Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/291 E. 2021/523 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/291
Karar No
2021/523
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1708 KARAR NO:2024/1975 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/05/2021 NUMARASI:2020/291E. - 2021/523 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Nakliyat sigortacının rücu talebinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile sigortalı ... Şti. arasında 20/01/2012 tarihli nakliyat abonman sigorta sözleşmesi akdedilip, ... numaralı sigorta poliçesine bağlanan sigortalıya ait sağımhane aksamı cinsi emtianın davalı ... tarafından üstlenilen İngiltere-Türkiye taşıması sırasında kaybolduğunu, müvekkilinin eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırdığını, kaybolan 1 kap/palet ve 1 koli emtianın bedeli olan 6.402,23TL hasar tazminatınının sigortalıya ödendiğini, bu ödeme ile davacının TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sigortalı haklarına kanuni halefi olduğunu, davacının ödediği bu bedeli davalıdan tahsil için ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlunun takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu taşımanın davalı tarafından yapılıp yapılmadığına dair hiçbir belge olmadığını, ... Şirketi ile müvekkili arasında acentelik ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafça bu hususta herhangi bir delil veya iddia da sunulmadığını, ekspertiz raporunda konu emtianın taşımadan önce kaybolduğu iddiası ile alıcıya teslim edilmediğinin ifade edildiğini, davalıya husumet yöneltilmesine itiraz ettiklerini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, zira hasar tarihinin 20.01.2012 öncesi yurtdışında taşıyıcı firmanın deposunda olduğunun belirtildiğini, poliçe tanziminden evvel meydana geldiğini, davacı sigorta şirketinin TTK 1472 vd.maddeleri uyarınca rücu edebileceği herhangi halefiyet hakkı bulunmadığını, husumet itirazları asıl olmakla birlikte esasa ilişkin olarak da davacı tarafça iddia edilen hasarın emtea müvekkilinin sorumluluğundayken meydana geldiğini ispata yarar hiçbir delil sunulmadığını, gerek TTK gerekse emteanın uluslararası karayolu ile taşınmasına dair CMR Konvansiyonu uyarınca müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafça müvekkiline yazılı ihbarda da bulunulmadığını, CMR'nin 30.maddesi uyarınca iddia edilen hasardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığının kabulü ile davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça 20.01.2012 tarihli hasar iddiası ile 29.12.2015 tarihinde işbu davanın ikame edildiğini, davanın CMR'nin 32.maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde ikame edilmemesi nedeniyle de reddi gerektiğini, zarar miktarı yönünden yapılan hesaplamada dava dışı alıcı ile satıcı arasında düzenlenen ve objektif olmayan emtea fatura değerinin esas alındığını, davacının talep miktarının fahiş olduğunu, CMR'nin 23. maddesinde öngörülen usul ile yapılmayan zarar tespitinin ve CMR 27.maddedeki yıllık %5 oranında talep edilebileceği öngörülen faizi aşkın taleplerine itiraz etiklerini, takibe itirazın haklı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle, ... sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Dosyanın safahatı incelendiğinde; mahkememizce verilen 22/06/2018 tarih, 2015/960 Esas, 2018/611 karar sayılı ilamının davacı vekilince istinaf edilmesi akabinde Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/2211 Esas 2020/658 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu ve mahkememizin iş bu esasına kaydı yapılarak yapılan yargılama neticesinde dava sonuçlandırılmıştır.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, karar verilerek dosya istinaf denetimden geçmiş ise de; mahkemece verilen kararın istinaf mahkemesince kaldırılması sonrasında yapılan yargılama sırasında 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. Maddesiyle 6102 sayılı T.T.K. nın 4. Maddesinin 2. Fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle usul hukuku hükümlerinin yürürlüğe girdiği andan itibaren uygulanacağına dair hükümler dolayısıyla huzurdaki davanın miktar itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğu, HMK 316 vd. maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmiş, istinaf kararı doğrultusunda bilirkişiden rapor alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan alınan 27/04/2021 tarihli rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve İstinaf Mahkemesi ilamında belirtilen hususlar kapsamında yapılan yargılama kapsamında, davacı ile dava dışı sigortalısı ... şirketi arasında nakliyat abonman sigorta poliçesi imzalandığı, poliçe kapsamında sigortalıya ait sağımhane aksamı cinsi ile karayolu 2 kap 106 kg. Malzemenin 25.03.2011-25.03.2012 tarihleri arasında İngiltere'den Türkiye'ye taşıma risklerinin sigortalandığı, İstinaf Mahkemesi ilamında belirtilen aktif husumetin varlığı yönünden yapılan değerlendirmede; davacı sigortacının davacı sıfatı kazanabilmesi için halefiyet şartlarını sağlaması gerektiği, dava konusu dosyada, sigortacının dava dışı...’den aldığı temliknamenin açık olduğu, ayrıca sigortalıya zarara ilişkin ödeme yaptığı, TTK Md.1472 kapsamında sigortalısına yaptığı ödemeyi dosyaya sunulan dekont ve temlikname ile ispat ettiği, dolayısı ile halefiyete temlik ile hak kazandığı, davacı sigortacının temlikname karşılığı ödeme yaptığı ... işletmesi ile dava dışı ... işletmesi ilişkisinin varlığının dosyaya sunulan sicil belgeleri ve kayıtları ile sabit olduğu her iki şirketin aynı adres ve aynı yönetim kuruluna, aynı yetkililere sahip olduğu aralarında organik bağ bulunduğu, dolayısı ile davacının aktif husumet yetkisinin bulunduğu, dosyaya sunulan eksper raporu ve faturalar ile bu hususta bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında taşınacak malların ... satışı olduğu, taşıma işini üstlenenin .... Ltd. isimli işletme olduğu, ... satış sözleşmelerinde taşıma sürecini organize edecek taşıyıcı-lojistik işletmesini bulma sorumluluğu malı satın alan tarafta olduğu, mevcut olayda bu tarafın, dava dışı sigortalı ... işletmesi olduğu, ... teslim şekli doğrultusunda, ... işletmesi satın aldığı ürünleri, İngiltere’den Türkiye’ye taşıyacak ... İşletmesi ve/veya ... İşletmesi ile organize edilmesini sağladığı, ... işletmesi, dava dışı ....’nun acentası veya Türkiye’deki işlerini birlikte yürüttüğü iş ortağı olduğu müddetçe taşıma amacıyla ....’ya teslim edilen ürünlerin zararından sorumlu olduğu, bu hususta dosya içeriğinde.... Arasındaki ilişkiyi gösteren doğrudan bir veri mevcut olmadığı, ancak bağımsız bir eksper tarafından düzenlenmiş eksper raporunda dava dışı sigortalı yetkililerinin 16.03.2012 tarihli bildirimi sonrasında kendileriyle görüştüklerini, yetkililere taşıma işletmesine zarara ilişkin yazılı bildirim yapmaları gerektiği belirtildiği, bunun üzerine dava dışı sigortalı yetkilileri dosyada da mevcut olan yazılı ihtarı ... Lojistik İşletmesine ilettiği, Eksper Raporu’nun 1 ve 2. Sayfasında ... Lojistik’in dava dışı.... İşletmesinin Türkiye temsilciliği olduğu belirtildiği, yine raporun içeriğinde ise dava dışı sigortalı yetkililerince görüşülerek ve 19.03.2012 tarihinde yetkililer ile görüşülerek sigortalı adresinde raporun hazırlandığı, daha açık bir ifade ile davacı sigortalısının (...)’nin ... Lojistik ile temasa geçtiği, İngiltere’den Türkiye’ye getirilecek ürünlerin taşınma sürecinin organizesi için davalı ile anlaştığı, davalı ... şirketinin ise dava dışı .... ile aralarındaki ilişkiye dayanarak ....’nun İngiltere-TR arası taşımayı fiilen organize etmesini sağladığı hususunun bilirkişi raporundaki kanaat ile sabit olduğu, dolayısı ile husumetin izafeten davalıya yöneltilebileceği, taşımanın İngiltere-Türkiye arasındaki karayolu taşımasına dayandığı, dolayısı ile somut olayda CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği, CMR.m.17/1 uyarınca taşımacının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasarından ve teslimindeki gecikmeden sorumlu olduğu, dava konusu olayda da zarar talebinin kayba dayalı zayi olmasına dayandırıldığı, bu halde ise CMR.m.23/3 kapsamında sınırlı sorumluluk uygulaması mevcut olduğu, eksper raporunda belirtildiği üzere zararın .... tarafından işletilen ana depoda meydana geldiği, bu doğrultuda ... ve davalı ... Lojistik’in zarardan müteselsil sorumluluğu olduğu, dava konusu ürünlerin kaybında davalının kayıp zararına dair herhangi bir açıklama sunmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatlerı doğrultusunda meydana gelen zarara yönelik herhangi bir açıklama sunulmaması, kayba dayalı zayi durumuna ilişkin bir açıklama yapılmamış olması uluslararası konvansiyonlar kapsamındaki sınırlı sorumluluk hakkının kaybına işaret ettiği, dava konusu olaydaki kayıptan dolayı taşıma işletmesi veya işletmeleri açıklama sunamadığı takdirde ağır kusurlu olarak değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla davalı taraf ve izafeten yöneltilen ... Lojistik kayba dayalı zayi zararının tamamından sorumlu olduğu, zararın Türk Lirası olarak talep edildiği, dolayısı ile avans faizi talebinin de yerinde olduğu ve davacının ödeme yaptığı tarihten itibaren işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından davasını ispat ettiği kanaatine varılarak; davanın kabulü ile; ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, kabul edilen alacak likit, itiraz haksız bulunduğundan takdiren alacağın %20 si oranında hesaplanan 1.450,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, kabul edilen alacak likit, itiraz haksız bulunduğundan takdiren alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.450,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; CMR'nin 30.maddesine göre 7 günlük ihbar süresine uyulmadığı yönündeki itirazlarının inceleme konusu yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporunda, cevap dilekçesi ile ileri sürdükleri 7 günlük ihbar şartına uyulmadığı savunmalarının inceleme konusu yapılmadığını, hiç bir şekilde kabul ve ikrar anlamına gelmemesi kaydıyla davacı tarafça ihbar süresine uyulmadığı gibi hasarın müvekkili şirket sorumluluğunda iken oluştuğunun ispatlanması gerektiğini, dava konusu taşımaya, taşımanın yapıldığı güzergah itibariyle, uygulanması gereken CMR'nin 30. maddesine göre, alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden itibaren 7 gün içinde durumu kendisine bildirmeden tesellüm ederse, bu hususun onun yükü taşıma senedinde belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturacağını, dosyadaki belgelere göre CMR'nin 30/1 hükmüne uygun şekilde yapılmış bir hasar ihbarının mevcut olmadığı sonucuna ulaşılması gerektiğini, bu durumda emtianın hasarlandığını ispat yükünün davacıya geçmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/9126 Esas, 2011/2358Karar sayılı kararında ''Dava, davalı tarafından taşınan emtianın alıcısına hasarlı teslim edildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalının, davaya konu malları teslim alırken çekince bildirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya içeriğinden, davacı veya alıcının, davaya konu malların hasarlı şekilde teslim alındığına dair taşıyana ihtarda bulunduklarını gösterir belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. CMR Konvansiyonunun 30/1. maddesinde, alıcının, taşıyıcı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya zarar ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında, açıkça görülmediği hallerde ise tesliminden yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malları tesellüm ederse bu hususun, onun malları sevk mektubunda tarif edildiği şekilde aldığına delil teşkil edeceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme ile alıcı, şayet yükü çekincesiz olarak teslim almış ise, bu durum, yükün, sevk belgesinde belirtildiği gibi alındığına karine teşkil edecektir. O halde mahkemece, malın hasarlı olarak teslim alındığına ilişkin ispat külfetinin davacıya geçtiği kabul edilerek, davacıdan başkaca delili olup olmadığı sorulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.'' denildiğini, davacının iddia edilen hasarın müvekkilinin sorumluluğunda iken meydana geldiğini ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğini, dava dosyasındaki belgeler arasında CMR 30/1 hükmüne uygun bir hasar bildirimi bulunmadığından ötürü yükü hasarsız bir şekilde teslim alan müvekkili şirketin varma yerinde de alıcısına aynı şekilde teslim ettiğine ilişkin karinenin aksini ispat edici nitelikte başka bir delil de mevcut olmadığından, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin ispat edilemediği ve müvekkilinin şirketin söz konusu zarardan sorumlu olduğu şeklinde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, kabul veya ikrar anlamına gelmemekle birlikte, tazminatın fahiş olduğunu, müvekkilinin tazminat ödemekle sorumlu tutmadan önce Konvansiyonun 23.maddesinde öngörülen usul ile tazminatın tespit edilmesi gerektiğini, hasarlı olduğu iddia edilen ambalaj kısmın eksik brüt ağırlığının 8.33 SDR hesap birimi karşılığı kadar tutarın tazminatın üst sınırı olarak ve bu tutarı aşmayacak şekilde hesaplama yapılması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın likit olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, sigortalıya ödenen tazminat alacağının davalıdan rücuen tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 6.402,23 TL asıl alacak, 847,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.249,91 TL alacak yönünden 23.01.2013 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 6.402,23 TL asıl alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 27.02.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.02.2013 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili; müvekkilinin sigortalısına ait emtianın İngiltere'den Türkiyeye taşınması sırasında bir kısmının kaybolması sebebiyle sigortalısına ödediği tazminat tutarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.Davalı vekili ise; tarafların aktif ve pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davalının acente olmadığını, sorumluluğu bulunmadığını, CMR'nin 30.maddesinde belirtilen sürede müvekkiline ihbar yapılmadığını, hak düşürücü sürede takip yapılmadığını savunmuştur.Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 03.07.2020 tarihli ve 2018/2211 Esas, 2020/658 Karar sayılı kararı ile ''...davacının husumet itirazı üzerinde de durularak (taşıyıcının acentesi olmadığı savunması) husumet konusu aşıldıktan sonra, davacının temlik alacaklısı olarak davalıyı sorumlu tutup tutamayacağı, davalının hasardan sorumlu olması halinde CMR hükümleri kapsamında sorumluluğunun ne miktarda olabileceği yönünde deliller değerlendirilerek, bu yönde gerekirse CMR taşıması konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi..." gerektiği belirtilerek kaldırılması üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda bu kez davanın kabulüne karar verilmiştir.Dava konusu emtianın İngiltereden Türkiye'ye taşındığı, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.CMR Konvansiyonunun 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.madde ise "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur.Buna karşılık, CMR Konvansiyonunun 30. maddesi gereğince ise alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur.Açıkça gözükmeyen ziya veya hasarlarda ise bildirim yazılı olarak yapılacaktır.Somut olayda, dava dışı sigortalının davalıya gönderdiği yazıda 15.01.2012 tarihinde meydana gelen kayıp olayı ile ilgili zararın rücu edileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.Gerek bilirkişi raporunda gerekse eksper raporunda sigortalının bu ihtarına yer verildiği görülmekte olup davalının, dava dışı sigortalının süresinde ihbarda bulunmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki davalı taşıyıcı kayıp olduğu belirtilen dava konusu emtiayı alıcıya teslim ettiğini ispatla yükümlü olup davalı tarafça buna ilişkin bir delil de sunulamamıştır.Ziya ve hasar halinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin CMR'nin 23. maddesine göre; emtianın kısmen veya tamamen kaybı halinde tazminat, emtianın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Ancak kısmi kayıp halinde, sorumluluk miktarının tespitinde kaybedilen kısmın ağırlığına göre taşıyıcının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Bu durumda tazminat, eksik brüt ağırılığın kilogram başına 8,33 SDR tutarını aşamaz. CMR'nin 29. maddesinde ise, "Hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk halleri sayılmıştır.Bu kapsamda ve yukarıda yer verilen hükümler uyarınca somut olayın değerlendirilmesinde; emtianın kısmen kaybedildiği, davalı taşıyıcının emtianın kısmen kaybına ilişkin bir açıklama getiremediği nazara alındığında mahkemece ağır kusurlu kabul edilerek davalının CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanamayacağı kabulüyle hüküm kurulması yerinde olduğundan bu konudaki istinaf sebebi de yerinde yerinde görülmemiştir. Bu sebeplerle, mahkemece davanın kabulü yerinde olmuştur.Ancak itirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlunun itirazını kötü niyetle yapılmış olması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Davalı vekili de, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Somut olayda, her ne kadar mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmiş ise de dava konusu edilen sigortalıya ödenen bedelin davalı tarafından bilinmesinin ve hesaplanmasının beklenemeyeceği, zarar miktarının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiği ve dolayısıyla likit olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf saşvurusunun bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak esas hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, 2-Davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gerekli karar harcı 495,24 TL'den, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 123,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 371,42 TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 155,62 TL ilk masraf, 178,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.700,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.034,12 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli AAÜT esaslarına göre belirlenen 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Taraflarca dosyaya yatırılan gider ve delil avans bakiyelerinin HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı ve 80,00 TL posta giderinin takdiren yarısı olan 40,00 TL olmak üzere toplam 202,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine; bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/291, K. 2021/523, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-291-e-2021-523-k-84ebf0e6b625