Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/101 E. 2021/446 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/101
Karar No
2021/446
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/899 - 2024/1181 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/899 KARAR NO : 2024/1181 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2021 NUMARASI : 2021/101 E. - 2021/446 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2021 tarih ve 2021/101 E. - 2021/446 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 26.12.1994 tarihinde ... Şti. ticaret unvanı ile kurulduğunu, tekstil alanında yaklaşık 25 yıldır faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanında yer alan “...” kelimesini tekstil alanında ürettiği emtialar üzerinde marka olarak kullandığını ve maruf hale getirdiğini, ... asli unsurunu teşkil etmek suretiyle başkaca eklerle yapılan birçok markanın sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/85035 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı başvurusunun "...", "...", "..." gibi anlamlara geldiğini, davaya konu edilen markanın Türkçe karşılığının "..." olabileceğini, anılan markanın tüketiciler tarafından "..." olarak algılanmayacağını, müvekkili şirket adına tescilli marka olan "..." şeklinde algılanacağını ve davalı markasının, müvekkili adına tescilli olan markalar bakımından iltibasa sebebiyet vereceğini, “...” ibareli markanın ilk kelimesinin “...” olması, ortalama tüketicilerin markalar bakımından markanın ilk kısmına daha fazla dikkat etmeleri, marka ismi olarak kullanılmak istenen kelimenin Türkçe'de "..." markası ile birebir aynı şekilde okunması birlikte değerlendirildiğinde, davalı Kurum tarafından yapılan değerlendirmenin yanlış olduğunu, müvekkiline ait "..." ibaresinin, standart kullanımı dışına çıkarak herkes tarafından bilinen, tanınan marka haline geldiğini, tanınmış marka olarak tescilli bulunduğunu, bu yönde mahkeme kararlarının olduğunu, davalı yanın "..." markasını tescil ettirmesinin, müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, davalı markasının aynı zamanda müvekkiline ait ticaret unvanı ile de iltibasa yol açacağını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-1058 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, süresi içinde davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında, davaya konu malların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede, görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığı, çekişme konusu olan ve genel olanak "..." olarak nitelendirilebilecek malların, genellikle terziler ya da dikiş, nakış, örgü ilgisi olan kişilerce satın alınan mallar olduğu, bu malları satın alan tüketiciler için "..." kelimesinin, "..." iplik türünü ifade ettiği, bu nedenle söz konusu tüketiciler için "..." ibaresinin markasal bir etki yaratmayacağı, bu durumun yaygın piyasa kullanımı ile sabit olduğu, "..." kelimesinin, çekişme konusu iplik emtiası bakımından ticaret hayatında yaygın kullanılan tanımlayıcı bir ibare ve zayıf bir unsur olduğu gibi, bu ibareyi içerecek şekilde yaratılan markalarda da, tüketicilerin, tek başına “...” ibaresini marka içerisinden çekip alarak bir iltibas değerlendirmesi yapma eğiliminde olmayacağı, belirtilen nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının ... markasının, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı 10.09.2019 tarihi ve davanın açıldığı 02.04.2021 tarihi itibariyle “giyim” sektöründe tanınmış marka vasfına eriştiği, ancak somut olayda taraf markaları arasında, davaya konu mallar özelinde işaret benzerliği bulunmadığından, ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçların doğma riskinin bulunması ihtimallerinin, ortalama tüketici kesimi nezdinde mümkün görülmediği, SMK m.6/4 ve SMK m.6/5'te sayılan koşulların, dava konusu marka başvurusu bakımından gerçekleşmediği, davacı şirketin ticaret unvanının ayırt edici kısmının ... ibaresi olduğu, davacının ticaret unvanını "giyim ürünlerinin üretim, satış ve pazarlaması" hizmetlerinde eylemli biçimde kullandığı, unvanın eylemli kullanıldığı alan giyim sektörü olup, 25. sınıftaki mallara ilişkin olduğu, dava konusu marka başvurusunun ise 23. sınıf malları kapsadığı, davacı unvanının ayırt edici kısmı olan ... ibaresi ile ... markası arasında, 23. sınıftaki mallar bakımından işaret benzerliği bulunmadığı, dolayısıyla davalı şirketin “...” markasını tescil ettirmesinin, davacının ticaret unvanından doğan hakları ihlal etmediği, bu kapsamda davacının, ... ibaresi üzerinde, SMK m.6/6 kapsamında ticaret unvanından kaynaklı üstün ve öncelikli bir hakka sahip olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı şirkete ait "..." markasının, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca müvekkili markaları ile iltibasa yol açacağını, markalar arasında görsel, işitsel, fonetik benzerlik bulunduğunu, mahkemece markalar arasında, başvuru kapsamındaki malların hitap ettiği kesim nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede, görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığı tespiti yapılmış ise de işbu tespitin hiçbir dayanağı ve karşılığının bulunmadığını, bir an için söz konusu malların hitap ettiği kesimlerin farklı olduğu düşünülse dahi, müvekkiline ait ... markasının uzun yıllardır tüm tüketiciler nezdindeki tanınmışlığı göz önüne alındığında, karıştırılma tehlikesi değerlendirmesi yapılırken baskın ölçüt olarak malların hitap ettiği kesime bakılmasının yersiz ve SMK'nin amacını gerçekleştirmekten uzak olduğunu, zira, müvekkili markasının, uzun yıllardır tüketiciler nezdinde bilinirliği yüksek bir marka niteliği taşıdığını, Mahkeme, "..." ibaresinin İngilizce bir kelime olup Türkçe karşılığının ... olduğunu, işbu ibarenin bulunduğu 23. sınıftaki iplik emtiaları bakımından bir vasıf belirttiğinden hareketle tanımlayıcı nitelik taşıdığını ve "..." ibaresinin ayırt edici ibare olduğunu değerlendirmiş ise de markada "..." ibaresinin kullanılmasının, ortalama tüketici nezdinde müvekkil şirkete ait markalardan biri olarak algılanması ihtimalini artırdığını, zira müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, davaya konu edilen markanın Türkçe karşılığının “...” olduğunu, bu durumda anılan markanın, tüketiciler tarafından “...” olarak algılanmayacağını, "..." ibaresi ile özdeşleştirilmiş olan "..." ibaresinin akıllara geleceğini, müvekkili adına tescilli “...’ ...” şeklinde algılanacağını, müvekkili markasının tanınmış marka korumasına sahip olduğunu, davalı şirket markasının tescil edilmesinin, müvekkil şirket markasının tanınmışlığından yararlanması sonucuna yol açacağını, tanınmış marka ve tüketiciler bakımından sektörel ayrıma gidilmesinin SMK hükümlerinin getiriliş amacıyla bağdaşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira "..." ibaresinin ... anlamına geldiği ve başvuru kapsamında yer alan iplik ürünleri yönünden tanımlayıcı/tasviri bir ibare olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.02.2022 tarih, 2020/6885 E., 2022/998 K. sayılı ilamında da, "..." ibaresinin, 23. sınıftaki mallar yönünden tasviri bir işaret olduğunun kabul edildiği, buna göre anılan mallar yönünden "..." ibaresinin ortak olarak kullanılmasının, markaların karıştırılmasına yol açmayacağı, davacının bu ibareye giysi ürünleri yönünden ayırt edicilik kazandırmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, açıklanan nedenlerle davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun reddini gerektirmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/101, K. 2021/446, T. 10.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-101-e-2021-446-k-1799e67f6e96