Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/388 E. 2021/343 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/388
Karar No
2021/343
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/64 KARAR NO: 2024/1464 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/09/2021 NUMARASI: 2020/388 E. - 2021/343 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli "..." ibaresini ve "..." ismini ve beraberindeki işareti de tescil ettirdiğini, davalı yanın müvekkilinin izni ve onayı olmadan "..." Markasını ve "..." markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit ettiğini ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu iddia ederek, davalı yanın ticaret unvanında "..." sözcüklerinin kullanmasının, davacıya ait "...." ve "...." tescilli markalarına tecavüz oluşturduğunun tespitini, tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulması kapsamında; markanın mal veya ambalajı üzerine konulmasının yasaklanmasını, malların piyasaya sürülmesinin ve bu amaçlarla stoklanmasının önlenmesine, bu işaret altında hizmet sunulmasının yasaklanmasını, işareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesinin yasaklanmasını, işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılmasının yasaklanmasını, işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılmasının yasaklanmasını, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını, hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılmasının yasaklanmasını, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla ilanını, 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin isminde "...." kelimenin geçmesinin davacının yazım şekli arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını ve herhangi bir karışıklığa neden olmadığını, "..." ve "..." sözcüklerinin kimsenin markası olamayacak şekilde genel kullanımlı sözcükler olduğunu, tek bir kişinin kullanımına bırakılamayacağını, müvekkilinin faaliyet alanları ve markanın koruma alanlarının davacınınkinden farklı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir bakım onarım yapmadığını, sadece asansör malzemesi alıp-satma amacı ile kurulduğunu, davacının iddialarının yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; davalının davacıya ait tescilli marka hakkına, ticaret unvanına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, Manevi tazminat isteminin kabulü ile 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline,Karar kesinleştiğinde hüküm fıkrasının masrafı davalıdan alınarak Türkiye çapında yayın yapan günlük bir gazetede bir kez ilanına,Karar kesinleştiğinde; davacının tescilli markası da olan"..." ve "..." markalarının davalı yanca mal veya ambalajı üzerine konulmasının, işareti taşıyan malların piyasaya sürülmesinin ve bu amaçlarla stoklanmasının, bu işaret altında hizmet sunulmasının, markayı ihtiva eden taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesinin, işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında, internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılmasının keza markasal etki yaratacak şekilde ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının önlenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde; eldeki davanın ticari dava olduğunu, manevi tazminat talebi de içerdiğini, zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekirken başvurulmadığını, "..." kelimesinin iyileştirme-geliştirme anlamlarını içeren genel bir ifade olduğunu, müvekkili şirketin isminde geçen söz konusu kelime ile davacının yazım şekli arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, firmaların farklı illerde olup herhangi bir ihtibasa yol açacak bir durum da olmadığını, yine "...." ismine de aradaki açık fark nedeniyle herhangi bir benzerlik bulunmadığını, "..." sözcüklerinin ise kimsenin markası olamayacak şekilde genel kullanımlı sözcükler olduğunu, bu kelimelerin tek bir kişinin kullanımına hasredilemeyeceğini, Müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanları ile markanın koruma alanlarının da birbirinden farklı olduğunu, müvekkili şirketin, herhangi bir bakım onarım yapmadığını, sadece asansör malzemesi alıp-satma amacı ile kurulduğunu, Davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, tazminatın nasıl belirlendiğinin de belirli olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i ile manevi tazminata yöneliktir. Davacı; "..." ve "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının bu markaların ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit ettiğini iddia etmiştir. Davacının marka tescil belgeleri incelendiğinde; ... nolu "...." şekil markasının 37.sınıf için 10.11.2017 yılında tescil edildiği, keza ... nolu .... ibareli markanın da 07. ve 37.sınıf için 28.11.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Toplanan deliller ışığında; dava dilekçesi ekinde ileri sürülen ve davalı yanca inkâr edilmeyen fotoğraflar dikkate alındığında, davalının, davacı adına tescilli "..." ibareli markayı, ticaret ünvanında, işyeri tabelasında, iş ürünlerinde, web sitesinde, markasal olarak kullandığı, asansör hizmetleri alanında ayırt ediciliği yüksek olan "..." ibareli markanın, pek çok seçenek özgürlüğü karşısında davalı tarafından kullanılmış olmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, zira her iki şirketin ana sözleşmelerinde yer alan faaliyet alanlarının da aynı olduğu, davalı fiillerinin SMK'nın 29.maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu anlaşıldığından, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, takdiren hükmedilen manevi tazminatın, somut olayın özelliklerine, tarafların dosyaya yansıyan sosyo-ekonomik durumuna göre yerinde olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan alacak ve tazminata yönelik ticari ve tüketici davalarına ilişkin “zorunlu arabuluculuk” dava şartı olarak getirilmiş ve somut olayda arabulucuya müracaat edilmeden davanın açıldığı anlaşılmış ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uygulamasına göre, fikri ve sınai haklara yönelik tecavüzün ve tespiti ile men’i talepli dava ile birlikte açılan alacak ve tazminat davalarında arabulucuya müracaatın, dava şartı olarak kabul edilmemediği görülmekte olup (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4851 esas, 2020/2732 karar sayılı kararı), aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve 2020/388 E. 2021/343 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 146,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 280,80-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/388, K. 2021/343, T. 28.11.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-388-e-2021-343-k-48cf4472d6cd