Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1747 E. 2020/1791 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1747
- Karar No
- 2020/1791
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2024/137 KARAR NO: 2024/1649 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/09/2023 NUMARASI: 2022/774 Esas - 2023/489 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 09/10/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sevk ve idaresindeki bisiklet ile tescil plakası belirlenemeyen motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilinin ağır yaralandığını ve sakat kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının kazanın beyan ettiği şekilde gerçekleştiğini ispatlayamadığını, müvekkilinin motor gücü 50 CC'nin altında olan motorlu bisikletler bakımından sorumlu olmadığını, davacı tarafından müvekkiline bir başvurunun da yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 1.300,00 TL'si geçici iş göremezlik, 16.289,27 TL'si sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 17.589,27 TL maddi tazminatın 29/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İspata yarar yeni bir inceleme ve bulgu olmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2021/1747 E.- 2020/1791 K. sayılı kaldırma kararı sonrası yapılan bilirkişi incelemesi ile de kazanın beyan edilen şekilde gerçekleştiği ispatlanmış sayılamayacağını, kazanın beyan edilen şekilde gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiğini, dosya kapsamında, davacının ifadesi dışında tanık beyanı, kamera görüntüsü vs. hiçbir delil bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere; somut olayda davacının yaralanmasına Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tescil belgesi almamış olan bir aracın sebep olduğu iddia edildiğinden müvekkili kurumun tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının, dava konusu trafik kazası hakkında yürütülen soruşturma dosyası kapsamında, kazadan dolayı kimseden şikayetçi olmadığını açıkça beyan ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının maluliyeti muayenesi yapılmaksızın tespit edilmiş ve nihai hükmün bu rapor esas alınarak kurulduğunu, davacıya ait hastane evrakı kapsamında, dosya üzerinden yapılan inceleme ile verilen kararın eksik incelemeye dayandığını, maluliyetin Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerektiğini, ZMSS Genel Şartlarının A.6.K maddesi gereğince geçici iş görmezlik taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, geçici işgöremezlik dönemi zararlarından SGK'nın sorumlu olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, davacıya söz konusu zarar nedeniyle SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının yargılama aşamasında araştırılmasının gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava,yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 12/10/2022 tarih, 2021/1797 Esas ve 2022/1791 Karar sayılı kararı ile "..Mahkemece gerekçeli kararında kazanın varlığına ilişkin değerlendirme yapılmaksızın davanın kabulü karar verilmiştir. İddia olunan trafik kazasının varlığını ve varsa araç sürücüsünün kusurunu ispat yükü davacıya aittir. Mahkemece öncelikle savcılık dosyası, kazaya ilişkin tüm belgeler, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, olayın meydana geliş şekli ve yeri göz önünde tutularak, davacıda oluşan yaralanmanın meydana geliş şekli itibari davacı beyanına göre gerçekleşip gerçekleşmediği, plakası tespit edilemeyen motosikletin tescile tabi olup olmadağı ve kusur durumu hususlarına ilişkin doktor bilirkişi ve trafik bilirkişisinden ayrıntılı, denetime elverişli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1593 E. ve 2020/4240 K. sayılı kararı)...." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Daire kararımız ile davalı vekilinin maluliyet, geçici iş görmezlik taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının yargılama aşamasında araştırılmasının gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu na ilişkin istinaf taleplerinin esastan değerlendirildiği nedenle aynı yöne ilişkin istinaf talepleri değerlendirilmemiştir. Dosya kapsamından 08/04/2014 tarihinde davacının kendi idaresindeki bisiklet ile seyir halinde iken, dava dışı kimliği belirsiz sürücü sevk ve idaresindeki ... plakası tam belirlenemeyen motorsiklet ile çarpması suretiyle meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır. Kaza sonrası "Trafik Kazası Tespit Tutanağı" tanzim olunmamış, Emniyet Müdürlüğü tarafından olay yerinde inceleme yapılmış, sokak içerisi ve sokak başları kontrol edilmiş ancak herhangi bir iz ve emareye rastlanmadığına, temin edilen kamera görüntülerinde anılan saatte her hangi bir trafik kazası olmadığının tespit edildiğine ilişkin iki ayrı tutanak düzenlendiği, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma dosyası kapsamına göre, şüpheli hakkında taksirle bir kişinin yarlanmasına neden olmak suçundan müştekinin şikayetçi olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.Davacı ... emniyette verdiği ifadesinde 08/04/2014 günü saat 23:30 sıralarında ikametinin kuzeyinde bulunan yan ikinci sokakta bisikleti ile yalnız olarak ikametine gitmekte olduğunu, bu esnada plakasını ... olarak görüldüğü ve rakam grubunu hatırlamadığı siyah renkli 125'lik bir motosikletin kendine çarptığını, çarpma ile yere düştüğünü, o esnada kendine çarpan motosikletin de devrildiğini, daha sonra motosiklet sürücüsünün motosikleti ile olay yerinden kaçtığını, kendisinin ise iki sokak ötede bulunan evine yürüyerek gittiğini beyan etmiştir. Davacının babası ... emniyette verdiği 09/04/2014 tarihli ifadesinde ev de istirahat halinde bulunduğunu, saat 23.30-24.00 sıralarında oğlunun eve geldiğini, daha sonra boynunu tutarak uzandığını, ellerinin üzerinin sıyrıklar halinde çizilmiş olduğunu, ne olduğunu sorduğunu, doğam hastanesi civarında gezdiğini, Beri köprüsü civarına yaya olarak geldiğini burada da daha önceden tanıdığı ve ismini ... olarak bildiği arkadaşı ile karşılaştığını, ...'in motosiklet ile yanına geldiğini, daha sonra plakasız olan motosiklete bindiğini, ... Cad. ... Sk. girişinde ...'in motosikleti devirdiğini, düşme ile yaralandığını, daha sonra ...'in olay yerinden ayrıldığını, kendisinin ise eve çıktığını söylediğini beyan etmiştir. Mahallinde yaptırılan talimat keşfinde davacının babası bu ifadesini kabul etmediğini beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda aldırılan bilirkişi 15/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda ; "..Bisiklet sürücü olan davacı tarafın bisikletten düşmesi sonucu boyun omurlarında kırık meydana gelmesinin mümkün olduğu, bu tip kırıkların sessiz kalabilmekle beraber tehlikeli kırıklar olduğu, olaydan bir gün sonra tespit edilmesinin ve 1 hafta sonra müdahale edilmesinin kırığın olayla illiyet bağını kesmeyeceği, davacı bisikletli ...nin %75 oranında kusurlu olduğu, kimliği belirsiz motosiklet sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu motor hacminin 125 cc olması halinde motosikletin tescile tabi olduğu" belirtilmiştir. KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı ...'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6/1). 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190. maddesinin birinci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK m. 191/1). İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir. Somut olayda; davacı kaza tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen motorsikletin çarpması nedeni ile kazanın meydana geldiğini, kaza nedeniyle yaralanarak malul kaldığını beyan ederek maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Olaya ilişkin kaza tespit tutanağının düzenlenmediği, görüntü kayıtlarında kazanın tespit edilemediği dair tutanaklar tutulduğu, davacı ile babasının ifadelerinin çelişmesi, şikayet yokluğu nedeni ile takipsizlik kararı verildiği, davacıya çaptığı iddia edilen motosiklete ve özelliklerine ilişkin her hangi bir delil sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda davacı tarafından kendisine 50 cc üstünde motor hacmine sahip bir motosikletin çarpmış olduğu ispat edilemediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gerekli 427,60 TL karar harcından 29,20TL peşin harç ve 283,30TL ıslah harcı olmak üzere toplam 312,50TL'nin mahsubu ile 115,1 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 17.589,27 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle ... merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 177,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2024