Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/274 E. 2021/290 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/274
- Karar No
- 2021/290
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1348 KARAR NO:2024/1562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/04/2021 NUMARASI:2020/274 E. - 2021/290 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kaim adresinde hidrolik, pnömatik ekipmanların imalat, montaj ve satış işi ile iştigal ettiğini, müvekkili şirketin, davalı borçluya kendi işi ile alakalı bir takım ekipmanların satışını yaptığını, müvekkili şirket tarafından e-faturalar ile irsaliyeli faturalar kesilip davalıya teslim edilmiş olmasına rağmen, bu işler ve teslim edilen mallar için yapılan bedellerin davalı borçlu tarafından ödenmediğini, cari hesapta kayıtlı bulunan alacağın tahsili için ... sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini ve ve takibin durduğunu, davalı borçlunun bütün itirazlarının haksız olduğunu, davalının, fatura konusu malları teslim almasına ve söz konusu fatura bedellerini de ticari defterlerine kaydetmiş olmasına rağmen iş bu fatura bedellerini ödemediğini, davalının cari hesabında borç olarak kayıtlı olduğunu, davalının bu fatura bedellerinden dolayı müvekkiline borçlu olduğunu iddia ederek, her türlü talep ve dava hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalının ... sayılı dosyasında icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin "..." markası altında, faaliyet alanı olan hava alanı yer hizmetleri ve destek ekipmanları olan Kamyon Üstü Mobil Hava Trafik Kontrol Üniteleri, Uçak Çeker Towbarlar ve Traktörler, İkram Araçları (Catering Truck.) Valiz Çeker, Palet Çekerler, Uçak Merdivenleri, Temiz ve Pis Su İkmal Araçları, Hasta Nakil Araçları (Ambulift), Uçak Yükleyici (K-Loader), Bagaj Yükleyici Konveyörler vb. lerinin imalatını yapan ve yerli hava taşıma şirketleri ile hava meydan işletmecilerine ve Savunma Sanayi sektörü ile altmıştan fazla ülkeye ihracat yapan milli bir sanayi şirketi olduğunu, faaliyeti gereği kendi tasarımından oluşan ekipmanlar ürettiği gibi genellikle anlaşmalı olduğu ...,... vb. şirketlerden satın almış olduğu kamyonları kullanım amacına uygun modifiye ettiğini ve bu amaçla önemli ölçüde hidrolik ve pnömatik ekipmanlar kullandığını, anılan ekipmanların çoğunlukla yerli ve milli üreticiler ve/veya bunların ürünleri satan "..." şirketlerle yerel ticari teamüle uygun olarak e.mail yöntemiyle yapılan yazışmalarla ana üreticilerin yıllık baz fiyat listeleri üzerinden iskontolu alım-satım anlaşmaları ile sürdürüldüğünü, davacı şirketin, müvekkili şirketin saptadığı ve altı (6) yıldan beri tedarikçi olarak çalıştığı genellikle hidrolik bağlantı elemanları ile hidrolik hortumları tedarik ettiği firma olduğunu, davacı şirket ile de 10/12/2015 tarihli e.posta ile teyit edildiği üzere mal tedarikinde sel hortum cari fiyat listesi üzerinden yüzde elli (%50) iskonto yapılmasına dair anlaşmaya varıldığını, davacı firmanın kestiği faturalarda 2018 yılına kadar bir sorun ile karşılaşılmadığını, anlaşılan rakamlar üzerinden düzenli olarak faturalandırma yapıldığının görüldüğünü, bu suretle davacı firmanın güven tesis ettiğini, ancak davacı firmanın, 2018 yılı başlarından itibaren üretici .... firmasının güncel listeleri ile güncel iskontolarını bildirmediğini, ... firmasının Mayıs 2018 tarihinde açıkladığı fiyat listesi ile Eylül 2018 tarihinde açıkladığı fiyat listesi arasında yaklaşık %50 fiyat farkları olduğunu, 2019-2020 fiyat listelerine göre ise piyasada cari iskonto oranının % 65-70 seviyelerine ulaşmışken davacı firmanın bu dönemde ...’ın güvenini suistimal ederek % 65-70 oranından daha yüksek iskonto uygulaması gerekirken, yapmadığını, bu fiyatların, davalı firma tarafından, gerek personel ve sistem değişikliği, gerek işlerin yoğunluğu, gerekse bireysel hatalar sebebi ile o tarihlerde tespit edilemediğini, anlaşma dışı, fahiş fiyatlarla, tamamen kötü niyetli olarak haksız kesilmiş bir çok faturanın ödemelerinin düzenli olarak davalı firmaya yapıldığını, 2019 yılı sonlarına doğru ise davacı firma ... satış sorumlusu ...'in, müvekkili şirketin satın alma sorumlusuna davacı firma tarafından faturalandırmadan yapılan usulsüzlükler hakkında duyurumlarda bulunduğunu, davacı firma dinamik ... ile davalı müvekkili firmanın hidrolik sorumlusu arasında etik dışı bir takım ilişkilerin olduğu, davacı firmanın, ...'ın müşterilerine adı geçen ... personelinin ilişkilerini kullanarak teklif verdiği ve bir çok iş aldığını anlattığını, bu ilişkinin davalı ... firmasından uzun süre saklandığını, davacı firmanın ...'ın iyi niyetini ve güvenini suiistimal ederek yansıtabileceği iskonto oranlarının çok altında oran uygulayarak haksız kazanç elde ettiğini, 2020 yılının 21 Şubat tarihinde, bir seri imalat projesi için çıkartılan malzeme listesine davacı firmanın verdiği teklifin daha önceden verilen, fatura edilen rakamlardan çok daha düşük olduğunun görüldüğünü, tüm bu farklar ortaya çıkartıldığında firmanın personelleri ile birkaç kez çağrıda bulunulduğunu, toplantıların yapıldığını, ancak tatmin edici hiçbir cevap verilmediği için beklemede kalındığını, davacı firmanın, anlaşmaya riayet etmeyerek tamamen güven duygusunu kullanarak kötü niyetle ... firmasından haksız kazanç elde ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... uyuşmazlığın, davalının; ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez 14/03/2021 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; davacı, ... Şti.'nin 93.338.44 Tl. asıl alacağının, kayıt düzenine göre mevcut olduğu, temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir tespit yapılmadığından, işlemiş faiz uygulanması gerekmediği, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep edebileceği, icra inkar tazminatının takdirinin mahkememize ait olduğu bildirilmiştir.Tarafların tacir oldukları, davacı tarafından davalı aleyhine cari hesaba bağlı alacak nedeniyle takibe başlandığı, tarafların tacir olması nedeniyle her iki tarafından ticari kayıtları üzerinde mali müşavir tarafından inceleme günü verildiği, davalı incelme günü ticari kayıtlarını sunmadığı, davalı ticari kayıtlarını sunmayarak karşı tarafın iddiasını kendi kayıtları üzerinde teyit etme imkanı tanımadığı, davacının ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının davalıdan 93.338,44 TL asıl alacağının bulunduğunun tespit edildiği, bu nedenle davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın cari hesaba bağlı alacak olması nedeniyle likit olduğu bu nedenle asıl alacak olan 93.338,44 TL oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak 93.338,44 TL üzerinden takibin aynı şart ve koşullarda devamına, asıl alacak olan 93.338,44 TL.'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin itirazın iptali istemlerinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından gerekçeli kararın 6 nolu bendi ile yargılama giderlerine kabul ve ret oranlarına göre hüküm altına alındığını, 9 nolu bentte, davalı yararına vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın hatalı olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 maddesinde, toplantıya katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacağını, ayrıca vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, 14.07.2020 tarihli arabuluculuk tutanağı ile anlaşma sağlanamadığını, anlaşma tutanağı incelendiğinde davalının bir saat beklenmesine rağmen katılmadığını, kararın bu husus bakımından hatalı olduğunu, bu sebeple düzeltilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." adı altında faaliyet alanı olan yer hizmetleri ve destek ekipmanları, kamyon üstü mobil hava kontrol üniteleri, uçak çeker towbarlar vb imalatını yapan ve yerli hava taşıma şirketleri ile hava meydan işletmelerine ve savunma sanayi sektörü ile 60'tan fazla ülkeye ihracat yapan sanayi şirketi olduğunu, faaliyeti gereği kendi tasarımından oluşan ekipmanları ürettiği gibi genellikle anlaşmalı olduğu şirketlerden satın almış olduğu kamyonları kullanım amacına uygun modifiye ettiğini bu amaçla önemli ölçüde dokümanlar kullandığını, ekipmanların çoğunlukla yerli ve milli üreticiler ve/veya bunların ürünlerini satan tedarikçi şirketlerle ticari teamüle uygun olarak mail yöntemi yapılan yazışmalarla sürdürüldüğünü, davacı şirketin müvekkili şirketin saptadığı ve 6 yıldan beri tedarikçi olarak çalıştığını, hidrolik bağlantı elemanları ile hidrolik hortumları tedarik ettiği firma olduğunu, ürün fiyat listesi baz alınarak bu liste fiyatlarında yapılacak iskonto oranında anlaşmaya varıldığını, davacı şirket ile de 10.12.2015 tarihli e-posta ile teyit edildiği üzere mal tedarikinde sel hortum cari fiyat listesi üzerinden %50 iskonto yapılmasına dair anlaşmaya varıldığını, davacı firmanın kestiği faturalarda 2018 yılına kadar bir sorunla karşılaşılmadığını, 2018 yılı başlarından itibaren üretici firmanın güncel listeleri ve güncel iskontolarının bildirilmediğini, bu tarihlerde dövizlerdeki aşırı yüksek oynama neticesinde üretici firmanın 5 ay arayla iki yeni fiyat listesi açıkladığını müvekkilinin bilgisi olmadığını, müvekkilinin davacının düzenlendiği faturaları üstünden ve internetten elde ettiği bilgilerle hidrolik birim fiyatları hakkında bilgi sahibi olduğunu, oysa iskonto miktarının her döneme göre değişiklik arz edeceğinin yerel cari ticari teamül olarak uygulandığını, 2018 yılı için kararlaştırılanın sabit kalamayacağını, her dönem için 2 iskonto oranının uygulanması gerektiğini, bu fiyatların davalı firma tarafından gerek personel ve sistem değişikliği, gerek işlerin yoğunluğu, gerekse bireysel hatalar sebebiyle o tarihlerde tespit edilmediğini ve anlaşma dışı fahiş fiyatlarla tamamen kötü niyetli olarak haksız şekilde kesilmiş bir çok fatura ödemelerinin davalı firmaya düzenli olarak yapıldığını, davacı firmanın satış sorumlusuna 2019 yılı sonlarına doğru faturalandırmalardaki yapılan usulsüzlükler hakkında duyurumlarda bulunulduğunu, proje ile ilgili birçok kalem için daha önce teklif edilen rakamların çok altında teklif yapıldığını, oysa bilinçli olarak fazla fiyatlarla faturalar düzenlendiğini, bu konuda tüm farklar ortaya çıkartıldığında firma personelleri ile birkaç kez çağrıda bulunulduğunu, fabrikada toplantılar yapıldığını ancak hiçbir cevap verilmediğini, ortaya çıkan haksız kazanç tutarı ile davacı firmaya olan borcun aynı rakamlarla olduğu için anlaşma zamanına kadar ödeme yapılmadığını, davacı ve davalı yönetiminin bilgisi dışında etik olmayan ilişkiye giren personelin firmadan istifa ettiğini, davacı firmanın anlaşmaya riayet etmeyerek tamamen güven duygusunu kullanarak kötü niyetle müvekkili firmadan haksız kazanç elde ettiğini, eski çalışanın ifadesine göre bunun davacı firmanın sahibinin bilgisi dahilinde ve bilerek yapıldığını, davacı firmanın kesinlikle olması gereken rakamın çok üstünde fazla kesilen rakamları yalanlamadığını, sadece tacir olarak tebellüğ ettikleri fatura içeriğine süresi içerisinde itiraz etmeyerek kabul ettikleri iddiasına dayanıldığını, müvekkili şirketin sadece, karşılıklı mutabık kalınacak 2018,2019 ve 2020 yıllarında satın alınan tüm hidrolik hortumların %65 - 70 arası iskontoya göre ortaya çıkacak farkın iadesi faturası ile düzeltilmesini talep ettiğini, sözleşme ile kararlaştırılan şekle göre davranılması talebini reddeden davacı şirketin toplantıdan kısa süre sonra icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini, %20 oranında icra inkar tazminatı uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında tutulan hesabın açık hesap olduğunu, davacı firmanın mesleki yerel cari, ticari teamüle aykırı hareket ettiğinin saptanmasına yönelik savunma yaptıklarını, bu araştırmanın yapılmadığını, bu nedenle sadece defterlerde ki kayıt esas alınarak bunlara dair görüş bildirilmediğini, rapora itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, delilleri arasında İTO, meslek komitesi, sanayi odası ve ... vb firmalara müzekkere yazılarak sektör için hidrolik ve pinomatik aksamlı talaşlı imalat yapan montaj sektöründe kullanılan hidrolik hortum, vana vb malzemelerin alım satım işlerinde üretici firmaların ilan ettikleri ürün satış fiyat listesi üzerinden iskonto uygulanmasının resen yapılıp yapılmadığı ile baz oranlarının 2018 - 2020 yılları dahil ne oranda olduğunun sorulmasını istendiğini, delil araştırma taleplerinin yerine getirilmediğini iddia ederek, kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının açık hesaptan kaynaklanan alacağına dayanak olan faturalarda gerekli olan iskonto oranının uygulanıp uygulanmadığı, iskonto oranının uygulanmasının taraflar arasındaki ticari ilişkinin gereği olup olmadığı, mahkemece eksik inceleme yapılıp yapılmadığı ve arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı yararına vekalet ücreti takdiri ile diğer yargılama giderlerine dair verilen hükmün Arabuluculuk Kanunu'na uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirkete çok sayıda e-faturalar ve irsaliyeli faturaların düzenlenmiş olduğu, taraflar arasında faturalarla ilgili olarak sel hortumlarına dair ne kadar iskonto yapılacağı hususunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, iskonto yapılacağının bazı ürünler yönünden sözlü olarak kararlaştırıldığı, mail yolu ile iletildiği, 25.02.2020 tarihinde davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen mailde ürünler belirtilerek listeden %50 iskonto yapıldığının belirtildiği, 26.02.2020 tarihli mailde ürünleri belirtildiği ancak iskontoya ilişkin olarak açıklamaya yer verilmediği, mail yazışmaları ile teklif ve ürünlerle ilgili iskontoların belirlendiği, davalı şirket adına düzenlenen hidrolik + pinomatik ürünlere dair 2019 yılındaki faturalarda detay iskontosu adı altında iskontonun uygulanmış olduğu, davacı şirket tarafından cari hesaptan kaynaklanan 200.773,87 TL alacakla birlikte 12.738,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2013.512,01 TL alacağın tahsili amacıyla davalı şirket hakkında ... sayılı dosyasıyla 16.06.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından takibe karşı itiraz edildiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflar dosyaya delillerini ibraz etmiştir. Mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.14.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2019-2012 yılı ticari defterlerini ibraz ettiği, davalı şirketin inceleme gününde yasal defter ibraz etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı, davacı kayıtlarına göre 93.338,44 TL cari hesap bakiyesinin mevcut olduğu, bu alacağı 128 şüpheli alacaklar hesabına aktarmak suretiyle takibe devam ettiği, taraflar arasında yapılan teklif formlarının mevcut olduğu, davalı tarafın, 14.7.2020 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısına katılmadığının dosya içeriğindeki belgeden anlaşıldığı, davalı vekilinin, itiraz dilekçesinin bir bölümünde , davalı firma tarafından, gerek personel ve sistem değişikliği, gerek işlerin yoğunluğu, gerekse bireysel hatalar sebebi ile o tarihlerde tespit edilmemiş ve anlaşma dışı, fahiş fiyatlarla, tamamen kötü niyetli olarak haksız kesilmiş birçok faturanın ödemelerinin düzenli olarak davacı firmaya yapıldığını belirttiği, yapılan incelemede taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2014 yılından itibaren devam ettiği ve ürün alımı, sipariş verilmesi gibi işlemlerle, tekliflerin verildiğinin görüldüğü, örnek raporun rapor içeriğine alındığı, taraflar arasında, iskonto vs. işlemler için bir sözleşmenin mevcut olmadığı, karşılıklı teyitleşmelerle gerçekleştirildiği, davalının defter ibraz etmediği, cari hesap kayıtları ve iskontodan kaynaklı çelişkileri giderecek, belge ibraz etmediği, davacı şirketin 93.338.44 TI. asıl alacağının, kayıt düzenine göre mevcut olduğu. temerrüte düşürülmesi ile ilgili bir tespit yapılmadığından, işlemiş faiz uygulanması gerekmediği belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu iddiasının tespit edildiğini, müvekkili ile davalı arasında cari hesap ilişkisi gereğince zamanında ödenmeyen fatura bedellerine faiz uygulanacağının kararlaştırıldığını belirterek, faiz yürütülerek takip başlatıldığını, davanın kabulü ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; pandemi nedeniyle müvekkili şirketin personeline dair %70 oranında kısa çalışma rejimi , ücretsiz izin uygulandığını, defterlerin adliyeye ulaştırılmasının mümkün olmadığını, yerinde inceleme talebinin birkaç saat gecikme ile yapıldığını, raporu kabul etmediklerini, dava konusu ihtilafın nedeni olan cari yerel ticari teamülü doğrulayan ve dosyaya sunulan 2018 ve müteakip yıllar cari fiyat listeleri ve piyasa ortalama cari iskonto oranlarının ilgili meslek kuruluşundan ve/veya fiyat listesi sunulan sektörel üretici firmalardan getirtirilerek mukayeseli incelemeler yapılmadığını, İTO Sanayi odası ..., ..., ... gibi firmalara müzekkere yazılarak sektör için hidrolik ve pinomatik aksamlı talaşlı imalat yapan vb malzemelerin alım satım işlemlerinde üretici firmaların ilan ettikleri yılık ürün satış listesi üzerinden iskonto uygulamasının resen yapılıp yapılmadığı ile iskonto oranlarının sorulmasına karar verilmesini davalı defterlerinin incelenmesi için mahallinde inceleme yetkisi verilmesini ve kapsamda ek rapor alınmasını, ek dilekçesinde ise; pandemi nedeniyle şirket içi çalışma rejiminin aksadığını, bilgi ve belgelerin ek olarak sunulmak zorunda kalındığını, rapor içeriğinde sözleşmenin mevcut olmadığının ifade edilerek ekli maille ve teklif kabullerinde iskonto oranının gösterildiğini, ancak piyasada iskonto oranının %77 seviyelerine ulaşmasına rağmen %50 iskonto yapılmaya devam edildiğini, davacı firma sahibinin müvekkili firmanın satın alma elemanını kendi satış elemanlarına da uyandırmayın adamları şeklinde telkinde bulunduğunu, bunun şahitle ispat edilebileceğini, piyasada cari mesleki teamüle aykırı olarak yapılması gereken iskontonun gizlenerek 2020 yılında 100.000,00 TL haksız kazanç elde eden davacı şirketten cari hesap borcunun bu tutarları iade faturası gereği tenzili talebinin karşılıksız bırakıldığı gibi hakaret edildiğini ve yargıya intikal ettiğini belirterek, itiraz dilekçesini tekrar etmiştir. Mahkeme tarafından kesin süreye rağmen defterlerin sunulmadığı gerekçesiyle davalının defter inceletme talebi reddedilerek yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasındaki ihtilaf konusu alacak ticari satımdan kaynaklanan alacaktır. Her iki taraf sermaye şirketi tacirdir. TTK'nın 1. maddesinde, kanunun uygulanma alanı üst başlığı ile ticari hükümler düzenlenmiştir. 1/1.fıkrada TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu, bu kanundaki hükümlerle bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümlerin ticari hükümler olduğu, 2. fıkrada, mahkemenin, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde ticari örf ve adete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar vereceğine yer verilmiştir. Ticari örf ve adet ise 2. maddede düzenlenmiştir. TTK 2/1fıkrada; kanunda aksine bir hüküm yoksa ticari örf ve adet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül mahkemenin yargısına esas olamayacağı ancak irade açıklamalarının yorumunda teamüllerinde dikkate alınacağı ifadelerine yer verilmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinde, kanunda düzenlenen hususlarda bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari işler olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 23.maddesinde ise ticari satış ve mal değişimi düzenlemesine yer verilmiştir Maddenin son fıkrasında; ayıplı mallarla ilgili olarak TBK'nın belirtilen hükmüne atıf yapılmıştır.Yukarıda belirtildiği üzere her iki traf tacir ve sermaye şirketi olup aralarında gerçekleştirilen teklif ve mail görüşmeleri ile ticari satıma dair ticari işlemler gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple davalı vekilinin uyuşmazlığa konu faturalarda yer alan ürünlerle ilgili İTO vb. kurumlarda teamüle ilişkin ve iskontoyla ilgili olarak araştırma yapılmasına dair talep ve istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı taraf fatura konusu ürünleri satın almadığını ve ürünlerin kendisine teslim edilmediğini savunmamıştır. Aksine ürünlerin teslim edildiği, faturaların ticari defterlere kaydedildiği kabul edilmektedir. Davalının savunması, davacı tarafça uygulanması gereken iskonto oranının uygulanmayarak faturalardan dolayı davacının haksız kazanç elde ettiğine ilişkindir. Bu durumda davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde hukuki yarar olmayacaktır. Davalı taraf, fahiş fatura bedelleri ile haksız kazanç savunmasını yasal delillerle ispat edememiştir. Her iki taraf tacir olup, özgür iradesi ile yazılı olmayan ticari ilişki kapsamında alım satım gerçekleştirmiştir. Kaldı ki taraflar arasında iskontoya ilişkin yazılı bir sözleşmede mevcut değildir. Davacı taraf usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen ve delil niteliğinde bulunan ticari defter ve kayıtlarına göre takip konusu cari hesaptan kaynaklanan asıl alacak iddiasını ispat etmiştir. Bu sebeple mahkemenin kabulü yerinde görülmüştür. Diğer taraftan, alacağın miktarı likit ve taraflarca bilinebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının kabulünde de bir isabetsizlik mevcut değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davacı taraf ise davalının arabuluculuk görüşmesine katılmadığını bu sebeple 6325 sayılı yasanın 18/A-11 maddesi gereğince toplantıya katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu olacağını ,ayrıca lehine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini belirterek, mahkemenin buna dair vermiş olduğu kararın isabetli olmadığını iddia etmiştir. Hüküm tarihi 06.04.2021'dir. Aayasa Mahkemesinin 2023/160 E- 2024/77 K sayılı, 14.03.2024 tarihli kararıyla bu 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. bendi kısmen iptal edilmiş ve anılan bendin birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresinin ile bendin ikinci cümlesinin ( "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." cümlesinin) Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu iptal hükmü, 18/4/2024 tarihli ve 32521sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında, kararın, yayın tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Diğer bir deyişle, Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle henüz yürürlükte olan yasal düzenlemenin aksine arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı yararına vekalet ücreti takdiri ile yargılama giderlerinden kısmen sorumluluğuna dair kabul kararı yerinde olmamış, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin asıl alacak 93.338,44 TL üzerinden takip talebindeki koşullarda devamına, 3-Asıl alacak olan 93.338,44 TL'in %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Fazlaya ilişkin itirazın iptali istemlerinin reddine, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 6.375,95 TL harçtan, peşin alınan 606,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.769,66 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından yapılan ilk dilekçe gideri 668,49 TL, bilirkişi gideri ile tebligat ve müzekkere gideri 841,00 TL olmak üzere toplamda 1.509,49 TL yargılama giderinin, arabuluculuk görüşmelerine katılmamış olması nedeniyle tamamının, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında kamu tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin, arabuluculuk görüşmelerine katılmamış olan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,8-Hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden belirlenen 12.817,15 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olmasına rağmen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A-11 maddesi gereğince arabuluculuk toplantısına katılmamış olması nedeniyle, davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,10-HMK'nın 333. maddesi gereğince, gider avansı bakiyelerinin yatıran taraflara iadesine,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harçlarının ise talep hâlinde davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan162,10 TL istinaf başvuru harcı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 12-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,13-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.11.2024