması gerekir. Taraf markalarının esas unsurunun "..." ve “..." ibareleri olduğu, okunuşlarının aynı olduğu, aynı anlama geldikleri , görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu açıktır. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacı markasının zayıf marka olduğu gerekçe yapılarak ihlal bulunmadığı kanaati belirtilmiş ve mahkemece hükme esas alınmış ise de, ayırt ediciliği düşük olan , tescilli olduğu mal ve hizmete yakın olan ibareler zayıf marka olarak tanımlanmaktadır. Ancak ayırt edici yönü düşük ibarelerin marka olarak tescili mümkündür. ... bir kumaş türü olarak tekstil sektörüne yakın bir ibare olmakla birlikte giysi emtiasında çok sık ve yaygın kullanılan, tanımlayıcı bir ibare değildir. Kumaş türü olarak patiskanın 24. Sınıfta (dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar) emtiasında tanımlayıcı ibare olarak kabulü mümkünken 25.sınıfta giysi emtiasında "..." şeklindeki davacı markasının zayıf marka olarak kabulünün ve buna bağlı koruma alanının dar olduğu gerekçesinin yerinde olmadığı, hükümsüz kılınmayan ve koruma kapsamındaki davacı markası ile davalı kullanımlarının karışıklığa neden olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Somut olayda, davacı markasının davalı markasından eski tarihli ve koruma kapsamında bulunduğu , tarafların hazır giyim sektöründe faaliyette bulundukları, her iki markanın kadın giysisi emtiasında kullanıldığı, davacı markasının tek unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasında bulunan patiskha ibaresi ön plana çıkarılarak tescilli “...” şeklinden farklı, davacının markası ile büyük ölçüde benzer şekilde davacı markasına yaklaştırarak kullanıldığı, her ne kadar patiska ibaresinin bir kumaş cinsi olduğu ve bilirkişi tarafından giysi ürünlerinde zayıf marka olduğu belirtilmişse de, davalının kullanımında farklılaştırmaya ve ayırd edici hale getirmeye yarayacak yan unsurların bulunmadığı dikkate alındığında, davalı eylemlerinin kendi tescilli markasının kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği ve sonraki markanın SMK 155 gereği savunma sebebi yapılamayacağı , taraf markalarını taşıyan ürünlerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılmasına, markalar ve işletmeler arasında bağlantı kurulmasına, aynı firmaya ait seri marka olduğu algısına neden olabileceği, markaların kadın giysisi üzerinde kullanıldığı , tarzları farklı olan giysilerin aynı mağaza içinde bir arada satışa sunulabileceği, taraf ürünlerinin tarz ve modellerinin farklılığı nedeniyle farklı beğeni ve tercihe hitap etmesinin toplumun geneline hitap eden markalar olduğu olgusunu ve karışıklık ihtimali bulunduğunu ortadan kaldırmayacağı, davalının markasal kullanımlarının iltibasa sebebiyet vereceği bu nedenlerle SMK 7/1 ve 29 .maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda TTK 55/1.a-4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında; davanın kısmen kabulüne, davalının "..." şeklindeki, ürünler, ürün etiketleri, işletme tabelası, iş evraklarındaki fiili markasal kullanımlarının davacının ... numaralı, "..." markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, Davacı 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek, davalıların mevcut fiili marka kullanımlarının müvekkili marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesi şeklinde netice-i talebini daraltmış olduğundan bu beyanın markaların hükümsüzlüğü ve tazminat taleplerinden feragat niteliğinde olduğu gözetilerek bu talepler yönünden davanın feragat nedeni ile reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince, gerekçeli kararda reddedilen tüm talepler yönünden tek bir maktu vekalet ücretine hükmedildiği, davalılarca istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davacı yönünden kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmakla, reddine karar verilen talepler yönünden davalı lehine maktu tek bir vekalet ücretine hükmedilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 06/04/2022 tarih, 2021/233 E., 2022/54 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın kısmen kabulüne, davalının "..." şeklindeki, ürünler, ürün etiketleri, işletme tabelası, iş evraklarındaki fiili markasal kullanımlarının davacının ... numaralı, "..." markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, 4-Davacı 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile netice-i talebini daraltmış olduğundan markaların hükümsüzlüğü ve tazminat talepleri yönünden davanın REDDİNE,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 768,49 TL'den mahsubu ile 153,09 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince markaya tecavüz davası yönünden alınması gereken 615,40 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 768,49 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 830,69 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya iadesine,5/ç-3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 231,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.231,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.615,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/d-Davanın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, davanın reddine karar verilen kısmı yönünden davalı lehine 40.000,00 TL vekalet ücreti taktiri ile davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 86,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 307,30 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.07/01/2025