Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/88508 E. 2022/1545 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/88508
Karar No
2022/1545
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1039 - 2024/1609 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1039 KARAR NO : 2024/1609 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :...(...) ÜYE :...(...) ÜYE :...(...) KATİP :...(...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :21/02/2023 NUMARASI :2021/557 Esas - 2023/107 Karar DAVACI :DYGOZAN YAPI SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALILAR :1-... :2-İBRAHİMOĞLU TAAHHÜT PAZARLAMA İNŞAAT NAKLİYE SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Menfi Tespit DAVA TARİHİ :19/11/2021 KARAR TARİHİ :08/11/2024 KR. YAZIM TARİHİ :18/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının inşaat projeleri kapsamında davalıdan inşaat malzemeleri satın aldığını, taraf şirketlerin arasındaki ticari ilişki bu alım-satım ilişkisine dayandığını, Dygozan Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. - İbrahimoğlu Taah.Paz.İnş. San. ve Ltd.Şti. arasındaki ticari ilişkiye ait hesap ortaya döküldüğünü, 2018 yılının sonunda alacak-borç hesabı çıkartılmış, akabinde kapanışa göre, müvekkili şirket Dygozan Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı İbrahimoğlu Taah.Paz.İnş. San. ve Ltd.Şti.' 'ye 85.879,86-TL tutarında borçlu olduğu tespit edildiğini, davacının davalı şirkete 2018 yılı kapanışından sonra 85.879,86-TL'lik borcu ifa edebilecek miktarda birçok çek verildiğini, ayrıca davacı şirket tarafından nakit ödemeler ve kredi kartlarıyla davalı şirkete ödemeler de yapıldığını, davalı şirket tarafından tutulan muhasebe kayıtlarını incelediğinde, davacı tarafından kredi kartlarıyla yapılan ödemelere ve nakit ödemelere yer verilmediğini, davacı şirkete ait kayıtlarla çelişkiler içerdiğini tespit etmiş olduklarını, 2018 yılında, mutabakat yukarıda bildirdikleri miktarla sınırlı olacak şekilde sağlanmış, 2019 yılında davacının inşaat projeleri de tamamlandığından, davacının davalı şirketten az miktarda ürün satın aldığını, 2018'den sonraki dönemde, davacı tarafından davalı şirkete ödemeler yapılmış olup, bu ödemeler davalı şirkete ait banka kayıtlarından ve taraflara ait ticari defterlerden anlaşılacağını, davacının, davalı şirkete borcuna karşılık çimento verdiğini çimentoya ait malın o tarihteki değerinin de cari hesap kaydından düşürülmesi gerektiğini, bu ödemelerin hiçbiri, davalı şirketin kayıtlarında görünmemekte olup, davacının borcu davacıdan gelen ödemelerle beraber düşürüleceğine sürekli yükselmeye devam ettiğini, davacının inşaat projesi tamamlandığı için 2019'dan sonra yukarıda bildirilen 25.147,32-TL'lik miktarın dışında satın aldığı bir mal da olmadığını, buna karşılık borcu giderek büyümeye devam ettiğini, davalı şirketin, davacıya çeklerini iade etmesi gerekmesine rağmen davacıya çeklerini iade etmeyip, an itibariyle davacıya karşı hukuki işlemler yürüttüğünü, davacının, davalı şirkete ticari hayatını sürdürebilmesi maksadıyla zaman zaman hatır çekleri verdiğini, taraflar arasında zaten süregiden bir ticari ilişki olduğundan, davacının inşaatın imalatı süresince davalı şirketten sürekli olarak mal alış verişi yaptığını; davalı şirketten mal almış, davalı şirkete çek verdiğini, her zaman alış- veriş birbirini tutmamakta olup, çoğu zaman davacının, davalı şirketi avans çekleri vermiş, malları sonradan aldığını, taraflar arasındaki ticari ilişki sona erdiğinde, davacı çeklerinin kendisine geri verilmesi gerektiğini davalıya defaatle bildirdiğini, buna karşılık, davalı karşılıklı olarak mutabakata varma fikrine yanaşmadığını, davacının, ödeme güçlüğüne düştüğünü, çeklerini ödeyemediğini, akabinde, davalı yan, bu çeke ilişkin olarak çek şikayetine gittiğini, davacı şirket yetkilisi an itibariyle, Kocaeli 3. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2020/189 esas sayılı dosyasından ceza almış; akabinde, dosyanın davacı tarafından istinaf edilmiş olup, davacının beraat ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın kabulüne ve davacının davalıya Kocaeli İcra Dairesi'nin 2020/88508 E. sayılı dosyası kapsamında borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile çekte yazılı miktar olan 225.000,00-TL’nin % 40’ı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında süre gelen bir ticaret bulunduğunu, bu ticaret kapsamında davacının daha önceden keşide etmiş olduğu Kocaeli İcra Dairesi'nin 2019/99419- 2019/99421-2019/107457 E sayılı dosyaları ile icra takibi yaptıklarını, davacının taksitlendirme talebinde bulunduğunu, tarafların mutabık kalarak borç sonlandırma sözleşmesi imzaladıklarını, davacı tarafın bu sözleşmeye göre 04.10.2019 tarihinde 10.000,00-TL, 28.10.2019 tarihinde 10.000,00-TL olmak üzere toplamda 20.000,00-TL ödeme yaptığını, borcun 225.000,00-TL olduğu konusunda ve sözleşmede belirtilen vadelerde ödeneceği husususnda mutabık kalındığını, davacının sözleşmede yazılı vadelere ilişkin olarak senetler keşide ederek verdiğini, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca da dava konusu 225.000,00-TL bedelli çeki verdiğini, çekin vade tarihinde karşılıksız olduğunun öğrenildiğini, davacının Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/287 E sayılı dosyasında dava konusu çekin teminat çeki olduğu iddiası ile açmış olduğu takibin iptali davasının, çekin hangi sözleşmenin teminatı olduğu ispatlanamadığından reddine karar verildiğini, davacının söz konusu borcu kabul ettiğine dair İİK 68/a kapsamında ilam niteliğinde belge olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, kambiyo senedinde ispat külfetinin davacıda olduğunu, davanın reddine, kötüniyetli dava sebebi ile asıl alacağın %50’nden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE, 2-Mahkememiz tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı infaz edilmemiş olduğundan davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, inşaat projeleri kapsamında davalı şirketten inşaat malzemeleri satın aldığını, taraf şirketlerin arasındaki ticari ilişkinin bu alım-satım ilişkisine dayandığını, 05.01.2023 tarihli raporun hükme esas alınarak dosya kapsamında karar hazırlandığını, bu durumun usule ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece alınan ilk bilirkişi raporuna karşı, tüm tahsilat makbuzlarını, banka kayıtlarını teker teker dökerek, karşılıksız çıkan tüm çeklere karşılık yapılan ödemelerin listesini sunduklarını ancak 2. bilirkişi raporunda tüm bu belgeler ve itiraz dilekçeleri olmasına karşın, bilirkişilerin incelemekten imtina ederek ilk raporun aynısını dosyaya sunduklarını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih, 2021/557 Esas - 2023/107 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay HGK'nın 2020/11-698 E. - 2022/1545 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2016 tarih, 2016/2530 Esas ve 2016/12603 Karar sayılı ilamı ile de; "...Bir an için senedin bilirkişi raporundaki görüş doğrultusunda teminat amacıyla verildiği kabul edilse bile teminatını teşkil ettiği kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle saptanması" gerektiğinden bahsedilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; davacı tarafça, takibe konu edilen senedin teminat senedi olup, geçersiz olduğu, dava konusu takip dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş, davalı tarafça, davacının borç sonlandırma sözleşmesi ile borcu kabul ettiklerini, bu sözleşmenin İİK 68/a maddesi kapsamında ilam niteliğinde belge olduğunu, artık huzurdaki davayı açmasında hukuki yarar olmadığından davanın usulden reddi gerektiği savunularak davanın reddi istenmiştir. Dava ve takip konusu senet, 20.08.2020 tanzim, 225.000,00 TL bedelli, keşidecisi Dygozan Yapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı davalı İbrahimoğlu Taah. Paz. İnş. San. Ve Ltd. Şti olan çek olup, diğer davalı ...'nun çekte ciranta olarak yer aldığı ve senet metninde ''28/10/2019 tarihinde yapılan protokol gereği 'teminat çeki' olarak verilmiştir'' ibaresinin yazılı olduğu ve anılan senede dayalı olarak dava konusu kambiyo senetlerine özgü takibin başlatıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen Yargıtay kararları gereğince çekin teminat için verildiği sabit olsa da teminatını teşkil ettiği borcu bulunup bulunmadığı Mahkemece araştırılmış olup, teminata konu olan borç sonlandırma sözleşmesi kapsamında kabul edilen borç olan 245.000,00-TL ve bu borcun 225.000,00-TL'si yönünden verilen çek ve senetlerin incelenmesinde davacı vekili tarafından detaylı olarak sunulan hesap hareketlerinin incelenmesinde, davacının borç sonlandırma sözleşmesinde belirtilen 10.000,00-TL'yi ödemiş olduğu, 28.10.2019 tarihinde ödemeyi yapmayı üstlendiği 10.000,00-TL'yi de ödemiş olduğu, geri kalan kısım olan 225.000,00-TL için verilen çek ve senetlerle ilgili herhangi bir ödemenin olmadığı bilirkişi raporları ile sabit olup, yani söz konusu çekin teminatını teşkil ettiği borç halen bulunduğundan Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/88508, K. 2022/1545, T. 28.10.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-88508-e-2022-1545-k-1d8bf6c40fd4