Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/5477 E. 2022/2637 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/5477
Karar No
2022/2637
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/366 KARAR NO : 2024/786 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/12/2022 NUMARASI : 2021/856 Esas - 2022/1531 Karar DAVACI : MEDİHUM SAĞLIK ENERJİ VE DANIŞMANLIK A.Ş. - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : SANİDEZ İLAÇ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/11/2021 KARAR TARİHİ : 06/05/2024 KR. YAZIM TARİHİ : 21/05/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı taraf arasında 20/03/2020 tarihinde tek yetkili bayilik hükümlerini içerir Medihum Sağlık Hizmetleri Bayi Sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, davacı şirketin sözleşmeye konu ürünlerin belirlenen sınırlar içinde satış ve pazarlamasını yapmak hakkına sahip tek yetkili bayi olarak belirlenmiş olduğunu, sözleşmeye konu sınırlar içinde davalı tarafın satış yapmasının ve başka bir satıcı ve/veya dağıtıcı ile bayilik sözleşmesinin esaslı biçimde ihlal edilmesine neden olacağını, buna karşılık davalı tarafça sözleşme kapsamında belirlenen Ankara, Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi ve Bakanlıkların sınırları içinde birden fazla kez sözleşmeye konu ürünlerin satıldığının, davacı şirket tarafından öğrenilmiş ve tespit edilmiş olduğunu, davalı tarafın, tek yetkili bayilik sözleşmesinin esaslı unsuru olan bölge sınırının ihlal ederek davacıya hasredilen bilgede satış yapmış, bu uygulamasıyla sözleşmeyi esaslı biçimde ihlal etmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle; davalı tarafın sözleşmenin ihlali niteliğindeki faaliyetlerinin tespitini, davalı tarafından davacıya, münhasıran bayilik verilen bölgelerde yapılan satışlar sebebiyle yoklun kalınan karın, davacının devam eten / tamamlanamayan işleri nedeniyle uğranılan zararın, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybının, davacının davalıya kazandırdığı müşteri portföyünden elde edebileceği kar ile davalı tarafın bu portföyden bundan sonra elde edeceği kazancın denkleştirilmesi amacıyla denkleştirme tazminatının fazlaya ilişkin talep ve dava hakların saklı kalmak kaydıyla tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın seçimlik hakların aynı anda tamamını talep etmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesi akabinde, mahkemece bu hatanın giderilmesi için davacı tarafa kesin sürenin verildiğini, ancak davacı tarafın kanuni zorunluluk olan seçimlik haklarından hangisini kullanacağını açılamamış ve seçimlik haklarının tamamını kullanmakta ısrar etmiş olduğunu, bu durumda, davacı tarafın usulüne uygun olarak seçim yapmadığından dolayı, tahkikata geçilmeden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini; ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu hüküm davalının iddiaları doğrultusunda, sözleşme hükümleri göz ardı edilerek tesis edildiğini; sözleşmeye aykırı eylemleri ile davacı şirketin zararına neden olan davalı söz konusu zararın varlığı nedeni ile davacı şirketin kusurlu olduğunu ileri sürmekte ve kendi kusuruna dayanarak hak elde etmeye çalıştığını; bilirkişi raporunda pek çok eksiklik ve yanlışlık bulunduğunu; davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan davalı tarafça düzenlenmiş ve davacıya tek yetkili olarak verilen bölgelerde davalı tarafça doğrudan yapılan satışları gösterir liste ve müşteriler bakımından bilirkişilerce inceleme yapılmaması eksik ve hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının mahkemeye olayı bilen bir tane bile şahit getirememesi de haksız olduğunu apaçık ortaya koyduğunu; Davacı usulen istinaf başvurusu yapmış olup bu başvurunun esastan reddi gerektiğini; bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, davacı tarafın çalışmadığı, satışların arttırılması hiçbir çaba ve gayret göstermediği, kendi stoğunda dahi herhangi bir ürün bulundurmadığı açık ve net bir biçimde ortada olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 Tarih - 2021/856 Esas - 2022/1531 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: DAVA; alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında 20/03/2020 tarihli Medihum Sağlık Hizmetleri Bayi Sözleşme imzalandığı, davacı şirketin sözleşmeye konu ürünlerin Ankara, Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi (bazı iller hariç), Ege Bölgesi ve Bakanlıkların (bazı bakanlıklar hariç) sınırları satacağının kararlaştırıldığı, davacı vekilinin eldeki dava ile sözleşmenin tek yetkili satıcılık sözleşmesi olduğunu, davalının, davacının satış bölgesinde birden fazla kez sözleşmeye konu ürünlerin sattığını, davalı tarafın tek yetkili bayilik sözleşmesinin esaslı unsuru olan bölge sınırının ihlal ederek davacıya hasredilen bilgede satış yapması nedeniyle sözleşmeyi esaslı biçimde ihlal ettiğini belirterek davalı tarafın sözleşmenin ihlali niteliğindeki faaliyetlerinin tespitini, davalı tarafından davacıya münhasıran bayilik verilen bölgelerde yapılan satışlar sebebiyle yoklun kalınan karın, davacının devam eten / tamamlanamayan işleri nedeniyle uğranılan zararın, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybının, davacının davalıya kazandırdığı müşteri portföyünden elde edebileceği kar ile davalı tarafın bu portföyden bundan sonra elde edeceği kazancın denkleştirilmesi amacıyla denkleştirme tazminatının fazlaya ilişkin talep ve dava hakların saklı kalmak kaydıyla tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesini istediği, davalı vekilinin davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince tanıklar dinlenip bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın reddine karar verildiği karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinde kusurun hangi tarafta olduğu ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. İlk derece mahkemesince alınan 07/06/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 20.03.2020 tarihinde imzalanan 22.03.2021 tarihinde davacı tarafça feshedilen sözleşmenin süresinin 12 ay olduğu ve süre sonunda sözleşmenin uzatılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davalı tarafın sözleşme öncesinde satış yaptığı Ankara'da bulunan Sincan belediyesi ve Beypazarı belediyesine sözleşme tarihinden sonra da satış yapmaya devam ettiği, davacı tarafın da Tablo 6'da gösterilen yetkili olduğu bölge dışına satış yaptığı ve bu satışların tüm satışlarına oranı (102.622,90 TL *189.259,50—291.882,41 TL/189.259,50 TL—) 65 iken, kendi bölgesine yaptığı satışların %35 olduğu, davacı taraf tek satıcı olarak yetkilendirildiği Ankara, İç Anadolu (Kayseri, Yozgat, Nevşehir, Niğde, Kırşehir Hariç), Batı Karadeniz Bölgesi, Ege Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, Güney Doğu Anadolu Bölgesi, Bakanlıklar (Tarım ve Orman Bakanlığı Hariç) bölgesinde 46 adet müşteriye ulaştığı, bu müşterilerden sadece 12 tanesine birden çok satış yaptığı (en fazla 3 kez) dikkate alındığında kendisi için bir yükümlülük olduğu halde davacı tarafın mal ve hizmet sürümünü gerçekleştirmek için acente gibi (üretici) gibi önemli bir çaba ve gayret sarf etmediği, davalı şirketin 2021 yılı müşterileri incelendiğinde; davacı şirketin 2020 yılında bulduğu yeni müşterilerin davalı şirketin portföyünde bulunmadığı, dolayısıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra bu müşterilerden herhangi bir menfaat elde etmediği, davacı tarafın sözleşmenin feshinden sonra da DMO satışlarına devam ettiği (Tablo 7), mahkemece sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğine hükmedilmesi halinde davalı tarafından davacıya ödenebilecek portföy tazminatının 21.052,24 TL olabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği ve davacı yararına tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Acentenin denkleştirme tazminatı 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde; "1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tek yetkili acente (satıcı) olduğunu ileri sürmektedir. Yargıtay 11. HD., 31/03/2022 tarih, 2020/5477 E., 2022/2637 K. Sayılı ilamında, tek satıcılık sözleşmesini "Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, mamüllerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğünü üstlenir. Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme, yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, rekabet yasağı gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.). Tek satıcılık sözleşmesinin konusu mal ve hizmetler genellikle belli bir müşteri çevresi bulunan ve zorunlu olmamakla birlikte piyasada tanınmış bir marka içeren mal ve hizmetler olup içeriğine göre özel yasalarla da koruma altına alınabilir. Tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya o bölgede tekel hakkı tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre acentelikle ilgili denkleştirme kuralları hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanır. TTK.nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilme koşulları yer almaktadır." şeklinde açıklamıştır. Sözleşmenin feshi halinde tek yetkili satıcı olan acentenin denkleştirme tazminatı isteyebilmesi için koşulları; acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması ve acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması şeklinde açıklanabilir. Bu nedenle öncelikle sözleşmenin acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona erip ermediğinin incelenmesi gerekmektedir. 07.06.2022 tarihli rapora ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmenin 3.1 ve 6.1 maddesine göre Ankara, Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Kayseri, Yozgat, Nevşehir, Niğde, Kırşehir Hariç) Batı Karadeniz Bölgesi, Ege Bölgesi, Bakanlıklar (Tarım ve Orman Bakanlığı Hariç)’da acente olduğu, anılan bölgelerde davacının 46 müşteriye ulaştığı, bunlardan 12 tanesine birden fazla satış yapabildiği, sözleşmesinin imzalandığı 20.03.2020 tarihinden hemen sonra 31.03.2020 tarihinden itibaren, sözleşmeye göre yetki alanı dışında olan İstanbul iline de satışlar yaptığı, davacının yetkili olduğu alan dışına yaptığı satışların toplam satışlarına oranının %65 iken, yetki alanına yaptığı satışların toplam satışlara oranının %35 seviyesinde kaldığı, anılan oranlar ve özellikle içinde bulunulan pandemi şartlarında dezenfektan satışlarının en üst seviyede olduğu dönemde yetki alanındaki satışlarının düşük düzeyde kaldığı, satışlarının %65’inin yetki alanı dışına yaptığı, bu şekilde anılan sözleşmeye uygun hareket etmediği, yine davacının sahip olduğu yetki alanının genişliği nazara alındığında bölgelerde yeterli personeli de bulundurmadığı, davalının da davacının yetki alanına dahil olan yerlere satış yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı, davalının da kendi yetki bölgesinde doğrudan satış yaptığını ileri sürmüş ise de, sözleşmenin 6.6 maddesine göre davacının başarısız olması gibi haklı sebeplerin olması halinde davacının yetki alanına doğrudan satış yapabileceği düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca davalının, davacının yetki alanında satış yapması ve davacının kendi yetki alanında yaptığı satışın miktarı dikkate alındığında sözleşmeye aykırılık içermemektedir. Diğer bir uyuşmazlık noktası ise devlet malzeme ofisi ile yapılan sözleşmenin dava konusu sözleşmenin kapsamında olup olmadığıdır. Ancak, davacının kendi yetki bölgesi olmayan İstanbul ilinde yaptığı ve bilirkişi raporunda listesi sunulan alıcılar incelendiğinde, bu satışların çoğunun kamu kurumu olmayan gerçek kişiler ile ticaret şirketleri oldukları, kamu kurumu olmamaları nedeni ile devlet malzeme ofisi ile yapılan sözleşme kapsamında yapılan satışlar olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle devlet malzeme ofisi ile yapılan sözleşmenin dava konusu sözleşme kapsamında olup olmamasının esasa etkili olmadığı değerlendirilmiştir. Tüm bu delillere göre; davacının kendi yetki alanında yeterli satış yapamadığı, işçi çalıştırmadığı, satışların artması için yeterli emek göstermediği, yetki alanı dışına satışlar yaptığı ve böylelikle sözleşmenin feshinde kendi kusurunun da bulunduğu, diğer yandan sözleşmenin 6.6. Maddesinde düzenlenen yetki nedeni ile davalının davacının yetki alanında satış yapmasının sözleşmeye uygun olduğu, böylelikle sözleşmenin denkleştirme tazminatı talep edilecek şekilde sona ermediği görülmekle, davacının tüm tazminat taleplerinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Ancak, davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13, 18/14 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. maddeleri, 6100 sayılı HMK'nın 297-(1)-ç), 326. maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle, arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmı belirlenerek davanın niteliğine göre haksız olan taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına dair bir karar verilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesi doğru olmadığından kararın kamu düzeni gereğince kaldırılmasına ve yeni hüküm verilmesine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 Tarih - 2021/856 Esas - 2022/1531 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın REDDİNE, b-Taraflara ait ticari defterlerin taraflara iadesine, c-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 80,70-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 90,08-TL'nin yatıran tarafa iadesine, ç-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, f-Artan gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Bakiye 247,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2024 ... Başkan .... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır. * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/5477, K. 2022/2637, T. 31.03.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-5477-e-2022-2637-k-688fc271e2eb