Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/10 E. 2021/61 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/10
- Karar No
- 2021/61
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/565 KARAR NO: 2024/696 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/389 KARAR NO: 2021/81 KARAR TARİHİ: 01/02/2021 DAVANIN KONUSU: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 15/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar ... poliçe nolu sigorta poliçesi düzenlendiğini, bu poliçelerin her yıl yenilendiğini, en son 19.01.2018- 19.01.2019 tarihlerini kapsayan İşyeri Paket Sigorta Poliçesinin düzenlenmiş olduğunu, 25.01.2018 tarihinde davacı şirket finans müdürü ... tarafından sigortalı fabrikaya gidildiğini, bu kez binanın dış kapısının, binanın dışında bulunan beton kulübenin kapı ve pencerelerinin, binaya ait ofisin kapılarının ve tesisat kablolarının, binanın çeşitli yerlerinde kapıların yerinde olmadığını ve yine ofis kısmında pencerelerin yerinde olmadığını yani binanın hırsızlandığının görüldüğünü, dava dışı ... isimli şirketten 127.270,00 TL + KDV tutarında onarım teklifi alındığını, %25 oranında eski-yeni tenzili yaparak nihai zararı 100.650,00-TL olarak belirlediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik poliçe limiti dahilindeki 100.650,00-TL alacaklarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmasına talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin poliçe teminatına girip girmediğinin Hırsızlık Sigortası Genel Şartları ve Poliçede yer alan özel şartlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, sigortalı fabrika binasında yeterli/gerekli koruma önlemlerinden bekçi, köpek, polis merkezine bağlı alarm vb. koruma önlemlerinin alınmaması sebebiyle bina içerisine muhtelif zamanlarda giren hırsızların maddi olarak değerli kıymetleri çalarak kaçmaları şeklinde gerçekleştiğini, hırsızlık hadisesinin muhtelif zamanlarda gerçekleşmiş olması nedeniyle ani ve beklenmedik olarak değerlendirilemeyeceğini, komşu işyeri yetkilisinin beyanına göre binanın 2-3 aydır boş olduğunun anlaşıldığını ve hırsızlık hadisesinin bu süre içerisinde gerçekleştiğini, birinci seferde fabrika kapılarının açılarak/kırılarak içeri girildiğini, daha sonra fabrika kapılarını açık olarak gören şahısların açık kapıdan kırma/delme yapmadan içeri girip diğer eşyaları çaldıklarını, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, zararın Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A1 uyarınca da teminat dışı olduğunu, sigortalının hırsızlık hadisesinin meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu, bu nedenle de verilen zararın teminat dışı olduğunu, dava konusu taleplerin poliçe genel ve özel şartları gereğine teminat dışı olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... Taraflar arasında davacıya ait ... Mah. ... Cad. No:... Kartal/İstanbul adresindeki büro-ofis ve yazıhanelerden oluşan fabrika binasının sigortalanması için ... poliçe nolu sigorta poliçesi düzenlendiği, bu poliçelerin her yıl yenilendiği, en son 19.01.2018- 19.01.2019 tarihlerini kapsayan İşyeri Paket Sigorta Poliçesinin ayakta olduğu, 19.01.2018 - 25.01.2018 tarihleri arasında mezkur adreste hırsızlık olayı olduğu, mezkur adresin dava dışı kiracısının kira sözleşmesinin 25.12.2017 tarihinde karşılıklı mutabakatla feshedildiği, yaşanan hırsızlık olayının davalı sigorta şirketine bildirildiği, binanın onarımı için dava dışı şirketten teklif alındığı, davalı sigorta şirketinin meydana gelen zararın giderimi için yapılan başvuruyu reddettiği, ihtilafın davalı sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının taraflar arasındaki ilişkiye uygulanıp uygulanmayacağı, zararın sigorta poliçesi kapsamında olup olmadığı, davacı tarafın rizikoyu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı hususlarında olduğu, Aydınlatma yükümlülüğünün sigortacıya ait olduğu, sigortacının asgari bilgilendirme yapıldığını ispat etmesi gerektiği, davacının tacir sıfatı sebebiyle basiretli davranma yükümlülüğü olduğu, taraflar arasındaki poliçenin "bina tanımı" başlıklı düzenlemesinde yer alan "... Hırsızlık sigortası genel şartları hükümleri saklı kalma kaydıyla..." ifadesi ile davaya konu poliçeye yönelik Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının tarafları bağladığı, dava dışı üçüncü kişinin 25.12.2017 tarihinde dava konusu yeri tahliye ettiği, binadaki hırsızlık olayının 19.01.2018 tarihinden sonra olduğu, 25.01.2018 tarihinde hırsızlık olayının fark edildiği, buna göre dava konusu yerin 30 gün geçmemişken hırsızlığa uğradığı, sigorta eksper raporunun ispatlanabilir deliller içermediği, bu konunun net olarak tespit edilemediği, bu halde sigorta hukukunun genel ilkeleri uyarınca sigorta ettirenin beyanının esas alınması gerektiği, o halde hırsızlığın bina henüz 30 gün boş kalmış değilken gerçekleştiği ve dolayısıyla rizikonun poliçe kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sözleşmenin yenilendiği tarihin 19.01.2018 tarihi olduğu, o halde sigorta poliçesinin yenilendiği tarihte davalı sigorta şirketinin dava konusu yerin o anki halini bilmesi gerektiği, dolayısıyla sigortalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle hırsızlık hadisesinin gerçekleşmesinde kusurlu olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği, zira kural olarak sigortacının teminat altına alınan alanı incelediği ve sözleşmeyi de buna göre yapmış olması gerektiğinin değerlendirildiği, davacı şirketin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü, davalı sigorta şirketinin de yükümlülüğü olduğu, sözleşmenin yenilendiği tarih ile hırsızlığın yapıldığı tarihin çok yakın olması (6 gün) rizikonun ağırlaşmasından dolayı sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü kapsamına girmeyeceği zira aradaki bu sürenin çok kısa olduğu değerlendirildiğinden davacının davasının kabulü ile 100.650,00-TL'nin 01.05.2018 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; rizikonun gerçekleştiği döneme doğru faal çalışan bir yer olan fabrika binasının metruk bir binaya dönüştüğü ve bu haliyle sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, dosyaya sunulan fotoğraflarda da riziko mahalinin 2-3 aydan uzun süreli boş bırakıldığının görüldüğü, dava konusu taleplerin teminat dışı kaldığı, hırsızlık olayının ani bir şekilde tek seferde gerçekleşmediği, davacının kusurunun bulunduğu belirtilmiştir DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacı şirketin işyerinde yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın poliçe kapsamında davalıdan tazmini istemine ilişkindir. Poliçe; davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında 19.01.2018-2019 dönemlerini kapsar şekilde ... nolu İşyeri Paket sigorta poliçe düzenlendiği ve iş bu poliçe ile ... mahallesi, .../... Apt. ... Kartal/İstanbul riziko adresi olarak belirlenmiştir. Poliçenin 2. sayfasında BİNA TANIMI başlığı altında ''bina sabit tesisat hırsızlık klozu'' yer almaktadır. Bu maddede, poliçede bina yangın teminatı alınmış olması kaydıyla, bina, bina sabitlerine (kapı,doğrama, armatür v,b. Sabit tesisatlar) yapılacak olan hırsızlık ile hırsızlık nedeni ile binaya verilecek zararlar, hırsızlık sigortası genel şartları hükümleri saklı kalmak kaydıyla, olay başı bina sigorta bedelinin %2 si ve poliçe süresince bina sigorta bedelinin %7'si ile limitli olarak teminat verildiği bilgisi yer almakta olup, teminat limitinin 3.101.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Düzenlenen ekspertiz raporunda özetle; poliçeye konu kıymetin riziko adresindeki fabrika binası olduğu, hasara konu olayın fabrika binasında kiracı olarak bulunan firmanın binadan ayrılmasından sonra boş kalan fabrika binası içerisine muhtelif zamanlarda giren şahısların fabrika ve ofis binası içerisinde maddi değeri olan kıymetlerden enerji kabloları, armatür, metal profil kaplamaları gibi kıymetleri sökerek götürmeleri, bu esnada bina dekorasyon kıymetlerine de zarar vermesi sonucunda gerçekleştiği, fabrika binasının toplamda 3.590 m2 kapalı alana sahip olduğu, etrafının beton duvar üzeri telli metal ile çevrili olduğu, metal sürgülü kapının önceden olduğu ancak kapının sökülerek çalındığının anlaşıldığı, fabrikada herhangi bir güvenlik bulunmadığı, güvenlik kulübesinin tüm camlarının kırılmış ve profilinin sökülmüş olduğu, bina içerisindeki duvar üzerinden geçen kablo kanal tavanlarının sökülerek , üzerindeki kabloların kesilerek çalındığı, havalandırma tesisatına ait borularının bulunduğu bölümlerden aşağıya doğru eğilmiş olduğu ve havalandırma tesisatının muhtemelen kablo kanallarının sökülmesi esnasında zarar gördüğü, giriş kapısı bölümünde zeminden çıkan ve bina içerisinde dağılan enerji kablolarının bina içerisinden başlayarak yeraltına girdiği noktaya kadar kesilerek çalındığı, camlarının tamamına yakınının kırılmış olduğu, tuvalet içerisindeki armatürlerin söküldüğü, ofis kapılarının sökülüp kilit bölümlerin çalınmış olduğu , ofis içerisinde kablo makarası üzerinde uyuşturucu madde kullanımına dair izler olduğu gibi tespitlerin yer aldığı, sigorta firma yetkilisi ile yapılan görüşmede fabrika binasında ... firmasının kiracı olarak bulunduğu ve yaklaşık 2-3 ay önce taşındıklarının bildirildiği, kiracının taşınmasından sonra fabrika binasının boş bırakılmasından kaynaklanarak hırsızlık olayının gerçekleştiğinin anlaşıldığı, fabrika binası içerisinde bekçi, köpek, polis merkezine bağlı alarm gibi koruma önlemlerinin bulunmadığı, kiracının Aralık 2017'de fabrikayı boşalttığı ve kendilerine teslim ettiği sonrasında ise fabrikanın iç ve dış kapıların kitlenerek kapatıldığının beyan edildiği, fabrika binasının bitişiğinde faal mobilya ve dekorasyon firmasının bulunduğu ve yapılan tespitlere göre; 1-hırsızlık olayının oluşumunu engellemek adına gerekli koruma önlemlerinin sigortalı tarafından alınmadığı ve bu nedenle kusurlu olduğu, 2-kira sözleşmesi feshi protokolü incelendiğinde 25.12.2017 tarihinde binanın sigortalıya anahtar teslimi olarak verildiği, sigortanın 25.01.2018 günü hırsızlık hasarını fark ettikleri yönünde beyanının bulunduğu ancak sigortalı ile yapılan telefon görüşmesinde, komşu firma yetkilisi yapılan görüşmede binadaki kiracının 2-3 ay önce taşındığı yönünde beyanda bulunduğu, bu nedenle binanın 2-3 aylık sürede boş kaldığının anlaşıldığı 3- Yapılan görüşmelerde ve mahalde yapılan tespitlerde, hırsızlık olayının gerçekleştiği yerde hırsızlık hadisesinin tek seferde meydana gelmediği, fabrika kapısının açılarak/kırılarak içeri girmesi sonrasında şahısların herhangi bir kırma /delme onayı gerçekleştirmeden fabrika binası içerisine girerek bina içerisindeki maddi kıymetleri çalması sonucunda hırsızlık olayının gerçekleştiği ve bu nedenle hasarın teminat harici olarak (hırsızlık sigortası genel şartları madde a.1 uyarınca) değerlendirilebileceği belirtilmiştir. 30.11.2017 tarihli'' kira sözleşmesi fesih protokolüdür ''başlıklı belgede riziko mahalinde yer alan fabrika binasına ilişkin davacı ile dava dışı kiracı ... Şti. arasında düzenlenen 20.09.2017 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin, 25.12.2017 tarihi itibari ile karşılıklı olarak feshedildiği, kiralanan mecur ve kiralanana ait anahtarın kiralayana teslim edildiği bilgileri yer almaktadır. Ekspertiz raporunda aynı zamanda yapılan işlere ilişkin olarak ;giriş kapısı ,güvenlik kulübesi, demirkapı, alçıpan asma tavan, wc tamiri, kapı yapımı ,asma tavan, pwc pencere ve cam, elektrik işleri olmak üzere toplam bedelin 127.270,00 TL (KDV hariç) zarar gören kıymetlerin özellikleri ve piyasa rayiciyle uyumlu olduğu belirtilmiştir.Bilirkişi Raporu: Sigorta uzmanı tarafından düzenlenen 31.01.2020 tarihli kök raporda özetle: "...Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının taraflar arasında uygulanamayacağını söylemenin mümkün olmadığı; - Davacının bu yöndeki beyanının esas alınması halinde binanın henüz 30 gün boş kalmamışken hırsızlık olayının gerçekleştiği, dolayısıyla rizikonun poliçe kapsamında olduğu söylenebilecekken, dosyada mevcut sigorta eksper raporundaki (sh. 10) tespitten hareketle binanın 2, 3 aydır boş olduğuna yönelik kanaatin esas alınması halinde ise rizikonun teminat kapsamında olmayacağı;- Diğer taraftan bu durumun net bir şekilde tespit edilememesi ve/veya bu konuda kesin bir kanaate varılamaması halinde, meselenin sigorta hukukunun genel ilkeleri uyarınca, rizikonun sigorta ettirenin beyanına göre gerçekleştiğinin; hırsızlığın bina henüz 30 gün boş kalmış değilken gerçekleştiği ve dolayısıyla rizikonun poliçe kapsamında olduğunun kabulünün gerekeceği; - Davaya konu sigorta sözleşmesi açısından davacı sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğundan bahsedilemeyeceği " hususunda görüş bildirilmiştir. Davacı vekili ile davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlar doğrultusunda Bilirkişiden Ek Rapor alınmak yoluna gidilmiştir. Bilirkişi Ek Raporunda özetle: "... kök rapor aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiş olup; diğer tüm tespit ve değerlendirmelerimiz gibi kök raporumuzdaki değerlendirmelerimiz bakidir. Diğer taraftan, esasen bu konuda kök raporumuzda davacı sigorta ettirenin kusurlu olup olmadığından ziyade mesele, tarafımızca sözleşme öncesi beyan yükümlülüğü ve rizikonun ağırlaşması bağlamında incelenmiş ve tespitlerimiz de buna yönelik olmuştur. Dolayısıyla kök raporda davalının rizikonu gerçekleşmesinde kusurlu olup olmadığı, esasen uzmanlık alanımızın da dışında olup, değerlendirilmemiştir. Ancak bu vesile ile ifade etmek gerekirse, hukukun genel ilkesi gereği kusur iddiası, iş bu iddianın sahibi tarafından ispatı gereken bir husus olup; dosya kapsamında bu yöne bir ispatın varlığından söz etmek ise mümkün değildir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, hüküm esas alınan bilirkişi raporunda yer alan tespitler nazara alınarak davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.1 maddesinde sigortanın konusu belirtilmiştir. Buna göre, bu sigorta ile poliçede belirlenen sigortalı yerde hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüsün, (1.1) kırma, delme, devirme ve zorlamayla girerek (1.2) araç, gereç ve bedeni çeviklik sayesinde tırmanma ve aşma suretiyle gelinerek oluşması durumunda teminat dahilinde olduğu belirtilmiştir. Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.4. maddesinde ise ek sözleşmeyle teminat kapsamına dahil edilebilecek haller belirtilmiştir. Buna göre, sigorta sözleşmesinde gösterilen yerlerin içinde, aralıksız 30 günden fazla kimse bulunmaması durumunda oluşan hasar teminat kapsamı dışında kalacak olup taraflar arasında düzenlenen poliçede iş bu maddeye aykırılık teşkil eden bir hükmün yer almadığı anlaşılmaktadır. Somut davada, davacı ile dava dışı kiralayan arasında düzenlendiği belirtilen 25.12.2017 tarihli fesih protokolü bulunuyor olsa da ekspertiz raporunda 29.01.2018 tarihinde komşu firma yetkilileri yapılan görüşmede kiracının 2-3 ay önce kiralanan ve rizikonun gerçekleştiği fabrikayı boşalttığı yönünde beyanda bulunulduğu ve bu nedenle hasarın teminat harici olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bu tespitin net olarak somut delillerle ispatlanamadığı ve bu nedenle sigorta ettirenin beyanla üstünlük tanınması gerektiği belirtilerek bir konu poliçe kapsamında olduğu yönünde yapmış olduğu tespitin dosya kapsamındaki delillerle değerlendirildiğinde, yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davalı sigorta şirketi tarafından hasarın poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı somut verilerle ispatlanamamıştır. Bu nedenle, aksi yöndeki istinaf taleplerine itibar edilmemiştir. Aynı zamanda, meydana gelen hasar sonucunda oluşan taleplerin teminat dışı olduğu iddia edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen poliçede ''bina tanımı'' başlığı altında bina sabit tesisat hırsızlık klozunda, bina sabitlerine yapılacak olan hırsızlıklar nedeniyle oluşan zararın poliçe teminatı kapsamında olduğu belirtilmiştir. Sunulan poliçede, bu teminat kapsamında oluşan hasarların ödenebilmesi için ek şartlar (alarm sisteminin takılması, bekçi bulundurulması, demir parmaklıkların takılması gibi) bulunmadığı gibi, hırsızlık hadisesinin tek seferde meydana gelmediği tespitinin somut verilere dayanmadığı anlaşılmaktadır. Ekspertiz raporunda, hırsızlık olayının gerçekleştiği sigortalı firma ile aynı ada içerisinde yer alan ve faal vaziyette olan firma yetkilisi ile yapılan görüşmede, kiracının taşınmasından sonra fabrika binası boş bırakılmasından faydalanan hırsızların muhtelif zamanlarda bina içerisinde hırsızlık hadisesini gerçekleştirdikleri ve evsiz insanların burayı kullandıkları beyanı nazara alınarak davacı sigorta şirketinin yaşanan hırsızlık olayında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; öncelikle muhtelif zamanlarda gerçekleştiği iddia olunan hırsızlık hadisesinin davacı sigortalı şirket yetkilisine/ bilgi verilecek herhangi birine bu durumun bilgisi verildiğine dair beyanda bulunulmadığı gibi, muhtelif zamanlarda gerçekleştiği belirtilen hırsızlık olayı ile ilgili hangi dönemde nelerin çalındığı da bilinmediği gibi bu iddianın somut dayanakları bulunmamaktadır. Sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde, hırsızlık olayının hırsızlık sigortası genel şartları A.1. maddesi uyarınca teminat dışında kaldığı iddia edilmiş ise de, hırsızlık olayının sigortalı yerdeki kapının kırılması suretiyle girilerek gerçekleştirildiği, olay yeri inceleme ve tespit tutanağına göre de dış kapının yerinde olmadığı yönünde belirtmenin yer aldığı nazara alındığında, oluşan hasarın sigorta poliçesi teminat kapsamında kaldığı açıktır. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinden 28.03.2024 tarihli arar kararda dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.778,30 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 1.350,70 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.15.05.2024 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.