Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/12907 E. 2022/6237 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/12907
Karar No
2022/6237
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/305 KARAR NO: 2024/1095 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2019/209 Esas - 2021/1203 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 26/06/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı, sürücü ... sevk ve idaresindeki .. plakalı aracın, 14.11.2018 tarihinde, asli kusurlu olarak yaya konumunda bulunan müvekkili ...'e çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkili ...'in yaralandığını ve sürekli sakat kaldığını, davalı sigortaya dava öncesinde başvuruda bulunulduğunu, ancak sigorta tarafından ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırmak üzere şimdilik, davacı müvekkili ... için sürekli sakatlık tazminatı olarak 4.500,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarakta 500,00-TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın (davalı ... azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen, 22.03.2018-2019 vadeli ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, öncelikle davacı yanın iddia ettiği kazanın meydana geldiğini ve zarar görenin de bu kazaya karıştığını ispat etmesi gerektiğini, işletenin sorumluluğunun bulunmaması halinde müvekkili şirketin de sorumlu olmayacağını, ticari faiz talebinin tamamen haksız olduğunu, davacı ceza davasında şikayetçi olmamış ise bu beyanının feragat olarak yorumlanması gerektiğini, rücuya esas bir ödeme yapılıp yapılmadığının SGK'dan sorulmasını, davaya konu talebin zamanaşımına uğraması, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle, meydana geldiği iddia edilen zararın kaza ile illiyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne; 10.395,61 TL geçici iş göremezlik ve 12.102,01 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 22.497,62 TL maddi tazminatın 11/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının %7.0 oranındaki maluliyeti ile %3 oranındaki maluliyetine göre iki farklı seçenekli hesaplama yapıldığını, davacı tarafından kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının % 3 oranındaki maluliyetine göre yapılan hesaplamaya göre belirlenen tazminat tutarı üzerinden talep arttırım dilekçesi dosyaya sunulduğunu, AYM Kararındaki Karayolları Trafik Kanunu 90. Maddesi’ndeki Genel Şartlara atıf yapılan kısmın iptaline istinaden, özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik doğrultusunda düzenlenen raporların Anayasa'ya aykırı olduğu belirtildiğini, AYM ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi, 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir..." düzenlemesi mevcut olup bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya KHK'nin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edildiğini bu konudaki Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında 'Anayasanın 152.maddesine göre, itiraz yoluna başvuran Mahkemeler, Anayasa Mahkemesince verilecek karara uymak zorunda olduğunu, bu durumda itiraz eden Mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacağını, aynı durum itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler için de geçerli olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki, dosya kapsamından hükme esas alınan maluliyet raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği, süresinden sonra yeniden maluliyet raporu alınması talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet bilirkişi raporu bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/12907, K. 2022/6237, T. 12.12.1989, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-12907-e-2022-6237-k-43b4b10aa8ce