Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2020/1489 E. 2024/910 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1489
Karar No
2024/910
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2020/1489 KARAR NO : 2024/910

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/06/2020 NUMARASI : 2017/333 Esas 2020/286 Karar DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 02/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/333 Esas ve 2020/286 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalı tarafından “cari hesap alacağı bulunduğu” gerekçesi ile müvekkili hakkında İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2016/16524 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bu takibe ilişkin olarak davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, defter ve kayıtlar ile belirleneceği üzere müvekkilinin davalıdan alacaklı durumunda olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki söz konusu olmakla birlikte arada düzenlenen 01/06/2015 başlangıç tarihli ticari şartlar anlaşması kapsamında üstlenilen edimlerin tamamının gereği gibi yerine getirildiğini, davalının müvekkiline 49.386,87-TL borcunun bulunduğunu, bu davanın konusu icra takibi başlatılmadan önce müvekkili tarafından 06/12/2016 tarihinde 49.386,87-TL alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/18601 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını belirterek, müvekkilinin İzmir 24. İcra Müdürlüğü' nün 2016/16524 sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili yararına alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili tarafından davacı hakkında başlatılan icra takibinin cari hesap kayıtlarına dayalı olduğunu, davacı tarafından alacağının dayanağı olduğu ileri sürülen cari hesap kayıtlarında yer alan iade faturaları ve ürün iadeleri müvekkiline gönderilmediği için bu faturaların müvekkili tarafından kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline iade edilen ürün bulunmadığını, davacı alacağının olmadığını, müvekkilinin davacıdan olan alacağının cari hesaba dayandığını, davalı tarafın cari hesap kayıtlarına ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ; İcra dosyası, sözleşme, defter incelemesi. GEREKÇE ; Dava; İİK'nın 72. maddesi gereğince menfi tespit davasıdır. Dava dosyası İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09/02/2017 tarihli, 2016/1286 Esas ve 2017/75 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile birlikte mahkememize gönderilmiştir. Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün 2016/18601 sayılı dosyasında incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu hakkında 49.386,87-TL asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılmış icra takibi olduğu, davalı-borçlunun yasal süre içerisinde vekili aracılığıyla verdiği 13/12/2016 tarihli dilekçesi ile “adresinin Menderes'te olduğunu, yetkili icra müdürlüklerinin Menderes İcra Müdürlükleri olduğunu, alacaklıya herhangi bir borcun bulunmadığını, aksine ticari defter ve kayıtlarına göre alacaklının kendilerine borcu olduğunu” ileri sürerek, yetkiye ve borca itiraz ettiği görülmüştür. Bu itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmadığı belirlenmiştir. Davamızın konusu olan İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16524 sayılı dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu hakkında hakkında 10.988,90-TL asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılmış ilamsız icra takibi olduğu, takipte 04/07/2014-19/08/2015 dönemine ilişkin cari hesaba dayanıldığı, davalı-borçluya ödeme emrinin 13/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itirazsız kesinleştiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “varlığı tartışmasız olan cari hesap ilişkisi kapsamında davacının, davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16524 sayılı dosyası çerçevesinde dava tarihi itibariyle varsa davacı borcunun ne miktar olduğu” konusundadır. Davacı vekili; cari hesap alacağına dayanak tutulan iade faturalarının ticari anlaşma kapsamında hukuka uygun olarak düzenlendiğini, anlaşmada “müvekkili davacının her türlü iade hakkına sahip olduğunun, satıcının bundan dolayı herhangi bir hak isteyemeyeceğinin” düzenlendiğini, müvekkilinin mal iade faturalarının yanı sıra davalıya kestiği ciro, prim ve lojistik faturalarının da bulunduğunu, alacaklı olduğunun defter incelemesi ile anlaşılacağını belirtmiştir. Davalı vekili; davacı tarafça herhangi bir ürün iadesi yapılmadığını, buna ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi vb belge sunulmadığını savunmuştur. Mahkememizce davacı defterlerinin incelenmesi amacıyla İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne talimat yazılmıştır. Davacı defterlerini inceleyen mali müşavir bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 23/03/2018 tarihli raporunda özetle; davacı defterlerinin kapanış tasdikinin bulunduğunu, dosya kapsamına göre taraflar arasında dayanağı 01/06/2015 tarihli “ticari şartlar anlaşması” olan ticari ilişkinin bulunduğunu, ilişkinin 28/05/2014 tarihli sözleşmeye dayandığını, taraflar arasındaki hesabın 04/07/2014 tarihinde hareket görmeye başladığını, davacının resmi defter kayıtlarına göre 06/12/2016 tarihi itibariyle davalıdan 49.386,87-TL alacaklı olduğunun göründüğünü, davacının davalıdan mal alım işlemini gerçekleştirdiğini, alınan ürünlerin yiyecek maddesi, et, sucuk, sosis vs gibi kolay bozulabilir ürünler olduğunu, davalının sözleşmeye uygun olarak ürün teslimatı yaptığını, cari hesap usulü çalışıldığını, mal teslim faturalarının açık fatura olarak düzenlendiğini, 49.386,87-TL’nin davacı tarafından davalıya kesilen iade faturaları, ciro primi, lojistik bedeli, bilgi paylaşım iskontosu, reklam primi, mağaza ve personel masraf primi, MP listeleme bedeli faturalarından oluştuğunu, uyuşmazlık konusunun 192 adet fatura olduğunu, bunun % 99’unun mal iade faturası olduğunu, davacı tarafça işlem bazında ödemelerin yapıldığını, 06/06/2016 tarihi itibariyle davalı hesabının 49.386,87-TL borç bakiyesi verdiğini, davacının 2016/16524 sayılı icra takibine dayalı olarak asıl alacak ve diğer olmak üzere 06/02/2017 tarihinde 13.013,22-TL ödeme yaptığını, davacının ödeme yaptığı tarihte davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını, bu miktar ile birlikte davacının toplam 62.400,09-TL tutarında alacaklı olduğunu bildirmiştir. Taraflar arasında iki adet sözleşme imzalanmıştır. Bunlardan birincisi 24/06/2014 tarihli sözleşmedir. Bu sözleşmenin başlangıç tarihi 28/05/2014’dür. Sözleşmenin, "yenisi imzalanıncaya kadar geçerli olacağı" kabul edilmiştir. Bu sözleşmenin 8. maddesinde; “davacının her türlü iade hakkına sahip olduğu, satıcı davalının bundan dolayı herhangi bir hak talep edemeyeceği” düzenlenmiş ve devamında davacının ürün iadesini hangi prosedüre dayalı olarak yapacağı kararlaştırılmıştır. Yine aynı maddenin devamında; “iade faturası kesilmesinden ve yazılı olarak tedarikçiye bildirilmesinden sonra 10 gün içinde (bozulma risk olan ürünler için 24 saat) satıcının, davacıdan ürünleri iade alacağı, ...10 gün içinde iade alınmayan ürünlerin satıcının bu anlaşmada bildirilen adresine nakliye ücreti satıcıya ait olmak üzere kargo ile gönderileceği, satıcının kargodan ürünü teslim almaması durumunda ürünün davacı tarafından iade alınacağı ve tüm maliyeti davalıya ait olmak üzere imha edileceği, ...ürünlerin iade faturası kesildiği gün satıcı davalının bu anlaşmada yazılı adresine nakliye ücreti tedarikçi davalıya ait olmak üzere kargo ile gönderileceği” kararlaştırılmıştır. İkinci sözleşme ise 18/06/2015 tarihlidir. “Ticari Şartlar Anlaşması” başlıklı bu sözleşmenin başlangıç tarihi ise 01/06/2015’dir. Bu anlaşmanın 6. maddesinde diğer sözleşmenin 8. maddesi ile benzer şekilde “davacının her türlü iade hakkına sahip olduğu, satıcı davalının bundan dolayı herhangi bir hak talep edemeyeceği” düzenlenmiş ve devamında davacının ürün iadesini hangi prosedüre dayalı olarak yapacağı kararlaştırılmıştır. Yine aynı maddenin devamında; “iade faturası kesilmesinden ve yazılı olarak tedarikçiye bildirilmesinden sonra 10 gün içinde (bozulma risk olan ürünler için 24 saat) satıcının, davacıdan ürünleri iade alacağı, ...10 gün içinde iade alınmayan ürünlerin satıcının bu anlaşmada bildirilen adresine nakliye ücreti satıcıya ait olmak üzere kargo ile gönderileceği, satıcının kargoan ürünü teslim almaması durumunda ürünün davacı tarafından iade alınacağı ve tüm maliyeti davalıya ait olmak üzere imha edileceği, ...ürünlerin iade faturası kesildiği gün satıcı davalının bu anlaşmada yazılı adresine nakliye ücreti tedarikçi davalıya ait olmak üzere kargo ile gönderileceği” kararlaştırılmıştır. 28. maddesinde ise; “Satıcı, bu sözleşmenin imza tarihi itibariyle ...’den (davacıdan) 11.075,69 TL alacaklı olduğunu ve ...’den bu reklam dışındaki diğer hak ve alacaklarını tüm fer’i ve faizleri ile birlikte tamamen tahsil ettiğini ve bu kapsamda hiçbir nam altında başkaca hak ve alacağının kalmadığını ve buna ilişkin ...’yi gayri kabili rücu ibra ettiğini, tüm dava ve yasal haklarından peşinen feragat ettiğini açıkça kabul, beyan ve taahhüt eder. Satıcı tarafından alacaklı olduğu belirtilen rakam ancak taraflarca daha sonra karşılıklı olarak mutabık kalınması şartı ile kesinleşecek ve bağlayıcı olacaktır.” denmiştir. 04/07/2014 tarihinden itibaren davacı ve davalı arasında cari hesap hareketi başlamıştır. Davalı defterlerini inceleyen bilirkişi ... 12/12/2018 tarihli raporunda özetle; davalı defterlerinin yasal tasdikinin bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan ve benzer hükümler içeren iki sözleşmenin de mal iadesine ve imhaya ilişkin hükümleri dikkate alındığında ve farkın özellikle iade bedellerinden kaynaklandığı göz önüne alındığında davacı tarafından düzenlenen iade faturalarının ne şekilde iade edildiği hususundaki ve kargo ile varsa imha hususundaki belgelerin sunulması gerektiğini, taraflar arasındaki ilk ticari ilişkinin 04/07/2014 tarihinde davalı tarafından düzenlenen 38718 sayılı fatura ile başladığını, son işlemin ise yine davalı tarafından düzenlenen 19/08/2015 tarihli 363963 numaralı faturadaki işlem olduğunu, 2014 yılında davalı satıcı tarafından davacı adına toplam 79.866,47 TL tutarında mal satış faturası düzenlendiğini, aynı yıl davacı tarafından davalı adına davalı kayıtlarında gözüken toplam 90.532,21 TL tutarında iade ve iskonto faturalarının düzenlendiğini, aynı yıl davacı tarafından davalı adına “ciro-lojistik-bilgi paylaşım-reklam-mağaza ve personel ve mp” adı altında düzenlenen faturalar toplamının 61.864,30 TL olduğunu, 2014 yılında davalı tarafından davacı adına KDV dahil toplam 168.528,00 TL tutarında fatura kesildiğini, bunun davalı defterlerine davacı hesabına borç kaydedildiğini, iade ve iskontolar ile prim vb tutarları düşüldüğünde davacının 31/12/2014 itibariyle davalıya 16.131,49 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun 2015 yılına devredildiğini, 2015 yılında davacı tarafından davalıya toplam 31.216,86 TL tutarında mal satış faturası düzenlendiğini, aynı yıl davacının kestiği iskonto ve iade faturaları toplamının 35.940,53 TL olduğunu, aynı yıl yine davacının davalı adına kestiği “ciro-lojistik-bilgi paylaşım-reklam-mağaza ve personel ve mp” adı altındaki faturalar toplamının 418,92 TL olduğunu, aradaki farkın 10.988,90 TL olduğunu, bu borcun 31/12/2015 tarihi itibariyle davacı borcu olarak devredildiğini, 2016 yılında davalının düzenlediği herhangi bir faturanın bulunmadığını, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan ve davacı tarafından düzenlenen prim vb faturaların; 31/12/2014 tarihli 025400 numaralı “MP 21” açıklamalı 25.007,07 TL bedelli, 20/01/2015 tarihli 033608 numaralı “MP 8-16-23 bedeli” açıklamalı 24.029,32 TL bedelli, 28/0272015 tarihli 84139 numaralı “reklam primi” açıklamalı 16,59 TL bedelli, 28/0272015 tarihli 84140 numaralı “platform kullanım bedeli” açıklamalı 94,71 TL bedelli, 31/03/2015 tarihli 120424 numaralı “lojistik iskontosu” açıklamalı 27,90 TL bedelli ve 30/0472015 tarihli 215512 numaralı “lojistik iskontosu” açıklamalı 27,90 TL bedelli faturalar olduğunu, toplam bedellerinin 49.203,49 TL olduğunu, bunların davalı defterlerinde kaydının bulunmadığını, davalının davacıdan 10.988,90 TL alacaklı olduğunu, ticari şartlar anlaşmasının 28. maddesindeki tutarın defter kayıtlarını yaklaşık olarak doğruladığını bildirmiştir. İkinci sözleşme olan 18/06/2015 tarihli sözleşmenin imza tarihinde 28. maddaye göre davalı alacağının 11.075,05 TL olduğu kabul edilmiş olup, davanın dayanağı olan icra takibi de 07/12/2016 tarihinde başlatılmıştır. Davalı defterlerini inceleyen mali müşavir bilirkişinin de belirttiği şekilde davacının kestiği ancak davalı defterlerinde kaydı olmayan iade vs'ye ilişkin 6 adet fatura toplamı 49.203,49 TL’dir. Her ne kadar taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde benzer şekilde davacı alıcının her türlü iade hakkına sahip olduğu düzenlenmiş ise de; bu sözleşmelerde iadenin ne şekilde yapılacağı da açık bir şekilde kararlaştırılmıştır. Buna göre iade faturasının kesilmesinden ve yazılı olarak tedarikçiye bildirilmesinden 10 gün sonra (bozulacak ürünlerde 24 saat) davalı satıcı, davacı alıcıdan ürünleri iade alacaktır. İade alınmayan ürünler ise alıcı davacı tarafından masrafları davalı satıcıya ait olmak üzere davalı satıcıya kargo ile gönderilecektir. Satıcı davalının ürünü kargodan teslim almaması halinde ise yine masraflara davalı satıcı katlanacak şekilde ürünler davacı tarafça imha edilecektir. İade konusu, sözleşmelerde bu şekilde belirlenmekle birlikte iadeyi ispat yükü davacıya aittir. Yani davacı, iade ettiği ürünleri ve bunlar haricinde davalı adına faturalandırdığı diğer prim vb faturalarda gösterilen hususların teslimini ispat etmekle yükümlüdür. Dosyaya davacı tarafça iade edilen ürünlerin ve diğerlerinin teslimine, davalı tarafa kargo ile gönderilmesine ve davacı tarafça imhasına ilişkin bir belge sunulmamıştır. Taraflar, ticari anlaşmanın 28. maddesinde satıcı davalının bu sözleşmenin imza tarihi itibariyle davacıdan 11.075,69 TL alacaklı olduğunu kararlaştırmış olup, bu miktar, davalı defterlerinde belirlenen miktar ile de uyumludur. Davacı ispat yükünü yerine getiremediğinden, yemin deliline dayanmadıklarını bildirdiği...'' gerekçesi ile; Davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin borçlu olmadığını bilakis alacaklı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 28.05.2015 ve 01.06.2015 geçerlilik başlangıç tarihli ticari sözleşme şartlarının kendileri tarafından yerine getirildiğini, cari hesap ekstresi ile sabit olduğu üzere taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davalının müvekkili şirkete 49.386,87-TL borcu bulunduğunu, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ve 18.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporu ile müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunun tespişt edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki cari hesabı sadece iade faturalarının oluşturmadığını, davalı adına düzenlenen ve taraflar arasındaki sözleşmeye dayanan "ciro prim, lojistik bedeli, bilgi paylaşım iskontosu, reklam primi, mağaza ve personel masraf primi, mp, listeleme bedeli" adı altında düzenlenen faturaların da cari hesapta yer almakta olduğunu ve tüm faturaların müvekkili tarafından usulüne uygun olarak tutulan ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, müvekkili şirketin iddialarını ispatladığını, davanın kabulüne ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 31.12.2014 - 30.04.2015 tarihleri arasındaki 6 adet faturadan dolayı toplam 49.203.49.TL alacak yönünden taraflar arasındaki sözleşme gereğince alacaklı olduğu iddiasını davacının kesin delillerle ispatlayamamasına ve bu fatura tarihlerinden sonra taraflarca imzalanan 18.06.2015 tarihli ikinci sözleşmenin 28. maddesi gereğince sözleşmenin imza tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 11.075.69.TL alacaklı olduğunun taraflarca kabul edilmesine ve takip tarihi itibariyle bakiye alacağın davacı borçlu tarafından ödendiğinin kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2020 tarih ve 2017/333 Esas 2020/286 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1489, K. 2024/910, T. 02.05.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2020-1489-e-2024-910-k-1c63b60cb6f0