Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/466 E. 2020/498 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/466
- Karar No
- 2020/498
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2069 Esas KARAR NO: 2025/602 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2020/466 Esas -2022/498 Karar TARİHİ: 07/06/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali) KARAR TARİHİ: 17/04/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Asıl Borçlu ... San. ve Tic. A.Ş. ile Müvekkili banka Kurtköy/İstanbul Şubesi arasında Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığını, davalı firmaya kredi tahsisi yapılarak sözleşme asıl borçlu firmanın ortağı davalı ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, asıl borçlu firma ile aralarında davalının da bulunduğu müşterek borçlu-müteselsil kefil diğer borçlular tarafından Müvekkil Bankadan çekilen kredilerin ödenmediğini, Davalıya Beşiktaş ... Noterliği'nin 09.12.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edilerek hesap özeti gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan davalı hakkında T.C. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, Ödeme emri ve dayanak belge suretlerinin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın vekili aracılığıyla icra dosyasına sunulan dilekçe ile; yetkiye borca, işlenmiş faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiğini, İş bu itirazların, haksız yersiz oludğu, söz konusu itirazların reddinin gerektiği, Davalıların Müvekkili bankaya olan borçlarının devam etmekte ve asıl alacak ve fer'ilerinin tahsili amacıyla açılan icra takibinde talep edilen faizler, işlemiz faizler, faiz oranları ve tüm ferilerinin tamamen usul ve yasaya uygun olduğunu, imzalanan sözleşme, ihtarname, ticari kredi ödeme planları ile diğer imzalı belgelerde temerrüt faizinin ve diğer faizlerin hangi orandan uygulanacağının ayrıca gösterildiğini, müvekkili bankaca yayınlanan tebliğler ile de bu faiz oranlarının ne olduğunun açıkça belli olduğu, istenen faizlerin bu düzenlemelere uygun olduğunu, bu nedenle davalıların işlemiş faize, faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itirazlarının haklı bir gerekçesi bulunmadığını, borçlu hakkında açılmış sair kredilerden kaynaklanan risklere ilişkin tüm haklarımız ile kanun, sözleşme, teşvik mevzuatı ve sair mevzuattan doğacak hakları ve fazlaya dair talep hakları ile dava ve icra takibi açma hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı borçlunun T.C. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına haksız ve kötü niyetle yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, Davalı/borçludan takip tarihi itibariyle faiziyle 76.528,66-TL alacaklı olduklarının tespitine, Davalı/borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava haksız, hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davaya konu takipte borçlu ... Pazarlamanın gözüktüğünü, dosyaya ... Et ve Et Mamüllerinin imzaladığı hatta bazılarında ... Et ve Et Mamülleri şirketinin borçlu gözüktüğünü, ... Pazarlamanın kaşesi olduğunu, kısacası huzurdaki davanın dayanağı hangi sözleşme olduğu belirsiz olmak ile birlikte sözleşmelerde hukuka aykırılıklar olduğunu, davacı bankaya öncelikle dava konusu iddia olunan alacağın dayanağı sözleşmelerin hangi sözleşmeler olduğunun açıklattırılmasına beyanları saklı kalmak kaydı ile, açılan davanın haksız olduğu, müvekkilinin yaptığı itirazda haklı olduğunu, davaya konu icra takibine dayanak genel kredi sözleşmelerindeki yazıların müvekkile ait olmadığını, söz konusu sözleşmelerin bu hali ile borçlar kanunu'nun 583.maddesine aykırı olduğu, müvekkilinin iddia edilen genel kredi sözleşmesine konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, Dosyada bulunan sözleşmelere bakıldığında, kefalete ilişkin kısımların davacı banka tarafından sonradan doldurulduğunun görüldüğünü, davacının davaya dayanak takibe konu genel kredi sözleşmelerindeki kefalete ilişkin kısımları incelendiğinde davacı bankanın bu kısımları doldurduğunu, Kefaletin azami miktarı, kefalet tarihi, müteselsil ifadesi ve diğer tüm yazıların müvekkile ait olmadığını, bu hali ile söz konusu kefaletin Borçlar Kanunu'nun 583. Maddesine aykırı olarak geçersiz bir kefalet olduğunu, Davacının kanunen gerekli olmayan kefalet sözleşmesine dayanarak müvekkilden hak talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin davacı bankaya borcu olmadığını, davacının iddia ettiği şartlarda kefalet sözleşmesine imza atmadığını, yetkilisi olduğu ... şirketi için genel kredi sözleşmesine imza attığını, ... ve ... Pazarlama şirketinin de zaten davacının iddia ettiği miktarda davacıya bir borcu olmadığını, .. Sanayi ve Ticaret A..Ş. İle ... Pazarlama Şirketinin ticari defter ve kayıtlarında yapılacak incelemede de bu hususu açıklığa kavuşacağını, bu nedenlerle müvekkil tarafından yapılan itirazın hukuka uygun olduğunu, müvekkilin gayri nakdi borç sebebi ile sorumluluğundan da bahsedilemeyeceğini, bir an için kefaletin geçerli olduğu düşünülse de gayri nakdi borç sebebi ile müvekkilin sorumlu olacağına dair bir yükümlülük yer almadığını, davacı bankanın bu talebinin de hukuka ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, takipte asıl borçlunun ...Ltd .Şti (...Sanayi ve Ticaret A.Ş. İle birleşimiştir) olduğunu, söz konusu şirketin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/465 E sayılı dosyası üzerinden 18.09.2019 tarihinde iflasına karar verildiğini, iflasın Bakırköy ... İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyası ile açıldığını, ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığı yönündeki savunmamaları saklı kalmak kaydı ile kefalette asıl borca bağlı olduğu için öncelikle asıl borçlunun davacı bankaya borcu olup olmadığının tespitinin gerektiğini, davacı tarafın kendi kayıtlarının kesin delil olduğu yönündeki savunmaları kanuna açıkça aykırı olduğu, bu yöndeki bir iddianın kabulünün mümkün olmadığını, öte yandan müvekkilin borçlu olduğu anlamına gelmemek ile birlikte istenilen faizin de çok fahiş olduğu, faize de itiraz ettiklerini, davacının dayandığı kefalet sözleşmesi geçersiz bir sözleşme olduğu, müvekkilinin davacı bankaya borcu olmadığını, davacı bankanın genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu olan ... ve ... şirketi olduğunu, davacı bankanın asıl borçlu olan şirket iflas edince genel kredi sözleşmesindeki boş kısımları doldurarak müvekkile karşı kefil sıfatı ileri sürerek takip başlattığını, Davacı banka bu fiilli ile kötü niyet ile hareket ederek haksız kazanç elde etmek amacında olduğunu, bu nedenle öncelikle davacı banka yetkililerine ilişkin cezai başvuru ve şikayet haklarımı saklı kalmak kaydı ile, davacı banka hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına da hükmedilmesini talep ettiklerini, haksız, kanuna ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı bankanın hukuken geçersiz bir sözleşmeye dayanarak müvekkil hakkında takip başlatmakta kötü niyetli olduğu için %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/06/2022 tarih ve 2020/466 Esas-2022/498 Karar sayılı kararında; "....Dava dilekçesi,cevap dilekçesi, 06.04.2022 tarihli imza incelemesine yönelik bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ;davacı ile dava dışı ... San ve Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı,davalının da sözkonusu sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı,bankadan çekilen kredilerin ödenmemesi üzerine, davalı aleyhinde davacı tarafça davalı aleyhine icra takibi yapıldığı,davalının itirazı üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı,davalının kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmesi üzerine,imza incelemesine yönelik yapılan bilirkişi incelemesinde; kredi sözleşmesindeki yazıların ve rakamların ...'nın eli ürünü olmadığının belirlendiği dolayısıyla davacının kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç sebebiyle sorumluluğuna gidilemeyeceği kanaatine varıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...."gerekçesi ile, ''Davacının davasının REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Kurtköy/İstanbul Şubesi ile dava dışı asıl borçlu ... San. ve Tic. A.Ş. ile Kredi Genel Sözleşmesi akdedildiğini, davalı ...'nın ise sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak borçtan mesul olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine; Beşiktaş .... Noterliği'nin 09.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek hesap özeti gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan borçlular hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ve dayanak belge suretlerinin borçluya tebliği akabinde borçlu, vekili aracılığıyla icra dosyasına sunulan dilekçe ile; yetkiye, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiğini, borçlunun icra dosyasına vaki itirazının iptali hususunda taraflarınca İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/466 E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, söz konusu davada yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/466 E. 2020/498 K. Sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olup karar eksik inceleme neticesinde verildiğini,Müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu firma arasında devam eden bir kredi ilişkisi neticesinde birden fazla sözleşme imzalanmış olduğunu ve bu sözleşmelerin birbirinin devamı niteliğinde olduğunu, bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinden yapılacak inceleme ile bu hususun açıkça tespitinin mümkün olduğunu ancak tüm sözleşme ve banka kayıtları üzerinden inceleme yapılmadan rapor tanzim edildiğini, davalı borçlunun imza incelemesi talebinde de, imza incelemesine konu sözleşmelerden yine bir tanesi üzerinden inceleme yapıldığını, dosyada mübrez icra dosyası içerisinde bulunan kredi sözleşmeleri üzerinden inceleme yapılmadığını, bu hususu dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde beyan ettiklerini, Tek bir uzman tarafından ve yetersiz delil üzerinden yapılan incelemeye dayalı raporun gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle banka kayıtlarında yer alan sözleşme asılları üzerinden Adli Tıp Kurumundan atanan heyet tarafından yeniden inceleme yapılması gerektiğini ancak mahkemece bu taleplerinin yerinde görülmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmelerine istinaden davalı ve dava dışı kefil aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı/borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından; dava konusu kefalet sözleşmelerinde yer alan imzalar inkar edilmemekle birlikte; yazılar inkar edilmiş ve TBK'nun 583 maddesi uyarınca davalı kefil tarafından el yazısı ile doldurulması gereken kısımların müvekkilinin eli ürünü olmadığı, davacı banka tarafından sonradan doldurulduğunu, kefaletin geçersiz olduğu savunulmuştur. Mahkemece takip dayanağı genel kredi ve kefalet sözleşmesi asılları, medarı-ı tatbik ıslak imzalı belge asılları ve davalının imza ve yazı örnekleri alınarak, kefalet sözleşmelerinde yer alan yazıların davalı kefile ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Öğretim Üyesi Prof. Dr. ...'den alınan raporda; İnceleme konusu belgede ...'ya atfen yazılmış yazı ve rakamlar ile ...'ya ait mevcut mukayese yazı ve rakamları arasında yapılan karşılaştırmada; A, C, K, 1, m, harflerinde ve 7, 9 rakamlarında uyumsuzluk ve farklılıklar bulunduğu, her iki yazı arasında eğim ve yön farklılıkları olduğu, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar bulunduğu saptanması nedeni ile inceleme konusu belgedeki yazıların ve rakamların ...'nın eli ürünü olmadığı yönünde kanaat belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından rapor esas alınarak, kefalet sözleşmesinin TBK'nun 583 maddesinde aranan şekil şartlarını taşımadığı ve geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, dosya üzerinden ve uyap sisteminden yapılan inceleme sonucunda yargılama aşamasında davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını içerir beyan dilekçesi ibraz etmediği ve mahkemece 07/06/2022 tarihli duruşma zaptına sehven davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunduğu şeklinde geçtiği tespit edilmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi HMK. 357/1-son cümle gereği yerinde görülmemiştir. 6098 Sayılı TBK.'nun 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği; kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini kendi kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şartına bağlı olup, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere kredi sözleşmesindeki yazıların ve rakamların bilirkişi raporu ile davalının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, TBK'nın 583. maddesindeki geçerlilik şartına rağmen kanunda aranan şekli geçerlilik şartlarına haiz olmayan kefalet sözleşmesinin şeklen geçersizliğinin davalı tarafından ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılmak vasfında olduğu davalı bankaca yargılama aşamasında ileri sürülmediği ve dosya kapsamı itibariyle de açıkça ortaya konulamadığından kefaletin geçersizliğinin kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, istinaf aşamasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.