Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/106 E. 2024/654 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/106
- Karar No
- 2024/654
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2024/1989 KARAR NO: 2024/2174 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/06/2024 ESAS NO: 2024/194 KARAR NO: 2024/654 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hİzmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/11/2024 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 04/11/2024 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2024 tarih ve 2024/194 Esas - 2024/654 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı yana ait... ihale kayıt numaralı 42 adet trafo merkezinin işletilmesi işinin yükleniciliğini yaptığını, işe ilişkin davalı yan adına 14/06/2022 tarihli 224.279,75 TL tutarlı fatura tanzim edildiğini ancak davalı yanın 173.768,34 TL ve 6.208,67 TL olmak üzere toplamda 179.977,01 TL'lik tutarı Teiaş 22. Bölge Müdürlüğü'nün talebi üzerine alacaklarından mahsup edilmek üzere 22. Bölge Müdürlüğü'ne devredildiğini ve bu husus gerekçe gösterilerek faturaya konu alacaklarının ödenmediğini, ödenmeyen alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, ancak haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını ileri sürerek; davanın kabulü ile, davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zaman aşımı, derdestlik, yetki, görev, husumet yönünden itirazlarının bulunduğunu, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının teşekküllerinde olan ..., ... ve ... ihale kayıt nolu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında ortaya çıkan damga vergisi, karar pulu borçlarının teşekküllerinden tahsil edilmiş olması nedeniyle ödenen meblağın davacının dava konusu ettiği 179.977,01 TL asıl alacaktan mahsup edildiğini, mahsup takas işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine, asıl alacak üzerinden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; ".... Davalı idare tarafından ödemiş olduğu damga vergisi ve bir kısım cezalara ilişkin olarak idare mahkemesine dava açtığı, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından damga vergisinin iptal edilmediği, toplam 167.601,94 TL 'nin vergi dairesine ödendiği, idare tarafından ödenen meblağnın 23/05/2022 tarihi itibariyle işlemiş faizinin 5.062,50 TL , yargılama giderinin ise 1.103,90 TL olduğu, vergi cezasının idare mahkemesince iptal edildiği iptal edilen 52.341,26 TL vergi cezasının davacı lehine alacak kaydı oluşturulduğu, daha sonra Kastamonu icra dairesinin ... E sayılı dosyasının haciz ihbarnamesi nedeniyle ödendiği,... ihale kayıt numaralı hizmet alım sözleşmesi kapsamında taahakkuk eden 11.926,66 TL damga vergisinin davalı tarafından vergi dairesine ödendiği, akabinde açılan vergi mahkemesindeki davalar sonucunda yapılan mahsuplardan sonra 6.208,67 TL yüklenicinin alacağı kaldığı, idare tarafından 173.763,84 TL ve 6.208,67 TL harcın yükleniciden tahsil edilmesine ilişkin olarak talepte bulunduğu, akabinde yüklenicinin ödeme yapmaması nedeniyle 22. Bölge müdürlüğünce alacaklarına bloke konularak alacağın 22. Bölge müdürlüğüne aktarıldığı görülmüştür. Tarafların dava dosyasındaki beyanları dikkate alındığında faturadaki bedelin tarafların kabulünde olduğu uyuşmazlık noktasının ise davalının başka bir sözleşme kapsamında doğmuş olan alacağının yeni yapılan sözleşme kapsamında mahsup edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davalının dava konusu takas mahsup işlemini yasaklayan mevzuat bulunmadığından işlemde hukuka aykırı bir yan görülmediğinden..." gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Takas - mahsup işlemi şartlarının oluşmadığını, davalı tarafın, dava dilekçesi ile iddia edilen alacak miktarını kabul etmiş ancak bu bedelin Kastamonu İhalesindeki müvekkiline ait borç (ispatı bulunmayan ve muaccel olmayan) ile takas edildiğinin ifade edildiğini, takas defi'nin şartlarının açık olduğunu, henüz doğmamış veya takas anında sona ermiş alacakların takas edilemeyeceğini, takas edilecek alacakların aynı nitelikte, aynı türden olması gerektiğini, davalı tarafın, Kastamonu İhalesi ile ilgili iddia ettiği alacak iddiasının vadesi gelmediği gibi iddia edilen bu alacağın bir mahkeme kararı ile sabit hale gelmediğini, bu konuda yine davalı taraf ile yaşanan aynı tür bir uyuşmazlıkta Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/106E. Sayılı Gerekçeli Kararıyla davalarını haklı bulduğunu, davalının kesinti yaptığı Damga Vergisini ödeme yükümlüsünün müvekkili şirket olmadığı Vergi Mahkemesi Kararları ile sabit hale geldiğini, her sözleşmenin münferit olup kendi içerisinde bir bütün olduğunu, başka bir sözleşme hükmünün bu sözleşmeye tahmil edilemeyeceğini, apaçık tabirle, kamu gücünün orantısız kullanımının örneğini teşkil eden bu uygulamanın yasal mevzuatta ve taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde karşılığı bulunmadığını, davalının kendisine göre haklı gördüğü bir alacak bedelinin, konu ile ilgisi olmayan ihalelerden kesinti yaparak tahsil cihetine gitmeye hakkı bulunmadığı gibi, bu hususun ihale mevzuatına da aykırı olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde maddeler halinde izah ettiği üzere, hem davalının yaptığı kesintinin (damga vergisi kesintisi) hukuka uygun olmaması hemde bu kesintiyi ilgili ihaleden değil de bambaşka bir ihaleye ait teminat bedelinden kesinti yapmasının da hukuka uygun olmaması sebebiyle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/194E., 2024/654K. sayılı kararının kaldırılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Teşekküllerince dava konusu takas/mahsup işleminin mevzuat ve yargı kararlarına uygun olarak gerçekleştirildiğini belirterek; istinafa cevap dilekçesinde arz ve izah edilen sebeplerle hiç bir hukuki dayanağı olmayan davacının haksız istinaf talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, taraflarca imzalanan 27.10.2021 tarihli trafo merkez işletilmesi işine dair hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili alacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “takas” ve “mahsup” kavramlarının açıklanmasında fayda vardır. Hemen belirtmek gerekir ki; takas ve mahsup farklı iki hukukî kurumdur. Sık sık birlikte ve aynı anlamda kullanılmaları yaygın ise de bu durum sadece benzer olmalarından kaynaklanmaktadır. İki kurumu ayrı ayrı ele almak gerekir. Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 139. maddesinde “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” düzenlenmiştir. Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” ( Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1052) denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir. Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., 2021/1463 K. sayılı kararı). Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı). Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde, mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(23)6-873 Esas 2022/605 Karar) Tüm bu açıklamalar ışığında davacının 6 ay süreli hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı alacaklarından davalı yanın davacıdan olan alacağının takas edildiği görülmüşse de davacı ve davalının birbirlerinden karşılıklı olarak alacaklarının olup olmadığı, alacaklılar ise miktarı hususunda taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bir mali müşavir, bir vergi uzmanı beraberinde inceleme yapılarak takas mahsup şartları oluşup oluşmadığının denetime ve hüküm kurmaya elverişli surette ortaya konularak hüküm tesisi gerekirken davanın reddi yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 13/06/2024 tarih ve 2024/194 Esas - 2024/654 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 01/11/2024