Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/34 E. 2021/204 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/34
- Karar No
- 2021/204
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/128 KARAR NO: 2024/1525 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 07/10/2021 NUMARASI: 2020/34 E. - 2021/204 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sektöründe tanınmış "..." markası ile kozmetik ve temizlik ürünlerinin üretimi, satış ve pazarlaması işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin söz konusu markayı 35 yıl önce TPMK nezdinde ilk defa 12/12/1985 yılında koruma altına alındığını, "..." markasının da aynı sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, bunların dışında Türkiye'de "..." kelimesini içeren yaklaşık 70 adet markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili adına tescilli markayı taşıyan ürünlerin Türkiye'de üretme ve satışa sunma hakkının münhasıran müvekkiline ait olduğunu, ancak hal böyle iken, davalı tarafından üretildiği tespit edilen "..." isimli ürün ambalajında, müvekkili adına tescilli "..." ibaresinin de yer aldığını ve bu durumun müvekkili marka haklarını açıkça ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüz teşkil eden ürünlerin, ilgili tanıtma vasıtalarının ve bunların üretiminde kullanılan makinelere el konulması ile imhasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Fas ülkesinde ... isimli bir firmaya fason üretim yaptığını, müvekkilinin bu şirketten sipariş alıp, bu şirkete üretim yaptığını, müvekkilinin üretim yaptığı ürünlerde "..." marka veya ibaresinin bulunmadığını, yanızca ürün kutularının arka kısmında ürünü ürettiren şirket olarak Fas'taki şirketin unvanını kullandığını, kutuların arkasında kullanılan ibarenin Fas şirketinin talebi ile kutu arkalarına konulduğunu, müvekkilinin davacının markasını taklit etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen hususların sadece ürün ambalaj kutusu olduğunu, bu ürünlerin müvekkili tarafından satılmadığını ve ve müvekkilinin "..." markasıyla bir üretim yapmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Taraf vekillerince deliller sunulduktan ve resen celbi gereken deliller de toplandıktan sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi hazırlamış olduğu 05/07/2021 havale tarihli raporda sonuç olarak, dava konusu ürünlerde tespit edilen ...-... ibareli kullanımların, davacının tescilli markası ile iltibasa mahal verebileceği, zira işletmeler arasında bağlantı kurulma ihtimali bulunduğu ve davacı markasının köken belirtme fonksiyonunun zarar görmesine sebep olabileceği, ayrıca ürünlerde yer alan ... ifadesinin Türkiye - Gücü Keşfet şeklinde çevrilmekte olduğunu ve bu ibarenin Türk sanayini yurt dışında üst düzeyde temsil etmek ve Türk malı algısını yükseltmek amacıyla 2014 yılında başlayıp 2016 yılında tamamlanan çalışmalar sonucu ihraç edilen ürünlerde ve tüm tanıtım materyallerinde kullanılmasına karar verildiğini, bu nedenle (http://...com/.../) ibaresinin, dava konusu ürünler üzerinde bulunmasının, davacı markası ile kurulan bağlantıyı güçlendirdiğini, çünkü ürünün Türk malı olduğu tespiti ile ... ve ... tescilli markalarının Türkiye'deki sahibinin davacı tarafından ya da onun izni ile üretilip aralarındaki ticari ilişki (ticari/ekonomik bağ) kapsamında dava dışı şirkete gönderildiği ve dava dışı şirketin ... ibaresi sebebiyle davacının ... (...) distribütörü olduğu vb. davacı ile arasında ticari/ekonomik bağ olduğu yönündeki algıyı ve dolayısıyla karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimalini destekleyeceği ve dava konusu ürünler üzerinde kullanılan "..." ve "..." şeklindeki ibarelerin, davacının bu ibareleri taşıyan tescilli markaları ile karıştırılma ve bağlantı kurma ihtimaline sebep olabileceği belirtilmiştir. Dosya kapsamı deliller ve dosya kapsamıyla uyumlu görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalının bilirkişi raporunda değinilen eylemin SMK 9/2-b bendi anlamında "Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması" şeklinde markasal kullanım olup, davacının markadan doğan haklarını ihlal ettiği ve SMK'nın 29/1 maddesi kapsamında tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla," Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, önlenmesine, davalı tarafça davalı tarafa ait "..." ibaresini taşıyan ürün ambalaj, etiket ve tanıtım vasıtalarının ve bunların imalinde kullanılan klişelere el konularak imhasına" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkemeye taraflarınca sunulmuş delillerin, doktrin görüşlerinin ve emsal içtihatların hiçbir surette incelenmediğini, davalı müvekkilce üretimi yapılan ürünlerin Vinci markası ile üretildiği ve davalı müvekkilin hiçbir surette marka hakkına tecavüzünün bulunmadığı, davacı kurumun sahip olduğu markaya ait ürünler ile davalı tarafça ihraç amacı ile üretilen ürünlerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılmasına olanak olmadığı değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuş olduğunu, talep edilen deliller toplanmadan hüküm verilmesinin açıkça Adil Yargılama Hakkı kapsamında yer bulmuş "hukuki dinlenime hakkı"nın ve "Savunma Hakkı"nın ihlali niteliğinde olduğunu, -Davalı müvekkilinin ürettiği "..." MARKALI ürünler ile hiçbir surette davacı şirketin marka hakkına tecavüzde bulunmadığını, davalı müvekkilinin SMK madde 29/1 kapsamında davacının marka haklarına tecavüz ettiği yönünde haksız bir hüküm kurulduğunu, Davacı tarafın, davalı müvekkilince fason üretimi yapılan "..." MARKALI ürünlerin ambalajının yan/arka yüzlerinde çok küçük punto ile ve ... firması olan ... şirketinin isteği doğrultusunda kullanılan ... ve ... ibarelerinin kullanımının davacının tescilli markası ile iltibasa mahal verebileceğini belirtmişse de bu iddianın soyut olmaktan öte gitmediğini, birebir benzer olmayan ürünlerin ortalama tüketici tarafından ayırt edilebileceğinden iltibastan yahut marka ihlalinden söz edilemeyeceğini, Yerel Mahkemece davacı tarafından iddia edilen iltibas unsurunun hatalı olarak değerlendirildiğini, ürünlerin karşılaştırılmasının doğru bir şekilde yapılmadığını, Davalı tarafça ... firmasına fason olarak üretilen ... MARKA ürünler ile davacının üretimi olan ... ürünleri ve ürün ambalajları incelendiğinde her iki ürün işareti ile ambalajı arasında benzerlik bulunmadığı gibi anlam bakımından da herhangi bir benzerlik bulunmadığını, -İltibas iddiasının incelenmesinde de son derece haksız bir şekilde yalnızca davacı tarafın iddia ettiği unsurların dikkate alındığını, benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak suretiyle markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması gerektiğini, Davalı müvekkilce ... Firması ...'a fason olarak üretilen, yurt içinde satışı yapılmayan ... markalı ürün, davacının üretimi olan ... ile aynı yahut benzer olmayıp, ortalama tüketici tarafından her iki marka kolayca ayırt edilebileceğini, ürünün kutu şeklindeki ambalajları incelendiğinde her ne kadar ürün ambalajlarının arka kısmında ve çok küçük puntolar ile yazılmış farmasi make up ve farmasi make up maroc ibareleri yer alsa da müvekkili şirketin bu ibareleri ... firmasının isteği doğrultusunda kutu ambalajına eklediğini, bu ayrıntı dahi tek başına iltibasın varlığı için yetmediğini, Marka ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri davalı tarafça mal veya ambalajlarda kullanılmadığını, marka taklit edilmediğini, zira ürünlerde kullanılan markanın "..." markası olduğunu, ortalama tüketici tarafından kolaylıkla ayırt edilebilir nitelikte olduğunu, https://...gov.tr/.../ adresi araştırıldığında davalı müvekkilinin üretmiş olduğu ürünün "..." olup, davacının markası ile hiçbir benzerliği yada ayniyeti olmadığını, ...'un, Fas ülkesinde faaliyet gösteren saygın bir firma olup, Türkiye'de faaliyet gösteren ... ile arasında hiçbir bağ bulunmadığını, ...'a ait ... markasının Fas ve Cezayir başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde tanınırlığı yüksek bir marka olduğunu, bu durum karşısında davacı vekilinin karıştırılma iddiasının mesnetsiz olduğunu, kozmetik alanında faaliyet gösteren dünya üzerinde tanınmış birçok firmanın (..., ..., ... vb.) ürünlerinin kutu şeklinde ambalajlarının şekilleri birbirine benzediğini, ortalama tüketicinin ise bu ürünleri ambalaj üzerinde yazılı markasına göre ayırt ettiğini, davacı müvekkilince fason olarak ... firmasına üretilen ürünlerin ambalajlarının üzerinde oldukça ayırt edici şekilde ... markası bulunduğunu, bir diğer deyiş ile davacı ürünlerinin iltibasından söz edilmesinin mümkün olmadığını, -Rapor doğrultusunda karar verildiğini, HMK’nın 266. maddesinin gerekçesinde hâkimin, genel hayat tecrübeleri uyarınca sahip olunması gereken bilgilerle çözümleyeceği konularla, hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular hakkında, bilirkişiye başvuramayacağını, yalnızca bilirkişi raporu incelenerek bu doğrultuda karar verildiğini, değerlendirme yapma ve yargılama yapma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu nedenlerle kararın istinafen, lehimize olacak şekilde kaldırılarak ve davalı müvekkili lehine hüküm tesis edilmek sureti ile haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; görselde açıkça görüldüğü üzere müvekkili şirkete ait ... ibaresinin kutu üzerinde açık bir şekilde yer aldığını, eksik incelemenin hangi hususta yapıldığının açıklanmadığını, huzurdaki davanın ... markasının müvekkili şirket markasını ihlal ettiği iddiası olmadığını, Davalı tarafın ... markasının ürün üzerinde belirgin olduğuna yönelik beyanlarının bu davaya bir etkisinin bulunmadığını, ürün kutusu üzerinde yer alan ... ibaresinin dava konusu olduğunu, davalının delillerinin incelendiğini, ürünlerin karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı hususunun doğru olmadığını, Davalının değerlendirilmediğini ileri sürdüğü hususların hem bilirkişi raporunda, hem de gerekçeli kararda ele alındığını, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, markanın aynen taklit edilmesinin çok küçük puntolarla yazıldığında hukuka uygun hale gelmediğini, markanın başka bir şirketin isteği ile taklit edilmesinin onu hukuka uygun hale getirmediğini, dava konusu olayda benzerlikten bahsedilemeyeceğini, markanın aynen kullanıldığını, Davalı tarafın, iltibas iddiasının incelenmesinde yalnızca davacı tarafın iddia ettiği unsurların dikkate alındığını, fason olarak üretilen ... marka ürünler ile davacının üretimi olan ... ürünleri ve ürün ambalajları incelendiğinde her iki ürün işareti ile ambalajı arasında benzerliğin bulunmadığını ileri sürüldüğünü ancak dava konusu uyuşmazlık davalının ... markası ile ilgili olmadığını, Davalının istinaf başvurusunun reddedilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tecavüz teşkil eden ürünler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan makinelere el konularak imhası taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi hazırlamış olduğu 05/07/2021 havale tarihli raporda sonuç olarak, dava konusu ürünlerde tespit edilen ...-... ibareli kullanımların, davacının tescilli markası ile iltibasa mahal verebileceği, zira işletmeler arasında bağlantı kurulma ihtimali bulunduğu ve davacı markasının köken belirtme fonksiyonunun zarar görmesine sebep olabileceği, ayrıca ürünlerde yer alan ... ifadesinin Türkiye - Gücü Keşfet şeklinde çevrilmekte olduğunu ve bu ibarenin Türk sanayini yurt dışında üst düzeyde temsil etmek ve Türk malı algısını yükseltmek amacıyla 2014 yılında başlayıp 2016 yılında tamamlanan çalışmalar sonucu ihraç edilen ürünlerde ve tüm tanıtım materyallerinde kullanılmasına karar verildiğini, bu nedenle (http://...com/.../) ibaresinin, dava konusu ürünler üzerinde bulunmasının, davacı markası ile kurulan bağlantıyı güçlendirdiğini, çünkü ürünün Türk malı olduğu tespiti ile ... ve ... tescilli markalarının Türkiye'deki sahibinin davacı tarafından ya da onun izni ile üretilip aralarındaki ticari ilişki (ticari/ekonomik bağ) kapsamında dava dışı şirkete gönderildiği ve dava dışı şirketin ... ibaresi sebebiyle davacının ... (...) distribütörü olduğu vb. davacı ile arasında ticari/ekonomik bağ olduğu yönündeki algıyı ve dolayısıyla karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimalini destekleyeceği ve dava konusu ürünler üzerinde kullanılan "..." ve "..." şeklindeki ibarelerin, davacının bu ibareleri taşıyan tescilli markaları ile karıştırılma ve bağlantı kurma ihtimaline sebep olabileceği belirtilmiştir. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Toplanan delilere göre; ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile, ... tescil numaralı "..." ibareli markalarının davacı tarafça tescilli oldukları kozmatik sınıf kapsamındaki ürünlerde kullanıldığı, davalı tarafça üretilen benzer ürünler üzerinde "..." markasının yer aldığı, kelime olarak tarafların markalarının aynı olduğu, küçük punto ile yazılarak kullanıldığı, ürünlerin alıcısının ortalama tüketici olduğu, bu müşteri kitlesinin her iki ürünü isimi nedeniyle karıştırabileceği veya aralarında bağlantı olduğunu düşünebileceği, SMK m.9/f.2 (b )bendinde, “markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılmasının” markasal kullanım kabul edildiği, dava konusu ürünlerde ... markası da kullanıldığı ancak ürün kutularının ve tüplerinin yan/arka yüzlerinde, ... (...) ibaresinin yazılı olduğu, ... ibaresinin davacının TPMK nezdinde tescilli markası olduğu, bir markanın küçük harfle dahi olsa kullanımının markasal kullanım olarak kabul edileceği, ...'un, Fas ülkesinde faaliyet gösteren saygın bir firma olduğu ileri sürülmüş ise de, ticaret unvanı olarak kullanım ile markasal kullanım arasında fark bulunduğu, dava konusu ürünlerde ticaret unvanı olarak değil, markasal kullanım bulunduğu, delillerin Mahkemece değerlendirildiği ve gerekçe oluşturulduğu, bilirkişi raporu alınmasında aykırılık bulunmadığı ve tüm istinaf sebeplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/10/2021 tarih ve 2020/34 E., 2021/204 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024