Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/13975 E. 2022/7544 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/13975
- Karar No
- 2022/7544
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/182 KARAR NO: 2024/1117 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 25/10/2021 NUMARASI: 2019/216 Esas - 2021/791 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 28/06/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olduğu ... plakalı araca davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı aracın çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, vücudunda kalıcı hasarlar oluştuğunu, kazadan sonra çeşitli tedaviler gördüğünü ancak vücudunda meydana gelen kalıcı hasarların giderilemediğini, yapması gereken işlerde ekstra güç sarfettiğini ve çok fazla yıprandığını, iş yapamaz hale geldiğini belirterek, 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi gereği şimdilik 500,00 TL geçici işgöremezlik, 500,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 13.158,85 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin merkezinin İstanbul'da olduğundan davaya bakmaya yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, kazaya karışan ...plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, dava öncesinde müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru sonucu oluşturulan hasar dosyası kapsamında davacıya 29/01/2018 tarihinde 22.508,97 TL ödeme yapıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla zorunlu trafik sigortasının sorumluluk sigortası olup, sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu aracın üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, kusur oranlarının tespiti ile yolcu konumunda olan davacının kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafik kusur durumunun tespiti bakımından rapor alınmasını talep ettiklerini, hatır taşıması indirimi yapılması ve özürlülük oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile, 9.850,97TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 3.307,88TL geçici iş göremezlik tazminatının 29/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigortalının trafik kazasında tam ve asli kusurlu iken; %30 kusurlu olarak tespitin dayanağı bulunmadığını, kusura yönelik bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen mahkeme tarafından kusur durumunun araştırılmadığını, müvekkilinin maluliyetinin Adana Şehir Hastanesi tarafından %24 olarak tespit edildiğini, Adli Tıp tarafından %16,2 olarak tespitinin çelişki yarattığını, mahkeme tarafından üst kuruldan rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, ödenen miktar ile ödenmesi gereken miktar arasında fahiş bir fark olmadığı, güncelleme yapmaya lüzum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu hususun irdelenmediğini ve hatalı hesaplama üzerinden hüküm kurulduğunu, davalı tarafından yapılan ödemenin davacının zararının tamamını giderdiğinden bakiye alacak bulunmadığını, ödeme tarihi itibariyle bakiye alacak bulunup bulunmadığına ilişkin denetimin sağlanması yönünden yeniden hesap raporu alınması gerektiğini, ayrı ayrı %20 müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafın geçici iş göremezlik talebi bulunmadığını, Genel Şartlar'ın A.5 maddesi ile ZMSS kapsamına göre davacı için bakım ve iyileşme (iş göremezlik) süresi öngörülse dahi bu döneme ilişkin taleplerden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, maluliyet tespitinin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, maddi tazminat hesaplamalarının 1,8 teknik faiz ve TRH 2010 yaşam tablosu çerçevesinde hesaplanması gerektiğini, yapılan ödemenin davacının zararının tamamını giderdiğinden bakiye alacak bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut olayda, 18/08/2016 tarihinde saat 21:30 sıralarında sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktör ve bağlı römork ile devlet karayolunu takiben seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada römorkun arka kısmına gerisinden aynı istikamette gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin ön kısmıyla çarpması sonucu traktörde yolculuk yapan davacı ...'nın yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası meydana gelmiştir. Davacının bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26/11/2019 tarihli raporda; Sürücü ...'nın %70 oranında asli kusurlu, sürücü ...'nun %30 oranında tali derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin kusur oranlarına itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranları bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. TBK'nın 54. m. ile KTK'nın 98. m. hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine, poliçe bulunmaması halinde ise ...'na aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı talep ettiğinden, davalı vekilinin davacı tarafın geçici iş göremezlik tazminatı talebi bulunmadığına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Davacıya 29/01/2018 tarihinde 22.508,97 TL ödeme yapılmıştır. Ödeme tarihindeki maddi zarar aktüer bilirkişi tarafından 26.301,24 TL hesaplanmıştır. Bilirkişinin davacının ödeme tarihindeki maddi zararının %86'sının karşılandığını belirleyerek, buna göre davacının maddi zararını hesaplamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle bu gibi taşımalarda mülga 818 Sayılı BK 43 maddesi (6098 sayılı TBK’nin 51.) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de indirim yaptığı takdirde indirim oranını objektif ölçüler içinde takdir etmek zorundadır.Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Yakın aile bireyleri arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılamaz. Mahkemece taşınan ve taşıyan eş olduklarından hatır taşıması indirimi yapılmamış olması doğru olmuştur. Bu hususa değinen davalı taraf istinafı yerinde değildir.Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının değerlendirilmesinde; davacı yolcunun, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde sürücünün yan tarafında yolculuk ederek zararın artmasına etkili olduğu değerlendirildiğinde hesaplanan tazminattan, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları da göz önüne alınarak %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Davacı hakkında ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 25/01/2021 tarihli raporda davacı ...’nın 19/08/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre % 16.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği mütalaa olunmuştur. İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi gerekirken, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması doğru olmamıştır.Dosya kapsamından hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan maluliyete ilişkin raporun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin Adana Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen rapor ile bu rapor arasında çelişki bulunduğuna ilişkin itirazda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet oranı bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazının reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/06/2024