Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/167 E. 2022/30 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/167
- Karar No
- 2022/30
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/226 - 2025/680 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/226 KARAR NO : 2025/680 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2022 NUMARASI : 2020/167 E. - 2022/30 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2022 tarih ve 2020/167 E. - 2022/30 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkili şirketlerden ...’nin 2013/61946, 2011/36869, 2013/02481, 2013/106321, 2014/74107 sayılı ... ibaresini havi markaların sahibi olduğunu, diğer müvekkili ... Süt’ün ise 2011/36868 sayılı ... ibaresini havi markanın sahibi bulunduğunu, davacıların ... markasının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin ... ... ibareli marka başvurusunun müvekkillerinin anılan markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkillerinin ... markalarının yoğun kullanım ile ayırt edici hale geldiğini, davalı şirketin marka başvurusunun tescili halinde müvekkillerinin tanınmış ve kullanım yolu ile ayırt edici hale gelmiş markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde edileceğini, ... ile ... ibarelerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer hatta aynı olduğunu, markaların aynı olmadığının düşünülmesi halinde bile taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin oluştuğunu, davalının marka başvurusunun aynı zamanda kötüniyetli bir başvuru olduğunu, müvekkillerinin ... ibareli markalarının zaman içinde kullanım sonucu ile ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle somut olayda SMK madde 6/3 ve 6/6 koşullarının da oluştuğunu ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-2842 sayılı kararının iptali ile davalının 2019/04808 sayılı marka başvurusunun tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı şirketlerin davalının dava konusu marka başvurusuna itiraz aşamasında ileri sürmediği 2013/02481 ve 2014/74107 sayılı markalarını bu davada gerekçe olarak koyduğunu, bu durumun davalı şirket tarafından kabul edilmediğini, davacıların ... markasının tanınmış marka olarak kayıtlı olmakla birlikte davacıların ... ibaresinin yanına ilave ettiği unsurların tanınmış marka olmadığını, aksi durumun hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, ... kelimesinin davacıların tekelinde olmasının mümkün olmadığını, somut olayda iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu marka başvurusunun kapsamında yer alan 29. Sınıf malların davacıların listelenen markalarının kapsamında aynen yer aldığı, somut olayda emtia ayniyetinin oluştuğu, davacılara ait marka tescillerinde, ... ..., ... ...+şekil, ..., ... gibi kelime unsurları ve şekil unsurlarının ön plana çıktığı, dava konusu marka ... ... ibaresi ve şekil unsurundan oluştuğu, ... ..., ... ...+şekil, ..., ... ibarelerinde, özellikle ayırt edici unsur olduğu kanaatine ulaşılan ibarelerin ve markalarda kullanılan şeklin farklı olmasının bahse konu markaları birbirinden farklılaştırdığı, dava konusu marka ile davacılar adına tescilli markalar arasında 6769 Sayılı Kanunun 5/1-ç maddesi anlamında bir ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, tarafların çatı markalarının ... ve ... olduğu, uyuşmazlık nedeninin ise ... ve ... ibareleri olduğu, ... ve ... ibarelerinin görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğe yol açmadığı, ... ve ... ibarelerinin, ayırt ediciliği yüksek ibareler olmadığı, 29. sınıf ürünler yönünden tanımlayıcı amaç bildiren, atıştırmalık niteliğinde olduğu izlenimi yaratan slogan niteliğinde ibareler olduğu, tek başına yeterli ayırt ediciliği olmayan bu ibarelerin, çatı markalarla birlikte dikkat çekici hale geldiği, bütünsel olarak bıraktığı izlenimin benzer olmadığı, davalı başvurusunda bulunan ... ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, davacıların ... markalarının tanınmışlığını ispata yeter düzeyde delil bulunmadığı, eskiye dayalı kullanım hakkının ispatına yeter düzeyde delil olmadığı, davacıların ticaret unvanı ya da bu madde kapsamında yaptığı itirazların koşullarının oluşmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, dosya kapsamında yapılan bilirkişi inceleme neticesinde düzenlenen raporun aksi şeklinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirketlere ait markaların gerek mal ve hizmet sınıflarında ve gerekse görsel, işitsel ve anlamsal yönden benzer olup, bu durumun iltibas tehlikesi yarattığını, ayrıca tescil edilmek istendiği eşya sınıfının da birebir aynı olduğunu, davalının bu markayı bilerek seçerek tescilini istediğini, müvekkilinin “...” ibaresini uzun yıllardır kullandığını, ibarenin ayırt edici unsur haline gelmesini sağladığını, dava konusu başvuru ile müvekkili şirketler markaları arasında yapılacak değerlendirmede, sadece görsel ve işitsel olarak ibarelerin karşılaştırılması suretiyle değil ve fakat her iki markanın da üzerinde kullanıldığı ürünler bakımından üretim ve pazarlama amacına hizmet ettiği göz önüne alındığında, anlamsal açıdan yüksek benzerliklerinin bulunduğu da dikkate alınarak karşılaştırma yapılması gerektiğini, gerek müvekkili şirketler tarafından “...” markası kapsamında üretilen ve satışa sunulan ürünler ve gerekse davalı şirket tarafından işbu marka adı altında üretilecek ve satışa sunulacak ürünler, üretim tarzı ve metodu doğrultusunda, bir anda açılıp tüketilecek ürünler olduğundan, markaların bu denli birbirlerine benzer oluşu, her iki markanın tek bir sahibi olduğuna ilişkin tüketici nezdinde yanılgı yaratabileceğini, davalının bu şekildeki kullanımı ile müvekkili şirketlerin markasının ayırt edici niteliğini zedelediğini, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde de, dava konusu marka ile redde mesnet müvekkil şirket markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğu hususu açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirketlerin "..." esas unsuru ile seri marka yaratma amacının bulunduğunu, dava konusu markanın aynı zamanda 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri gereğince de tescil engeli taşıdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyada kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait "..." esas ibareli markaların, davalının "..." ibareli başvurusu yönünden SMK'nın 5/1-ç, 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı Şirketin başvurusunun "..." ibaresinden oluştuğu, itiraza mesnet davacı taraf markalarının ise "... ..." ibareli olduğu, davacıların markalarının asıl unsurunun "..." ibaresinden meydana geldiği, davalı tarafın başvurusunun ise "..." esas unsurlu olduğu, zira markalarda yer alan ... ve ... ibarelerinin çatı marka olması nedeniyle iltibas incelemesinde dikkate alınamayacağı, bu bağlamda markalar arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, başvuruya konu markanın davacılar adına tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının yüksek ihtimal dahilinde olduğu, başvuruya konu markada yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliğe sahip olmadığı, emsal nitelikteki başka bir davada, "... ..." ibareli başvuru hakkında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarih ve 2018/2010 E.- 2019/3723 K. sayılı ilamı ile de aynı sonuçlara varıldığı, bu itibarla davalının başvurusuna konu ibare ile davacı tarafın itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacıların itirazına mesnet markalarının kapsamı ile davalının başvurusunun kapsamında bulunan davaya konu mal ve hizmetlerin benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu anlaşılmıştır. SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacıların markalarının tanınmış olduğu ispatlanamadığı gibi davalının markasının, davacının markalarından haksız yararlanmaya neden olabileceği, davalının markasının itibarının zarar görebileceği veya davalının markasının ayırt edici karakterinin zedelenebileceği yönünde kanaat de oluşmamış, bu nedenle somut uyuşmazlık açısından SMK'nın 6/5. maddesinin şartlarının bulunmadığı, ayrıca eskiye dayalı kullanım hakkının ispat olunmadığı, davacıların ticaret unvanı ya da bu madde kapsamında yaptığı itirazların koşullarının oluşmadığı ve kötüniyet iddiasının ispat edilemediği anlaşılmış olup, bu hususlarda ilk derece mahkemesince de aynı sonuçlara ulaşılmıştır. Tüm bu gerekçeler ile tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas bulunduğu için davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçe ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2022 Tarih ve 2020/167 Esas - 2022/30 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-DAVANIN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-2842 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Davalı şirket adına tescil edilen "... ... + şekil" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Sicilden terkin edilmesine, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00.TL bilirkişi ücreti, 260,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 549,00.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 3.279,70.TL yargılama giderine 54,40.TL peşin harç, 54,40.TL başvurma harcı tutarı eklenmesiyle elde edilen toplam 3.388,50 TL'nin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, 7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacılardan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.