Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/93 E. 2020/9051 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/93
- Karar No
- 2020/9051
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1116 KARAR NO : 2025/186 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.04.2022 NUMARASI : 2021/188 Esas 2022/330 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 06.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.02.2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.04.2022 tarih ve 2021/188 Esas 2022/330 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 31.07.2018 tarihinde, davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeritte seyreden ...plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı yarı römork ile karşılıklı çarpıştığını, kaza nedeniyle araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin oğlu ...'ın vefat ettiğini, Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/93 E. sayılı dosyasında dava dışı sürücü ... hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, müvekkilinin davalı şirkete başvurduğunu, verilen cevabın taleplerini karşılamadığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıya başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili sigorta şirketinin merkezinin İstanbul'da olduğunu, İzmir'de bölge müdürlüğü bulunmadığını, kazanın gerçekleştiği Konya- Alaşehir mahkemelerinin yetkili olduğunu, seçimlik yetkinin kendilerine geçmiş olması nedeniyle dosyanın müvekkili şirketin adresi itibariyle yetkili olduğu İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesini talep ettiklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yaptığını, ölen kişiye ait kaza tarihi itibariyle ölüm belgesi, son gelir durum belgesi, SGK hizmet dökümü eklenmeden başvuru yapıldığını, KTK 97. md uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya 64.122,08 TL, davacının eski eşi ...'a 35.188,86 TL olmak üzere toplam, 99.310,94 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, müvekkili şirketin ibra edildiğini, hiçbir sorumluluğunun kalmadığını, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıkları hususunun tespit edilmesi gerektiğini, müteveffanın davacılara yönelik maddi bir desteğinin bulunmadığını, ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, KTK'nın 31/1-a maddesi gereğince müteveffa çocuğun araç içerisinde zorunlu çocuk bağlama sisteminde oturtulmadığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek şekilde faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Akşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/93 E. sayılı dosyasında sanık ... hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan yapılan yargılaması sonucunda, ölen kişilerin sanığın torunu ve eşi olması nedeniyle TCK'nın 22/6 maddesi delaletiyle CMK'nın 223/4-b maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araçla seyir halinde iken dikkatli ve tedbirli davranmadığı, yol ve trafik durumuna göre hızını ayarlamadan seyrini sürdürdüğü, direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yol bölümüne geçerek trafik kazasının meydana gelmesine neden olduğu KTK'nın 52/1-b ve 47/1-c maddelerini ihlal ettiği, kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı baba ... ve davacı anne ...'a yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye 260.689,06 TL limitinin kaldığı, davacı annenin TRH-2010 yaşam tablosu ile %10 arttırım ve %10 iskonto oranı hesaplanarak 205.588,04 TL destekten yoksun kalma bakiye tazminatı'nın bulunduğu, bu miktarın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 205.588,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 07.12.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, ilk derece mahkemesi kararınının gerekçesiz olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporlarına değinmekle yetindiğini, müvekkili sigorta şirketince, davaya konu kaza sebebiyle davacıya davadan önce 64.122,08 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin açıkça yetersiz olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, sigortalı araç sürücüsünün KTK'nın ilgili hükümlerine uygun şekilde, tüm trafik işaret ve kuralları ile kazanın meydana geldiği mahalin hız şartlarına uyarak seyrine devam etmesine karşın aracında meydana gelen mekanik sorunlar nedeniyle kazaya mani olamadığını, müteveffanın vefat tarihinde 3 yaşında olduğunu, fiili olarak çalışmadığından davacıya yönelik maddi bir desteğinin bulunmadığını, dava dışı babanın da ayrıca dava açarak bakiye tazminat talebinde bulunma olasılığı olduğunu, kalan poliçe limitinin hak sahipleri arasında garameten paylaştırılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrün belirlendiği durumlarda devre başı ödemeli belirli süreli rant ve aktüeryal yöntemin kullanılması gerektiğini, bilirkişi raporunda annenin yetiştirme giderinin AGİ'siz ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, babanın dosyada bulunan maaş bordrolarına göre babanın evli eşi çalışan 1 çocuk AGİ dahil ücret aldığını, dolayısıyla annenin çalışmakta olduğunu, müteveffanın zorunlu çocuk bağlama sisteminde oturtulmaması nedeniyle somut olayda müterafik kusur bulunduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin güncel aktüer hesabının yapıldığı tarih olarak belirlenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca belirli sınıf araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun anılan Yönetmelik ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Desteğin olay tarihinde 3 yaşında olduğu dikkate alındığında, araç içerisinde yolculuk yaptığı esnada mevzuatta belirlendiği üzere koruyucu tertibatla taşınması gerektiği açık olup, bu hususta gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü velayet hakkı kapsamında aynı araçta yolcu anne ve dava dışı babaya aittir. Müteveffanın olay tarihindeki yaşı nazara alındığında, çocuğun taşındığı araçta yukarıda belirtilen Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150. maddesi gereğince taşınan çocuk için gerekli koruyucu tertibatın bulunup bulunmadığı, bulunmadığının anlaşılması durumunda ise ölüm ile bu eksiklik arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacı tarafın bu kapsamda müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi de doğru görülmemiş olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/1. maddesinde "zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup bu hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır. Davaya konu kazada zarar görenlerin talep edebileceği tazminatlardan, davalı sigorta şirketi teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olup, davalının sorumluluk limitinin tüketilip tüketilmediğinin tespiti için davacı olsun olmasın tüm hak sahipleri arasında garameten paylaştırma yapılması gerekir. (Yargıtay 17. HD 24/12/2020 tarih 2019/4525 E. - 2020/9051 K., 11.11.2020 tarih 2019/6656 E. - 2020/6920 K., Yargıtay 4. HD 11.10.2021 tarih 2021/5604 E. - 2021/6493 K.) Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında, desteğin babasına da pay ayrılmak suretiyle tüm hak sahiplerinin paylarının belirlenmesinden ve dava öncesi davacı anneye ödenen tutar güncelleştirilerek mahsubu sonrasında tazminatın hesaplanması ve kalan teminat limitinin davacı anne ve dava dışı baba yönünden garameten paylaştırılması konusunda ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.04.2022 tarih 2021/188 E. - 2022/330 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.