Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/682 E. 2021/957 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/682
- Karar No
- 2021/957
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1109 Esas KARAR NO: 2025/1040 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/279 (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 22/05/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 19/06/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile ; Davalı şirketin,14.02.2025 tarihinde genel kurul yapılmasına dair Yönetim Kurulu kararının (genel kurul çağrısına ilişkin kararın) yok hükmünde olduğunun tespitine veya batıl olduğundan alındığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere iptaline, davalı şirketin 27.02.2025 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilanıyla öğrenilen, 14.02.2025 tarihinde alınan genel kurul kararları ile temsil ve ilzama ilişkin 14.02.2025 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine veya batıl olduğundan alındıkları tarihlerden itibaren geçerli olmak üzere iptaline, söz konusu kararların TTK.nın 449. Maddesi uyarınca yürütülmelerinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/04/2025 tarih ve 2025/279 (Derdest) Esas sayılı ara kararında;"....Somut olayda davacı vekili davalı şirketin 14/02/2025 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de ; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin, davalı şirketin 14/02/2025 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 28.04.2025 tarihli ihtiyati tedbirin reddine dair karara ilişkin istinaf yolu başvurulduğunu,İhtiyati tedbir kararı taleplerine ilişkin ret gerekçelerinin yerinde olmadığını, ortada somut bir ret gerekçesinin de bulunmadığını, mahkemenin tamamen kanun maddesini tekrar ederek karar verdiğini, bu durumda gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, İşbu davada da ortak olan müvekkile bilgi verilmeden, çağrı yapılmadan yapılan genel kurulun ve alınan kararların yok hükmünded olduğunu, bunun müvekkilin haklarına yapılan bir hukuka aykırılık olduğunu, müvekkilin zarar gördüğünü ve göreceğini, ortak olan müvekkile çağrı yapılmadan genel kurul ve alınan kararlar açıkça hukuka aykırı olduğunu ve tedbir kararı verilmesinin şartlarının oluştuğunu, Davalı ve davalı yönetim kurulu üyeleri müvekkilin ortak olmadığını beyan etmiş olsa da, müvekkilin davalı şirkette ortak oluduğunu, davalı şirketin hukuksuz bir şekilde yönetim kurulu üyesi olduklarını ilan eden kişilerin beyanına ve bu kişiler tarafından hukuksuz bir biçimde tahrif edilmiş pay defterine ve müvekkilin davalı şirkette ortak olmadığını ilişkin beyanlarına itibar edilemeyeceğini, zira pay defterinin pay sahipliği bakımından kurucu değil açıklayıcı bir etkiye sahip olduğunu, pay defterinde kayıt olmamasına rağmen, bir kişinin şirkette ortak olduğunu her türlü delille ispat edebileceğini, sadece pay defterine ve kendilerine yönetim kurulu üyesi diyen bir takım kişilerin beyanlarına göre karar verilemeyeceğini, Müvekkil ...’nın, ... Sanayi AŞ’de ortak olup olmadığının, ... Sanayi AŞ yönetim kurulu üyelerinin (hukuka aykırı bir biçimde kendilerini yönetim kurulu üyesi olarak ilan eden) beyanlarına veya bu kişiler tarafından hukuksuz bir biçimde tahrif edilerek sunulmuş olan pay defterine istinaden belirlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, Müvekkilin davalı şirkette ortak olduğunu, müvekkil tarafından sahip olduğu hisseleri henüz davalı ...'e devretmediğini veya icra dairesi tarafından da hisse devir işlemi yapılmadığını, hisseleri ...’e iade edecek olanın ya müvekkil olduğunu ya da kararın icra takibine konulması sebebiyle bizzat İcra Müdürlüğü olduğunu, davalıların belirtilen işlemler haricinde kendi kararlarıyla hisselerin iadesi işlemini yapamayacağını,Hisselerin iadesi ile ilgili mahkeme kararına göre ve ekte sunulan birlikte ifa kuralına ilişkin onlarca mahkeme kararına göre, müvekkilin iradesi olmadan veya bizzat icra dairesi tarafından, pay defterine devir işlemi işlenmeden, hisselerin ... tarafından devralınamayacağını, kaldı ki zaten devredilmediğini, iade edilmesine karar verilen hisselerin ... tarafından onun iradesiyle devralınması ve davalı tarafından pay defteri işlenmesinin mümkün olmadığını, böyle bir işlem yapılsa dahi bu durumun ...'ü payların sahibi yapmayacağını, Davalı şirket nezdinde/hakimiyetinde bulunan pay defterinde bu şekilde bir usulsüzlükle pay sahipliği değişikliği işleminin yapılabileceği/yapıldığı kabul edilip bu işleme hukuki sonuç atfedilirse, pay defterini elinde bulunduran herkes (özellikle davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri veya yetkilileri), pay sahiplerini, hisse oranlarını, ellerindeki pay defterinde, basit bir kalem hareketiyle her zaman değiştirebileceğini, zaten bu sebeple, Yargıtay ve bilimsel eserlerde pay defterindeki kayıtların kurucu değil açıklayıcı olduğunu, ortağın ortak olduğunu, her türlü delille ispat edebileceği ifade edildiğini, hele hele iade edilmesine karar verilen hisselerin ... tarafından, onun iradesiyle devralınması ve davalı tarafından pay defterine işlenmesinin mümkün olmadığını, böyle bir işlem yapılsa dahi bu durum ...’ü payların sahibi yapmayacağını, Müvekkili şirkete ait hisselere, hukuksuzca “resmen” “el konulduğunu, zira, Davalı şirket ve diğer ortaklar bu hukuksuzluk üzerine, müvekkili şirket ortak olmasına rağmen çağrısız genel kurul yapıldığını, yönetim kurulu üyeleri değiştirilmiş, yetkililer değiştirildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü veya noterlik tarafından da kayıtların doğruluğuna ilişkin denetim yapılmadığı için bu hukuksuz işlemleri kendileri basitçe yaptıklarını, Yapılan genel kurul ve tedbirin reddine dair Mahkeme kararı müvekkilinin haklarını ciddi anlamda tehlikeye sokmakta ciddi zararlar görmesine neden olduğunu, yapılan işlemler üzerine müvekkilinin zarar görmediğini ileri sürmek/düşünmek mantık dışı olduğunu, Davalının kötü niyetli olarak yapmış olduğu bu hukuksuzca hareketlerin engellenmesi gerektiğini, Müvekkilinin geri dönülemez derecede büyük zararlara uğramak üzere olduğu çok açık bir şekilde görülebileceğini Davalının bu hukuka aykırı davranışlarıyla ilgili tedbir verilmemesi haline sayın mahkeme tarafından bir anonim şirket ortaklığında ortaklardan birinin usulsüz şekilde çağrılmamasının ve bu hissedarın yokluğunda keyfi bir şekilde hissedarın hisselerini kendisine devredebileceği kabul edecek, başta TTK. olmak üzere birçok kanunu görmezden gelmiş olacağını,Dolayısıyla, pay defterinde ne yazarsa yazsın, müvekkilinin davalı şirkette ortak olduğunu ve müvkkiline çağrı yapılmadan çağrısız genel kurul yapılıldığını,Müvekkilinin şirketin azınlık hakları ihlal edilmiş olup yönetim kurulu ve genel kurulda verilen kararların batıl olduğunu,Azınlık hak sahibi olan müvekkiline çağrı yapılmadan genel kurul toplantısının yapılması açıkça TTK hükümlerine aykırı olmakla kalmayıp hissedarın genel kurula katılmasına engel olunarak alınan bu kararların batıl olduğunu,TTK. Nın 447 maddesinde butlan hallerinin düzenlendiğini,Mahkeme 28.04.2025 tarihli kararında yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşılmadığı bu nedenle ihtiyati tedbirin reddi gerektiğine kararın gerekçesinde yer verildiğini, Müvekkilinin ortak olduğu, çağrısız genel kurul yapıldığı, müvekkilinin tutanaklarda imzasının olmadığı, müvekkilinin katılımı olmadan yönetim kurulu üyelerinin değiştirildiği, yönetim kurulu tarafından şirket yetkililerinin değiştirildiğinin sabit olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davalı şirketin 14.02.2025 tarihinde alınan genel kurul kararları ile temsil ve ilzama ilişkin 14.02.2025 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti veya batıl olduğundan alındıkları tarihlerden itibaren geçerli olmak üzere iptali talepli davada, alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, genel kurul üyelerine görüşlerini bildirmek üzere TTK 449. maddesi gereğince davetiye çıkartıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Davalı şirketin 14/02/2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı hazurun cetveline göre, şirket ortaklarının tamamının (%100'ünün) asaleten toplantıya katıldıkları, haziran cetveline göre davacının şirket ortağı olarak yazılı olmadığı görülmüştür. Davalı şirketin 14/02/2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; gündemin 1. Nolu maddesi ile;'' Başkanlık Divanının seçimi ve genel kurul toplantı tutanağının imzalanması için Başkanlık Divanına yetki verilmesi,'' 2. Nolu gündem maddesi ile de;'' Yönetim kurulu üyelerinin seçimi,'' hususunun görüşülüp karar alındığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.12.2021 tarih ve 2020/682E. 2021/957K. sayılı kararı ile; ''Davacının, davalı şirket nezdinde bulunan %36,249 oranındaki B grubu hisselerini davalı ...'e iadesi koşuluyla 38.720.000-TL'nin temerrüt tarihi olan 22/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” karar verildiğini ve iş bu karar İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konulmuş ise de mahkeme kararının henüz infaz olduğunu, birlikte ifa kuralı uyarınca paylar devredilip mahkeme kararında belirtilen bedelin müvekkiline ödenmediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin hala davalı şirkette pay sahibi olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 14.02.2025 tarihinde alınan genel kurul kararları ile temsil ve ilzama ilişkin 14.02.2025 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti veya batıl olduğundan alındıkları tarihlerden itibaren geçerli olmak üzere iptali ile alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, davacının dava konusu 14/02/2025 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantı tarihinde davalı şirketin ortağı olup olmadığı, dava konusu genel kurulda alınan kararların iptal yaptırımına mı yoksa yokluk yaptırımına mı tabi olacağının, iptal veya yokluk yaptırımı koşullarının oluşup oluşmadığı yapılacak yargılama ve değerlendirme ile tespit edileceği ve sunulan deliller ile bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin de yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmakla; Mahkemece dava konusu kararlara ilişkin yürütmenin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbiri talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.