Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/10 E. 2021/61 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/10
- Karar No
- 2021/61
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/162 KARAR NO: 2024/394 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/120 Esas KARAR NO: 2020/321 KARAR TARİHİ: 07/07/2020 DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ: 20/03/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkil şirketçe 09/05/2017 - 09/05/2018 tarihleri arasında ... Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı şirkete ait deponun yer aldığı binanın arka cephesinde bulunan sokağın zemini altından geçen İSKİ'ye ait şehir şebeke borusunun patlaması sonucunda deponun içerisine su dolduğunu ve depodaki baza, başlık ve yatak emtiaların ıslanıp maddi hasar meydana geldiğini, yapılan ekspertiz raporuna göre sigortalı deponun yer aldığı binanın arka cephesindeki (... Sokak) asfalt kaplı zeminin altından geçmekte olan İSKİ'ye ait ana şebeke su borusunun patlaması sonrası suların toprak zeminden yol bularak düşük kot farkı nedeniyle inşa edilen istinat duvarı ile sigortalı deponun yer aldığı bina arasındaki boşluğa dolarak deponun yangın çıkış kapısı altından depo içerisine yayılarak hasara neden olduğunun tespit edildiğini, sigortalıya 18.10.2017 tarihinde teminat kapsamında 44.448,58 TL tazminat ödendiğini, zararın İSKİ'nin görev ve sorumluluğu dahilinde bulunan şehir şebeke borusundan kaynaklandığını davalının görev ve sorumluluğunu gereği gibi ifa edemediği için zarardan sorumlu olduğunu , TTK'nın Md.1472 uyarınca, vekil edenin, sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek 44.449,13 TL tazminatın, ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; meydana gelen hasarda müvekkili idarenin bir dahili bulunmadığını, su borusundaki patlamanın şebeke hattı veya daire içi iç tesisat kaynaklı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu, davalı idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcu olmadığını, idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından dava haksız fiile dayalı olarak açıldığından yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, dava konusu bedelin tarafsız bilirkişiler tarafından yeniden tespit edilmesi gerektiğini, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, müvekkili idare aleyhine hüküm kurulmasına yer olmadığına dair beyanlarını sunduklarını ve davalının reddine karar verilmesini talep İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ... teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ile hasara neden olan su akıntısının davalı ...’nin sorumluluğunda bulunan ana su şebeke boru hattında meydana gelen arızadan kaynaklandığı, arızanın meydana geldiği borularda düzenli bakım yapılması ile bu hasarın önlenmesinin mümkün olacağının, bu şiddetteki suyun alınacak yalıtım gibi tedbirlerle önlenmesinin mümkün olmadığının tespit edildiği anlaşıldığından, davalı ...'nin eylemi ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunduğu ve davalının sorumluluğu olduğu, davacının sigortalısının zararın meydana gelmesi ve artmasında müterafik kusurunun bulunmadığı, davacının TTK.1472 kapsamında zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olduğu kanaati oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile 44.449,13-TL' nin 17/11/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İSKİ Eyüpsultan Müdrlüğünün konu ile ilgili tespit ve incelemelerinde, söz konusu adreste ve arşiv kayıtlarımızda yapılan incelemede, olayın olduğu bahsedilen 13/05/2017 tarihinde ... Mahallesi, ... Sokak No:... adresinden ... tarafından su arızası kaydı bırakıldığı ve süresi içerinde arızaya müdahale edilerek, şube yolu yenileme işlemi yapıldığı tespit edildiği, bahse konu arızanın binanın dış cephe aldığı yolda olması sebebiyle binaya gelebilecek su sızıntılarına karşı bina sahipleri tarafından önlem alınması gerektiği, oluşan hasarda Kurumumuzun herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı ifade edilerek gereken önlemlerin alınmadığı belirlendiğini, ayrıca; arızanın meydana geldiği tarihten bugüne kadar idaremize herhangi bir hasar tespit talebi başvurusu olmadığını, bu bağlamda; olaya zamanında müdahale edilerek, idaremiz üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirildiğinden hasara ilişkin bir ödeme yapılması söz konusu olmadığını, bilirkişi yaptığı incelemede binanın mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı hususunda idaremizi "kusursuz sorumluluk ilkesi" gereği sorumlu tutmuş fakat takdir edilmeli ki kusurun olduğu yerde kusursuz sorumluluk ilkesine başvurulamayacağını, dolayısıyla bilirkişinin mevzuata göre bina maliklerinin, müteahhitlerin ve sigortalının kusuru varken kusursuz sorumluluk ilkesine başvurması hukuken hatalı olduğunu, her ne kadar raporda, hasarın İSKİ ana su hattındaki düzenli bakımlar ile önlenebileceği tespiti yapılmış ise de bu noktada noktada müvekkil idare gereken kontrol ve bakım işlerini düzenli olarak yaptığını, yapılan tetkikte ise binanın dış etkenlerden korunmasına yönelik tedbirlerin yerine getirilmediğini dışarıdan gelebilecek su sızıntılarına karşı gerekli koruyucu izolasyon ve drenaj önlemlerinin alınmadığını, bu nedenle müvekkil idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi zararla müvekkil idare arasında bir illiyet bağının kurulması da mümkün olmadığını,Dava ehliyetinin tespiti açısından poliçe kapsamı detaylı incelenmesi gerektiğini, davanın süresi içeresinde açılmadığı, tazminat talebi, zarar görenin zararı ve tazmin yükümlüsü kişiyi öğrendiği tarihten itibaren süresi içerisinde açılmadığından, davanın süre yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca rücuen tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre ; Dava dışı sigortalı ... Şirketi'nin depo olarak kullandığı binanın, davacı sigorta şirketi nezdinde 09/05/2017-2018 tarihlerini kapsayacak şekilde İşyeri Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, teminat süresi içerisinde sigortalı deponun yer aldığı binanın arka cephesindeki sokağın asfalt kaplı zeminin altından geçmekte olan davalı ...'ye ait ana su borusunun patlaması sonucunda sigortalı binaya sızan su nedeniyle meydana geldiği iddia olunan hasardan dolayı davacı sigorta şirketince, sigortalısına 18/10/2017 tarihinde 44.448,58 TL ödeme yapıldığı, meydana gelen hasardan davalı ...'nin sorumlu olduğundan bahisle sigortalıya yapılan ödemenin, rücuen tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı görülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.nın 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Düzenlemede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiştir. Somut olayda, "şehir şu şebekesinin arızası nedeniyle sebep olacağı zararlar" Yangın Sigortası Genel Şartları kapsamında " Dahili Su Klozu " ile teminat altına alındığı, ödenen hasar bedelinin, sigorta poliçesinde kararlaştırılan teminat bedeli ( emtea için 200.000,00 TL ) içerisinde kaldığı, sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya hasar bedeli ödenmiş olmakla TTK 1472. Maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, sigortalısına yerine geçerek gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava açma hakkını kazandığından davalının meydana gelen hasardan dolayı sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Dosyaya ibraz edilen 03/10/2017 tarihli ekspertiz raporunda: " Hasarın oluş şekli ve nedeni olarak; bahse konu deponun, binanın zemin katında yer aldığı, ön tarafının kaygan sokak, arka tarafının ise ... Sokak'a cepheli olduğu, deponun, ... Sokak'tan girilen ana giriş kapısı ile girişe göre sağ cephede istinat duvarı ile deponun bulunduğu binanın arka cephesine açılanı yangın çıkış kapısının mevcut olduğu, olay tarihinde sigortalı deponun yer aldığı binanın bir arka cephesindeki sokağın (... Sokak) asfalt kaplı zemini altından geçmekte olan İSKİ'ye ait ana su borusunun patlaması sonrası kontrolsüz kalan suların toprak zeminden yol bularak düşük kot farkı nedeniyle inşa edilen istinat duvarı ile sigortalı deponun yer aldığı bina arasındaki boşluğa dolarak deponun yangın çıkış kapısı altından depo içerisine yayılarak hasarlara neden olduğu tespit edildiği,Meydana gelen sel/su baskını hadisesi nedeni ile ahşap paletler üzerinde istifli ...ve... marka emtiaların palete değen kısımlarından yukarı doğru suları bünyelerine çekerek hasarlandıkları, emtiaların karton kolileri ile koruyucu naylon ambalajlarında yoğun şekilde ıslaklıkların mevcut olduğu gözlemlendiği, ekspertiz çalışmalarında, ıslak vaziyetteki emtia kolileri açılarak yapılan kontrollerinde, suntalamadan muhtelif ebattaki mamul başlık, yatak ve baza emtialarının suları bünyelerine çekerek şiştikleri, kumaş kaplı yüzeylerinde lekelenme ve kokunun oluştuğu gözlemlendiği, yapılan sayımlarda; İstikbal markalı 50 adet muhtelif ebatta bazanın, İstikbal markalı 42 adet muhtelif ebatta başlığın ıslanarak hasar gördüğü tespit edildiği, Ekspertiz çalışmaları sonrası hasar gören ürünler ile ilgili sovtaj çalışması yapılmış olup 10.000,00 TL, teklif karşılığı bahse konu ürünler ... firmasına bırakıldığı, bahse konu ürünlerin markalı ürün olması ve pis suya maruz kalarak ıslanmaları nedeni ile sigortalı ile yapılan görüşmede, düşük bedelle bile olsa satılmasının mümkün olmadığı saptanmış olup yukarıda sovtaj bedeli karşılığı değerlendirmesi yapıldığı, sigortalı ilgililerinden, hasar gören ürünlerin alış faturaları talep edilmiş, tarafımıza iletilen ticari belgeler tetkik edilerek KDV ve ıskonto düşümleri yapılmak sureti ile birim alış değerleri saptandığı, buna göre toplam hasar bedeli 44.448,50 TL hesaplandığı " tespiti yapılmıştır.Olayın teknik boyutu bulunması nedeniyle mahkemece sigorta uzmanı ile inşaat mühendisinden müşterek rapor aldırılmış olup alınan bilirkişi raporunda özetle; " İSKİ Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daite Başkanlığı 13/11/2017 tarihli yazısında, ... Mahallesi ... sokak no:... adresinde 13/05/2017 tarihinde su arızası meydana geldiği ve abone tarafından durumu taraflarında bildirildiği akabinde arızaya müdahale edildiği bildirildiği, ... Ltd. Şti tarafından hazırlanan 03/10/2017 tarihli ve ... no.lu ekspertiz raporunda İSKİ'ye ait ana su borusunun patlaması sonrası kontrolsüz kalan suların toprak zeminden yol bularak düşük kot farkı nedeniyle inşa edilen istinat duvarı ile sigortalı deponun yer aldığı bina arasındaki boşluğa dolarak deponun yangın çıkış kapısı altından depo içerisine yayılarak hasarlara neden olduğu tespit edildiği, yangın kapısı keşif tarihinde de mevcut olup, ... Sokak, yol seviyesinden bir kat aşağıda yer aldığı, ... Sokak'ta meydana gelen su taşkının yangın kapısından depo içerisine sızdığı anlaşıldığı, Palet üzerinde duran ürünlere su gelecek seviyede su birikmesine neden olacak suyun İSKİ ana su borusunda meydan gelen yüksek debili veya uzun süreli su sızıntısından kaynaklanabileceği, bu şiddetteki suyun alınacak yalıtım gibi tedbirler ile de önlenmesinin mümkün olmadığı, hasara neden olan arızanın meydana geldiği borularda bakım yapılması ile bu hasarın önlenmesinin mümkün olacağı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 22.17 maddesi kapsamında delil niteliğinde olan eksper raporunda tespit edilen hasarlarla miktarları, poliçe şartlarına uygun olarak yapılan hasar hesaplamasına göre tespit ve takdir edilen ödenebilir tazminat tutarının 44.448,58TL olduğu" kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Somut olayda; davalı ...''nin yapı maliki olarak sorumluluğunda bulunan şehir şebeke boru hattında meydana gelen arıza nedeniyle kontrolsüz kalan suların, zeminden yol bulurak kot farkı nedeniyle inşa edilen istinat duvarı ile sigortalı deponun yer aldığı bina arasındaki boşluğa dolarak sigortalı deponun yangın çıkış kapısı altından depo içerisine yayılarak hasarın meydana geldiği görülmüştür. TBK.nun 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nun 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalı ...'' nin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı ...'nin eylemi ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği gibi bu şiddetteki suyun alınacak yalıtım gibi tedbirlerle önlenmesi mümkün olmadığı gibi davacının sigortalısının zararın meydana gelmesinde ve artmasında müterafik kusurunun bulunmadığı, İSKİ'ye ait şehir şebeke borusunun, TBK 69. Maddesi kapsamında "imal olunan şey" kavramı olup davalı ...'nin bu şebekenin kötü yapılmasından veya muhafazasından ve bakımındaki eksiklikten dolayı kaynaklanan zarardan 2560 Sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesi uyarınca sorumlu olduğundan davalı ...'nin TBK 69. Maddesi ve haksız fiil hükümleri uyarınca dava dışı sigortalının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak; davanın süresi içeresinde açılmadığı, tazminat talebi, zarar görenin zararı ve tazmin yükümlüsü kişiyi öğrendiği tarihten itibaren süresi içerisinde açılmadığından, davanın süre yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de huzurdaki davanın 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca rücuen tazmini istemine ilişkin hak düşürücü süreye tabi olmadığı TBK'nın 73/1.maddesinde; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmü uyarınca zamanaşımına tabi olduğu, ancak davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı defi ileri sürülmediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-HMK' nın 353/1.b.1 Maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 759,08 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 331,48 TL' nin istemi halinde davalı tarafa iadesine,4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2024