Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/210 E. 2021/11 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/210
- Karar No
- 2021/11
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/1129 Esas KARAR NO:2025/114 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:16/11/2021 NUMARASI:2021/210 E. - 2021/11 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin ...com alan adı ile 2013 yılından itibaren finansal hizmetler piyasasında faaliyetlerini sürdürdüğünü, ... adı ve markasının hak sahibi olduğunu, davalının alan adının birebir aynı olduğunu, aynı sektör olması nedeniyle alan adlarının karıştırıldığını ve davalının iltibasa neden olduğunu, davalının kötü niyetli olarak marka tescilini gerçekleştirdiğini, davalı şirketin müvekkilinin bilinirliğinden faydalanarak haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerde bulunduğunu belirterek, davalı şirketin haksız rekabet fiillerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ... alan adının iptaline, ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "..." markasının, davacı tarafından "..." markasından alıntı yapılarak kullanıldığını, davacı tarafından piyasaya kazandırılmadığını, haksız rekabet iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin başarılarına tek başına ulaştığını, verdiği hizmetler ile bankacılık sektöründe bilinir hale geldiğini, dava konusu markanın "..." olarak tescil edildiğini, salt bir kelimenin aynı olması sebebiyle başka bir tarafın markayı kullanamayacağını iddia etmenin hukuken dayanaksız olduğunu, müvekkili şirketin kötü niyetinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; " Davanın REDDİNE," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının delilleri ve maddi vakıalarla örtüşmediğini, çeliştiğini, geçmişe dayalı hak sahipliği ve marka-alan adı ilişkisi olmasına rağmen gerekçeli kararda bu hususlara hiçbir şekilde yer verilmediğini, sadece benzerlik değerlendirilmesi yapıldığını, somut olayda benzerlikten öte aynılık olduğunu, müvekkiline ait web sitesi incelendiğinde uygulamalara bakıldığında, finansal ve parasal hizmetlere ilişkin faaliyetinin de bulunduğunun ortada olduğunu,... da tamamıyla finans ve ekonomi alanında faaliyet gösteren, içerik üreten bir ... girişimi olduğunu, ... piyasalar hem web sitesi hemde uygulama olarak ülkede finans ile ilgilenen herkesin bildiği bir marka olduğunu, mahkemenin geçmişe dayalı markasal kullanımları göz ardı ettiğini, sunulan faturaları değerlendirmeye almadığını, davanın başından beridir müvekkilin yıllar aldığı ....com alan adının aynısı, davalının tescilli markasının ... Kolaylık olmasına rağmen, davalı tarafından hiçbir değişiklik yapılmadan sadece tr uzantılı haliyle ... almış olması hususunda hiçbir açıklamada bulunmadığını, kötü niyetli davalı müvekkiline bu markayı satma teklifinde de bulunduğunu, tescilli markanın tescil edilmiş haliyle kullanılmasının zorunlu olduğunu, markayı oluşturan işaretin aynısının internet alan adı olarak ve ticari etki yaratacak biçimde kullanılması durumunda, eğer alan adı sahibinin eskiye dayalı üstün ve öncelikli bir hakkı ve buna bağlı kullanımı mevcut değilse, sitede orjinal mallar satılsa bile marka hakkına tecavüzün mevcut olacağını, söz konusu olayda her anlamda görsel, işitsel, sınıfsal olarak aynılık olmasına rağmen, üstüne üstlük bu aynılığı kötüniyetli tescil ederek sonrasında müvekkiline satış pazarlık konusu yapan davalı tarafın niyetinin korunuyor olması müvekkilinin ticari itibarını son derece büyük şekilde zedelediğini, itirazlarının ve yeni bilirkişi raporu alınması taleplerini değerlendirilmeden hüküm oluşturulduğunu, müvekkilin tescili olmayan logosunu baz alarak sanki kendilerinin o şekilde tescil başvurusu olacakmış gibi bir değerlendirme yapılmasının marka hukukuna aykırı olduğunu, müvekkilinin yazı fontu ve logosu üzerinden değerlendirme yapılarak davalının markasının farklılaştığı şeklinde değerlendirmede bulunulmasının hatalı olduğunu, ... ile... arasında , söz konusu markalar arasında ayniyet olduğunun ortada olduğunu, bilirkişilerin ... ibaresinin tali unsurları olan yazı karakteri, tik şekli, şapka şekli vs. ... kelimeleri gibi hususları ayırt edici unsur olarak kabul ederek değerlendirme yapmasının hatalı olduğunu davalı markasının da asli unsuru olan ... ibaresi ile ilgili önceye dayalı hak sahipliğine dair olarak hiçbir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin finansal ve parasal hizmetler verdiğini, davalı markasının tescilli olduğu 36. sınıftaki “...” şeklindeki hizmetler bakımından iltibas tehlikesi bulunduğunu, müvekkilin çok uzun zaman önce aldığını, ...'un sadece tr uzantılı halini alması hem markasal anlamda engelleme hem de kötüniyetli tescil başvurusu olduğunu, kendi markasını almasına engel teşkil eden davalı tarafın tescilinin hükümsüz kılınması gerektiğinden, beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece davacının iddialarının yerinde görülmediğini, markaların farklı olduğu ve iltibasa neden olmayacağı, SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, tarafların emtialarının, faaliyet alanlarının ve müşteri kitlesinin farklı olduğundan taraf markaları açısından sınıfsal bir ayniyet/benzerlik olmadığı, davacı tarafından, müvekkili şirketin markasını kötü niyetle tescil ettirdiğine ilişkin dosyaya sunduğu somut bir delile rastlanılmadığı, iyi niyetin esas olduğu, bu nedenle davacının iddiasını ispat edemediğini, müvekkili şirketin davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilememesi sebebiyle müvekkili şirketin kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil etmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiğini, verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf isteminin reddine mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, ... tescil numaralı “...” markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, alan adının iptali, haksız rekabetin tespiti , durdurulması önlenmesi istemine ilişkindir.Davacı vekili, davacının ... markasının ve alan adının öncelikli hak sahibi olduğunu, davalı markasının iltibasa neden olduğunu, kötü niyetli olarak tescil edildiğini beyanla haksız rekabet fiillerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ... alan adının iptaline, ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. 08.08.2017 başvuru tarihli, ... tescil numaralı “... ” markasının, 09 ve 36. Sınıflar bakımından davalı adına tescilli olduğu görülmüştür. Davacı adına tescilli marka bulunmamaktadır. 15/07/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ; "davacıya ait ... alan adının 30.01.2013 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “... Sti” olduğu, "Ekonomi, Otomobil, Teknoloji, Bankalar Girişimcilik, Kişisel Gelişim, Yaşam, Sektörel ve Sinema" kategorilerinde 2014 yılından itibaren yoğun ve aralıksız olarak kullanıldığı, davacıya ait “...” isimli Facebook sosyal medya hesabının28 Ocak 2015 tarihinde kurulduğu, kurulduğundan bu yana aktif olarak paylaşımların yapıldığı, bu hesabın davacıya ait internet adresine yönlendirme linki içerdiği ,davacıya ait mobil uygulamalar ve internet tarayıcı eklentilerinin “para piyasalarına ilişkin tüm haber portallarından gelen haberlerin okunabileceği” ve “Döviz, Altın, Kripto Para Hesaplamalarının yapılabileceği” uygulamalar oldukları ve güncel olarak yayında ve kullanımda olduğu , davalıya ait ... internet alan adının 12.09.2017 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “...” firması olduğu, internet sitesinin 2020 yılından bu yana“...” adıyla “bankalar ve muhasebe programlarıyla bağlantılı çalışan bankacılık uygulaması” yazılımı ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı, Google Arama Motorunda dava konusu “...” kelimesi aratıldığında reklam dışındaki doğal sonuçların 1. ve 2._sırasında davacıya ait olduğu belirtilen “...” internet sitesinin çıktığı, Taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinden kaynaklanan kısmi bir görsel benzerlik olsa da, yazım şekillerinin farklı olması, davacıya ait tescilsiz markada yer alan “P” harfinin formu ve üstündeki taç ibaresi ile davalı markasında ayrıca ek şekil ve ibare olarak “...” ve Tik/onay işaretinin yer alması nedeniyle, ortalama tüketiciler açısından farklı marka algısı yarattıkları, işitsel açıdan ; “...” ibaresi nedeniyle benzerlik söz konusu olsa da, davalı markasında ayrıca “...” ibaresinin yer alması nedeniyle işitsel açıdan markalar kısmen de olsa farklılaştığını , markaların genel görünümü ve dizaynı nazara alındığında tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle kavramsal bağlantı kurulmayacağı, karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığı markalar arasında iltibasın oluşmayacağı, markalar arasındaki farklılığın hizmetin yöneldiği tüketici kesimince hemen fark edilip algılanabilecek nitelikte olduğu, tarafların emtialarının, faaliyet alanlarının ve müşteri kitlesinin farklı olduğu, davacının internet portalı olarak faaliyet verdiği kendisini Türkiye’nin Para Portalı/ Finans Portalı olarak tanımladığı dikkate alındığında, 38. Sınıf kapsamında “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).” yer alacağı, davalı markasının ise 09 ve 36. Sınıflarda tescilli olduğu sınıfsal bir ayniyet/benzerlik olmadığı da , işaret benzerliği olmadığı gibi, mal/hizmet aynılığı/benzerliği de olmadığını SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, iltibas olmadığı için SMK 6/3 maddesi gereği de hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, kötüniyete ilişkin delil bulunmadığı , haksız rekabetten yönünden ise davalının davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği" belirtilmiştir. Markaların benzerliği, iltibas ve gerçek hak sahipliği yönünden ; Dosya kapsamına göre, davacıya ait tescilsiz "..." markası ile davalıya ait “... ” markasının kelime markası oldukları, her ikisinin asli unsurunun ... kelimesi olduğu, davalı markasının tertibinde bu kelimenin baskın unsur olarak konumlandırıldığı, finansal kolaylık kelimelerinin ise hizmeti tanımlayan geri planda konumlandırılmış tali unsurlar oldukları, davacı markasında p harfi üzerinde taç şekli varken davalı markasında A harfinin üstünde yer alan tik/onay işareti olduğu, markalarda yer alan bu şekil unsurlarınında tali nitelikte unsurlar olduğu, yazım karakterlerinin ve kullanılan renklerin farklılığı ve tali eklerin markalara ayırt edicilik katmadığı ve farklı marka algısı oluşturmadıkları, her iki markanın asli unsuru ... kelimesi olmakla markalar arasında görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu anlaşılmıştır. Markalar arasında sınıfsal benzerlik olup olmadığına gelince , bilirkişi raporunda davacının markasının 38. Sınıfta finansal habercilik alanında kullanıldığı bu nedenle 36. Sınıfta tescilli davalı markası ile sınıfsal benzerlik bulunmadığı belirtilmiş ise de , bilişim uzmanı tarafından yapılan inceleme ile davacının internet sitesi içeriğinde ve mobil uygulamalarda , finans sektörüne ilişkin haberlerin verilmesi dışında yatırım, kripto para, altın, döviz alım satım, viop, borsa ile ilgili hizmetler verdiği tespit edilmiş olup bu hizmetlerin 36. Sınıftaki parasal ve finansal hizmetlere dahil olduğu açıktır. O halde markalar arasında 36. Sınıf hizmetler yönünden sınıfsal benzerlik de söz konusudur. Bu nedenlerle markaların bıraktığı bütüncül izlenimde ortalama tüketici nezdinde davalı markasının farklı bir marka olduğunun hiç düşünmeden algılanamayacağı, hizmetin kökenine ilişkin işletmeler arasında bağlantı kurma ihtimali dahil iltibasa sebebiyet vereceği, ancak davacı markası tescilli olmadığından SMK 5/ç ve 6/1 maddesinin uygulanamayacağı anlaşılmıştır.Davacının "... " alan adını 30.01.2013 tarihinde aldığı ve web sitesinde ... ibaresini markasal , 2014 yılından itibaren parasal ve finansal hizmetlerde yoğun şekilde kullandığının anlaşıldığı, davacının ... ibaresini facebook hesabında da markasal olarak kullandığı,2015 yılı arşiv görüntülerinde markasal kullanıma yer verildiği, mobil uygulamalarda da altın , döv,iz, borsa işlemleri hizmetlerinde kullanıldığı , davacının bu kullanımları ile önceye dayalı hak sahibi olduğu , bu ibareyle arama yapıldığında öncelikle davacıya ait internet sitesinin çıktığı, davalı markasının 08.08.2017 başvuru tarihli olduğu, davalı alan adının 12.09.2017 tarihinde alındığı , bu nedenlerle markayı ihdas , istimal eden ve piyasada maruf hale getirenin davacı olduğu anlaşılmakla SMK 6/3 maddesi gereğince "..." markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda izah edildiği üzere davacının tescilsiz markası ile davalıya ait dava konusu marka arasında iltibas yaratacak benzerlik bulunduğu, şekil unsurları ve yazım şeklinin ayırt edicilik kazandırmadığı, bu nedenlerle SMK 6/3 maddesi gereğince davalı markasının 09. Sınıfta, manyetik optik kayıt taşıyıcılar, ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları, bilgisayar ağları vasıtası ile indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar emtiaları ile 36. Sınıf parasal ve finansal hizmetler yönünden kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, buna karşılık her ne kadar davacı davalı marka tescillerinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, tek başına markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesinin kötü niyetli tescil olarak kabule yeterli olmadığı, kötüniyete dair somut delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Haksız rekabet ve alan adı iptali yönünden ise ; Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," haksız rekabet hâllerinden biri olarak belirlenmiştir. Buna göre, kişinin bir başkasının mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının, internet alan adının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya (iltibasa) yol açar ve ticari dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet teşkil eder. Somut olayda , tescilsiz markanın benzerinin kullanılması markaya tecavüz oluşturmaz ise de genel hükümler dairesinde haksız rekabet teşkil edeceğinden, davalının davacıya ait tescilsiz markanın ve internet alan adının esas unsurunu kendi ticari faaliyetinde aynen kullanmasının iltibasa sebep olduğu ve davalının bu kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği , davacıya ait alan adının davalı alan adından önce alındığı, davalıya ait ...alan adının iptali gerektiği anlaşılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı oluşturulan gerekçeyle verilen kararın hatalı olduğu, davanın hükümsüzlük talebinin kısmen kabulü , haksız rekabet ve alan adı iptali taleplerinin kabulü gerektiği, davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih, 2021/210 E., 2021/11 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3 Hükümsüzlük talebinin kısmen kabulüne, 2017/71121 tescil numaralı “... ” ibareli davalı markasının 09. Sınıfta, "manyetik optik kayıt taşıyıcılar, ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları, bilgisayar ağları vasıtası ile indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar" emtiaları ile 36. Sınıfta "parasal ve finansal hizmetler" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine,-Davalının markasal kullanımlarının Haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine , durdurulmasına, -Davalıya ait ... alan adının iptaline, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 116,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4/c-2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 101,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.501,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.250,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, (kabul ret %50 ) 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 93,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 313,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.16/01/2025