Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/13 E. 2021/294 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/13
- Karar No
- 2021/294
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/102 KARAR NO : 2024/403 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2021 NUMARASI : 2021/13 E. - 2021/294 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2021 tarih ve 2021/13 Esas - 2021/294 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 16, 35, 41, 44. sınıflarda tescil edilmek üzere 2020/12678 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığınca 6769 sayılı SMK’nın 5/I-b ve 5/I-c maddesi uyarınca başvurunun kısmen reddine karar verildiğini, 16 ve 41. sınıftaki mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, kısmi ret kararına müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusunun reddinin hukuka aykırı olduğunu, tescili istenilen "..." ibaresinin tescil edilmek istenilen mal ve hizmetler ile doğrudan ve spesifik bir ilişkisi bulunmadığını, türetilmiş bir kelime olduğunu, bu ibarenin bir eşya adı olmadığını, Yargıtay’ın verdiği emsal kararların müvekkili lehine olduğunu, dava konusu ibare arama motorunda aratıldığında, müvekkilinin kurduğu şirketin resmi internet sitesinin çıktığını, dava konusu markanın bütün olarak algılanması gerektiğini, "..." ibaresi ile türetilmiş markaların Kurum nezdinde tescilli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-10387 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden ayırt edici olmadığı gibi tanımlayıcı nitelik taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, başvuru konusu ibarenin, 41. sınıftaki "eğitim ve öğretim hizmetleri" ile 16. sınıftaki "faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar." malları açısından tanımlayıcı olarak değerlendirilemeyeceği ve ayırt ediciliği bulunan bir kavram olduğu, ancak "basılı yayınlar, basılı evraklar; kitaplar, dergiler, gazeteler" malları açısından ise tüketiciye derhal ve doğrudan vereceği mesajın açık olması sebebiyle, tüketicinin ürünün içeriğine yönelik olarak algılayacağı bu ibareye markasal bir vasıf yüklemeyeceği, tanımlayıcı– tasvir edici anlamıyla algılayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2020-M-10387 sayılı kararının başvuru kapsamından çıkarılan 16. sınıf "faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar." ve 41. sınıf "Eğitim ve öğretim hizmetleri" yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, başvuru konusu ibarenin, 3 harfli "..." ve 9 harfli "..." ibarelerinin birleşiminden meydana geldiğini, "..." ibaresinin, bir kişilik analiz yönteminin adı, "..." ibaresinin ise "profesyonel" ibaresinin yaygın olarak kullanılan kısaltması olduğunu, dolayısıyla söz konusu ibarenin, ilgili tüketiciler tarafından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını ve davaya konu başvurunun bir bütün olarak markanın asli işlevi olan, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini, markanın, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak mal ve hizmetleri ferdileştirmesi ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmesi gerektiğini, ancak anılan ibarenin tescili halinde, markanın emtiaları ferdileştirme ve teşhis edilebilir hale getirme vasfının ortadan kaybolacağını, bu nedenle, söz konusu işaret soyut olarak ayırt edici niteliği haiz olsa dahi somut olarak ayırt edici nitelikten yoksun bulunduğunu, dava konusu ibarenin, mahkemece davanın kabulüne karar verilen mal ve hizmetler yönünden de ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesinde, herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceklerinin düzenlendiği, madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bu hükme göre, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmetler için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin, marka olarak tescil edilmelerinin mümkün olmadığı, aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacaklarının hüküm altına alındığı, bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerektiği, bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesinin mümkün olmadığı, bu çerçevede somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinin, bir kişilik testinin adı olduğu," "..." ibaresinin ise profesyonel kelimesinin kısaltması olarak kullanıldığı, söz konusu ibarenin sahip olduğu bütünsel algı itibariyle 41. sınıftaki "eğtim–öğretim hizmetleri" ve 16. sınıftaki "faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar." malları açısından herhangi bir bağlantısının bulunmadığı, gerçekten de "bir kişilik analiz metodunun adı" olan "..." ibaresinin, "eğitim–öğretim hizmetleri" ve "faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar." malları ile bir bağlantısı olmadığı gibi bu mal ve hizmetlerde, yaygın bir kullanımının bulunduğu ya da anılan malların ve verilen hizmetlerin cinsini, özelliğini, niteliğini tasvir ettiği yönünde bir sonuca da ulaşılamadığı, belirtilen mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvurunun alıcılar nezdinde işletmesel bir kökene işaret etmesinin mümkün olduğu, diğer bir deyişle markanın asli fonksiyonu olan ayırt ediciliğinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/03/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...