Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/543 E. 2020/452 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/543
Karar No
2020/452
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/228 KARAR NO: 2024/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2020 NUMARASI: 2019/543 E. - 2020/452 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Alacağın Devri Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasfiye halinde ... A.Ş 'de bulunan katılım ve cari hesaplarında 9.674,15 Euro alacağı bulunduğunu, cari hesapta bulunan alacağın 29.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile davalıya devir ve temlik ettiğini, sözleşmenin özel hükümler başlıklı 4. maddesinde belirtilen ödeme planı dahilinde taksitler halinde ödenmesinin kabul ve taahhüt edildiğini, davalının beş taksiti ödemesine rağmen 28.11.2011 tarihinden itibaren kalan ödemeleri yapmaması üzerine, bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin devamına alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemece açıldığını ve bu tür davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle Bursa mahkemelerinin yetkili olduğunu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin başlığından alacağın temliki sözleşmesi olduğunun belirtilmesine karşın, sözleşmenin aslında borcun nakli sözleşmesi olduğunu, sözleşme ile borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin söz konusu olduğunu, devreden borçlu olan ... A.Ş'nin borçlu sıfatının ortadan kalktığını ve borcun müvekkiline geçtiğini, borcun nakli sözleşmesinde borcu devir alan kişinin asıl borçlunun ileri sürebileceği itiraz ve defileri ileri sürme hakkına sahip olduğunu, borcu nakledilen şirketin tasfiye sürecinin tamamlanmaması nedeniyle davanın zamansız açıldığını, tasfiye süreci devam edilirken takip başlatılamayacağını savunarak, davanın reddini istemişitr.Davanın açıldığı İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.08.2018 tarih ve 2018/714 E.,2018/809 K. sayılı kararı ile davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.03.2019 tarih ve 2019/57-43 E.K. sayılı kararı ile ticaret mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Her iki kararın kesinleşmesi üzerine olumsuz görev uyuşmazlığı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarih ve 2019/1016-2017 E.K.sayılı kararı ile çözülmüş ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir. Dosyanın gönderildiği mahkemece davanın esasına ilişkin deliller toplanarak karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"... Tüm Dosya Kapsamı Bir Bütün Olarak Değerlendirildiğinde; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Dava dışı tasfiye halindeki ... kurumundan 63.369 nolu katılım cari hesaptan kaynaklı alacağı bulunan davacının 29/12/2010 tarihli 'alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi' ile davalıya temlik edildiği bu sözleşmenin 4. Maddesine göre alacakların ödeneceği dönemlerin belirlendiği bu sözleşmeye göre 28/07/2011 ile 28/03/2017 tarih aralığında her ayın 28 olmak üzere toplam 59 taksit halinde ödemesinin kararlaştırıldığı ana para alacağının 8.274,15 euro olduğu davalının, yukarıda tarih ve numarası belirtilen sulh ibra sözleşmesi ile kararlaştırılan davacı alacağını ödemediği ödediğini ispata elverişli herhangi bir delil de sunmadığı nitekim mahkememizce alınan bilirkişi raporunun da davacı iddiasını destekler nitelikte olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşme aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı;Ayrıca davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı ile davalı arasında 29/12/2010 tarihli sözleşmeye göre taraflar arasında hak ve borçların açıkça yazıldığı vadelerin açıkça belirlendiği buna rağmen davalı tarafından likit alacağın vadesinde ödenmediği bu sebeple icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına, 8.274,15 Euro asıl alacağın takip tarihindeki karşılığı üzerinden %20 oranında 32.251,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar vermiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın görevsiz mahkemede açıldığını Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun benzer bir davada verdiği 2017/2630 E. ,2019/328 K. sayılı ve 21.03.2019 tarihli kararı ile görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğuna karar verdiğini,Esasa ilişkin olarak da tarafları arasındaki ilişkinin borcun nakli ilişkisi olup, mevzuat gereği borcu devreden ... Kurumu'nun tasfiye halinde olması nedeniyle müvekkilinin aleyhine takip yapılamayacağını, bu hususun yargılama sırasında ayrıntılı olarak açıklandığını, deliller arasında bulunan banka banka hesap dökümleri getirtilmeden dosyanın bilirkişiye tevdii edilerek gelen rapor üzerine karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, mahkeme kararının çelişkili olduğunu, davanın kısmen kabul edilmesine rağmen alacağın likit olduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının daha önce yapılan ve makbuzları sunulan ödemeleri de sunulmamış gibi takip başlatmasının kötü niyeti gösterdiğini ve bu nedenle kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, Tüm aşamalarda belirtildiği üzere sözleşmede, borçlunun değişmesi nedeniyle bu sözleşmenin alacağın temliki sözleşmesi olmayıp borcun nakli sözleşmesi olduğunu, zira sözleşmede borçlu olan ... yerine devir alan müvekkilinin geçtiğini, borcun nakli sözleşmesinde borçlu yerine geçen kişinin, borçlunun ileri sürebileceği def'ileri ileri sürme hakkı bulunduğunu, bu kapsamda tasfiye süreci devam eden bankanın alacağı nedeniyle takip başlatılamayacağını, müvekkilinin ... A.Ş. nezdinde henüz vadesi gelmemiş, ödenmesi de hukuken zorunlu olmayan kar ve zarar katılım bakiyesini üstlenildiğini, tasfiye halindeki kurum aleyhine bu tür bir alacakla takip başlatılamayacağını, buna ilişkin bir çok mahkeme kararı bulunduğunu, davalının tamamen destekten yoksun şekilde takip başlatması nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan alacağın temliki sözlemesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Kararı veren ilk derece mahkemesinin görevsiz olduğu belirtilerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazın iptali davası açılmıştır. Anılan mahkemece 07.08.2018 tarih ve 2018/714 E.,2018/809 K. sayılı kararı ile davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İstanbul 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.03.2019 tarih ve 2019/57-43 E.K.sayılı kararı ile ticaret mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiştir. Her iki kararın kesinleşmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarih ve 2019/1016-2017 E.K.sayılı kararı ile olumsuz görev uyuşmazlığı çözülerek İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir. HMK'nın 23/son maddesine göre bölge adliye mahkemesi dairesince yargı yeri belirlenmesine ilişkin verilen karar kesin nitelikte olup, yeniden görev hususun değerlendirilmesi mümkün olmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında 29.12.2010 tarihli alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, takip tarihi itibariyle davacının takibe konu ettiği alacağının, sözleşme kapsamında muaccel olup olmadığı, davalının temlik edenin itiraz ve savunma sebeplerini ileri sürüp süremeyeceği iye icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasının isabetli olup olmadığına ilişkindir. Taraflar arasında 29.12.2010 tarihinde, alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede taraflardan davalı şirketin temlik alan muhatabın davacı olduğu ,sözleşmenin konusunun, muhatap ile hesabı temlik alan arasındaki temlik şartlarının belirlenmesi ilişkin olduğu, 4. maddesinde özel hükümlerin düzenlendiği, 4.1 maddede muhatabın Tasfiye Halindeki ... Kurumu AŞ'den kar ve zarar katılım akdi, cari hesaplar ve hesapların eklerinde bulunan 9.674,15,00 Euro'nun bütün hakları ile birlikte temlik alana temlik ettiğinin belirtildiği, 4.3 maddede, temlik alanın muhatabın kendisine temlik ettiği tutarı hangi tarihlerde ödeyeceği hususunun belirtildiği görülmüştür. Buna göre 28.07.2011 tarihinde 140 Euro olmak üzere her ayın aynı gününde aynı miktarın toplam 69 taksit halinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 4.5 maddesinde borcun 4.3.maddede belirtilen vadelerde ödeneceği, her bir ödemenin bir birinden bağımsız olduğu, maddenin makbuz hükmünde olduğu, ödemenin birinin zamanında yapılmamasının diğer ödemeleri muaccel hale getirmeyeceği, ancak ardışık altı taksitin ödenmemesi halinde takip eden altı ödemenin muacceliyet kazanacağı belirlenmiştir. Davalının bu kapsamda ilk beş taksit ödemesini yaptığı ve 28.11.2011 tarihinde yapılması gereken 6 nlu ödemeden itibaren ödeme yapmadığı anlaşılmaktadır. Davalının, sözleşmeyi borcun nakli olarak değerlendirerek, ödemesine başladığı ödemeleri tatil ettiği ve ... Kurumunun tasfiye sürecinde olması nedeniyle, kar zarar katılma hesabı yönünden, alacağın talep edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme yapmadığı, bu nedenle sözleşme kapsamında tüm alacağın muaccel olduğu kabul edilmelidir. Davacının 30.03.2017 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 28.05.2012 tarihinden itibaren alacağı ile işlemiş faizi olmak üzere toplam 10.051,48 Euro alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe karşı yasal sürede itiraz ettiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 18.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait banka hesap hareketleri ve yapılan ödemeler ile dosya kapsamındaki delillere göre davalının sözleşyme gereğince 5 taksit ödediği, son taksit ödemesinin 28.11.2011 tarihinde yapıldığı, kalan taksitlerin ise ödenmediği belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda bakiye ana para ödemesinin 8.274,15 Euro olduğu, vade tarihlerine göre 1.777,33 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam alacağın 10.051,48 Euro olduğu belirlenmiştir. Takip talebinde de aynı miktarda ana para ve faiz alacağı talep edilmiş, takibe yönelik itiraz üzerine tüm takip yönünden itirazın iptali davası açılmıştır. Takip talebinde, Euro cinsi alacağın tahsil tarihindeki Türk Lirası karşılığının tahsili istenmiştir. Davalı vekilinin rapora yönelik açık bir itirazının bulunmadığı, istinaf başvurusunda da bilirkişi raporundaki hesaba itiraz edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalının ödemeleri dikkate alınmış ve bakiye borçlar yönünden asıl alacak ve faiz hesaplaması yapılmıştır. Davalının yaptığı ödemenin, dava dilekçesinde açıklanan ve raporda dikkate alınan miktardan fazla olduğu savunulmadığından, banka ekstrelerinin yeniden celbinin bir yararı bulunmayacaktır. BDDK'nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyet izni kaldırılan ..., Fon kurulunca tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı TTK gereği yapılmasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ise TTK'nın anonim şirketlerin tasfiyesi hükümlerine göre devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür. Oysa davacı tarafından ... Kurumu'ndaki katılma alacağı değil, ...'taki katılma alacağının davalıya devrine ilişkin temlik sözleşmesindeki devir bedeli talep edilmektedir. Davada ... Kurumu'na yönelik bir talep ve dava da mevcut olmayıp, taraflar arasında alacağın temliki sözleşmesinde öngörülen, davalının temlik aldığı alacağın bedeli dava konusu edilmiştir. Sözleşmede temlik bedelinin davalı tarafından ödenmesine ilişkin ödeme planı düzenlenmiş, davalı belirlenen vadelerde taksitler halinde ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Dava dışı banka kayıtlarından bir kısım ödemelerin yapıldığı da uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşmede, temlik bedeli taksit vadelerinin kesin olarak belirlenmesi nedeniyle vade tarihlerinde borçlu temerrütünün oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede ödemelerin dava dışı ...'ın tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, davacının davalıdan bakiye temlik bedelini talep edebileceği kabul edilmelidir. Davalının takip konusu temlik bedelinin ödendiği yönünde bir savunması bulunmadığı gibi bu konuda herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Diğer taraftan, sözleşme kapsamında ödenmesi gereken bedel taraflarca bilinmekte olup İİK'nın 67. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarının takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davanın kabul edilmesi karışsında, takibin haksız ve kötü niyetli olmadığı açık olduğundan, davalı yararına kötü niyet tazminatı hükmedilmesi mümkün değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.652,34 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.02.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/543, K. 2020/452, T. 15.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-543-e-2020-452-k-068a00408c79