Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2020/4606 E. 2011/244 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/4606
Karar No
2011/244
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/129 KARAR NO : 2024/868 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/09/2021 (Dava) - 11/11/2021 (Karar) NUMARASI : 2021/536 Esas - 2021/630 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/536 Esas-2021/630 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafın Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2021/542 sayılı dosyasında müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, ancak takibe dayanak olan bononun senet vasfının bulunmadığını, 6102 sayılı TTK' nın 776. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde; "e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını" içermesinin bononun zorunlu unsuru olarak düzenlendiğini, Türk Medeni Kanunu'nun 47. maddesinde; "Başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar" denildiğini, somut olayda ise takip konusu senetteki lehtar "..." un gerçek ya da tüzel kişiliği bulunmadığının açık olduğunu, nitekim, bu kapsamda Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/42 Esas-2021/153 Karar sayılı dosyasında öncelikle takibin iptalini temin etmek amacıyla dava ikame edilmiş ise de, mahkemece özetle; “Takip dayanağı bononun incelenmesinde bononun arka yüzünde ilk ciroyu yapan vergi kimlik numarası ile imza atan ...'ın isminin ve soy isminin kısaltmasının senedin ön yüzünde mevcut olduğu görülmektedir. Bu durum takibin iptalini gerektirmediğinden davanın reddine” denilerek istinaf kanun yolu kapalı olacak şekilde kesin olarak karar verildiğini, ancak bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun açık olup menfi tespit talepli olarak işbu davanın açılması gerektiğini, zira; senedin lehdar kısmında yer alan “...” ifadesinin önüne konulan ... ifadesinin söz konusu lehdar ismine gerçek veya tüzel kişilik kazandırmayacağının aşikar olduğunu, lehdarın gerçek veya tüzel kişiliği bulunmadığı hallerde bono sebebiyle borcun ortaya çıkmayacağını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/15087 Esas-2018/13022 Karar sayılı kararında da, takibe konu edilen senette lehtar hanesinde yazılı olan firmanın gerçek ya da tüzel kişiliği olmadığından anılan bononun kambiyo senedi vasfını taşımadığının belirtildiğini, yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/13406 Esas-2017/6363 Karar sayılı kararının da aynı yönde olduğunu, sözkonusu dava dosyasına (Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/42 Esas-2021/153 Karar) davalı tarafça, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin emsal olduğu iddia edilen bir kararı sunulmuş ise de, söz konusu kararın ticaret şirketleri açısından ve sadece senedin ön yüzüne ticaret şirketlerinin ticaret ünvanının tam olarak belirtilip şirket türünün yazılmadığı durumlarda geçerli olduğunu, bu nedenle, işbu dava dosyası açısından uygulanabilirliği bulunmadığını belirterek, müvekkilinin Aliağa İcra Müdürlüğünün 2021/542 sayılı icra dosyasındaki takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisine yönelik itirazları olduğunu, yetkili mahkemenin Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğunu, ayrıca bu davanın Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/42 sayılı dosyasında görüldüğünü ve kesin olarak karara bağlandığını, TTK'nın 776.maddesi bononun zorunlu unsurları arasında lehtarın isminin olması gerektiği belirtilmişse de bu ismin nerede olması gerektiğinin düzenlenmediğini, senedin arka yüzünde dahi olabileceğini, kaldı ki senedin arka yüzünde ilk ciroyu TC kimlik numarasıyla (aynı zamanda vergi numarası) birlikte imza atan Sevilay Kamiş'in isminin ve soy isminin kısaltmasının senedin ön yüzünde lehtar olarak mevcut olduğunu, Yargıtay 12 HD'nin 2006/20986 Esas-2006/24404 Karar sayılı ilamında; "...Takip konusu edilen bononun önyüzünde lehtar hanesinde ...yazılmış ise de arkasında ilk ciro yapan ...Ltd.Şti.nin tüzel kişiliğinin bulunduğu, bonodaki lehtar hanesinde bu tüzel kişiliğin kısaltılmış ünvanının yazıldığı, bu durumun takibin iptalini gerektirmeyeceği..." denilerek bu hususa açıklık getirildiğini, kaldı ki Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/42 Esas sayılı dosyasında 17.06.2021 tarihinde verilen kararda da bu durum takibin iptalini gerektirmeyeceğinden davanın reddine şeklinde karar verildiğini, bononun tüm zorunlu unsurlarının tam olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ne borca ne de imzaya itiraz etmediğini, davanın ödemenin geciktirilmesi amacı taşıdığının alenen ortada olduğunu beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "...Takip ve dava konusu edilen senedin incelenmesinde; 18/12/2018 düzenleme, 18/12/2019 ödeme tarihli 7.000,00TL bedelli, keşidecisinin ... olduğu, lehdarının senet üzerinde '...' olarak basılı halde bulunduğu ve bu ibarenin önüne kalem ile '...' ibaresinin eklendiği, yani keşidecinin isminin bir kısmının sonradan eklendiği ve netice olarak '...' olarak belirtildiği, senedin arkasındaki ciroda ise '... ...' yazılı kaşe ve imzanın bulunduğu, senedin ciro ile devredildiği davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından icra takibine konu yapıldığının görüldüğü, 6102 sayılı TTK'nın 776/1-e maddesi gereğince, bonoda lehtarın ad ve soyadının yazılı olmasının zorunlu olduğu, lehtar, gerçek veya tüzel kişi olarak bonoda gösterilmez ise dayanak belge bono olarak kabul edilemeyeceğinden, TTK'nın 776/1-e maddesinde öngörülen koşulları taşımayan bu belgeler nedeniyle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılmasının mümkün olmadığı, tüzel kişi olan lehtarın ünvanının eksik olarak bonoda ifade edilmesi ve lehtarın hükmi şahsiyetinin bulunduğunun ciro şerhinden anlaşılması halinde ise kuralın tamamlanmış olduğunun kabulü gerektiği, ancak takip konusu senette, lehtarın tüzel kişi olmaması nedeni ile ciro ile bu eksikliğin tamamlanmasından söz edilemeyeceği gibi senedin ön yüzünde yazan lehtar ismi ile arkasında bulunan ilk cirodan, cironun lehtar tarafından yapıldığının da anlaşılamamakta olduğu, zira ön yüzünde lehtar '...' (... kısmı kalem ile eklenmiş ve diğer kısımları senette basılı halde) yer almakta iken, senedin arkasındaki ilk cironun '... ...' olarak yer aldığı, hal böyle olunca senedin TTK kapsamında kambiyo senedi olarak nitelendirilebilmesi mümkün olmadığı gibi, davacının ön yüzünde yer alan lehtar ismi ve arkadaki ilk cirodaki farklılıklar nedeni ile ciro ile senedi alan davacının yetkili hamil olduğunun kabulünün de mümkün olmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının davasının kabulüne yönelik karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; DAVANIN KABULÜ İLE, davacının Aliağa İcra Müdürlüğünün 2021/542 sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "...6102 sayılı TTK'nın 776.maddesinde bononun zorunlu unsurları arasında lehtarın isminin olması gerektiği belirtilmişse de, bu ismin nerede olması gerektiğinin düzenlenmediğini, lehtarın isminin senedin herhangi bir yerinde bulunması yeterli olduğu gibi senedin arka yüzünde dahi olabileceğini, kaldı ki senedin arka yüzünde ilk ciroyu TC kimlik numarasıyla (aynı zamanda vergi numarası) birlikte imza atan ...'in isminin ve soy isminin kısaltmasının, senedin ön yüzünde lehtar kısmında da mevcut olduğunu (Yargıtay 12 HD. 2006/20986 Esas-2006/24404 Karar), açıkça görüleceği üzere mahkemenin vermiş olduğu kararın yerinde olmadığını, yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2013/36229 Esas-2014/1987 Karar sayılı ilamında; ‘...yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, lehtarın ünvanının eksik olarak bonoda ifade edilmesi ve lehtarın hükmi şahsiyetinin bulunduğunun ciro şerhinden anlaşılması halinde, yukarıda açıklanan kuralın tamamlanmış olduğunun kabulü gerekir’ denildiğini, bu ilkenin, Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2001 tarih ve 2001/11-199 Esas-2001/244 Karar sayılı kararında da vurgulandığını, ayrıca Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/42 Esas sayılı dosyasında 17.06.2021 tarihinde verilen kararda da bu durum takibin iptalini gerektirmeyeceğinden davanın reddine karar verildiğini, ayrıca mahkemenin gözetmediği bir diğer hususun da; davacının söz konusu senedin lehtar hanesindeki kısaltmayı bilerek ve isteyerek imzalamış olması olduğunu, bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/11-199 Esas-2001/244 Karar sayılı ilamında; daha baştan lehdar hanesinde gördüğü halde imzalayan davacının böyle bir iddiasının tipik olarak MK 2. maddesine aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan hukuken himaye edilemeyeceğinin vurgulandığını, kaldı ki müvekkili şirketin davaya konu senedi lehtardan değil ikinci hamilden aldığı da göz önünde bulundurulduğunda söz konusu hususu bilmesinin mümkün de olmadığını, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde ne borca ne de imzaya itiraz etmediğini, söz konusu davanın ödemenin geciktirilmesi amacı taşıdığı alenen orta olmasına rağmen mahkeme tarafından bu hususun da dikkate alınmadığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davaya konu bononun lehtar hanesinde '...' olarak basılı halde bulunduğu ve bu ibarenin önüne elyazısı ile ... ibaresinin eklendiği, davacının bu senedin bono vasfını taşımadığını ve bu nedenle bu senede dayalı olarak icra takibi yapılamayacağını ileri sürdüğü görülmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 776/1-e maddesi gereğince, bonoda lehtarın ad ve soyadının yazılı olması zorunludur. Lehtar, gerçek veya tüzel kişi olarak bonoda gösterilmez ise dayanak belge bono olarak kabul edilemeyeceğinden, TTK'nın 776/1-e maddesinde öngörülen koşulları taşımayan bu belge nedeniyle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılması mümkün değildir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, "tüzel kişi olan" lehtarın ünvanının eksik olarak bonoda ifade edilmesi ve lehtarın hükmi şahsiyeti bulunduğunun ciro şerhinden anlaşılması halinde, yukarıda açıklanan kuralın tamamlanmış olduğu kabul edilir. Bu ilke Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2001 tarih ve 2001/11-199 E.- 2011/244 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Ancak somut uyuşmazlığa konu bononun lehtar hanesinde yazılı bulunan '...' firmasının gerçek ya da tüzel kişiliği olmadığından anılan bono kambiyo senedi vasfını taşımamaktadır (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2020/4606 E. - 2020/3638 K., Yargıtay 12. HD 2018/15087 E. - 2018/13022 K). Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/536 Esas - 2021/630 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 545,26-TL istinaf karar harcından peşin alınan 136,31‬-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 408,95-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/05/2024

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2020/4606, K. 2011/244, T. 14.03.2001, www.arakarar.com/karar/bam-izmir-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2020-4606-e-2011-244-k-1f57c724ed5b