Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/34 E. 2023/1365 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/34
- Karar No
- 2023/1365
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/17 KARAR NO : 2024/815 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2019 (Dava) - 17/11/2021 (Karar) NUMARASI : 2019/124 Esas - 2021/247 Karar DAVA : Tasarıma Tecavüz Bulunmadığının Tespiti BAM KARAR TARİHİ : 15/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/124 Esas-2021/247 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin yatay monofaze elektronik elektrik sayacı, yatay trifaze elektronik elektrik sayacı, yatay modem kutusu ve 250A ... isimli endüstriyel tasarımların sahibi olduğunu, davalının da benzer alanlarda tasarımlar ürettiğini ve Türk Patent Estitüsü'ne yapmış olduğu 17.04.2019 tarihli başvuru ile 2019/02594 başvuru ve tescil numarası ile "...", "...", "..." ve "..." isimli endüstriyel tasarımları kendi adına tescil ettirdiğini öğrendiğini, mukayese edildiğinde benzer amaçlar için üretildiği sabit ise de bu tasarımların müvekkilinin kendisine ait tasarımlar olması ve bu alanda ciddi yatırımlar yapmak suretiyle ticari girişimlerde bulunmuş olması sebebiyle müvekkilinin yapmış olduğu ticari ve sınai faaliyetlerin davalının sınai hakkına tecavüz oluşturmadığının mahkeme kararı ile tespiti istemi ile SMK madde 154 uyarınca işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, SMK'nun 154.maddesinde "menfaati olan herkes" denmiş olmakla, menfaat şartının gerçekleştiğini, müvekkilinin bu tasarımlarla yapacağı iş için ciddi yatırımlarda bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin menfaati ve bu davayı açmakta hukuki yararı olduğunun sabit olduğunu belirterek, Sınai Mülkiyet Kanunu madde 154 uyarınca, müvekkilinin giriştiği ticari/sınai faaliyetlerin davalının sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturmadığına, tasarım hakkı müvekkiline ait ekte teknik resmi sunulan “...” isimli tescilsiz endüstriyel tasarımın, 17.04.2019 tarihli başvuru 2019/02594 başvuru ve tescil numarası ile T.P.E. kayıtlarında davalı adına tescilli “...” isimli endüstriyel tasarıma, tasarım hakkı müvekkiline ait ekte teknik resmi sunulan “...” isimli tescilsiz endüstriyel tasarımın, 17.04.2019 tarihli başvuru 2019/02594 başvuru ve tescil numarası ile T.P.E. kayıtlarında davalı adına tescilli “...” isimli endüstriyel tasarıma, tasarım hakkı müvekkiline ait ekte teknik resmi sunulan “...” isimli tescilsiz endüstriyel tasarımın 17.04.2019 tarihli başvuru 2019/02594 başvuru ve tescil numarası ile T.P.E. kayıtlarında davalı adına tescilli “...” isimli endüstriyel tasarıma, tasarım hakkı müvekkiline ait ekte teknik resmi sunulan “250A ...” isimli tescilsiz endüstriyel tasarımın 17.04.2019 tarihli başvuru 2019/02594 başvuru ve tescil numarası ile T.P.E. kayıtlarında davalı adına tescilli “...” isimli endüstriyel tasarıma tecavüz oluşturmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği tasarımların tescil numaralarını bildirmediğini ve tescil belgelerini de dosyaya ibraz etmediğini, TPE'nin internet sitesinden yapılan araştırmaya göre davacının bu tasarımların sahibi olmadığını, zira dava tarihi itibariyle TPE nezdinde 2019/04616 ve 2019/04617 nolu tescil başvurularında bulunduğu ve başvurusunun ilan aşamasında olduğunun tespit edildiğini, yayın sürelerinin henüz sona ermediğini, 3.kişilerce itiraz edilebileceğinin tespit edildiğini, nitekim, müvekkili şirket tarafından davacının her iki başvurusuna karşı da 14.10.2019 tarihinde ayrı ayrı itirazlar yapıldığını, davacının sözde sahibi olduğu tasarımların sahibi olmadığını, kuvvetle ihtimal TPE'nin yapacağı inceleme neticesinde hiçbir zaman da sahibi olamayacağını, davacı tarafın dava tarihi itibariyle TPE'den alınmış bir tescil belgesinin bulunmadığını, tescil belgesi olmayan (mülkiyet hakkı olmayan) bir kişinin tasarıma tecavüz olup olmadığının tespiti davası açabilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle TPE'den tescil müracaatının sonucunun beklenmesi gerektiğini, eğer zaten TPE talepleri kabul ederse bu davanın konusuz kalacağını, TPE incelemesi devam ederken bu incelemeye belge sunmak için mahkemeden karar alınmaya çalışılmasının usule aykırı olduğunu, davacı tarafın işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, tescil müracaatından sonra müvekkili şirketin bu konuda kendisinden çok daha önce aynı konuda tescilleri olup kendi tasarımlarının yeni olmadığını, TPE'nin yapacağı inceleme ve müvekkili tarafından yapılacak olan itirazlarından sonra tescil talebinin reddedileceğini anladığını, bu nedenle işbu davayı açarak mahkemeden kendi tasarımının müvekkilinin tasarımına tecavüz etmediğine ilişkin bir karar alarak bu kararı TPE'ye vermeyi, bir başka deyişle mahkemenin TPE'nin yerine geçerek karar vermesini sağlamayı planladığını, oysa bu planlama ve yapılan işlemlerin TPE'nin işleyişine ve bu konudaki mevzuata aykırı olduğunu, çünkü mahkemenin TPE'nin yerine geçerek karar veremeyeceğini, TPE'nin vereceği kararlara karşı mahkemede itiraz ve iptal davalarının (hükümsüzlük davaları) açılabileceğini, yani önce TPE'nin olumlu veya olumsuz bir karar vermesi, bu karara karşı mahkemede iptal ve/veya hükümsüzlük davasının açılmasının söz konusu olacağını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esasına girilecek olması durumunda davacının 2019/04616 numaralı tasarım tescil başvurusunda yer alan sayaç başlıklı tasarımların ve 2019/04617 numaralı tasarım tescil başvurusunda yer alan modem kutusu başlıklı tasarımın müvekkili şirket adına kayıtlı bulunan dava konusu yapılan 2019/02594 ve dava konusu yapılmayan 2015/06488 nolu endüstriyel tasarımları ile ve ayrıca müvekkili şirkete ait olan 2019/06310, 2019/06806, 2019/08090 ve 2019/08093 numaralı faydalı model tescillerinde yer alan ürünlerle karşılaştırılması neticesinde yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığının görüleceğini, işbu davanın açılmış olmasının asıl sebebinin müvekkili şirkete ticari rekabette zarar vermek olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, ".....Toplanan deliller ve hükme esas alınan heyet bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacıya ait 2019/04616-1-2-3 ve 2019/04617 nolu tasarımların davalıya ait 2019/02594-1-2-3-4 nolu tasarımların tasarımına genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzemediği veya aralarında ayniyet bulunmadığı anlaşılmakla; DAVANIN KABULÜYLE, davacıya ait 2019/04616-1-2-3 ve 2019/04617 nolu tasarımların davalıya ait 2019/02594-1-2-3-4 nolu tasarımlara tecavüz oluşturmadığının tespitine...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "....Hazırlanan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayanan hatalı raporlar olmasına rağmen ve kendileri tarafından da bu raporların neden eksik ve hatalı raporlar olduğu dosyaya verdikleri dilekçeler ile açıklanmış olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin bu raporları karar vermeye elverişli görerek davanın kabulüne karar verdiğini, yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor alınması taleplerinin reddedilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu için mahkemenin kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna ilişkin yapmış oldukları itirazlarını işbu istinaf dilekçelerinde belirtmek durumunda olduklarını, davacının bu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı gibi davanın temelden, yasal zeminden yoksun bulunduğunu, davacı ve davalının aynı sektörde rekabet halinde bulunduklarını ve aynı tür ürünler ürettiklerini, davacı tarafın müvekkilinden sonra girişimde bulunarak tasarım başvurusu yaptığını, ancak Türk Patent Kurumunun başvuru kapsamındaki 2019/04616/1 sayılı tasarımını müvekkiline ait 2019/02594-4 tasarımla genel görünüm benzerliği bulunduğu gerekçesiyle iptal ettiğini, işbu konuda Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2020/34-171 sayılı davanın görüldüğünü, davacı davasını SMK 158.maddeye dayalı açmış ise de dava dilekçesinin gerekli açıklıktan yoksun bulunduğunu, davacının tescilsiz tasarımı bulunduğunu iddia ettiğini, kanıtlarını sunması gerektiğini, ancak bu noktada anılan tasarımlarını ilk kez kendisinin daha önceden kamuya sunduğuna dair katalog, fuar, sergi kaydı vs. sunmadığını, o nedenle bu ürünler için ileri sürdüğü tasarıma tecavüz etmeme keyfiyetine ilişkin üstün hakkı bulunmadığını, davacının 2019/04616 ve 04617 sayılı başvuruları yaptığını, bu konudaki sürecin henüz tamamlanmadığını, bu başvuru ile hedefine ulaşmak kaydıyla ve bunu beklemek durumundayken işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, gerçekten de başvuruları tescil ile sonuçlandığı takdirde müvekkilinin kendisine karşı ancak yenilik kırıcı bir delil olduğunda hükümsüzlük davası açması söz konusu olabilecekken bu davayı açıp mahkemeyi meşgul etmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, nitekim müvekkili şirket tarafından da davacının her iki başvurusuna karşı 14.10.2019 tarihinde ayrı ayrı itirazlar yapıldığını, Türk Patent Kurumu kararına karşı Ankara İhtisas Mahkemesinde meselenin özü tartışmalıyken davacının bir de tecavüz bulunmadığının tespiti adıyla mükerreren dava açmasının usul ve yasada yeri bulunmadığını, ilk planda dava açmak konusunda hukuki yarar bulunmadığını, ancak davacının her nedense bu sürecin yanında adeta delil yaratma gayretiyle ve sağlam bir yasal tutarlılıktan uzak olan işbu davayı açtığını, mahkemeyi meşgul ettiğini, davanın aydınlatılmamış olması nedeniyle bilirkişinin davacının ne istediği ihtimali üzerinden rapor verdiğini, bilirkişilerin başvuru kapsamlarını mı, web sitesinde gösterilenleri mi esas alacaklarını bilemediklerini, davacının tutarsız dilekçelerini anlamakta zorluk çektiklerini, bu durumu rapora da geçirdiklerini, kanıtlanmayan tescilsiz tasarıma dayalı davanın reddi gerektiğini, alınan 26.05.2021 tarihli ilk raporda 04616/1 sayılı .... tasarımının önceki tarihli, ...'nın 02594-4 tasarımı kapsamıyla genel izlenim benzerliği taşıdığını tespit etmiş bulunduklarını, Türk Patent Kurumu sürecinin başında bu tasarımı isabetle iptal ettiğini, buna karşılık kısmi detay farkını abartan bilirkişi yaklaşımının 26.05.2021 tarihli raporun tersine tasarımın ... tasarımına göre yeni ve ayırt edici olduğu sonucunu hatalı olarak bildirdiğini, ne yazık ki akıllı taklidin adeta görmezden gelindiğini, davacı itirazıyla alınan 2. raporda bu konuda farklı bir sonuç doğduğunu, mahkemenin bu çelişkiyi gidermesinin esas olduğunu, aksi halde tereddütlerin devam edeceği ve adil olmayan bir netice doğacağını, davacının kendi internet sitesinde ürün tasarımını üst yüzeyi şeffaf ve optik portlu olarak sergilerken Türk Patente verdiği başvurularında bu görseline uymayan bir başvuruya yer verdiğini, bu çelişkili ve yanıltıcı davranışlar iyi niyetle bağdaşmadığı gibi bilirkişi heyetini de tereddüte düşürdüğünü, Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/34-171 karar sayılı dosyada varılan karar ile mesnet bilirkişi raporunda yer alan görüşün ise bu dosya bakımından esas veya emsal olma niteliği taşımadığını, çünkü anılan dosyanın kurumun idari kararının denetimi konusunda olduğunu, kararın yerinde olup olmadığının denetlendiğini, başvuru tarihindeki mevcut durumla ilgili kanıtların bu sürece etki edemeyeceğini, öte yandan bilirkişilerin müvekkilinin delillerini tam anlamıyla incelemeden sonuca vardığını, müvekkilinin delilleri arasında 06488 sayılı tasarım belgesi ile 06310, 06806,08090 ve 08093 nolu faydalı modellerin de bulunduğunu, işlevi konu etse dahi faydalı modellerin teknik çizimlerinde yer alan şemaların görsel etkisinin de değerlendirilebildiğini, davaya konu tasarımların genel izleniminde belirgin fark yaratmadığını, Türk Patent nezdinde yapılan itirazları sonucunda da söz konusu 2019 04616-1 sayılı davacı tasarımının iptal olduğu gerçeğinin de göz ardı edilerek değerlendirildiğini, söz konusu 2019/04616-1 sayılı davacı tasarımının üst görünümde davalı müvekkiline ait 2019/02594-4 sayılı tasarım ile büyük ölçüde benzer olduğunu, Türk Patent Kurumu kararının doğru olduğunu, 2.bilirkişi heyetince oluşturulan bu raporda neden farklı olarak değerlendirildiğinin anlaşılamadığını, netice itibariyle 2019 02594-1 ile 2019 04616-4 sayılı tasarımların sadece LCD ekran ve buton tasarımları ile küçük detaylarda farklılaştığı ve genel izlenim itibariyle aynı olduğunun, 2019 02594-2 ile 2019 04616-3 sayılı tasarımlar için gerçek ürün görselleri değerlendirildiğinde sadece LCD ekran boyutu ve birebir aynı şekilde tasarlanmış optik port yapısının konumu ile küçük detaylarda farklılaştığı ve genel izlenim itibariyle aynı olduğunu, 2019/02594-3 ile 2019/04617 sayılı tasarımlar için, 2019/04617 sayılı tasarımın tasarım görsellerinde açık bırakılan 3D model çizgileri ve gerçek ürün olmamasından dolayı farklılaştığı aslında genel izlenimlerinin aynı olduğunu, 2019/02594-4 ile 2019/04616-1 sayılı tasarımlar için davacıya ait 2019 04616-1 sayılı tasarımın Türk Patent nezdinde iptal edildiği ve genel izlenimlerinin aynı olduğunun görüldüğünü..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı ürünlerinin davalı tasarımına tecavüz oluşturmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davanın SMK 154. madde hükmü uyarınca menfi tespit istemli şekilde açıldığı görülmektedir. 6769 Sayılı sınai Mülkiyet Kanunu'nun 154/1. maddesinde; "(1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz......" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tarafların aynı sektörde rekabet halindeki firmalar olduğunun ticaret sicil kayıtları ve dosya kapsamından anlaşılmasına göre, yasanın belirtilen maddesinde geçen "menfaati olan herkes" kavramına davacının girmekte olduğu, bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılamada ilk olarak alınan 26.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, TPMK nezdinde davacının tasarımlarına yönelik olarak davalının yaptığı itirazlar sonucunda kurum tarafından verilen kısmen kabul kararından yola çıkılarak, davacının 2019 - 04616/1 numaralı tasarımı ile davalının 2019 - 02594/4 sıra nolu tasarımının genel görünüm itibariyle "benzer" olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacının diğer ürünlerindeki tasarımlarının ise farklı olduğunun bildirildiği, bununla birlikte bahse konu tasarıma dair verilen kararın YİDK kararının iptali için davacı tarafından aynı davalıya yönelik olarak Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/34 E. sayılı dosyasında dava açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda 14.04.2021 tarihli karar ile davanın kabulü ile bahse konu YİDK kararının 2019/04616-1 nolu tasarımın tescilinin iptaline dair kısmının iptaline karar verildiği, Ankara BAM 20. HD'nin 2021/1341 E.- 2023/1365 K. sayılı dosyasından yapılan istinaf incelemesi neticesinde de bu karara yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği (temyiz yolu açık) karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki dava bakımından, mahkemece çelişkileri gidecek şekilde yeniden ve konunun uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden rapor ve ek raporlar alındığı, bu raporda bilgilenmiş kullanıcı nezdinde teknik zorunluluklar ve seçenek özgürlüğü de gözetilerek yapılan değerlendirme sonucunda, davacının tasarımlarının hiçbirisinin davalının dava konusu tescilli tasarımı ile benzemediği, aralarında ayniyet bulunmadığının gerekçeli şekilde açıklandığı, davalı taraf itirazlarının karşılandığı, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, mahkemece çelişkili bir husus bırakılmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/124 Esas - 2021/247 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/05/2024