Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/1588 E. 2025/1078 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/1588
- Karar No
- 2025/1078
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2020/1588 KARAR NO : 2025/1078 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 22.12.2017 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/1669 E., 2017/1038 K.
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, kooperatifin 21.06.2015 tarihli genel kurulunda devam eden konut inşaatlarının maliyetinin karşılanabilmesi için her bir üyenin 9.500,00 TL ödemesinin karar altına alındığını, bu mali yükümlülüğün davalının da aralarında bulunduğu bir kısım üyelerce yerine getirilmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Kayseri 6. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11106 sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalının haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 28.11.2013 tarihli S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığı ile aralarında yapılan ibranamede müvekkilinin herhangi bir borcu kalmadığının açık olarak yazdığını, hiçbir borcun kalmaması sebebiyle 13.09.2011 tarihinde üyelik sonucu olan taşınmazın ferdileştirme nedeniyle tescili için tapudan tarafına devir ve tescil yapıldığını savunarak, davanın reddine, takip konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "...Toplanan tüm deliller, dosya kapsamı dosya kapsamına uygun düzenlenen mahkememizce de hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu içeriğine göre, davalının davacı kooperatif üyesi iken, dairenin teslim ve tescili hususunda bir ihtilaf olmayıp, ihtilaf kooperatif tarafından belirlenen maliyet bedelinin tahsil edilip edilmeyeceği noktasındadır. Bilirkişilerce raporlarında irdelendiği üzere, davalının davacı kooperatife karşı kesin maliyet borcunu yerine getirdiği, davacının da buna istinaden davalıya tahsis edilen daireyi ferdileştirme yoluyla mülkiyetini geçirdiği, bu durumda davalının davacıya karşı genel gider borcundan başka bir yükümlülüğünün kalmadığı, 01.07.2012 tarihli genel kurulun 6. maddesinde tapusunu alan ortakların kooperatiften ayrılabileceğine dair kararın Kooperatifler kanunu' nun 23. maddesine aykırı olduğu için butlan yaptırımına tabi olmakla birlikte, davacının davalıdan sadece genel gider payları talep edebileceği, bunları dahi talep etmeden davacının sadece kooperatif üyeliğinden istifaya dayanarak Kooperatifler Kanunu' nun 81. maddesindeki dağılan kooperatiflerdeki hükmün, kooperatife karşı kesin maliyet borcu olmayan daire alan üyeler bakımından da uygulanması gerektiği, bunlara karşı sadece genel gider nedeniyle talepte bulunulabileceği, davalı adına ferdileşme sonucu verilen tapudan sonra belirlenen maliyet borcunun doğru ve gerçek bir maliyet olmadığı, dikkate alınarak, davalının kooperatifin belirlenen kesin maliyet bedelini ödediği ve ferdileşme ile dairenin tapusunu aldığı, genel kurulda alınan ve kesinleşen genel kurul kararı uyarınca, kooperatife bir maliyet bedeli olmadığı eğer ki 9.500,00 TL ek maliyetin kesin maliyet yanlış belirlenmesinden doğan ve her üyenin ödemesi gereken bir miktar ise gerek genel kurulda kararın alınış tarzı gerekse kooperatifin ana sözleşmesinin 61-63. maddeleri hükümlerine aykırı olarak belirlendiğinden, usulüne uygun olmayan bir nitelikte ve geçersiz olacağı, genel kurul kararına dayanak olarak üyeden talepte bulunulamayacağı, sadece davalıdan genel gider payı talep edilebileceği anlaşıldığından davacının davasının reddine, Davacının işbu alacağıyla ilgili olarak davalı hakkında davaya konu icra takibini başlatırken kötü niyetle hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden koşullarının oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinde hukukçu olamayacağını, bilirkişinin kooperatif defter kayıtlarında inceleme yapmadan rapor hazırladığını, ödeme kararı alınan genel kurul maddesinin iptalinin öne sürülmediğini, yıllar arasında oluşan maliyet farkının kapanması için bu kararın alındığını, davalı ile bir ibralaşmanın olmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, kooperatif genel kurul kararı ile belirlenen inşaat finansman giderinin tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı kooperatifin 21.06.2015 tarihli genel kurulunda 6. gündem maddesinde, "...kooperatifin kalan inşaatların tespitinin yapılması, (kesin hesap) maliyetinin belirlenmesi, tahsilatının bir takvime bağlanmasını, ve takvime bağlanan ve takvim süreci belirlenen tahsilat miktarlarının süresinde ödenmemesi durumun da geciken her bir ay için ayrıca aylık net %1,5 gecikme zammı alınması, kooperatif yönetim kurulu ile görüşüp kesin maliyeti belirlenen üyelerin kooperatiften izin almak kaydı ile borçlarının bir kısmının veya tamamının kooperatif yüklenicisi ile pazarlık yaparak borcunu ödemesi konusunda iş ve işlemleri yapmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesi" oy birliği ile kabul edilmiş; 7. gündem maddesinde de, "Ortaklık aidatlarının belirlenmesi maddesine geçildi. Yönetim kurulu üyesi ... söz alarak ortakların kalan inşaatlar için inşaat maliyeti olarak yaklaşık 9.500.00 tl'nin bir önceki madde de görüşülerek kabul edilen hususlar doğrultusunda ortaklarımızın ödemesi gereken kesin maliyet bedellerinin yönetim kurulumuzun alacağı ödeme planı kararı doğrultusunda ortaklarımızın yükümlülüklerini yerine getirmesi veya yönetim kurulumuzdan görüşerek izin almak kaydı ile yükümlülüklerini müteahhide karşı yerine getirmesi kaydı ile üyelik aidatı alınmamasını teklif etti bunu üzerine oylamaya geçildi.Yapılan oylamada teklif oy birliği ile kabul edildi." şeklinde karar alınmıştır. Davacı kooperatifin 21.06.2015 tarihli genel kurulunun 6. ve 7. gündem maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kooperatifin kalan inşaatlarının tamamlanması için her bir üyeden, yaklaşık olarak belirlenen 9.500,00 TL'nin kooperatife veya kooperatif yönetim kurulunun izni ile yükleniciye avans olarak ödenmesine oybirliğiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Anılan genel kurulun 7. gündem maddesinin iptali talebiyle, bir kısım davacı tarafından Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1113 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, Mahkemece 25.04.2016 tarihli kararla davacıların tamamının kooperatif üyeliğinden dava tarihinden önce istifa ettikleri, dava koşulu bulunan hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyizi üzerine, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih ve 2016/6318 E., 2019/4277 K. kararı ile, genel kurul kararının iptali davalarında üyenin yargılamanın sonuna kadar kooperatif üyeliğinin devam etmesinin dava şartı olduğu, mahkemenin bu konudaki tespitinin doğru olduğu ancak iptali istenen genel kurul kararı davacıları bizzat ilgilendirdiğinden ve istifadan sonra dahi genel kurulda tespit edilen bu bedel kendisinden isteneceğinden davacıların genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararları bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, dosyanın bozma sonrası mahkemenin 2020/10 E. sayısına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesindeki, genel kurul kararları aleyhine "pay sahipleri"nin dava açabilecekleri yolundaki hükmü dikkate alınarak, pay sahipleri tarafından açılmış bir genel kurul kararının iptali davası bulunmadığından, bu dosyanın bekletici sorun yapılmasına gerek görülmemiştir. Genel kurula bakanlık temsilcisinin katıldığı, toplantı ve karar nisaplarının oluştuğu, bir başka anlatımla genel kurul kararlarının yokluk sebeplerinin bulunmadığı görülmektedir. Bilanço açığının kapanması veya ortağın kişisel sorumluluğunun artırılması halinde ek ödemeden söz edilebilir. Bu bağlamda, aidatların artırılması, tapu alınması için bazı giderlerin alınması, gecikme faizi, konutların yapımının hızlandırılması için ek aidat, çevre ve bahçe düzenlemesine yönelik alınan kararlar ek ödeme niteliğinde değildir. Bu gibi hallerde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 31/1 ve 52/1. maddelerindeki ağırlaştırılmış karar yeter sayısına gerek yoktur. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 tarih ve 2278 E., 2303 K., 05.07.2012 tarih ve 3297 E., 4652 K.,Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.10.2009 2008/1237 E., 2009/11038 K., 05.11.2007 tarih ve 2006/11109 E., 2007/13776 K. sayılı ilamları aynı yöndedir.) Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidat bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve dolayısıyla mahkemece, sadece yokluk sebeplerinin değerlendirilmesi gerekirken, işbu dava genel kurul kararının iptali davasıymış gibi genel kurul kararlarının yerindeliği değerlendirilmiştir. Ayrıca, bir kooperatif ortağının bağımsız bölümüne ait tapu kaydının adına tescil edilebilmesi için, ortağın taşınmazına yönelik olarak kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olması gerekmektedir. Davacı kooperatifçe, bu ilkeye uygun olarak, davalı ortağın bağımsız bölümünün adına tescili öncesinde, o tarih itibariyle borçları belirlenmiş, bu borçların ödenmesi üzerine ibra edilmiş ve tapu kaydı adına tescil edilmiştir. "Konut Kesin Maliyet Hesabı İbra Sözleşmesi" başlıklı belge "Kesin Hesap" tanımlamasını içeren başlık taşımakta ve kooperatif genel kurullarında bu ibare kullanılmakta ise de, kooperatifin inşaatlarının devam etmesi karşısında, ana sözleşmenin 61. maddesindeki kesin hesabın somut olayda sözkonusu olmadığı, yapılan hesabın ortağın borcunun belirlenmesine yönelik olduğu açıktır. Dosyada bulunan ibraname, davalının ileriye yönelik hiçbir borcu kalmadığı, ileride doğacak borçların talep edilmeyeceği anlamını içermemektedir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince davalının, kesinleşmiş genel kurul kararına dayalı olarak talep edilen, inşaat finansman gideri olduğu anlaşılan ödemeden sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davanın dayanağı olan icra takibinde, genel kurulca kararlaştırılan 9.500,00 TL ile aylık %1,5 oranı üzerinden belirlenen 1.567,50-TL gecikme faizinin talep edildiği, davacı kooperatifçe üyenin ayrıca bir ihtarla temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan borcun ifası istenebileceğinden, gecikme faizinin, takip tarihi öncesi bir yıl için işletildiği, temerrüt faizi işletilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK m. 353/1,b,2 uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1669 E., 2017/1038 K. sayılı dava dosyasında verdiği 22.12.2017 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE. Buna göre: "1-Davanın kabulü ile: Davalı borçlunun Kayseri 6. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11106 sayılı takip dosyasında 9.500,00 TL asıl alacak, 1.567,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.067,50 TL’ye ilişkin itirazının iptaline. Asıl alacak 9.500,00 TL’ye icra takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, takibin bu koşullarla devamına. İİK. m. 67 uyarınca kabul edilen 11.067,50 TL üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminat tutarı olan 2.213,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine. 2-Alınması gereken 756,02 TL harçtan peşin alınan 189,01 TL harcın düşümü ile kalan 567,01 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına. 3-Davacı taraftan alınan 189,01 TL peşin harç, 204,60 TL posta-davetiye gideri, 1.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.793,61 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına; gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak ilgili tarafa iadesine. 4-A.A.Ü.T. uyarınca 11.067,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine." II-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine. III-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 04.12.2025 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 05.12.2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imza e-imza e-imza e-imza