Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/13440 E. 2022/9468 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/13440
- Karar No
- 2022/9468
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/805 - 2024/1366 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/805 KARAR NO : 2024/1366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2023 NUMARASI : 2017/406 Esas 2023/350 Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 06/11/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 08/11/2024 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 24/03/2013 tarihinde davacı kendi şeridinde seyir halindeyken karşı şeritten ilerleyen iş makinesi sürücüsü davalı ...’nın aniden, sola kontrolsüz dönüş yapması nedeniyle, davacının otomobilinin ön kısmının iş makinesi ile çarpıştığını, Kazası Tespit Tutanağında ve 6. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan raporda davalı ...'nın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu kaza sebebiyle müvekkilinin hayati tehlikeye maruz kaldığını, kaza sebebiyle ameliyatlar geçirdiğini, müvekkilinin çektiği acıların ameliyatla bitmediğini, bu ağrıların bitmesi için Ankara Özel ... Hastanesi beyin sinir cerrahına muayene olduğunu ağrıların devam edeceğini, olası başka ameliyatta %80 - %90 ihtimal ile yatalak kalacağı ve %10 ihtimal ile de ayak bileğinin hareket edeceği ve ağrılarının dineceğinin söylediğini, müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu, kaza nedeniyle birçok kişisel ihtiyacını karşılayamadığını, annesine bağımlı olarak yaşadığını, artık çalışamadığını, üniversiteyi kazandığını ancak eğitimine kaza nedeniyle başlayamadığını, %50 engelli kaldığını, müvekkilinin maddi ve manevi açıdan çöktüğünü, kaza nedeniyle hem müvekkilinin hemde ailesinin maddi ve manevi olarak çok yıprandıklarını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkil lehine 10.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sürekli ve geçici iş göremezlik zararı için 817.800,02 TL, bakıcı gideri için 13.301,23 TL olmak üzere toplam 831.101,25 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı ... Sigorta (... Sigorta) vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, teminatın 27.07.2012-27.07.2013 tarihleri arasını kapsadığını, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın söz konusu kaza sebebiyle müvekkili şirkete bugüne kadar herhangi bir müracaatı olmadığını, dava dilekçesi ile kazadan haberdar olduklarını, KTK 92. maddesi ve mecburi mali mesuliyet sigorta poliçesi genel şartları gereğince manevi tazminat temin dışı olduğundan müvekkili şirketin manevi tazminat talebiyle sorumlu tutulamayacağını, davacıya yapılan ödemelerin peşin sermaye değerinin yapılan hesaplamalardan mahsup edilmesi gerektiğini, kusur ve maluliyet oranının tespiti gerektiğini belirterek, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... Ahşap Doğrama Pvc İnşaat Gıda San. Ve Ticaret Limidet Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davaya konu trafik kazasının meydana gelişinde müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacı tarafın tam kusurlu olduğunu, davacının 2014 yılı Nisan ayında askere gittiğini, %50 engelli birisinin askere alınamayacağını, davacının iddialarının tamamen kötü niyetli ve haksız kazanç teminine yönelik olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının davacının haksız zenginleşmesine, müvekkili ...'nın ise ekonomik olarak mahvına sebep olacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalının %70, davacının %30 kusuru ile gerçekleşen kaza nedeniyle davacının %36 malul kalacak, 18 ayda iyileşebilecek ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin kaza tarihindeki aylık gelirinin 1.250,00 TL olduğuna dair beyanı dikkate alınarak davacının aylık gelirinin asgari ücretin 1,79 katı olduğunun kabulü gerektiği, asgari ücretin 1,79 katı gelire göre SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ve davalı tarafın %70 kusur durumuna göre davacının sürekli ve geçici iş göremezlik zararının toplam 998.191,02 TL ve bir aylık bakıcı giderinin 685,02 TL olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun ise 242.505,25-TL ile sınırlı olduğu, ancak davacının ıslah dilekçesi ile sürekli ve geçici iş göremezlik zararı için toplam 817.800,02 TL talep ettiği anlaşılmakla, bu tazminat yönünden taleple bağlı kalınarak ve 2918 sayılı KTK 88. maddesi uyarınca aracın sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalıların, davacıya karşı zarardan (davalı sigorta şirketi teminat limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları dikkate alınarak sübut bulan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 817.800,02 TL daimi ve geçici iş göremezlik tazminatı ile 685,02 TL bakım gideri toplamı 818.485,04-TL'nin olay tarihi olan 24/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde 242.505,25 TL'den temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği yine manevi tazminat yönünden davalı sigortanın sorumluluğu bulunmadığı, ancak hakkaniyet ilkesi kapsamında diğer davalılar yönünden manevi tazminat talebinin tam kabulü gerektiği anlaşıldığından; “Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-817.800,02 TL daimi ve geçici iş göremezlik tazminatı ile 685,02 TL bakım gideri toplamı 818.485,04 TL'nin olay tarihi olan 24/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde 242.505,25-TL'den temerrüt tarihi olan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine, 2-150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Ahşap Doğrama Pvc İnşaat Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 3-Davalı sigorta şirketine karşı açılan manevi tazminat davasının reddine,” karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada taraflarınca daha yüksek miktarda yargılama gideri yapılmasına rağmen mahkemece eksik miktara hükmedildiğini, hükme esas alınan raporda bakıcı süresinin eksik belirlendiğini, sigorta şirketi yönünden maddi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesine rağmen sigorta lehine ret vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde; davanın kısmi dava olduğunu, bu davada ancak ıslah yapılabileceğini, ancak davacının talep artırım dilekçesi verdiğini, usulüne uygun ıslah olmamasına rağmen bu dilekçeye göre karar verilmesinin doğru olmadığını, kazanın 24.03.2013 tarihinde meydana geldiğini, davanın kısmi dava şeklinde 10.000,00-TL üzerinden açıldığını, davacının ise talebini 28.04.2021 tarihinde yani dava konusu kazadan 8 Yıl 1 Ay 4 Gün sonra artırdığını, bu kısmın zamanaşımına uğradığını, bu yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13440 E. - 2022/9468 K. sayılı kararında, "7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin 2/a maddesinde a ) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri” Covid 19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler kapsamında değerlendirilmemiş; istisnalar kısmında değerlendirilmiştir." şeklinde belirtildiğini, zamanaşımı itirazların hiç değerlendirilmemesi ve kararda da tartışılmamasının doğru olmadığını, hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya raporlarının hatalı olduğunu, gelirin, kusurun, maluliyet oranı ve iyileşme süresinin yüksek belirlendiğini, sigorta şirketi yönünden kabul ret oranının yanlış belirlendiğini ve bu kapsamda yargılama giderlerine de sigorta yönünden yanlış hükmedildiğini, ayrıca dosyada görevsizlik kararı olmasına rağmen lehlerine bu karardan dolayı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Ahşap Doğrama Pvc İnşaat Gıda San. Ve Ticaret Limidet Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu alcakların tamamının zamanaşımına uğradığını, artırılan bölümün de 8 yıllık ceza zamanaşımı dolduktan sonra artırıldığını, bu konudaki itirazların nazara alınmamasının doğru olmadığını, yine kusur, maluliyet ve hesap raporlanın da doğru olmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, hesaba esas gelirin de yüksek olduğunu, kazanın gerçekleştiği tarih olan 2013 yılında asgari ücretin 987,60 TL olduğunu, davacının ise 05.02.2015 tarihli dilekçesinde, kazanın gerçekleştiği yılda 1.250,00 TL karşılığında çalıştığını belirtiğini, söz konusu davacının eğitim durumunu gösteren meslek lisesi diploması ve yaşı göz önünde bulundurulduğunda asgari ücret üzerinde maaş aldığı bir işte çalıştığı iddiasının şüphe uyandırdığını, kaldı ki davacının 05.02.2015 tarihli dilekçesinde Şeyh Edebali Üniversitesi’ni kazandığını belirtiğini, bu durumda 4 yıllık üniversite eğitim süresini gelir elde edilmeyen dönem olarak belirlenmesi ve buna göre hesap yapılması gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın da tam kabul edilerek fahiş miktara karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Islah edilen miktarın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf yönünden; Dünyada ve Ülkemizde görülen Covid19 salgın hastalığı nedeniyle 25/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de Yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun "GEÇİCİ MADDE 1" maddesinde de; "(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile ara buluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, …..itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır." denilerek, zamanaşımı sürelerinin durmasına ilişkin düzenleme getirilmiş, Kanun verdiği yetkiye istinaden 2480 Karar 29 Nisan 2020 Gün Sayılı, 30 Nisan 2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile durma süresi 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmış olup, söz konusu durma süreleri de zamanaşımı süresinin belirlenmesinde nazara alınır. Davacı 24/03/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmiş olup, 28/04/2021 tarihinde davasını ıslah etmiştir. Davaya konu kazanın sadece yaralamalı kaza olduğu, ceza kanunlarındaki zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, her ne kadar bu süre 23/03/2021 tarihinde dolmuş gibi gözükse de zamanaşımını durduran sebeplerin varlığı halinde 8 yıllık Ceza Kanun'larında öngörülen zamanaşımı süresinin de duracağı Yargıtay içtihatlarıyla da kabul edilmektedir (Yargıtay 4. HD 2022/3302 E 2023/7770 K.). Eldeki uyuşmazlıkta da, Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle zamanaşımı süresinin durduğu 95 günlük süre eklendiğinde ceza zamanaşımı süresinin ıslah tarihinde dolmadığı anlaşıldığından davalıların buna yönelik istinafına itibar edilmemiştir. Maddi tazminata yönelik istinaflar yönünden; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve özellikle Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen ceza dosyası kapsamından; hükme esas alınan ve ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur raporunun dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu, buna göre davacının %30, davalının %70 kusuru ile gerçekleşen çift taraflı trafik kazasında, yine usulüne uygun ve kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre tarafların itirazlarını da karşılar şekilde, davacının muayene ve son durum raporları da alınarak düzenlenen ATK maluliyet raporlarına göre davacının %36 malul kalacak, 18 ayda iyileşebilecek ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı, yaralanması nedeniyle davacıya SGK tarafından bir miktar geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporun yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun yöntemle düzenlendiği, raporda taleple bağlı kalınarak 6 ay için geçici iş göremezlik tazminatının hesaplandığı, hesaba esas alınan gelirin de dosya kapsamına ve SGK kayıtlarına göre makul olduğu, davanın kısmi dava olduğu, her ne kadar dilekçede “talep artımı” denilmişse de dilekçenin ıslah niteliğinde olduğu, usulüne uygun ve harcı da yatırılarak davanın ıslah edildiği, yapılan ıslah kapsamında, taleple bağlı kalınarak ve davalı sigortanın sorumluluğunun limiti dahilinde olduğu gözetilerek maddi tazminata karar verildiği anlaşıldığından tüm tarafların maddi tazminata yönelik istinaflarına itibar edilmemiştir. Manevi tazminata yönelik istinaflar yönünden; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmalıdır. Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi hükmüdür. Bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi dikkate alınmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar gerekçesinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, TBK’nın 56. maddesi gereğince dosya kapsamı, davacının yaralanma derecesi, davacının da kusurunun bulunması ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi manevi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır. Yargılama giderlerine yönelik istinaflar yönünden; Görevsizlik kararı nedeniyle ancak görevli mahkemeye davanın gönderilmemesi halinde vekalet ücreti verilebileceğinden ve dosyada görevli mahkemede yargılama yapıldığından görevsizlik kararı nedeniyle ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, kabul ret oranına göre ve sigortanın sorumlu olduğu miktar da nazara alınarak sigorta yönünden sadece bu miktarla sınırlı sorumlu olarak yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verildiği, yine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin de usulüne uygun olarak hükmedildiği artan gider avansının da iadesine karar verilmesi karşısında istinaf eden tarafların tüm istinaflarına itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-a- Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 66.157,21TL istinaf karar harcından peşin alınan 16.565,53TL + 4.141,39TL (toplam 20.849,29TL) harcın mahsubu ile bakiye 45.307,92TL harcın ( sigorta şirketi maddi tazminat için diğer davalılar ile birlikte müştereken sorumlu olduğu 16.565,53TL den bu şirketin peşin yatırdığı 4.141,39TL'nin mahsubu ile bakiye 12,424,14TL den diğer davalılarla müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf edenlerce yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE, 06/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.