Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/140 E. 2022/184 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/140
Karar No
2022/184
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1892 KARAR NO : 2024/2072 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/06/2022 NUMARASI : 2021/140 E. - 2022/184 K. DAVACI : . VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/06/2022 tarih ve 2021/140 E. - 2022/184 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, ...’nin 1965 yılında kurulduğunu, “...” markasının 1965 yılından beri kesintisiz olarak kullanıldığını, 2009/48369 numarası ile 08 /09 / 14 / 16 / 20 /21 /24 / 25 / 28 / 35 /41 nolu sınıflarda tescil edildiğini, markalarının tescil koruması devam ederken davalı tarafından “ ... ...” markasının 14 / 16 / 20 /21 /24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 30 / 32 / 35 / 38 /41 / 43 sınıflarda tescili için 2019/84564 sayılı ve “... ...” markasının 14 / 16 / 20 /21 /24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 30 / 32 / 35 / 38 /41 / 43 sınıflarda tescili için 2019/84568 sayılı tescil başvurusunda bulunulduğunu, başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca 14,16,20,21,24,25,28,35,41,43. sınıflar yönünden reddedildiğini, ancak dava konusu 01/04/2021 tarihli Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararı ile yaptıkları itirazın reddedildiğini, başvuranın itirazının kabulü ile Markalar Dairesi Başkanlığı'nın kısmi ret kararından dönülmesine karar verildiğini, karşılaştırılan markaların birbiri ile görsel ve işitsel benzerliklerinin bulunduğunu, halk ve medya önünde de sürekli karıştırıldıklarını, şekil unsurlarının birebir taklit olduğunu, SMK uyarınca davalı tarafın marka tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, 2021-M-1703 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/84568 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davanın dayanağı yapılan markaların zayıf unsurlardan oluşan / coğrafi ad taşıyan, kimsenin tekeli altında olamayacak nitelik taşıdığını, müvekkiline ait “... ... 2019 + şekil ” markasının (ve ... ... + şekil markası ) müvekkilinin ticaret ünvanı, TFF nezdinde kayıtlı adı, ünvanı ve markası olmasının yanında büyük emek ve özveri ile 2017 yılından itibaren kullanım hazırlığına başlandığını ve 2019 yılından günümüze ve halen fiilen ve kesintisiz olarak kullanıldığını, ayırt edici ve tanınmış hale getirildiğini, müvekkilinin SMK'nın 6/3.maddesi kapsamında gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, davacının dilekçesindeki iddiaların aksine müvekkilinin davacının yasaya göre kimsenin tekeli altına alınamayacak coğrafi alan adını taşıyan, şehir - anonim isim olan, tanınmış marka statüsünde olmayan markalarının ününden yararlanması ihtimalinin ve kötüniyetinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " Şekil+...", " Şekil+..." ve " şekil +..." ibareli tescilli markalar arasında bazı mallar ve hizmetler benzer olsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmadığı, ... ibaresi yöre adı olması ve ayırtediciliği de düşük olduğundan markalar arasında karıştırılma ve iltibas oluşmadığı, davacı tarafın başvuru markası açısından SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markalar arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu “...” marka ibaresinin ayırt edicilik ve tanınırlık unsurunun oldukça güçlü olduğunu, ... ...'nün fiilen 1931, resmen 1965 yılında kurulduğunu, dayanak markalarının da kesintisiz olarak kullanılması nedeniyle güçlü bir ayırt edicilik kazanması karşısında, ...'nın il adı olduğu gerekçesiyle ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunun kabul edilemeyeceğini, markalar arasında açık bir şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğunu, başvuruda müvekkilinin markalarındaki şekil unsurunun birebir taklit edilerek kullanıldığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanılmaya çalışıldığını, tarafların markalarının halk, basın ve yayın kuruluşları tarafından fiilen de karıştırıldığını, ... CBS'nin 2020/7963 sayılı soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalı kullanımlarının markaya tecavüz oluşturduğunun belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, halk nezdinde karıştırılma ihtimali yönünden incelemede bulunulmadığını, emsal kararlara başvurulmadığını, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "Şekil+..." ibareli başvuru ile davacıya ait "Şekil+...", "Şekil+..." ve "Şekil +..." ibareli redde mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ülkemizde bir şehir adı olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında da belirtildiği gibi ülkemizdeki şehir, bölge, coğrafi yer veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, küçük farklılıkların dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabileceği, dava konusu başvuruda yer alan şekil ve diğer kelime unsurları ile genel olarak tertip tarzı bakımından dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davacının dava konusu "Şekil+..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3.maddesi anamında önceye dayalı hak sahibi bulunduğunun kanıtlanamadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/140, K. 2022/184, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-140-e-2022-184-k-33c51431e353