Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/10 E. 2021/61 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/10
Karar No
2021/61
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/707 KARAR NO: 2024/759 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/123 KARAR NO: 2021/34 KARAR TARİHİ: 26/01/2021 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 29/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Taraflar arasındaki gayrimenkul değerleme sözleşmesi konulu ticari ilişki neticesinde KDV dahil 12.980-TL tutarlı faturanın düzenlendiğini, bu faturanın davalıya tebliğ edildiğini, ilgili fatura için avans olarak 20.10.2015 tarihinde 5.000- TL ödeme yapıldığını, münakit sözleşmeye konu değerleme raporunun davalıya gönderildiğini, ödemeler dahil sair hususlarda yazışmalar yapıldığını, ancak fatura bakiyesi 7.980- TL’nin ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı dosyası ile 19.09.2016 Tarihinde 7.980,00- TL asıl alacak üzerinden başlatılan ve aradaki ticari ilişki nedeniyle takip tarihi itibariyle asıl alacağa işleyecek en yüksek ticari faiz ve icra masraflarını talep ettiklerini, davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde asıl alacak ve tüm feriler kapsamında itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’si tutarında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıdan satın alınan hizmetin eksik teslim edildiğini, yapılan görüşmelerde eksikliğin giderilmesinin talep edildiğini, taleplerinin yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin zarara uğradığını, Davacı şirketin, tüm yazışmalara rağmen ıslak imzalı değerleme raporunu sunmadığını, edimini yerine getirmediği halde ödeme istediğini, bu güne kadar ödemenin yapılmamış olmasının, davacının eksik hizmet vermesinden ve temerrüde düşmesinden kaynaklı olduğunu, Müvekkili şirketin iyi niyetli olduğunu, ödemek ve sulh olmak istediğini, bu nedenlerle Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davaya konu Değerleme/Ekspertiz Hizmet Sözleşmesi’nde bulunan Eskişehir İli Mahmudiye İlçesi, ... Mevki ... No’lu parsel üzerindeki tarla nitelikli taşınmazın altında yer alan Jeotermal Kaynak için hazırlanan değerleme raporunun teknik bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde dava konusu raporun SPK’nın 35 no’lu Tebliğ uyarınca tanımlanan “Standart Rapor Formatına uygun olduğu , raporda format gereği bulunması gereken rapor bilgileri, müsteri-sirket bilgileri, kullanılan değer ve tanımlar, değerleme konusu taşınmaz hakkında genel bilgiler, değerlemesi yapılan gayrimenkule ilişkin analizler, analiz sonuçları ve değerlendirilmesi ile nihai sonuç bulunduğu, ayrıca arazi görüntü ve fotoğrafları ile desteklendiği, ayrıca raporda değerleme uzmanlarının saha konumuna giderek yerinde ve gerekli idarelerde teknik değerlendirmelerin yapıldığı bu kapsamda davacı tarafça sözleşme konusu hizmetin usulüne uygun verilmiş olduğu anlaşılmakla mahkememizin talebi üzerine ıslak imzalı raporun ibraz edildiği bu kapsamda davacının, davalıdan takibe konu fatura tutarı olan 7.980,00 TL alacağının olduğu kanaatine " varılmakla davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı takibe yönelik itirazının iptali ile takibin takip koşulları ile devamına, davalının likit ve muaccel alacağa itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla alacağın %20 si olan 1.596-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından cevap dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yoluna başvurulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Değerleme/Ekspertiz Hizmet Sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 1 adet faturaya istinaden bakiye 7.980,00 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre; Taraflar arasında 14.10.2015 tarihinde Eskişehir İli, ... Mevkii ... No’lu parsel üzerindeki tarla nitelikli gayrimenkul altında yer alan jeotermal kaynağın değerlemesi konusunda Değerleme/Ekspertiz Hizmet sözleşmesi düzenlendiği, Sözleşmenin Ücret ve Ödeme Şekli başlıklı 6. Maddesinde, sözleşme bedelinin 11.000,-TL+ KDV+ Harç olarak olarak kararlaştırıldığı, davalının sözleşmede öngörülen 5.000,00 TL peşinatı 20.10.2015 tarihinde ödediği, davacı ile davalı e-mail yazışmalarında da sözleşmeye konu raporun hazırlanması ve kalan ödemenin yapılmasından sonra davalı tarafına iletileceği belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafça sözleşmede belirlendiği şekilde(11.000 + 1.980) 12.980,00 - TL miktar üzerinden fatura düzenlendiği, bakiye kalan 7.980,00 TL hizmet bedeli ödenmediğinden bahisle icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Dinlenen davalı tanıklarından ...; sözleşmenin yapıldığı fakat davacı tarafından hazırlanan raporun teknik açıdan yetersiz olduğunu, raporun ıslak imzasız taslak halinde sunulduğunu, ...; ıslak imzalı bir rapor sunulduğu fakat değerleme bedelinin alınan ihale bedeliyle çok yakın olmasından dolayı davalının rapordan memnun olmadığı ve raporun teknik verilere uygun düzenlenmediği, bu nedenle revize edilmesinin istendiği fakat sonrasında tekrar bir ıslak imzalı raporun sunulmadığını beyan etmişlerdir. İnşaat Mühendisi İşletme Uzmanı Bilirkişi ... ve Yeminli Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından sunulan 18/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda; " Davalı tarafından hazırlanan değerleme raporu incelendiğinde formatının, SPK’nın 35 no’lu Tebliğ uyarınca tanımlanan “Standart Rapor Formatına uygun olduğu, raporda format gereği bulunması gereken rapor bilgileri, müşteri-şirket bilgileri, kullanılan değer ve tanımlar, değerleme konusu taşınmaz hakkında genel bilgiler, değerlemesi yapılan gayrimenkule ilişkin analizler, analiz sonuçları ve değerlendirilmesi ile nihai sonuç bulunduğu, ayrıca arazi görüntü ve fotoğrafları ile desteklendiği, ayrıca raporda değerleme uzmanlarının saha konumuna giderek yerinde ve gerekli idarelerde teknik değerlendirmelerin yapıldığı, söz konusu iş davalıya ücret ödememesinden dolayı ıslak imzalı teslim edilmese de işin sözleşmeye ve formata uygun olarak davacıya yaptırılması, raporun hazırlanmış olması ve sözleşmede “ıslak imzalı teslim edilecektir” ifadesi bulunmaması nedeniyle davalının davacıya borcunun bulunduğu ve ödemekle yükümlü olduğu, davacının ödemenin yapılmama nedeni olarak eksik ve yetersiz raporlama yapılmasını neden göstermesine karşın eksiklik ve teknik olarak yetersiz olan konuların delillerde ve dilekçelerde belirtilmediği " sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Somut olayda, davalı vekili, davacı şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşün yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğini, hizmetin eksik teslim edildiğini ileri sürmüş ise de, raporda ıslak imzanın bulunmaması eksiklik oluşturmadığı, nitekim sözleşmede " raporun ıslak imzalı teslim edilecektir" şeklinde bir ibarenin bulunmadığı, imza eksikliği nedeniyle raporun işlevsiz kaldığı yönünde bir iddia da ileri sürülmediği gibi bu konuda dosyaya sunulmuş bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Öte yandan dinlenen tanık beyanlarına göre, raporun teknik anlamda yetersiz kaldığı iddiası, ayıba ilişkindir. Yargıtay HGK. 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016632 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesinde tacir olmanın bağlandığı genel hükümler düzenlenmiş olup, tacirler arasındaki ihbar veya ihtarların ne şekilde yapılacağı bu genel hükümler arasında yer almaktadır. 6762 sayılı TTK'nin 20/3. fıkrasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih yahut ondan rücu amacıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için bu işlemlerin noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Davaya konu somut olayda ise, davalı taraf her ne kadar hizmetin ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı gibi denetime açık hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre sözleşme konusu hizmetin usulüne uygun verilmiş olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 136,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 291,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/10, K. 2021/61, T. 20.10.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-10-e-2021-61-k-eb739afddcc7