Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/6135 E. 2022/10604 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/6135
Karar No
2022/10604
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1298 KARAR NO: 2025/45 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 09/03/2022 NUMARASI: 2017/237 Esas - 2022/165 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 15/01/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın geçirdiği trafik kazası sonucu tedavi gördüğünü ve tedavi sonunda sakat kaldığını, kaza tutanağına göre; bu kazanın oluşumunda ... plakalı hususi otomobil sürücüsü ... ün 2918 sayılı K.T.K.’de belirtilen sürücülere ait diğer kusurlardan 57/1 A (Kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek) kuralını ihlal ettiği, diğer araç sürücüsü ...'ın ise bir kusurunun bulunmadığının kaza yerinde yapılan tetkik ve inceleme sonucu anlaşıldığını belirterek sürekli işgücü kaybı nedeni ile 100 TL , geçici işgücü kaybı nedeni ile 100 TL olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur incelemesi yapılması gerektiğini, Güvence Hesabının sorumluluğunun Teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, temerrüt faizinin talep edilemeyeceğini beyan ile, davanın reddini, aksi durumda kusur ve tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Geçici iş göremezlik talebinin feragat nedeniyle reddine, Sürekli iş göremezlik tazminat talebinin kabulü ile 73.878,61 TL'nin 20/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili katılma yolu ile sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava her ne kadar 2017 yılında açılmış olsa da, yargılamanın devamı ve karar aşaması 2022 yılına sarkmış ve 09/03/2022 tarihinde karar verildiğini, karar tarihine en yakın asgari ücretin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğinin Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, tazminat hesaplamasında karar tarihine en yakın verilerin dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karşı tarafın başvuru şartının gerçekleşmediğini, müvekkili kurum tarafından istenilen belgeler iletilmeden tahkim yoluna gidildiğini, kaza tarihi 02.02.2017 olmasına rağmen işbu bilirkişi raporunda hatalı olarak davacının 2019 yılına ait geliri esas alınarak başvuranın gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu yönünde bir hesaplama yapıldığını, davacının kazanın meydana gelmesinde müteafik kusuru bulunduğunun sabit olduğunu, davacının kaza esnasında koruyucu ekipmanını (dizlik) kullanmadığını, 04.12.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Genel Şartlar gereği hesaplamada 1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Buna göre, hesaplama yapılırken yapılacak iş, davacının kaza tarihindeki ve kaza tarihinden itibaren hesap tarihine kadar ki her ay gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; diğer bir ifade ile işlemiş dönem hesabında kaza tarihinden itibaren her ay elde edilen gelirin hesap tarihine kadar ay ay olacak şekilde ayrı ayrı hesaplanması, işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir. Somut olayda, davacının kaza tarihi olan 02/02/2017 tarihinden itibaren SGK çalışma dökümüne göre 2017,2018 ve 2019 yılı geliri üzerinden işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının; davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması suretiyle de işleyecek dönem hesabının yapılarak tazminat hesaplanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Davacı vekili tarafından yargılama sırasında asgari ücrette değişiklik sebebi ile güncel veriler üzerinden hesaplama yapılması gerektiği yönünde son bilirkişi raporundan sonra hükümden önce talepte bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının dizlik takıp takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı Güvence Hesabı'na başvurduğu ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı, eksik belge ile müracaat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.046,65 TL harçtan peşin alınan 1.261,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.784,99 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/6135, K. 2022/10604, T. 04.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-6135-e-2022-10604-k-ecc804ac3d94