Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/205 E. 2022/235 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/205
- Karar No
- 2022/235
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2022 NUMARASI :... DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/09/2022 tarih ve 2020/205 E. - 2022/235 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1982 yılında beri turizm, gayrimenkul, perakende gibi farklı alanlarda faaliyet göstermekte olan müvekkili şirket ve bağlı olduğu grubun "..." ibareli tanınmış tescilli markalarının sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının 2019/30220 numaralı "..." ibareli markanın tescili talebinde bulunmuş olup müvekkilinin itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 21/02/2020 tarihli kararı ile bir kısım mal ve hizmetin markadan çıkarıldığını, kalan mal ve hizmetlere ilişkin müvekkilinin yeniden inceleme talebinin YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davaya konu marka ile müvekkiline ait markaların esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresinden dolayı markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin bütünsel açıdan markaların karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıftaki mal ve hizmetler ile dava konusu markanın tescilinin talep edildiği sınıftaki mal ve hizmetlerin benzerliği, hitap edilen alıcı grubunun düzey ve aynıyeti nazara alındığında, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının devamı olarak algılanacağını, müvekkilinin tanınmış markasına benzer bir başvurunun kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin "..." ibareli markalar üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek 2020-M-4397 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2019/30220 sayılı markanın tüm sınıflar açısından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davacının ... adlı bir otelinin mevcut olduğunu ancak "..." markasının herhangi bir ürün ve hizmette kullanılmaması nedeniyle tanınmış olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı adına tescil edilen "..." markasının kullanılmaması nedeniyle açılan hükümsüzlük davasının halen derdest olduğunu, müvekkilin markasında yer alan "..." ibaresinin ayırt edicilik sağladığını, davacı markalarının esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresinin Latince kökenli olup yeni anlamına gelmesi itibariyle zayıf karakterli bir marka niteliğinde olduğunu, bu ibareye yapılacak küçük eklemelerin markaya yeterli bir ayırt edicilik sağlayacağın ve yeni anlamına gelmesi nedeniyle de ibarenin herhangi bir kimsenin tekeline bırakılamayacağını, ve benzer olmayan markalar arasında iltibastan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, yargılama aşamasında kullanmama defi ileri sürülmesi üzerine davacı tarafından ibraz olunan "..." ibareli bornoz, kimono, havlu ve terlik satışına ilişkin evrakın hangi tarihte düzenlediğinin denetiminin yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, anılan evrakın her zaman üzerinde değişiklik yapılabilecek niteliğe sahip olup herhangi bir resmi makam tarafından tasdiklenmediği, içeriğinde yer alan kayıtların markanın kullanılması hususunu tek başına ispatlama gücünden uzak olduğu, dolayısıyla davacıya ait "..." ibaresini içeren 2008/37379 sayılı markanın, tescili kapsamında yer alan emtialar bakımından dava tarihinden önceki son 5 yıl içinde ciddi surette kullanımın ispat edilmediği, dava konusu markanın bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, markalar arasında "..." harflerinden kaynaklı bir ortaklık bulunuyorsa da, markaların farklı harf, kelime ve hecelerden oluştukları, Türkçe'de sargı, paket vb." anlama gelen "..." sözcüğünün dava konusu markanın genel görünümü içinde bağımsız ayırt edici karakterinin bulunmadığı, ilgili tüketici kesiminin markayı "..." şeklinde anlamı bulunmayan bir bütün olarak algılayacağı, daha önce davacı markaları ile karşılaşan ilgili tüketici kesiminin dava konusu marka ile karşılaştığında, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, dava konusu markayı davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı ve marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacının "..." markasını otelcilik sektöründe sadece tek bir kanaldan (... ... Otel) otel müşterilerine arz ettiği, davacı markalarının ilgili sektörde yoğun kullanım, tanıtım, promosyon ile ulusal ölçekte ün yapmış ve iyi bilinen markalar mertebesine ulaştığı hususunun ispatlanamadığı ve davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin sunduğu hizmetler ve yoğun kullanımı sonucu ayırt edici nitelik kazananan "..." markasının, müvekkili tarafından gerek otel içinde gerekse de http://.../ alan adlı internet sitesi üzerinden satışı gerçekleştirilen ürünlerde kullanıldığını, bu itibarla "..." markasının hizmet ve mallar üzerinde de aktif olarak kullanıldığını, aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında da kullanılan markanın müvekkili ile özdeşleşmiş itibarlı bir marka olduğunu, dava konusu “...” markasının müvekkiline ait markalar ile birebir ayniyet arz ettiğini, markalar arasındaki bu düzeydeki benzerlik nedeniyle müvekkili tarafından ayrıca hükümsüzlük davası açıldığını, müvekkilinin markası 1-45 arasındaki tüm sınıflarda tescilli olup davaya konu marka 24,25 ve 35. sınıflarda tescil edilmek istendiğinden 24, 25 ve 35. sınıflar bakımından emtia ve hizmet benzerliğinin söz konusu olduğunu, markalar arasındaki görsel, sessel ve yazımsal benzerlik de nazara alındığında davalının markası ile karşılaşan tüketicilerin ilk olarak bu markayı müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılayacaklarını ve markalar arasındaki benzerliğin tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceğini, davalının müvekkilinin markasına benzer bir markanın tescili isteminde bulunmasının iyi niyetli olmadığını ve müvekkilinin uzun yıllardan beri kullandığı ve kendisi ile özdeşleşmiş sektörde bilinirliğe sahip markanın üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira iltibas değerlendirmesinin, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek yapılmasının mümkün olmadığı ve bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olduklarının kabulü halinde dahi bir tescil engelinin doğmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...