Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1904 E. 2024/1636 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1904
- Karar No
- 2024/1636
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1904
KARAR NO:2024/1636
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/06/2021
NUMARASI:2018/295 Esas - 2021/556 Karar
DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 07/05/2015 tarihinde imzalanan "..." cihaz/aparatının satış ile devrine dair sözleşme uyarınca, sözleşmenin 2.maddesinde yer verilen tablodaki sarf malzemesi niteliğindeki (...) ürünlerin, yine sözleşmede yazılan birim fiyatlarla müvekkili şirkete tedarik ve temin olunacağının kararlaştırılmış olduğunu, taraflardan alıcının, 15.11.2015 tarihinden başlamak üzere her ay en az 150 adet olmak şartıyla, yıllık, toplam 2900 adet veya 237.000 Euro'nun Türk Lirası karşılığı tutarında "..." böylelikle sözleşme süresince ... yahut 474.000,00 Euro + KDV tutarında ... almayı, satıcının ise verilen siparişleri, sözleşme birim fiyatlarıyla, öngörülen 5 günlük sürede tedarik etmeyi üstlenmiş olduğunu, 07.05.2015 tarihli sözleşmeye bağlı davalı hak ve alacaklarının, davalı .... Ltd. Şti. ile diğer davalı ... A.Ş. arasında imza edildiği belirtilerek müvekkili şirkete gönderilmiş bir belgeyle, 2016 yılı başından itibaren, diğer davalı ... A.Ş: tarafından devir alınmış, mamafih sözleşmedeki "satıcı" edimlerini içeren borcun nakline dair müvekkili şirketten herhangi bir muvafakat istenmemiş olduğu için, müteakip dönemde bu sözleşmeden doğan "satıcı" yükümlülüklerinin bu işlem sebebiyle her iki şirketin sorumluluğunda kalmış olduğunu, diğer davalı gerçek kişi ise bahsi geçen her iki şirketin hem hakim hissedarı hem de 07.05.2015 tarihli sözleşmenin garantörü mahiyetinde, müteselsil kefil olduğunu, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi tanzim eden 07/05/2015 tarihli sözleşmenin taalluk ettiği bu iki yılı aşkın sürede davalı şirketin defalarca uyarılıp, ikaz edilmesine rağmen, taahhüt ettiği yükümlülüklerine aykırı davranmış, sözleşmedeki ürünlerin tedarik ve tesliminde, ticari hayatın kabul edemeyeceği düzeyde zaafiyete düşmüş olduğunu, 05.07.2015 tarihli sözleşmeyle kendisine tanınan seçimlik haklarından, sözleşme konusu...'leri adet üzerinden almayı/tamamlamayı tercih yönünde kullanan müvekkili şirketin 15 Kasım 2015 ile 15 Kasım 2016 arasındaki bir yıllık sürede, davalıya toplam 2900 adet... siparişi vermiş olduğunu, mamafih sözleşmenin ikinci yılında, müvekkili şirketin sözleşme konusu ... alımlarını ve buna bağlı olarak kota mahiyetindeki adetleri sağlayabilmek amacıyla, davalıya defalarca sipariş vermiş olmasına rağmen, sipariş ettiği ürünleri davalıdan alamadığı gibi, sözleşmenin 3.maddesine göre, son kullanma tarihi geçen yahut yaklaşan ürünlerin değişimini de temin edememiş olduğunu, davalıların sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle müvekkili şirket için ağır ve kabul edilemez maddi zararlar doğurmuş olduğunu beyanla; belirsiz alacak mahiyetinde olmak üzere eksik ve ayıplı ifaya bağlı müvekkili şirketin zarar ve ziyanın tespitiyle gerek bu zararların (avans faizi ile birlikte) gerekse eksik ayıplı ifayla tecessüs eden sözleşme ihlaline bağlı 50.000 Euro cezai şart bedelinin (cezai şart yönünden ...MB Euro Cinsi Mevduatlara uygulanan faiziyle, fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak) davalılardan müştereken, müteselsilen tahsiline, bilumum yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada davacı tarafın sözleşmenin eksik ifası iddiasıyla zararın tazmini ve cezai şartın tazmini olmak üzere iki kalem alacak talep etmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın, dava dilekçesinde ne kadar ürünün teslim edilmediği veya eksik teslim edildiği iddialarını tek tek, rakam rakam belirtmiş olduğunu, hal böyle olunca, davacı şirketin sözleşmenin eksik ifası nedeniyle zarara uğradığını iddia ediyorsa bunu sözleşme ve kendi iddiaları doğrultusunda kolaylıkla hesaplayabilecek durumda olduğunu, dolayısıyla zararın tazmini hususunun hiçbir suretle belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının, cezai şart talebini de zaten açıkça, belirli olarak (50.000,00 Euro) talep etmiş olduğunu, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte cezai şart talebinin de Belirsiz Alacak mahiyetinde olamayacağının açıkça ortada olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu satış sözleşmesinin davacı şirket ile müvekkil ...Ltd. Şti. arasında imzalanmış olmasına rağmen davacı tarafın müvekkil şirketler ... AŞ arasındaki borç devir sözleşmesini gerekçe göstererek hem ... hem de hem de ... AŞ ye karşı dava açmış olduğunu, söz konusu borç devir sözleşmesinin, sözleşmenin devrini değil davacının sözleşmeye bağlı bir kısım borçlarının devrini içermekte olduğunu, borç devir sözleşmesi ile sadece davacı şirketin müvekkili şirket ...... ye olan, 31,12-2015 tarihi öncesi borçlarının ... AŞ ye devrini içermekte ve 2016 yılı alacakların tahsilinde faturaların ... AŞ adına kesileceğinin düzenlenmiş olduğunu, dolayısıyla söz konusu borç devir sözleşmesi ile müvekkili ... A.Ş.'nin Satış Sözleşmesinin tarafı olmadığını, ... A.Ş.'ye sözleşmesel bir yükümlülük getirilmediğini, bu nedenle de davacı tarafın, Satış Sözleşmesine ilişkin olarak Müvekkili ... AŞ ye karşı husumeti bulunmadığını, müvekkili şirket ... AŞ yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın, dava dilekçesinde müvekkili ... için; bahsi geçen iki müvekkili şirketin hem "hakim hissedarı" hem de Satış Sözleşmesinin garantörü mahiyetinde müteselsil kefil olduğunu iddia etmiş olduğunu, hakim hissedar olmak, müvekkili şirketlerin borçlarına ilişkin olarak, müvekkili ...'ı tek başına şahsen sorumlu kılmadığını, davacı, ayrıca müvekkili ...'ın müteselsil kefil olduğunu iddia etmişse de kanuni şartlara haiz bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, kanuni şartları taşıyan bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından müvekkili ...'ın kefil olduğu iddialarının hukuken kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle de müvekkili ...'ın davaya konu taleplerden hiçbir suretle sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlere dayanarak da müvekkili ... yönünden de pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirket ... AŞ bîyoteknoloji alanında faaliyet gösteren, katarakt ameliyatlarında kullanılan, göze yerleştirilen ... (..., göz ameliyatlarında ve ortopedide kullanılan viskoelastik madde vs. gibi ürünlerin üretim ve satışını, 60'a yakın ülkeye ihracatını yapan bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ... LTD'nin ise, ... AŞ nin ürettiği ürünlerin ve yurtdışından getirilen, genellikle göz sağlığına ilişkin cihazların satışını ve teknik servis hizmetlerini de gerçekleştiren bir şirket olduğunu, bu minvalde, davacı şirket ile müvekkili ... LTD arasında; belirlenen ürün ve modellerde Göz İçi Lenslerin (IOL) belirlenen ücretlerde satışını ve "... Marka, ... Model ... cihazının .... kartuşlarının ücretsiz teslimini ve ihtiva eden 07.05.2015 tarihli "IOL Satın Alma Sözleşmesi" imzalanmış olduğunu, sözleşmenin; davacı şirkete, belirlenen ürünlerin, 30 ay boyunca her ay en az 150 IOL siparişinde bulunmasını, müvekkili ... LTD için de belirlenen ücret üzerinden satışını içermekte olduğunu, davacı şirketin, müvekkili şirket ... LTD'nin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eksik ifada bulunduğunu iddia etmiş olduğunu, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen tarafın aslında davacı taraf olduğunu, bu nedenlerle de zararlarının tazmini ve cezai şart taleplerine dair dava haklarını saklı tuttuklarını, sözleşmenin yürürlükte olduğu her dönem de olası bir siparişin gelmesi ihtimaline binaen bu miktarlarda ürünü stoklarında hazır bulundurmuş olduklarını, davacı şirketin, Haziran 2017 döneminde bir anda tam 1.150... siparişi geçmiş olduğunu, bu rakamın müvekkili şirketlerin stokları açısından normalin çok üzerinde yüksek bir rakam olup, müvekkili şirketlerin yüzlerce distribütörü, ihalesine katıldığı kurum, müşteri olduğunu ve bu müşteri ve kurumlara da periyodik olarak ürün gönderme yükümlülüğü olduğunu hesaba kattıklarında 30 günlük sürede bu kadar ürünün yetiştirilmesinin neredeyse imkansız olduğunu, müvekkili şirketin ... LTD'nin o dönem stoku, siparişin 280 IOL kadar olabilecek olan miktarını karşılamaya elvermiş olduğunu, davacı şirket yetkilileri ilk önce eksik olduğu gerekçesiyle kabul etmeme eğiliminde olmuşlarsa da daha sonra, acil ihtiyacı olduğu gerekçesiyle bu kadar ürünü kabul etmiş olduklarını, geriye 870 adet ... kalmış olduğunu, müvekkili şirket ... LTD yetkililerinin, basiretli bir tacir olarak tüm özverileriyle, davacının sözleşmeye aykırı siparişlerini yerine getirmeye çalışmış olduklarını, ürünleri stoklarında toplamaya başlamış olduklarını, siparişi verdikleri 2017 Haziran ayından Ağustos ayının ilk haftasına kadar, yaklaşık 1,5 ay davacı şirket yetkililerinin, ... LTD yetkililerine sürekli baskı kurmak amacıyla e-postalar göndermiş olduklarını, davacı şirketin ifayı güçleştirici bütün eylemlerine rağmen ... LTD yetkililerinin, kalan miktarı en kısa sürede tamamlamak üzere hazır ettikleri 800 adet ürünü davacı şirkete iletmiş olduklarını, müvekkili şirketin 800 adet ... hazır etmesine rağmen davacı şirket tarafından kabul edilmemiş geri çevrilmiş olduğunu, davacı şirketin, bu eylemiyle müvekkili şirketi zor durumda bırakmaya çalıştığını, müvekkili şirketlerin o dönem gerçekten taşınma sürecine girmiş olup ürünlerin teslim edilmemesi noktasında bahane edildiği iddialarını kesinlikle kabul etmediklerini, davacı tarafın, haksız yere Ağustos ayı siparişinde bulunmamış olduğunu, yaşanan olayların, davacı şirkete, sipariş vermekten kaçınma hakkı tanımadığını, davacı şirketin, sanki her ay sipariş kotasına uyuyormuş gibi Ağustos ayına bu kotaya uymamasına bu hususu bahane etmesinin son derece haksız bir eylem olduğunu, davacı şirketin bu eylemiyle de sözleşmeden doğan yükümlülüklerini açıkça ihlal etmiş olduğunu, davacı şirket yetkililerinin, süreç boyunca müvekkili şirket yetkililerine baskı uygulayıcı, aşağılayıcı e-postalar göndermiş, uzlaşma tekliflerini geri çevirmiş olduklarını, ürünlerin sözleşmede öngörülen fiyatlarının, piyasa fiyatlarının katbekat altında olduğunu, davacı tarafın, 50.000 Euro cezai şart talebinin fiili ödeme tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığıyla ödenmesini talep etmiş olduğunu, Davaya konu sözleşmede Euro kurunun 2,90 tutarında sabitlenmiş olduğunu, dolayısıyla kesinlikle kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın cezai şart tutarım, fiilli ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığında talep etme hakkı bulunmadığını beyanla; öncelikle usule ilişkin itirazlarının dikkate alınmasına ve davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, sözleşme hükümlerinin gereği gibi uygulanmaması nedenine dayalı oluşan zararın ve kararlaştırılan cezai şartın tahsili talebine ilişkindir. Dava konusu sözleşmenin davacı ve davalı... Ltd. Şti. arasında imzalandığı, davalı ...'ın kefil olduğu, davalı ... A.Ş.'nin ise alacağın devri hükümleri gereğince sözleşmenin tarafı olarak davalı gösterildiği görülmüştür. Davalı ...'ın kefaletinin geçersiz olduğu savunulmuş ise de, sözleşmenin incelenmesinde TBK m. 583'de belirtilen şekil şartlarına aykırı bir durum tespit edilemediğinden davalı ...'ın kefaletinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Davalı ... A.Ş yönünden yapılan husumet itirazına yönelik ise, dosya arasında bulunan mail yazışmalarının davalı ... A.Ş tarafından yapıldığı, davalı .... Ltd. Şti. İle davalı davalı ... A.Ş arasında düzenlenen borç devri protolünden anlaşıldığı üzere davalı... A.Ş'de dava konusu sözleşme nedeni ile meydana gelen zarardan sorumludur ve iş bu davada taraf sıfatı bulunmaktadır. Davacı taraf, 13/06/2017 tarihinde 1150 adet lens sipariş etmekle, taraflar arasında yer alan sözleşmede belirtilen "her ay 150 adet lens siparişi verme" yükümlüğünü ihlal etmiş, bu nedenle, talebine konu lens siparişlerinin karşılanmasında gecikmeden dolayı herhangi bir tazminat alacağı doğmayacağı kabul edilmiştir. Sözleşme hükümlerine aykırı davranan davacı tarafın tazminat talep etme hakkı bulunmamaktadır. Yine sözleşme gereği davalının, davacının elinde kalan ve son kullanma tarihleri geçen lensleri değiştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Yerinde yapılan incelemede davacının elinde son kullanma tarihi geçmiş 386 adet ürün bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının talebi ayrı ayrı cezai şart ve uğranılan zararın tazmine ilişkindir. TBK m.179/1 hükmü gereği sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmış ise, alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir ve m.179/2 gereği ifa yerine istenilen cezai şart, zarar miktarını aşamaz. Davacı tarafın zararının 386 adet lensin 13.12.2019 tarihi itibari ile piyasa fiyatı kadar olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarı ise 50.000,00 Eorudur. Alınan ek bilirkişi raporu ile 386 adet lensin piyasa bedelinin 37.230 Eoru olduğu tespit edilmiştir. Hali ise davacının talep edebileceği tutar 386 adet lensin piyasa bedeli kadar, 37.230 Euro olabilecektir. Her ne kadar davacı vekiline şirket zararına yönelik talebini arttırmak üzere süre verilmiş ise de, davacı vekilinin dilekçesi ile dava dilekçesinde gösterilen değere tekabül eden 10.334,00 Euro üzerinden karara bağlanması, bakiye kısım yönünden taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Açıklanan bu nedenlerle eksik ifaya bağlı zarar nedeni ile açıklan davanın kısmen kabul kısmen reddine, sözleşme ihlaline bağlı cezai şart bedeline yönelik davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, siparişlerin teslim tarihleri mukayese edilmeksizin, davacının 1150 adet sipariş vererek sözleşmede yer alan her ay 150 adet sipariş verme yükümlülüğünü ihlal ettiği, bu nedenle tedarikte gecikmeden dolayı davacının herhangi bir tazminat alacağı doğmayacağı yönünde karar verildiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, anılı sözleşmede açık ve anlaşılır bir biçimde “her ay en az 150” adet sipariş verilebileceği hususu ifade edilmiş olup 150 adetten fazla sipariş verilmesine engel herhangi bir düzenleme, taraflar arasında aktedilen sözleşmede yer almadığını, tedarik hususunu zorlaştırdığı iddia edilen siparişler sözleşme koşullarına uygun olarak ve davalı ile mutabık kalınarak verilmiş olup işbu hususun gözetilmeksizin ittihaz edilen karar hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu lensler katarakt ameliyatında kullanılmakta olup davalıların akdi ilişkiye aykırı davranışları davacının ameliyatlarını yapamamasına ve hasta kaybetmesine yol açtığını, bununla birlikte, dava konusu olay göz sağlığı hususunda uzmanlık gerektirdiğinden dosya tahtında tanzim edilen bilirkişi raporlarını düzenleyen heyetin konunun uzmanı kişilerden oluşmaması, varılan kanaatlerin hasta ve hastane yönünden açıktır ki hatalı olmasına sebebiyet verdiğini, sözleşmeye aykırılık dolayısıyla cezai şart ödemesi yapılması gerektiğine hükmedilmesi gerekirken, seçimlik hak kullanıldığı iddiası ile işbu talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davacı tarafından ifa yâ da cezai şart ödemesi yapılması yollarından biri tercih edilmiş olmadığını, dava dilekçesinde izah edildiği üzere davacı, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırılıktan doğan cezai şartı ve müspet zararlarını talep etmekte davalının lens ve kartuşların birlikte tedarikinde ticari hayatın kabul edilemeyeceği şekilde düştüğü zafiyet ve davacı tarafından müspet zarar ve cezai şartın ayrı ayrı kalemler halinde istendiği hususu gereği gibi değerlendirilmeksizin, eksik ve hatalı incelemelere dayalı olarak ittihaz edilen karar hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece pasif husumet itirazlarının dikkate alınmaksızın eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini, davalı şirket ... A.Ş. hakkında verilmiş olan kararın davalı şirketin davaya konu sözleşmenin tarafı olmaması nedeni ile kaldırılması gerektiğini, her ne kadar davacı taraf .... Şti. ile .... A.Ş. arasında akdedilmiş olan borç devir sözleşmesini gerekçe olarak göstermişse de; söz konusu borç devir sözleşmesi davacı şirket ile davalı şirket .... Şti. arasında akdedilmiş olan dava konusu sözleşmenin devrini değil, davacının sözleşmeye bağlı bir kısım borçlarının devrini içermekte olup alacağın devri işlemi olduğunu, kanun koyucu tarafından; taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça borçlunun rızasına gerek olmaksızın alacağın üçüncü kişiye devri mümkün olduğu düzenlenmiş olup yani sözleşmeden doğan borçlar alacağı devredende kalır, alacağı devralana borcun devredilemeyeceğini, yapılan e-mail yazışmalarının tek başına bir kişiyi sözleşmenin tarafı haline getirmeyeceği de izahtan vareste olup, ... A.Ş.' nın davaya konu uyuşmazlığın tarafı olmaması nedeni ile kararın; müvekkil ... bakımından usulüne uygun bir kefalet sözleşmesinin bulunmaması ve davaya konu sözleşmede müvekkil ...’ın el yazısıyla, kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi veya müteselsil kefalete ilişkin herhangi bir ifade yer almamış olması nedeni ile, müvekkil .... Şti. ile .... A.Ş. arasında akdedilmiş olan alacağın devri sözleşmesi ile davacı taraf ve ... Şti. arasında akdedilmiş olan sözleşmenin devri düzenlenmemiş ilk derece mahkemesi tarafından yargılamaya konu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceği hususu dikkate alınmaksızın eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, davacı tarafından uğradıkları iddia olunan zararın miktar olarak tespiti mümkün olup davanın belirsiz alacak davacı olarak açılması mümkün olmadığını, davacı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmesine rağmen, davalı şirket tarafından, davacının tüm değişim talepleri karşılanmış, ürün değişimleri yapılmış olmasına rağmen davacının kusurlu davranışları sebebiyle tedarik sürecinde sıkıntı yaşandığını, davacının tüm bu kötü niyetli ve dürüstlük kuralına aykırı davranışlarına rağmen davalı şirket tarafından sözleşme ilişkisinin devamı açısından, sipariş edilen adette ürün tedarik edildiğini, davanın 21.03.2018 tarihinde açıldığı ve keşfin 13.12.2019 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında, aradan geçen yaklaşık 2 yıllık süre sonunda, son kullanma tarihi geçen 386 ürün bulunması, esasında 2 yıl önce davanın açılmasından hemen önce davacının elinde son kullanma tarihi geçen hiçbir ürün bulunmadığını, yani ürün değişimlerinin davalı şirket tarafından tümüyle yerine getirildiğini gösterdiğini, taraflar arasında akdedilen satın alma sözleşmesinde; davalı şirketin, davacının talebi üzerine ürün değişiminin yapılacağı düzenlenmiş olup; davacının davalı şirkete yapmış olduğu değişim taleplerinin tamamı karşılanmış ve bu talepler doğrultusunda ürünlerin değişiminin yapıldığını, taraflar arasındaki ihtilafın meydana geldiği Haziran 2017 tarihinden sonra dahi değişim işlemleri, davacının talebi üzerine davalı şirket tarafından karşılanmış olup 10.01.2018 tarihinde ürün değişim işlemi davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan zarar ile sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şartın tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye aykırı ifa bulunup bulunmadığı, davacının zarara uğrayıp uğramadığı ile zararın miktarı, cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı anonim şirket ile davalı gerçek kişi yönünden husumetin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı ... ile davalı ... arasında 07/05/2015 tarihinde, 15/05/2015-2017 tarihleri araında 2 yıl süreli IOL satın alma sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafça, siparişi verildiği halde teslimi yapılmayan 1170 adet ürün ile davalının tutumu nedeniyle sipariş etme imkanı kalmayan 1431 adet ürünün dışarıdan temini için yapılacak harcamalar ile sözleşme fiyatları arasındaki farkın ve davalının değiştirmekten imtina ettiği son kullanma tarihi geçmiş ürünlere ilişkin uğranılan zararın ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şartın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça diğer savunmaların yanı sıra davalı ... ile davalı ... yönünden husumet itirazında bulunulmuştur.Davalılardan ...nin devreden, davalı ...nin devralan sıfatıyla davacıya hitaben yazıp imzaladıkları bila tarihli belge ile ...ne olan borçlarının 31/12/2015 tarihi itibariyle ...ne devredildiği, yapılan devir işlemi uyarınca 2016 yılında alacakların tahsili ve faturalaşma işlemlerinin ... tarafından gerçekleştirileceği bildirilmiştir. Davalı şirketlerce bu metnin alacağın devri hükmünde olduğunu savunmuşlar ise de, esasen müstakbel bir alacağın temliki de mümkün olmakla birlikte sözleşmeye konu ürünlerin satışı nedeniyle faturalamanın ... tarafından yerine getirilmesi nedeniyle bu şirket sözleşmenin tarafı olmuş durumdadır. Buna karşın söz konusu metin davalı ...nin yükümlülüklerine de sona erdirmemektedir. Bu haliyle ... sözleşmeye katılan olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 206/2. Maddesi uyarınca ... ile birlikte davacıya karşı müteselsilen sorumludur.Taraflar arasındaki sözleşme davalı ... tarafından satıcı kefili olarak imzalanmıştır. TBK'nın 583. Maddesine göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Sözleşmede kefilin sorumlu olacağı azamî miktar, kefalet, müteselsil kefil veya bu anlama gelen bir ibare herhangi bir şekilde yer almamaktadır. Bu durumda Kanunun anılan maddesi uyarınca söz konusu kefalet geçerli değildir. Kefaletin şartlarının hiç birinin yer almadığı kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmesi ise dürüstlük kuralına aykırılık olarak yorumlanamaz. Davalı ...'ın iddia edilen kefaleti bağımsız bir borç doğuracak nitelikte bulunmadığından garanti sözleşmesi hükmünde de değildir. Bu nedenle davalı ... sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat ve cezai şart alacağından sorumlu değildir. Davalı tarafça, davacının iki kalem olarak talep ettiği zarar tazmini istemli davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı savunulmuş ise de, davacının zararın miktarını tam olarak bilmesi beklenemeyeceğinden, bu istemlere yönelik davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına bir engel bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince verilen 25/04/2018 tarihli ara karar ile, dava dilekçesinde 50.000,00 Euro talep edilmiş olmasına rağmen, dava esas değerinin 50.000,00-TL olarak gösterildiği ve gösterilen miktar üzerinden harcın yatırıldığı anlaşılmakla dava değeri olan 50.000 Euro'nun dava tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti efektif satış kuru üzerinden hesaplanan(4,8382x50.000=241.910,00)-TL üzerinden 3.277,34 eksik nisbi harcın yatırılması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verilmiştir. Ara karada geçen eksik harç davacı tarafça 22/05/2018 tarihinde yatırılmıştır. Ancak ilk derece mahkemesince eksik harç tespit edilirken davacının dava açılışında ödediği 853,88 TL harç düşülmüştür. Bu haliyle davacının harcını yatırdığı istem cezai şarta ilişkindir. Davacı tarafça talep edilen zarar kalemlerine ilişkin olarak bir değer bildirilmemiş ve harcı yatırılmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince davacının teslim edilmeyen siparişler ve SKT geçen ürünler yönünden zarar iddiası yönünden değer bildirerek bu istemler yönünden davasını harçlandırması için süre verilmesi gerekirken bu istemler yönünden harç ikmal edilmeden yargılamanın yürütülmesi doğru görülmemiştir.Cezai şart borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödenmesi taahhüt edilen maddi değeri olan fer'i nitelikte bir edimdir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 179/1,2,3. Maddesinde sırayla seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve ifayı engelleyen cezai şart(dönme cezası) düzenlenmiştir. Seçimlik cezai şarta ilişkin TBK'nın 179/1. maddesine göre, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. İfaya ekli cezai şarta ilişkin TBK'nın 179/2. maddesine göre ise, ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. İfaya ekli cezai şartın söz konusu olabilmesi için bunun sözleşmede açıkça düzenlenmiş olması gerekir. Bu yönüyle TBK'nın 179/2. maddesi özel bir hükümdür. İfa yerine cezai şart(dönme cezası) düzenleyen TBK'nın 179/3. maddesinde ise, borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklı tutulmuştur.
TBK'nın 180/2. maddesi, alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez, şeklindedir. Buna göre alacaklının, ifanın hiç veya gereği gibi yapılmamasından dolayı uğradığı zarar ceza miktarından fazla ise, bu zararın ceza miktarını aşan kısmı da talep edilebilir. Yani aşkın zararın belirlenmesi için ceza miktarının zarardan düşülmesi gerekir. Ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler. Zararın cezai şart kadar olmaması halinde ise, bu durum cezai şartın istenmesine engel değildir.Ceza miktarını aşan fazla zararın tazminini isteyebilmek için alacaklının zararını ve borçlunun kusurunu ispat etmesi gerekir. Alacaklı hem seçimlik hemde ifaya ekli cezai şartta, ceza miktarını aşan zararının tazminini isteyebilir. Ancak ifayı engelleyen cezai şart halinde, borçlunun cezai şartı ödeyerek sözleşmeden dönme hakkı bulunduğundan alacaklı fazla zararın tazminini isteyemez.Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. Maddesinde, sözleşme şartlarını haksız yere ihlal eden tarafın diğer tarafa 50.000,00 Euro tazminat ödeyeceği düzenlenmiştir. Anılan maddede aynı zamanda ifanın da isteneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından söz konusu cezai şart seçimlik cezai şart niteliğinde olup, davacı tarafça da cezai şartın ödenmesi talep edilmiştir. Bu halde davacının, davalının kusurunu ispat etmek kaydıyla cezai şartla birlikte cezai şartı aşan zararını istemesine bir engel bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 4/3,4,5. maddesinde, sözleşmeye konu olan IOL siparişlerinin 15.11.2015 tarihinden itibaren verilmeye başlanacağı, alıcının her ay en az 150 adet IOL lens siparişi vereceği, eksik kalan IOL'lerin her ay sonunda yıllık alım olan 2900 adete tamamlanacağı, 15.11.2016 tarihinde toplam 2900 adet veya 237.000 Euronun Türk Lirası karşılığı IOL siparişinin gerçekleşmiş olacağı, sonraki 12 aylık alımların aynı şekilde yapılacağı ve eksik kalan adetlerin ve tutarın 15.11.2017 tarihinde aynı biçimde sipariş verilerek tamamlanacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 3/e maddesinde,Teslim edilen IOL'lerin daha sonra alıcının isteği üzerine değiştirme hakkının satıcı tarafından garanti edildiği, 3/f maddesinde alıcı tarafından değiştirilmesi istenen IOL'lerin fax veya e-mail ile satıcıya bildirilmesinin ardından en fazla 3 gün içinde alıcıya teslim edileceği, 3/h maddesinde ise sipariş verilen IOL'lerin 5 takvim günü içerisinde alıcıya teslim edileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2/3 maddesinde satıcının, alıcıya gönderdiği her bir IOL için değişim ve iadeler durumunda da bir adet ... model kartuş vereceği ifade edilmiştir. Bilirkişi heyet raporunda, ikinci yıla ilişkin 2900'lük sipariş kapsamında 13/06/2017 tarihinde davacı tarafından 1150 adet IOL sipariş verildiği, tedarikçi ... firması ellerinde 280 adet MDJ kartuşunun bulunduğu dolayısıyla 280 IOL ile 280 adet kartuşu davacıya temin ettiği, kalan 870 adet için IOL'lerin var olduğu ancak kartuşların bulunmadığı, 1,5 ay içeresinde temin edeceklerini dolayısıyla lOL'lerin vermek istediklerini belirtmiş olduklarını, ancak davacının geçmiş tarihte benzer durumlarda MDJ kartuşlarının geç gelmesinden kaynaklı IOL'leri kullanamadıklarını dolayısıyla kartuş olmaksızın kabul edemeyeceklerini belirtmiş oldukları, ... firması yetkilisinin, kalan 870 adet siparişe ek olarak temmuz ve ağustos ay siparişleri olan toplam 300 adet siparişi de isteyerek, 1170 adet siparişi aldığı, MDJ kartuşlarını temin etmek için yurt dışına siparişlerini vermiş oldukları, ancak tedarik aşamasında süre açısından sıkıntılar olduğu, davacının sipariş verdiği IOL ve MDJ kartuşlarını takım olarak eksiksiz almak istediğinin e-mail yazışmalarından anlaşılmakta olduğu, tedarikte sorun yaşandığının görüldüğü ifade edilmiştir.Dava dilekçesi ekinde sunulan mail yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafça 12/06/2017 tarihli mail ile bu ay dahil 1150 adet sipariş olması gerektiği ve bunun içinden 280 adetin direk gönderiminin sağlanacağının belirtilmesi üzerine davacı tarafça 13/06/2017 tarihli mail ile 1150 adet sipariş verilmiştir.Davalı 14/06/2017 tarihli mailinde kalan 870 adet İOL için yurt dışından bilgi beklediklerini belirtikten sonra davacının kalan 870 IOL için akıbet sorması üzerine verdiği 31/07/2017 tarihli mailde kartuşların yurt dışı siparişi olduğu için firma ile görüşme halinde olduklarını gelen ay ortalarında kartuşların gelmesini beklediklerini, 02/08/2017 tarihli mailinde ise her ay gelmesi gereken siparişlerin 5-6 ay birikmiş şekilde alınmasının diyoptri stoğu toplamakta ve kartuşları temin etmekte sorun yaşanmasına neden olduğunu, belirtilen tarihte teslimatın yapılacağını söylemiştir.Davacının önceki siparişlerin teslim edilmemesi nedeniyle ağustos ayı siparişlerinin geç verileceğinin belirtilmesi üzerine davalı 14/08/2017 tarihli mailinde tekrardan stok düzenleneceği ve ağustos ayı bayram tatilini kapsadığı için ektra sürece girmek zorunda kalındığı, temmuz ve ağustos ayı siparişlerinin gönderilmesinin teslimat konusunda daha hızlı işlem yapılmasını sağlayacağı ifade edilmiştir. Bunun üzerine davacı 16/08/2017 tarihli mailinde kartuşlar olmadan IOL'leri alamayacaklarını ve söz konusu aylara ilişkin 300 adet siparişi verdiklerini, böylece teslimat bekleyen toplam siparişin 891 adet olduğu ve kartuşlarla birlikte ay sonuna kadar yetişmez ise eylül ortasına kadar gönderilebileceği, devamında ise SKT yakın olan 164 adet IOL'lerin cuma gününe kadar takas işlemini gerçekleştirmek istedikleri belirtilmiştir.Davalının 19/09/2017 tarihli mailinde, taşınma işlemini bitirdikleri, ...'leri ...'ye çevirdikleri için teslimatı yapamadıkları ve sürecin uzadığı, talebi karşılamaya çalıştıkları bildirilmiştir. Davalı 25/12/2017 tarihli Toric Lens Fiyatları hakkında yazdığı mailinde ise sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle mailde gösterilen tutarlar üzerinden çalışmaya devam edileceği bildirilmiş, davacının aynı tarihli cevabi mailinde beklenen 1170 adet sipariş hariç sözleşmeye istinaden 1431 adet daha alacaklarının bulunduğu, siparişlerin sözleşme fiyatından gönderilmesi istenmiştir. Bu maillere göre, siparişlerin önce önceki aylara ilişkin siparişlerin birlikte verilmesi nedeniyle kartuşların temin edilememesi, daha sonra ise taşınma sürecinin yaşanması ve nihayetinde sözleşmenin sona ermesi üzerine siparişlere yeni fiyat uygulanacağının belirtilmesi sebepleri ile ifa gerçekleşmemiştir. Bilirkişi heyeti tarafından bir anda 1150 adet siparişin sözleşmeye aykırı olarak verildiği ve bunun akdi ilişkinin işleyişinin bozulmasına neden olduğu kanaati bildirilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede davacının aylık en az 150 adet sipariş vereceği düzenlenmiş ise de azami bir sipariş limiti belirtilmediği gibi toplu siparişler için farklı bir teslimat süresi ön görülmemiştir.Ayrıca, davacı tarafça sözleşmede düzenlenen teslimat süresi göz ardı edilerek sözleşmenin sonuna kadar teslimat beklenmiş durumdadır. Kaldı ki sözleşmede eksik kalan adetlerin ve tutarın 15.11.2017 tarihinde aynı biçimde sipariş verilerek tamamlanacağı düzenlenmiş olup, aylık siparişlerin aksatılması halinde sözleşme sonunda toplu sipariş verilmesi gerektiği öngörülmüştür. Sözleşmenin açık hükümleri ve siparişin verilmesinden itibaren sözleşme süresinin bittiği tarihe kadar geçen süre içerisinde siparişin teslim edilemediği nazara alındığında davacının 1150 adet IOL sipariş etmesi sözleşmeye aykırılık teşkil etmemektedir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacının elinde 13/12/2019 keşif tarihi itibariyle son kullanma tarihi geçmiş 386 adet ürün bulunduğu ve davalı tarafın bunları değiştirmekle yükümlü olup, bu zarardan sorumlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Ancak kural olarak her dava açıldığı tarihteki durum ve koşullara göre karar bağlanacak olup, uyuşmazlığın çözümünde keşif tarihindeki miktarların esas alınması mümkün değildir. Bu nedenlerle gerek siparişlerin teslim edilmemesi ve gerek SKT geçen ürünlerin değiştirilmemesi yönünden bilirkişi kök ve ek raporu somut olaya uygun olmayıp hükme esas alınması mümkün değildir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir. Bu halde ilk derece mahkemesince, yukarıda harç ikmali ile ilgili hususlar saklı kalmak kaydıyla, aralarında bir sektör bilirkişisinin de bulunacağı yeni bir bilirkişi heyetinden, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında inceleme yapılıp 1170 adet ürün ile sipariş etme imkanı kalmayan 1431 adet ürünün üçüncü kişilerden temini için yapılacak harcamalar ile sözleşme fiyatları arasındaki fark ile varsa davalı tarafça sözleşme kapsamında değiştirmekle yükümlü olduğu son kullanma tarihi geçmiş ürünlere ilişkin uğranılan ve cezai şartı aşan zararın tespiti için rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024